'Hükümet Irkçı Teröre En İyi Cevabı, Göçmenlere Eşit Haklarla Verebilir'
Almanya'da 2000'li yıllarda dönerci esnafını hedef alan ve yine Türk esnaf sorumlu tutulduğu için “dönerci cinayetleri” diye adlandırılan cinayetlerin NSU terör örgütü tarafından işlendiğinin ortaya çıkması üzerinden bir yıl geçti.
NSU mağdurları; istihbarat kuruluşlarının belge saklama ve belge yok etme gibi girişimlerine de tanık olunan bir yıllık soruşturma sürecini eğerlendirdi. NSU'nun 88 kişilik ölüm listesinde olan KRV Eyalet Uyum Meclisi Başkanı Tayfun Keltek, NSU cinayetlerinin buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu vurgulayarak, hükümetin, ırkçı terör ve toplumda artan ırkçı eğilime en iyi cevabın, Göç Yasası'ndaki eşitsizliklerin kaldırılması, Türk kökenlilere de çifte vatandaşlık ve yerel seçim hakkı gibi haklar tanınmasıyla verilebileceğinin altını çiziyor
NSU CİNAYETLERİ BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN KISMI
Tayfun Keltek, “Bana göre bu cinayetler buzdağının uç, görünen kısmı. Bu olaylar için ‘İhmal var, memurlar dikkat etmemiş.'deniliyor. Ben bunların hiçbirisine inanmıyorum. Esas neden, poliste ve Anayasayı Koruma Kurumu'ndaki çalışanlar. Alman toplumundaki mevcut ırkçı zihniyeti bunların da taşıdığına inanıyorum. Eğer Almanya bu çağın gerçeklerine uygun bir şekilde kendi geleceğini hazırlamak istiyorsa, kesinlikle bunu kabul edip ona göre davranması gerekir. Yani cinayetlerde suçu olan insanların temizlenmesi, suçluların yakalanması lazım. Bu Almanya'daki yasaların, hukuk devletinin gereği.” dedi
IRKÇI TERÖRE KARŞI EN ETKİLİ CEVAP GÖÇMENLERİN HAKLARINI VERMEKLE OLUR
Yapılması gereken daha önemli şeyler olduğunu vurgulayan Keltek, “Bu cinayetlerin amacı Türkler yıldırmak, buradan gitmesini sağlamak. Peki Almanya politikası buna nasıl cevap veriyor.? ‘Türkiye kökenli insanlar biz sizi Almanya'da istiyoruz, yanınızdayız. Size kolaylıklar sağlamak istiyoruz' diyebiliyorlar mı.? Mesela Göç Yasası'ndaki tüm çifte standartlar kaldırılmalı, çifte vatandaşlık derhal sağlanmalı. Neden, Türklere yapılıyor bütün bu eziyetler.? Yerel seçim hakkı diğerlerinde olduğu gibi Türklere de verilmeli. Politika bu şekilde öncü olur, topluma yol gösterirse, ırkçılık azalır. 1993 yılındaki Solingen olayından sonra kalkıp da Almanya'da, “Biz göçmen ülkesiyiz. Türklerin katkısından dolayı çok müteşekkiriz.” diyebilseydi 2000'li yıllarda bu cinayetler olmayacaktı. Politika zamanında reaksiyonu göstermeyince bunlar güçleniyorlar.” ifadelerini kullandı.Almanya'da sadece NSU cinayetlerinin yaşanmadığını, 90'lı yıllardan sonra yabancı düşmanlığı kaynaklı 180 cinayet işlendiğini hatırlatan Keltek, ırkçılıkla mücadele için, politikacıların icraat ve söylemlerini değiştirmelerinin yanı sıra eğitimde reformlara ihtiyaç olduğunu vurguladı.NSU YERİNE IGMG'NİN TAKİP EDİLMESİ BÜYÜK BİR İRONİNSU'nun 88 kişilik ölüm listesindeki bir başka isim İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü ise “Federal Meclis NSU Araştırma Komisyonu'ndaki milletvekili arkadaşlar gerçek manada, büyük bir titizlikle konuya gerekli olan ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ama muhataplarının, özellikle Anayasayı Koruma Teşkilatı mensuplarının, içişleri bakanlarının ve komisyon önüne çağrılmış olan güvenlik ve emniyet birimlerindeki insanların tutumu gerçek manada ürkütücü. Gerekli olan bilgiyi vermiyorlar, ülke güvenliğini bahane ederek birçok bilgiyi esirgiyorlar. Daha sonra dosyaların imha edildiğini öğreniyoruz ve endişemiz biraz daha derinleşiyor. Şöyle bir ikilem var; ciddi manada çalışmak isteyen bir parlamento, elinden geldiği kadar bu işleri engellemeye çalışan bir bürokratik yapı. Bir manada bunların önüne göğüs geren bir içişleri. Dolayısıyla bunlar insana çok fazla güven vermiyor. Ama Meclis Komisyonu'ndaki arkadaşların ısrarıyla bu işlerin sır perdesinin aralanacağını en azından ümit ediyorum.” dedi.
88 kişilik listede adı olduğu halde, Anayasayı Koruma Teşkitı'nın kendisini bilgilendirip uyaracağına, mensubu olduğu IGMG'yı takibat altında tuttuğunu hatırlatan Üçüncü, “Buna herhalde ironi derler. Neticede var olan bir tehlikenin üstüne gidileceğine, Sünni radikalleşme senaryolarıyla Müslümanların içerisinde acaba önyargılarımıza uygun bir yapı bulabilirmiyiz diye bir yaklaşım var. Devlet tehlikenin nereden geldiğini hesapladıktan sonra ona göre toplumsal bilinç geliştirmeli, bu da ırkçılıkla mücadeleye dönüşmeli. Can güvenliğimizle ilgili gerekli tedbirlerin alınmasını temenni ediyoruz. Camilere saldırılar sürüyor. Halen tehlikenin Müslümanlar içinde aranması insanın zoruna gidiyor.” diye konuştu.
REFORM LAFTA KALMAMALIBaşbakan Merkel'in verdiği sözleri hatırlattığımız Üçüncü, “Başbakan'ın beyanlarıyla ilgili sıkıntım yok ama en yakınında duran İçişleri Bakanı'nın, ‘Anayasayı Koruma Teşkilatı, dünyanın sayılı istihbarat teşkilatlarındandır. Bazı hatalar yapılsa bile, halen çok mükemmel çalışan bir alt yapıdan bahsediyoruz' demesi yakınındaki bakanların muhakeme yetenekleriyle ilgili beni endişeye sevk ediyor. Olayların aydınlatılması için özellikle yapılması gereken şey, bütün dosyaların, bütün bilgilerin ortaya çıkarılması, tüm bağlantıların açıklanması. Ama aynı zamanda da İçişlerinde, emniyet birimlerinde ve Alman iç istihbaratında gerekli olan reformların yapılması. Reform süreci sadece lafta kalmamalı.” açıklamasını yaptı.ERGENEKON BENZERİ YAPILANMA MI VAR?NSU'nun 88 kişilik ölüm listesinde adı olan Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) Genel Sekreteri Mahmut Aşkar da, “Olayları takip ediyoruz. Alman devletinin, güvenlik birimlerinin içinde bir başka gücün yapılandığını görüyoruz, bu bizi üzüyor.” dedi.
“Türkiye'deki Ergenekon yapılanmasına benzer bir yapı olduğunu mu söylüyorsunuz?” sorusuna Aşkar, “Yani ona benzer bir yapılanmadan söz ediliyor, detayını bilmiyoruz. Bu işi bir de, bilindiği halde örtbas eden bir kesim vardır.” şeklinde cevap verdi.
NEFRET SİLİNMEDİKÇE, SALDIRILAR BAŞKA VERSİYONLA DEVAM EDER
NSU soruşturmasında her gün yeni gelişme olduğunu hatırlatan Aşkar, şunları söyledi: “Birileri istifa ediyor, birileri suçu ötekinin üstüne atıyor. Beni asıl ilgilendiren, bu hadisenin, bu cinayetlerle başlamadığı ve maalesef bu cinayetlerle bitmiş olmayacağı. Yani bu zihinlere kazınan, özellikle Türklere, Müslümanlara karşı olan nefret silinmediği müddetçe bu olaylar başka bir versiyonla devam edecektir. Bunu sadece NSU'nun üzerine yıkmak da bence kolaya kaçmaktır. Bütün kamuoyu araştırmalarında yüzde 80'lere varan oranda Müslümanlara, Türklere karşı önyargı var. Beni korkutan bilinen değil, bilinmeyen tehlikedir. NPD, Neonaziler, bunlar bilinen adreslerdir. Ama bir de bilinmeyen yerler vardır, onları besleyen kaynaklar vardır. Bunların silinmesi, bertaraf edilmesi lazım. "
NSU CİNAYETLERİ BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN KISMI
Tayfun Keltek, “Bana göre bu cinayetler buzdağının uç, görünen kısmı. Bu olaylar için ‘İhmal var, memurlar dikkat etmemiş.'deniliyor. Ben bunların hiçbirisine inanmıyorum. Esas neden, poliste ve Anayasayı Koruma Kurumu'ndaki çalışanlar. Alman toplumundaki mevcut ırkçı zihniyeti bunların da taşıdığına inanıyorum. Eğer Almanya bu çağın gerçeklerine uygun bir şekilde kendi geleceğini hazırlamak istiyorsa, kesinlikle bunu kabul edip ona göre davranması gerekir. Yani cinayetlerde suçu olan insanların temizlenmesi, suçluların yakalanması lazım. Bu Almanya'daki yasaların, hukuk devletinin gereği.” dedi
IRKÇI TERÖRE KARŞI EN ETKİLİ CEVAP GÖÇMENLERİN HAKLARINI VERMEKLE OLUR
Yapılması gereken daha önemli şeyler olduğunu vurgulayan Keltek, “Bu cinayetlerin amacı Türkler yıldırmak, buradan gitmesini sağlamak. Peki Almanya politikası buna nasıl cevap veriyor.? ‘Türkiye kökenli insanlar biz sizi Almanya'da istiyoruz, yanınızdayız. Size kolaylıklar sağlamak istiyoruz' diyebiliyorlar mı.? Mesela Göç Yasası'ndaki tüm çifte standartlar kaldırılmalı, çifte vatandaşlık derhal sağlanmalı. Neden, Türklere yapılıyor bütün bu eziyetler.? Yerel seçim hakkı diğerlerinde olduğu gibi Türklere de verilmeli. Politika bu şekilde öncü olur, topluma yol gösterirse, ırkçılık azalır. 1993 yılındaki Solingen olayından sonra kalkıp da Almanya'da, “Biz göçmen ülkesiyiz. Türklerin katkısından dolayı çok müteşekkiriz.” diyebilseydi 2000'li yıllarda bu cinayetler olmayacaktı. Politika zamanında reaksiyonu göstermeyince bunlar güçleniyorlar.” ifadelerini kullandı.Almanya'da sadece NSU cinayetlerinin yaşanmadığını, 90'lı yıllardan sonra yabancı düşmanlığı kaynaklı 180 cinayet işlendiğini hatırlatan Keltek, ırkçılıkla mücadele için, politikacıların icraat ve söylemlerini değiştirmelerinin yanı sıra eğitimde reformlara ihtiyaç olduğunu vurguladı.NSU YERİNE IGMG'NİN TAKİP EDİLMESİ BÜYÜK BİR İRONİNSU'nun 88 kişilik ölüm listesindeki bir başka isim İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü ise “Federal Meclis NSU Araştırma Komisyonu'ndaki milletvekili arkadaşlar gerçek manada, büyük bir titizlikle konuya gerekli olan ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ama muhataplarının, özellikle Anayasayı Koruma Teşkilatı mensuplarının, içişleri bakanlarının ve komisyon önüne çağrılmış olan güvenlik ve emniyet birimlerindeki insanların tutumu gerçek manada ürkütücü. Gerekli olan bilgiyi vermiyorlar, ülke güvenliğini bahane ederek birçok bilgiyi esirgiyorlar. Daha sonra dosyaların imha edildiğini öğreniyoruz ve endişemiz biraz daha derinleşiyor. Şöyle bir ikilem var; ciddi manada çalışmak isteyen bir parlamento, elinden geldiği kadar bu işleri engellemeye çalışan bir bürokratik yapı. Bir manada bunların önüne göğüs geren bir içişleri. Dolayısıyla bunlar insana çok fazla güven vermiyor. Ama Meclis Komisyonu'ndaki arkadaşların ısrarıyla bu işlerin sır perdesinin aralanacağını en azından ümit ediyorum.” dedi.
88 kişilik listede adı olduğu halde, Anayasayı Koruma Teşkitı'nın kendisini bilgilendirip uyaracağına, mensubu olduğu IGMG'yı takibat altında tuttuğunu hatırlatan Üçüncü, “Buna herhalde ironi derler. Neticede var olan bir tehlikenin üstüne gidileceğine, Sünni radikalleşme senaryolarıyla Müslümanların içerisinde acaba önyargılarımıza uygun bir yapı bulabilirmiyiz diye bir yaklaşım var. Devlet tehlikenin nereden geldiğini hesapladıktan sonra ona göre toplumsal bilinç geliştirmeli, bu da ırkçılıkla mücadeleye dönüşmeli. Can güvenliğimizle ilgili gerekli tedbirlerin alınmasını temenni ediyoruz. Camilere saldırılar sürüyor. Halen tehlikenin Müslümanlar içinde aranması insanın zoruna gidiyor.” diye konuştu.
REFORM LAFTA KALMAMALIBaşbakan Merkel'in verdiği sözleri hatırlattığımız Üçüncü, “Başbakan'ın beyanlarıyla ilgili sıkıntım yok ama en yakınında duran İçişleri Bakanı'nın, ‘Anayasayı Koruma Teşkilatı, dünyanın sayılı istihbarat teşkilatlarındandır. Bazı hatalar yapılsa bile, halen çok mükemmel çalışan bir alt yapıdan bahsediyoruz' demesi yakınındaki bakanların muhakeme yetenekleriyle ilgili beni endişeye sevk ediyor. Olayların aydınlatılması için özellikle yapılması gereken şey, bütün dosyaların, bütün bilgilerin ortaya çıkarılması, tüm bağlantıların açıklanması. Ama aynı zamanda da İçişlerinde, emniyet birimlerinde ve Alman iç istihbaratında gerekli olan reformların yapılması. Reform süreci sadece lafta kalmamalı.” açıklamasını yaptı.ERGENEKON BENZERİ YAPILANMA MI VAR?NSU'nun 88 kişilik ölüm listesinde adı olan Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) Genel Sekreteri Mahmut Aşkar da, “Olayları takip ediyoruz. Alman devletinin, güvenlik birimlerinin içinde bir başka gücün yapılandığını görüyoruz, bu bizi üzüyor.” dedi.
“Türkiye'deki Ergenekon yapılanmasına benzer bir yapı olduğunu mu söylüyorsunuz?” sorusuna Aşkar, “Yani ona benzer bir yapılanmadan söz ediliyor, detayını bilmiyoruz. Bu işi bir de, bilindiği halde örtbas eden bir kesim vardır.” şeklinde cevap verdi.
NEFRET SİLİNMEDİKÇE, SALDIRILAR BAŞKA VERSİYONLA DEVAM EDER
NSU soruşturmasında her gün yeni gelişme olduğunu hatırlatan Aşkar, şunları söyledi: “Birileri istifa ediyor, birileri suçu ötekinin üstüne atıyor. Beni asıl ilgilendiren, bu hadisenin, bu cinayetlerle başlamadığı ve maalesef bu cinayetlerle bitmiş olmayacağı. Yani bu zihinlere kazınan, özellikle Türklere, Müslümanlara karşı olan nefret silinmediği müddetçe bu olaylar başka bir versiyonla devam edecektir. Bunu sadece NSU'nun üzerine yıkmak da bence kolaya kaçmaktır. Bütün kamuoyu araştırmalarında yüzde 80'lere varan oranda Müslümanlara, Türklere karşı önyargı var. Beni korkutan bilinen değil, bilinmeyen tehlikedir. NPD, Neonaziler, bunlar bilinen adreslerdir. Ama bir de bilinmeyen yerler vardır, onları besleyen kaynaklar vardır. Bunların silinmesi, bertaraf edilmesi lazım. "
