Darbe İçin ABD’den İcazet Aldınız Mı?
Savcılık soruşturmasında dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’e 40’a yakın soru yöneltildi. Bu sorulardan biri de ABD temaslarıyla ilgiliydi. Bir’e, 28 Şubat’tan hemen önce ABD’li güvenlik yetkilileriyle yaptığı toplantılara ilişkin tutanakları gösteren savcı, Amerika’dan darbe için icazet alınıp alınmadığını sordu. İşte Bir’in savcılık ifadesinden çarpıcı detaylar...

'BÇG belgesi doğru '
“BÇG konulu iki sayfalık belge doğrudur. Belge, MGK kararları ve İçişleri Bakanlığı 'nın genelgeleri doğrultusunda hazırlanmıştır. BÇG Refahyol 'u devirmek için kurulmamıştır. MGK kararları doğrultusunda kurulmuştur. Genelkurmay Başkanlığı harekat merkezinin bulunduğu zemin katta faaliyet göstermiştir. Emir doğrultusunda küçük çapta şube bazında hava, deniz, kara ve jandarmada BÇG 'ler oluşturulmuştur. Bunlar da faaliyetlerini ve çalışmalarını Genelkurmay 'da bulunan merkeze gönderiyordu. Tüm bilgiler hava, deniz, kara ve jandarmadaki BÇG şubelerinden Genelkurmay 'daki BÇG 'ye geliyordu, analiz ve değerlendirme burada yapılıyordu. BÇG 'de görevlendirilen personelin asli görevleri de devam ediyordu. Cari ve tali görev olarak görülebilir.” Birinci öncelikli tehdit, irticaya karşıdır, bunun içinde mevcut hükümeti koruma da vardır. İleride Türkiye devletini ele geçirecek irticai unsurlara karşı bu hareket yapılmıştır, bu amacın içinde mevcut hükümeti korumak da vardır.” Savcılığın, BÇG belgesindeki “yaşanan sorunun bir yanıyla bir siyasi iktidar meselesi” ifadesine dikkat çekerek, “Belgede öngörülen konsept seçimle iş başına gelmiş bir hükümeti, askeri müdahaleyle çalışamaz hale getirmeyi ve neticede devirmeyi meşru kılar mı? Siz bu şekilde bir yetkiye sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?” sorusuna ise Bir, “Burada kastedilen aşırı irticai grupların iktidara gelmesi konusudur” karşılığını verdi. Savcının, BÇG eylem planlarının hükümetin devrilmesine yönelik olduğu değerlendirmesini kabul etmeyen Bir, “Burada kastedilen aşırı dincilerin İran tipi bir devleti kurma ihtimaline binaen ve mevcut hükümeti de devirme ihtimalidir. MGK tarafından tespit edilmiştir” dedi. Bir, “Belgede geçen 'Türkiye tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen irticai bir tehdit altında bulunmaktadır ' tespiti askeri müdahaleyi meşru kılar mı?” sorusuna da, “Askeri müdahaleyi kastetmiyoruz. MGK 'da bize verilen görevi buraya madde olarak koymuşuzdur. Bunu Başbakan da yazılarında belirtmiştir” dedi.
'27 Mayıs ve 12 Eylül gibi bir darbe mi hedeflediniz? '
Batı Harekat Konsepti belgesindeki “TSK 'nın bütün ağırlığını irticanın daha fazla mesafe kat etmesini önlemede kullanacaktır” ifadesi kapsamında ne tür faaliyetler icra ettiği sorusuna Bir, “İç Hizmet Kanunu 'nun 35. maddesinin TSK 'ya vermiş olduğu yetki dahilinde, faraziye ve uzun vadeli olarak iç tehdit olarak irticanın ortaya çıkması halinde TSK güçlerinin tüm ağırlığını aşırı irticayı önlemek şeklinde kullanacağı maddede belirtilmiştir” dedi.
Savcının “27 Mayıs, 12 Eylül askeri darbelerini gerçekleştiren cunta benzeri bir darbeyi mi hedeflediniz? Çalışmaları hükümeti devirmek maksadıyla mı yaptınız?” sorusuna da, “Burada kastedilen darbe değildir. Dış tehdit ve aşırı dinci grupların ihtimalle devleti ele geçirmesi durumunda alınacak tedbirlerdir. Önleyici amaçlıdır” dedi. Konsept 'teki, “EMASYA ve Sıkıyönetim planlarının devreye sokulmasını gerektirecek durum” ifadesine dikkat çeken savcının “27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinde olduğu gibi irtica, sıkıyönetim ve askeri müdahale planının devreye sokulması için gerekli bir meşruiyet kaynağı mıdır?” sorusuna da “Bu planlar olağanüstü sıkıyönetim ve iç ve dış tehdidin oluştuğu dönemlerde kullanılacak planlar olup önceden hazırlanırlar” yanıtını verdi.
'Çiller 'i devirme ' sorusu
Bir 'e soruşturmada Çevik Bir imzalı BÇG 'nin oluşturulmasına ilişkin 4 Nisan 1997 tarihli belgenin ekinde ele geçirilen el yazısı notu da okudu. Bir 'in el yazısının kendisine ait olmadığını söylediği not şöyle: “Bugünkü ortamda öncelikli hedef DYP 'nin çökertilmesi, dolayısıyla hükümetin derhal iktidardan çekilmesini sağlayıcı önlemleri almaktır. DYP 'nin hükümetteki oy potansiyelini kırmak örtülü yapılmalıdır, Acil Tedbirler; hükümetin, RP 'nin yumuşak karnını tespiti, menfaat çatışması yaratmak, söylenen ve yapılanlar arasındaki çelişkiler, ahlaki anlayışlarının çürüklüğü, Hükümetin ortağı DYP ile ilgili olarak; liderlerinin sağladığı menfaat, DYP liderinin düşürülmesi, liderden kurtulmanın parti için kazançlı olacağı...”
Erdoğan potansiyel lider adayı, şansı var
Savcılık, Bir 'in ABD 'de American Turkish Council toplantıları esnasında, ABD Güvenlik Birimleri (NSA ve DIA başkanları, CIA Başkan Yardımcısı ve Başkan Vekili) yetkilileri ile 21 Şubat 1997 'de yaptığı görüşmede söylediği sözleri içeren bir belgeyi de sordu. Bir 'in “hatırlamadığını” söylediği konuşması şöyle: “Refah Partisi İslami fundamentalizmi gerçekleştirmek istiyor. Türkiye 'nin İran benzeri bir sisteme sahip olmasını arzu ediyor. Erbakan 'dan sonra Melih Gökçek ve R. Tayyip Erdoğan potansiyel lider adayı. İlk etapta Gökçek 'in öne çıkmasına rağmen Erdoğan İranlı yetkillilerle görüştükten sonra daha şanslı bir pozisyona yükseldi. TSK olarak şu ana dek hafif dozda ilaç tedavisi uygulandı ama Atatürk prensiplerinin zarar gördüğünün anlaşılması durumunda ilacın dozajı arttırılacak..” Savcı, bu toplantıdan hemen sonra 28 Şubat kararlarının hükümete dikte edildiğini hatırlatarak “Maksadınız ABD 'nin en üst düzey güvenlik birimlerinden askeri müdahale konusunda icazet almak mıdır? Bu toplantı ve içeriğinden Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı 'nın öncesi ve sonrasında haberi var mıdır?” diye sordu. Bir ise “O tarihte Amerika 'da olmamaz sebebiyle yapılan bir ziyarettir. 16 yıl geçtiği için ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum. İçeriği ile ilgili bir şey diyemeyeceğim. Bu BÇG ile ilgili değildir” yanıtını verdi.
Bernard Lewis görüşmesi
Savcılık Bir 'e ayrıca ünlü tarihçi Bernard Lewis 'le yaptığı görüşmeyi de soruldu. Lewis ile kişisel bir ziyaret gerçekleştirdiğini söyleyen Bir, konuşmanın içeriğini hatırlamadığını söyledi. Bir 'e ayrıca 21-23 Şubat 1996 tarihlerinde İsrail 'e yaptığı ziyarette İsrail Genelkurmay Başkanı, Askeri İstihbarat Başkanı, Savunma Bakanlığı Genel Direktörü ile yaptığı görüşmelere ilişkin tutanaklar da gösterildi. Bir, resmi ziyaretten sonra halen yürürlükte olan İsrail ile askeri eğitim işbirliği anlaşması yapıldığını belirtti ve “İçeriği bilemiyorum. Aradan uzun zaman geçti. Çok tenkit edildik, bu görüşmeler görev gereği yapılmıştır. Darbeyle ilgisi yoktur” dedi.
'İran 'da aşırıya kaçılmış '
BÇG belgesindeki “İran 'daki rejimin değişmesi için gereken yollara başvurulması” ifadesiyle ilgili olarak “Belgeyi hazırlayan arkadaşlar bu konuda aşırıya gitmişlerdir. Eyleme geçilmiş bir durum yoktur” diye Çevik Bir, mahkemedeki sorgusunda bu ifadesini değiştirerek bu ifadeyi kabul etmediğini söyledi.
Fişlemeleri kabul etti
Bir, BÇG Çalışma Raporu belgesinde geçen “Ülke genelinde irticai taktik resmin çıkartılması, tarikat, dergah, tekke, zaviye, Kuran kursları, imam hatip okullarının takip edilmesi” konusundaki çalışmaların MGK kararlarının uzantısı olarak hazırlandığı ve alt birimlerin gerekli çalışmayı yaptığını söyledi.
Kılıçdaroğlu da fişlenmiş
Savcı, Bir 'e, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 'nun da adının yer aldığı SSK 'da yapılan 'bölücü ve mezhepçi ' kadrolaşma fişlemelerini göstererek “Bu belgelerin hazırlama talimatını siz mi verdiniz?” diye sordu. Bir bu soruya da 'Belgeden haberim yok ' yanıtını verdi.
'Hedef Erdoğan değil, belediyelerdi '
Savcılığın BÇG belgesindeki “Parti ve belediyelere karşı tedricen artan örtülü ve psikolojik harekat tedbirlerin uygulanacağı” ifadesini hatırlatarak dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 'ın da aralarında olduğu bazı belediye başkanları hakkında basında çıkan haberler ve yargılama süreçlerinin böyle bir çalışmanın sonucu olup olmadığı sorusuna “İrtica birinci tehdit olarak belirtildiği için siyasi parti ve belediyelere karşı örtülü ve psikolojik harekat tedbirlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kişilerle ilgili değildir” dedi. Belgedeki “Devrim yasalarının uygulanması görevinde yapılacak eylemlerden biri olarak yasal tedbirlerle sonuç alınamadığı takdirde Genelkurmay Psikolojik Harekat Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı 'nca psikolojik ve örtülü harekat icra etmek” ifadesi gösterilerek “yasadışı tedbir uygulanması emir ve talimatını kimler vermiştir?” sorusuna yasadışı tedbirlerin savaş durumunda alınacağı karşılığını verdi.
'Medyada kimleri nasıl kullandınız? '
Savcılık, Çevik Bir imzalı BÇG konulu belge başta olmak üzere soruşturmada elde edilen belgelerde geçen “sivil unsurlara” ilişkin sorular yöneltti. “İrticaya karşı” iletişim kurulması hedeflenen medya, üniversiteler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin ismi sorulan Bir, “Devletini milletini seven, bu istikamette kurulmuş kuruluşlardır. Kitle örgütleriyle koordinasyonu alt birimler kurmuşlardır” yanıtını verdi. Genelkurmay karargahına çağrılan ve irtibat kurulan medya mensuplarına ilişkin soruda da topu yine alt birimlere attı. Psikolojik harekatın irticai faaliyetlere karşı halkın desteğini kazanmak için yapıldığını savunan Bir, “Siyasi Parti, vakıf ve dernekler, basın yayın organları, finans kuruluşları ve holdingleri takip edip, yıpratma faaliyetinin yasal dayanağı nedir?” sorusuna da “Birinci tehdit irtica olduğu için bu konudaki çalışmalarla ilgilidir. Halkın desteğinin alınmasıdır. Kardak krizinde de halkın desteğini almak için halk aydınlatılmıştır” yanıtını verdi. Belgelerde “Tarikatların kontrolündeki özel yurt, vakıf, okul ve dershaneleri takip ederek medyayı kullanmak suretiyle afişe etmek” ifadesi hatırlatılarak “Hangi medyadan kimleri ve nasıl kullandınız?” diye soruldu. Bir, bu soruya da “İrticanın birinci öncelik olması sebebiyle biz bu yöntemleri kullandık” dedi. Çevik Bir, Aczmendi, üfürükçü hoca vb. konuların sürekli gündemde tutulması için basın organlarının kullanılmasını da “Olayların unutulmaması, toplum hafızasında tutulması için bu yazılmıştır” diye savundu.
