Başbakan Erdoğan Rio+20’de Konuştu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bencillik, sürdürülebilir büyüme önündeki en büyük engeldir" dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı'na (Rio+20) katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zirvenin bugünkü oturumunda “Sürdürülebilir Kalkınmanın İnsanı Boyutu” başlıklı programında konuştu.
Konuşmasının başında katılımlarından dolayı herkese teşekkür eden Erdoğan, zirvenin hayırlı sonuçlara vesile olması için temennilerini sundu.
Kalkınma paradigmasının değişmeye mecbur olduğu çok kritik bir süreçten geçildiğini belirten Erdoğan, "Maalesef, bugüne kadar 'her ne pahasına olursa olsun kalkınma' gibi bir algı dünyamıza egemen oldu. Kalkınma, sadece ekonomik büyüme olarak, sadece rekabet gücünün artması olarak anlaşıldı ve deyim yerindeyse, kıran kırana bir büyüme mücadelesi yürütüldü. Sizler de takdir edersiniz ki, bir ülkenin büyümesi, sadece grafiklere, sadece tablolara, sadece rakamlara, oranlara yansıyorsa, ama sokağa, caddeye, tek tek evlere, köylere, şehirlere yansımıyorsa, bunu kalkınma olarak isimlendiremeyiz. Sadece bugünü düşünen, kendi geleceğini olduğu kadar, kendisinden sonra gelecek nesillerin geleceğini ıskalayan bir büyüme anlayışı kalkınma olamaz. Aynı şekilde, kendi ülkesinin, kendi halkının refah, huzur ve mutluluğunu öne çıkarmak, bölgesindeki, dünyadaki sorunlara kayıtsız kalmak da sürdürülebilir değildir, sürdürülebilir kalkınma hiç değildir. Bakın şu anda, dünyanın belli bir bölümü fosil yakıtları gerçekten son derece müsrif şekilde tüketiyor. Çok büyük hacimli motorlara sahip arabalarla, lüks tüketimle, bir yandan insanlığa ait olan bir kaynak tüketilirken, aynı zamanda insanlığın ortak mülkü olan dünya ciddi şekilde kirletiliyor. Bir kaynağın, sadece belli kesim tarafından sınırsızca kullanılması, dünyanın sadece belli kesimler tarafından ciddi şekilde kirletilmesi, yeryüzünde eşitsizliği, adaletsizliği, bunun arkasından hukuksuzluğu körüklüyor” diye konuştu.
"BENCİLLİK, SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELDİR"
Tarihin her döneminde bencilliğin olduğunu ve bencilliğin toplumu kemiren çok ciddi bir hastalık olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, “Bencilliğin, ekonomik sisteme, özellikle de küreselleşen dünyada küresel ekonomik sisteme sirayet etmesi, küresel ekonomi üzerinde bu kadar etkin olması, sürdürülebilir büyüme önündeki en büyük engeldir. Sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirmek için, bencil toplumları, bencil devletleri, en önemlisi de bencil ekonomik sistemi, bu paradigmayı sorgulamak, gelecek nesillere karşı üzerimizdeki emaneti muhafaza etmek zorundayız. Birileri zenginleşirken, birileri fakirleşiyorsa, bu büyüme sağlıklı değildir, sürdürülebilir değildir. Böyle bir büyüme yönteminin kalkınma olarak sunulması, bu büyüme modelinin hızla yaygınlaşması, sürdürülebilir kalkınmanın önündeki en büyük engel ve tehdittir. Birlikte büyüme, birlikte kalkınma, birlikte refaha erişme paradigmasının acil bir şekilde dünyamızın önüne bir alternatif olarak konulması, her zamankinden çok daha hayatidir ve önemlidir” dedi.
"TÜRKİYE, HALEN ETKİLERİ SÜREN KÜRESEL EKONOMİK KRİZDEN GÜÇLENEREK ÇIKMIŞTIR"
Türkiye’nin gerek ülke içinde gerekse bölgede kalkınma modelinin mahsurlarını çok dikkatli bir şekilde gözlemlediğini belirten Erdoğan, "Türkiye olarak, gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde, böyle bir kalkınma modelinin mahsurlarını çok dikkatli şekilde gözetiyor, birlikte büyüme, birlikte refaha erişme için her alanda önemli girişimlerde bulunuyoruz. Türkiye, halen etkileri süren ve tüm dünyayı sarsan küresel ekonomik krizden güçlenerek çıkmıştır. Milli gelirimiz son 9 yılda üç kat artmış, 230 milyar dolardan 772 milyar dolara ulaşmış, 2011 yılında yüzde 8.5 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi dünyada Çin'in ardından en çok büyüyen ikinci ülke olmuştur. Böyle yüksek oranlı bir büyümenin yanında, yoksullukla mücadelede önemli ilerlemeler kaydettik. Türkiye'de günde 1 doların altında gelirle yaşayan nüfus sıfırlanmış, günlük geliri 4.3 doların altında kalan nüfusun oranı 2002 yılında yüzde 30 iken, 2010 yılında yüzde 3.7'e gerilemiştir. Önümüzdeki yıllarda en önemli hedefimiz günlük geliri 4.3 doların altında kalan nüfusun oranını da sıfırlamaktır. Anne ölümleri, bebek ölümleri, işsizlik, eğitim, sağlık gibi temel refah alanlarında son dönemde çok önemli reformlar gerçekleştirilmiş, refah daha fazla tabana yayılmıştır. Bu olumlu çizgiyi kalıcı kılmak için önümüzdeki dönemde de gayretlerimizi şüphesiz kesintisiz olarak sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
"İMKAN VE KABİLİYETLERİMİZİ, BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ, GÜVENLİK, REFAH VE İSTİKRAR İÇİN SEFERBER ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ"
Türkiye’nin insani kalkınma alanında sağlanan başarısını bölgesel ve küresel ölçekte diğer ülkelerin dikkatlerine sunduklarını belirten Erdoğan, “Yaşadığımız olumlu tecrübenin, başta bölge ülkeleri olmak üzere, dünyadaki hemen her ülke için örnek bir model olabileceğine inanıyoruz. Başta G-20 platformu olmak üzere, her fırsatta deneyimlerimizi, tavsiyelerimizi muhataplarımızla müzakere ediyor, paylaşıyoruz. Artan imkan ve kabiliyetlerimizi, bölgesel ve küresel barış, güvenlik, refah ve istikrar için seferber etmeye bundan sonra da kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın “Sürdürülebilir Kalkınmanın İnsanı Boyutu” başlıklı konferanstaki konuşmasını BM Genel Sekteri Ban Ki-Moon, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik de izledi .
Kaynak: İHA
Konuşmasının başında katılımlarından dolayı herkese teşekkür eden Erdoğan, zirvenin hayırlı sonuçlara vesile olması için temennilerini sundu.
Kalkınma paradigmasının değişmeye mecbur olduğu çok kritik bir süreçten geçildiğini belirten Erdoğan, "Maalesef, bugüne kadar 'her ne pahasına olursa olsun kalkınma' gibi bir algı dünyamıza egemen oldu. Kalkınma, sadece ekonomik büyüme olarak, sadece rekabet gücünün artması olarak anlaşıldı ve deyim yerindeyse, kıran kırana bir büyüme mücadelesi yürütüldü. Sizler de takdir edersiniz ki, bir ülkenin büyümesi, sadece grafiklere, sadece tablolara, sadece rakamlara, oranlara yansıyorsa, ama sokağa, caddeye, tek tek evlere, köylere, şehirlere yansımıyorsa, bunu kalkınma olarak isimlendiremeyiz. Sadece bugünü düşünen, kendi geleceğini olduğu kadar, kendisinden sonra gelecek nesillerin geleceğini ıskalayan bir büyüme anlayışı kalkınma olamaz. Aynı şekilde, kendi ülkesinin, kendi halkının refah, huzur ve mutluluğunu öne çıkarmak, bölgesindeki, dünyadaki sorunlara kayıtsız kalmak da sürdürülebilir değildir, sürdürülebilir kalkınma hiç değildir. Bakın şu anda, dünyanın belli bir bölümü fosil yakıtları gerçekten son derece müsrif şekilde tüketiyor. Çok büyük hacimli motorlara sahip arabalarla, lüks tüketimle, bir yandan insanlığa ait olan bir kaynak tüketilirken, aynı zamanda insanlığın ortak mülkü olan dünya ciddi şekilde kirletiliyor. Bir kaynağın, sadece belli kesim tarafından sınırsızca kullanılması, dünyanın sadece belli kesimler tarafından ciddi şekilde kirletilmesi, yeryüzünde eşitsizliği, adaletsizliği, bunun arkasından hukuksuzluğu körüklüyor” diye konuştu.
"BENCİLLİK, SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELDİR"
Tarihin her döneminde bencilliğin olduğunu ve bencilliğin toplumu kemiren çok ciddi bir hastalık olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, “Bencilliğin, ekonomik sisteme, özellikle de küreselleşen dünyada küresel ekonomik sisteme sirayet etmesi, küresel ekonomi üzerinde bu kadar etkin olması, sürdürülebilir büyüme önündeki en büyük engeldir. Sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirmek için, bencil toplumları, bencil devletleri, en önemlisi de bencil ekonomik sistemi, bu paradigmayı sorgulamak, gelecek nesillere karşı üzerimizdeki emaneti muhafaza etmek zorundayız. Birileri zenginleşirken, birileri fakirleşiyorsa, bu büyüme sağlıklı değildir, sürdürülebilir değildir. Böyle bir büyüme yönteminin kalkınma olarak sunulması, bu büyüme modelinin hızla yaygınlaşması, sürdürülebilir kalkınmanın önündeki en büyük engel ve tehdittir. Birlikte büyüme, birlikte kalkınma, birlikte refaha erişme paradigmasının acil bir şekilde dünyamızın önüne bir alternatif olarak konulması, her zamankinden çok daha hayatidir ve önemlidir” dedi.
"TÜRKİYE, HALEN ETKİLERİ SÜREN KÜRESEL EKONOMİK KRİZDEN GÜÇLENEREK ÇIKMIŞTIR"
Türkiye’nin gerek ülke içinde gerekse bölgede kalkınma modelinin mahsurlarını çok dikkatli bir şekilde gözlemlediğini belirten Erdoğan, "Türkiye olarak, gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde, böyle bir kalkınma modelinin mahsurlarını çok dikkatli şekilde gözetiyor, birlikte büyüme, birlikte refaha erişme için her alanda önemli girişimlerde bulunuyoruz. Türkiye, halen etkileri süren ve tüm dünyayı sarsan küresel ekonomik krizden güçlenerek çıkmıştır. Milli gelirimiz son 9 yılda üç kat artmış, 230 milyar dolardan 772 milyar dolara ulaşmış, 2011 yılında yüzde 8.5 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi dünyada Çin'in ardından en çok büyüyen ikinci ülke olmuştur. Böyle yüksek oranlı bir büyümenin yanında, yoksullukla mücadelede önemli ilerlemeler kaydettik. Türkiye'de günde 1 doların altında gelirle yaşayan nüfus sıfırlanmış, günlük geliri 4.3 doların altında kalan nüfusun oranı 2002 yılında yüzde 30 iken, 2010 yılında yüzde 3.7'e gerilemiştir. Önümüzdeki yıllarda en önemli hedefimiz günlük geliri 4.3 doların altında kalan nüfusun oranını da sıfırlamaktır. Anne ölümleri, bebek ölümleri, işsizlik, eğitim, sağlık gibi temel refah alanlarında son dönemde çok önemli reformlar gerçekleştirilmiş, refah daha fazla tabana yayılmıştır. Bu olumlu çizgiyi kalıcı kılmak için önümüzdeki dönemde de gayretlerimizi şüphesiz kesintisiz olarak sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
"İMKAN VE KABİLİYETLERİMİZİ, BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ, GÜVENLİK, REFAH VE İSTİKRAR İÇİN SEFERBER ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ"
Türkiye’nin insani kalkınma alanında sağlanan başarısını bölgesel ve küresel ölçekte diğer ülkelerin dikkatlerine sunduklarını belirten Erdoğan, “Yaşadığımız olumlu tecrübenin, başta bölge ülkeleri olmak üzere, dünyadaki hemen her ülke için örnek bir model olabileceğine inanıyoruz. Başta G-20 platformu olmak üzere, her fırsatta deneyimlerimizi, tavsiyelerimizi muhataplarımızla müzakere ediyor, paylaşıyoruz. Artan imkan ve kabiliyetlerimizi, bölgesel ve küresel barış, güvenlik, refah ve istikrar için seferber etmeye bundan sonra da kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın “Sürdürülebilir Kalkınmanın İnsanı Boyutu” başlıklı konferanstaki konuşmasını BM Genel Sekteri Ban Ki-Moon, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik de izledi .
