Reyhanlı saldırısının baş şüphelisi Mihraç Ural konuştu

Türkiye'deki Reyhanlı ve Suriye'deki Banyas katliamlarının arkasındaki isim olduğu iddia edilen Sırtlan kod adlı Mihraç Ural sessizliğini bozdu.

Reyhanlı saldırısının baş şüphelisi Mihraç Ural konuştu
Türkiye'deki Reyhanlı ve Suriye'deki Banyas katliamlarının arkasındaki isim olduğu iddia edilen Mihraç Ural BBC Türkçe'nin sorularını yanıtladı.

Katliamlarla ilgili iddiaları reddeden Ural, günümüzde THKP/C Acilciler isimli silahlı bir örgütün de bulunmadığını söyledi.

Ural, Reyhanlı saldırısının Türkiye'yi kendi ifadesiyle Orta Doğu bataklığına çekmek için düzenlendiğini öne sürdü.

Ural, 'Reyhanlı'daki saldırıda kendisinin liderliğindeki Mukaveme Suriye (Suriye Direnişi)' adlı örgütün yer aldığı iddialarına, 'Yapılan bu eylemde insanlık yoktur. Bu, vahşet dolu karanlık akılların işidir. Bu eylemi şiddetle kınıyorum' yanıtını verdi.


Masum insanları katletmek gibi bir hedefinin olamayacağını savunan Ural, 30 yıldan fazladır Türkiye'ye gitmediğini de söyledi.

Ural, yapanlar kim olursa olsun bu eylemin İsrail ve yeni Osmancılık anlayışıyla uyuştuğunu, saldırılarda İsrail istihbarat servisinin parmağı olduğunu öne sürdü.

Ural'a göre Reyhanlı katliamı, 'Türkiye'yi Orta Doğu bataklığına çekmek için yapılmış bir eylem, amacı da Türkiye halkını savaşa sürüklemek ve Suriye halkına düşmanlaştırmak.'

' Bataklık' benzetmesini Başbakan Erdoğan da kullanmış ve saldırıyı' Türkiye'yi Suriye bataklığına çekmek isteyenlerin işi' olarak nitelemişti.

'Artık Acilciler diye bir örgüt yok'

Hükümet yetkililerin açıklamalarında doğrudan isim verilmese de, Ural'ın başında bulunduğu Mukaveme Suriye suçlanıyor. Başbakan Erdoğan, saldırının Esad rejimiyle bağlantısı olduğunu ve rejimin Türkiye'de uzantılarının bulunduğunu söyledi.

Ural'ın Suriye istihbaratıyla ve rejimle ilişkisi olduğu da yoğun şekilde dile getirilen iddialar arasında.

Mihraç Ural hakkındaki iddialar
Geçen Ağustos ayında çeşitli basın organları Ural'ın Hatay üzerinde provokatif faaliyetler içinde bulunduğunu iddia eden haberler yayımladı.

Banyas katliamından sonra İngiliz Times gazetesi başta olmak üzere bazı medya organları, Ural'ın Banyas katliamının sorumlularından biri olduğunu iddia etti.


Times konuyla ilgili haberinde, video kaydında Ural'ın şu sözleri sarf ettiğini aktarmıştı: 'Banyas teröristlerin denize tek erişim yoludur. Banyas'ı kuşatmak son derece acildir (…) Banyas'ı kuşatmak ve sonra temizliğe başlamak… Mukaveme Suriye olarak bizler devreye girip savaşı desteklemeliyiz.'

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Reyhanlı saldırısıyla ilgili bir açıklamasında 'Bunlar üzerinden yaptığımız çalışmalarda rejimle doğrudan irtibatlı eski bir Marksist terör örgütüne ait olduğu ortaya çıktı' dedi.

İçişleri Bakanı Muammer Güler de 'Saldırganlar Suriye'deki rejim ve istihbarat yanlısı örgüte bağlı' açıklamasını yaptı. Bu açıklamalarda Mihraç Ural liderliğindeki örgütlenmenin işaret edildiği düşünülüyor.

Eylemin ardından, soruşturma makamlarından elde edildiği belirtilen haberlerde, Ural'ın geçmişte liderlerinden olduğu söylenen THKPC/Acilciler örgütü Reyhanlı katliamının sorumlusu olarak gösterildi.

Ancak, Ural, örgütün 1980'lerde demokratik, yasal siyasete kaydığını, artık Acilciler diye silahlı bir örgütün bulunmadığını söyledi.

Ural,'Bu örgütle yattık, bu örgütle kalktık, doğrudur. Öldüğü zamanda da içinde olmaktan şeref duydum. Ama bugün böyle bir silahlı örgüt yoktur'dedi
.

Banyas katliamı iddiaları

Banyas'ta çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği katliamdan da Ural'ın başında olduğu örgüt sorumlu tutuluyor. Katliamdan kısa bir süre önce kaydedildiği anlaşılan bir videoda Ural'ın 'bölgenin temizlenmesi' çağrısını içeren sözleri katliam talimatı olarak yorumlanıyor.

Ural ise, 'temizlik' derken silahlı muhalifleri kastettiğini, olay sırasında da Banyas'ta değil Lazkiye kentinde olduğunu iddia etti.

Ural, videonun kesilerek yayınlandığını savundu ve şöyle devam etti:

'Buna rağmen orada diyorum ki, vatan hainlerini kuşatmak ve onları temizlemek gerekli. Benim hedefim teröristlerdir, eli silahlı olanlardır. 2 Mayıs'ta şehit olan bir insanın, bir arkadaşımızın taziyesine gittik. Lazkiye'nin bir mahallesindeydik.

Banyas olayları olduğunda ben ve Mukaveme Suriye olarak Lazkiye'deydik. Orada,'Banyas hainlerin denize açılan tek kapısıdır, burayı kuşatmak, hainlerden temizlemek ve kurtarmak gerekir'dedim.'Eğer ordu bize ihtiyaç duyarsa bir hafta içinde girebiliriz'dedim.

Ama bize bu konuda ne teklif geldi ne de gittik. Benim işim Lazkiye'nin kuzeyinde. Banyas'a ayak basmışlığım yok.'

Silahlı bir örgütün yöneticisi olmakla birlikte sivillere yönelik eylemler yapmadıklarını savunan Ural, 'Mukaveme Suriye sivillere asla dokunmaz. Bir halk örgütüdür. Elinde silahla cephede savaşanla vuruşur. Mukaveme Suriye'nin katliam yaptığı iddiası saçma bir iddiadır. Bunun ispatı yoktur' dedi.

Esad yönetimi de yaygın olarak sivilleri hedef aldığı suçlamalarına hedef olmuş durumda. Ural, her türlü katliamı, kanıtlanması durumunda sorumlusu Suriye yönetimi de olsa kınadıklarını söyledi.

'Mukaveme Suriye ile Esad yönetimi arasındaki bağın ne olduğu'na ilişkin sorusuna, 'organik bir bağ olmadığı' yanıtını veren Ural, örgütün 'Suriyeliler ve 12 Eylül'den sonra sürgünde olan Türkiyeli devrimcilerden oluşmuş bir halk savunma örgütü' olduğunu savundu.

Peki ordu, silahlı isyancılarla mücadele ederken, Mukaveme Suriye'ye neden ihtiyaç var? Ural'a göre, bunun yanıtı, dünyanın dört bir yanından Suriye'ye gelen silahlı muhaliflere karşı ülkelerini ve yaşamlarını savunmak için.

Suriye yönetiminden destek aldıkları iddiasını da reddediyor, kendilerine yardımın halk tarafından sağlandığını öne sürüyor Mukaveme Suriye lideri.

Ağır silahları olmadığını savunan Ural'a göre, ellerindeki uzun namlulu silahlar kendilerini silahlı muhaliflere karşı korunma amaçlı.

Aleviler içinde örgütlendikleri ve mezhepçilik yaptıkları iddialarına da karşı çıkan Ural, 'Örgütün içinde Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, her türlü etnik yapıdan ve dini inançtan insanlar savaşıyor' görüşünü savunuyor.

Ural, adil bir yargılama yapılacağından emin olsa yarın Türkiye'ye dönmeye hazır olduğunu, ama yargısız infaza hedef olduğunu da öne sürüyor.