Başbakan Cibali Seta Sempozyumunda Konuştu
Tunus Başbakanı Hammadi el-Cibali, Tunus ve Türkiye halkları arasında köklü bağlar bulunduğunu belirterek, ''Türkiye değer ve dinamizm üreten bir etki merkezinde yer almaktadır. Türkiye bu konumunu 'komşularla sıfır sorun' siyasetiyle kazanmıştır'' dedi.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı ve ''Ru'ye Türkiye'' dergisinin ortaklaşa düzenlediği ''Ortadoğu'da Yeni Toplumsal Sözleşme Arayışı: Tunus ve Türkiye'' başlıklı sempozyum, başkent Tunus'ta başladı.
Türkiye ve Tunus'tan çok sayıda akademisyen, düşünür, gazeteci ve STK temsilcisinin davet edildiği toplantı, geniş çaplı katılıma sahne oldu.
Toplantıda bir konuşma yapan Tunus Başbakanı Cibali, Tunus ve Türkiye halkları arasında köklü bağlar olduğunu belirterek, Arap halklarıyla Türkiye halkaları arasındaki ilişkileri güçlendirme noktasında önemli katkılarda bulunan SETA Vakfı'nı ve heyetini Tunus'ta ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirtti.
Cibali, ''Bu alandaki çalışmalarından dolayı SETA'ya teşekkür ediyorum. İkinci ülkeniz Tunus'a hoşgeldiniz'' dedi.
-''Ümidimiz Arap-Türk ortak pazarı''-
''Kutsal devrimimizden sonra Tunus'ta 'Toplumsal Sözleşme' ana temalı bir sempozyumun düzenlenmesi çok anlamlıdır'' diyen Başbakan Cibali, sözlerine şöyle devam etti:
''Türkiye'nin siyasal, iktisadi ve toplumsal başarıları, ülkeyi bir model haline getirmiştir. Biz de devrimler sonrası Arap dünyasında oluşan yeni yönetimler için model olmayı hedefliyoruz. Demokrasinin inşası ve alternatif kalkınma modellerinin hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz. Eski diktatör rejimin 'Toplumsal Sözleşmesi' insan haklarını ihlal etti ve ülkenin kalkınmasını engelledi. Devrim, eski toplumsal sözleşmeye savaş açmak anlamına geliyor. Amacımız, vatandaşın devletle ilişkisine yeni bir şekil vermek. Arap devrimleri, ancak eski alışkanlıkları geride bırakarak başarıya ulaşabilir. Biz özgürlük ve vatandaşlık esasları üzerine kurulu bir toplumsal sözleşme yapıyoruz.''
Bu süreçte Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki işbirliğinin önemine işaret eden Cibali, ''Arap-Türk işbirliğiyle meydana gelecek projeler üretmeliyiz. Arap-Türk ortak pazarının oluşması bizim ümidimizdir. Ortak çalışmaktan ve işbirliğinden başka alternatifimiz yok. SETA'nın bu sempozyumu da bu işbirliği çalışmalarının bir örneğidir. Bu sempozyumun başarılı geçmesini diliyorum'' dedi.
-''Suriye halkına destek olmaktan başka seçenek yok''-
Konuşmanın ardından Türk gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Cibali, Suriye krizine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, ''Suriye halkıyla beraber olmaktan başka bir seçeneğimiz yok. Tunus'taki geçmiş dönem diktatörlüğünü hatırlatan Baas rejimi bir an önce gitmelidir. Bizim Suriye konusundaki tavrımız başından beri çok açık. Suriye konsolosluğunu kapattık. Diplomatik ilişkileri askıya aldık. Diğer taraftan Suriye halkı da birleşmelidir. Özgürlük ve demokrasi şemsiyesi altında birleşmeleri gerekiyor. Bu iki değer, Tunus halkını birleştirmiş ve devrimin başarıya ulaşmasını sağlamıştı. Esad rejiminin 'mezhep savaşı' imajı yaratmasına engel olmak durumundayız. Devrim ilkelerine bağlı kalmak istiyorsak Suriye halkını desteklemeliyiz'' dedi.
-''Türkiye sömürgeci devlet algısına yol açmıyor''-
Bir gazetecinin Türkiye'nin Suriye siyasetine dair sorduğu soruya da cevap veren Başbakan Hammadi el-Cibali şöyle konuştu:
''Türkiye değer ve dinamizm üreten bir etki merkezinde yer almaktadır. Türkiye bu konumunu 'komşularla sıfır problem' siyasetiyle kazanmıştır. Türkiye'nin Suriye'de elini taşın altına koyması, stratejik derinlik vizyonundan kaynaklanmaktadır. Bunun dünya tarafından kabul edilmesi gerekir. Bu siyasetin gereği olarak Türkiye, Arap devrimlerini desteklemektedir ve desteklemelidir. Türkiye'nin devrimlere desteği, sömürgeci bir devlet algısı ortaya çıkarmıyor. Türkiye kısa vadeli çıkarlar değil, stratejik çıkarları esas aldığı için Suriye halkının yanında yer alıyor. Buna karşın Esed rejimi sorunu Suriye sınırlarının dışına taşırmayı ve bölgesel bir sorun haline getirmeyi hedeflemektedir.''
-''Din, devlet ve laiklik kavramları çatıştırılmamalı''-
Tunus'ta yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili sorulan bir soruyu da yanıtlayan Başbakan Cibali şunları söyledi: ''Anayasayı hazırlamaya çalıştığımız bir dönemde devrim sonrası siyasal rekabet de devam ediyor. Başka bir zamanda süreç daha kolay işleyebilirdi. Anayasa hazırlığı, devrim sonrası sancılı bir döneme tekabül etti. Demokrasi, çoğulculuk, insan hakları ve özgürlük esası üzerine kurulu bir anayasa yapmayı hedefliyoruz. Ancak bu süreçte, bazı kesimleri üstün ve yüksek çıkarlar çerçevesinde ikna etmek güç olabiliyor. Köprü kimlik değerlerin modern değerlerle çatışmamasını sağlamak gerekiyor. Biz bu süreçte kısır siyasi çekişmelerden uzak olarak toplumun bütün kesimlerinin katılımını sağlamaya çalışıyoruz. Din, devlet ve laiklik gibi kavramları birbiriyle çatıştırmamamız gerekiyor. Bunun yolu da değerlerin ortak paydasını iyi tespit etmekten geçer. Bu payda, özgürlüktür. Bir başka ifadeyle 'özgürlük' birleştirici, büyülü bir kavramdır. Anayasa çalışmalarında hareket noktamız özgürlük olduğu oranda uzlaşmayı sağlayabiliriz.''
Devletin vatandaşlar arasında ayrım yapmaması gerektiğini söyleyen Cibali, ''Devlet herkesin devleti olmalıdır. Dini inancı olmayanların da devleti olmalıdır. Toplumda yaşayan diğer din mensuplarının da devleti olmalıdır. Devlet vatandaşlık esasına dayanmak zorundadır. Bu yüzden devlet dini ve etnik ayrılıkları esas almaz'' dedi.
Anayasa yapım sürecinde, din-devlet ilişkileri gibi tartışmalı konuları laik kesimlerle uzlaşarak yazdıklarını söyleyen Cibali, ''Dini özgürlük, ifade özgürlüğü ve yaşam özgürlüğünü herkes kabul ediyorsa sorun kendiliğinden çözülecektir. Devlet herkesin devletidir. Tüm Tunusluların kabul edeceği, çocuklarımıza bırakacağımız bir Anayasa istiyoruz. Yeni Arap toplumları için model olmak istiyoruz. Toplumdaki farklılıklar zenginliktir. İnsan haklarına saygı göstermek ve herkesin güvenliğini tesis etmek, ortak amacımız olmalıdır'' sözlerini kullandı.
-''Ru'ye Türkiye'' okurlarıyla buluşuyor-
Toplantının açılışında bir konuşma yapan yapan SETA Başkanı Taha Özhan da, geçen yıl Kahire'de startını verdikleri ''Ru'ye Türkiye'' dergisinin ikinci konferansı için Tunus'ta olduklarını belirterek, ''Arap devrimlerinin son durağı olan Suriye'nin komşusu bir ülkeden, devrimin ilk başladığı ülke Tunus'ta olmak bizi mutlu ediyor. Tunus'un devrim sonrası kazanımlarıyla, gitmemekte direnen Esed rejiminin ülkesine kaybettirdiklerini mukayese etmek çok manidar olacaktır'' dedi.
Daha sonra söz alan Insight Turkey Dergisi editörü İhsan Dağ, ''Ru'ye Türkiye'' ve ''Insight Turkey'' dergilerinin okurlarıyla, yazarlarıyla ve potansiyel yazarlarıyla buluşmaya büyük önem verdiklerini kaydetti.
Dağ, ''Dünyanın ve bölge halklarının gözü, Arap devrimlerinin ateşini yakan Tunus'ta. Türkiye olarak biz yeni bir anayasa yapmakta olan Tunus'un bu alandaki tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz'' dedi.
Muhabir: Faruk Tokat / Mekki Arvas
Yayıncı: Erdem Gültekin
Kaynak: AA
Türkiye ve Tunus'tan çok sayıda akademisyen, düşünür, gazeteci ve STK temsilcisinin davet edildiği toplantı, geniş çaplı katılıma sahne oldu.
Toplantıda bir konuşma yapan Tunus Başbakanı Cibali, Tunus ve Türkiye halkları arasında köklü bağlar olduğunu belirterek, Arap halklarıyla Türkiye halkaları arasındaki ilişkileri güçlendirme noktasında önemli katkılarda bulunan SETA Vakfı'nı ve heyetini Tunus'ta ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirtti.
Cibali, ''Bu alandaki çalışmalarından dolayı SETA'ya teşekkür ediyorum. İkinci ülkeniz Tunus'a hoşgeldiniz'' dedi.
-''Ümidimiz Arap-Türk ortak pazarı''-
''Kutsal devrimimizden sonra Tunus'ta 'Toplumsal Sözleşme' ana temalı bir sempozyumun düzenlenmesi çok anlamlıdır'' diyen Başbakan Cibali, sözlerine şöyle devam etti:
''Türkiye'nin siyasal, iktisadi ve toplumsal başarıları, ülkeyi bir model haline getirmiştir. Biz de devrimler sonrası Arap dünyasında oluşan yeni yönetimler için model olmayı hedefliyoruz. Demokrasinin inşası ve alternatif kalkınma modellerinin hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz. Eski diktatör rejimin 'Toplumsal Sözleşmesi' insan haklarını ihlal etti ve ülkenin kalkınmasını engelledi. Devrim, eski toplumsal sözleşmeye savaş açmak anlamına geliyor. Amacımız, vatandaşın devletle ilişkisine yeni bir şekil vermek. Arap devrimleri, ancak eski alışkanlıkları geride bırakarak başarıya ulaşabilir. Biz özgürlük ve vatandaşlık esasları üzerine kurulu bir toplumsal sözleşme yapıyoruz.''
Bu süreçte Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki işbirliğinin önemine işaret eden Cibali, ''Arap-Türk işbirliğiyle meydana gelecek projeler üretmeliyiz. Arap-Türk ortak pazarının oluşması bizim ümidimizdir. Ortak çalışmaktan ve işbirliğinden başka alternatifimiz yok. SETA'nın bu sempozyumu da bu işbirliği çalışmalarının bir örneğidir. Bu sempozyumun başarılı geçmesini diliyorum'' dedi.
-''Suriye halkına destek olmaktan başka seçenek yok''-
Konuşmanın ardından Türk gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Cibali, Suriye krizine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, ''Suriye halkıyla beraber olmaktan başka bir seçeneğimiz yok. Tunus'taki geçmiş dönem diktatörlüğünü hatırlatan Baas rejimi bir an önce gitmelidir. Bizim Suriye konusundaki tavrımız başından beri çok açık. Suriye konsolosluğunu kapattık. Diplomatik ilişkileri askıya aldık. Diğer taraftan Suriye halkı da birleşmelidir. Özgürlük ve demokrasi şemsiyesi altında birleşmeleri gerekiyor. Bu iki değer, Tunus halkını birleştirmiş ve devrimin başarıya ulaşmasını sağlamıştı. Esad rejiminin 'mezhep savaşı' imajı yaratmasına engel olmak durumundayız. Devrim ilkelerine bağlı kalmak istiyorsak Suriye halkını desteklemeliyiz'' dedi.
-''Türkiye sömürgeci devlet algısına yol açmıyor''-
Bir gazetecinin Türkiye'nin Suriye siyasetine dair sorduğu soruya da cevap veren Başbakan Hammadi el-Cibali şöyle konuştu:
''Türkiye değer ve dinamizm üreten bir etki merkezinde yer almaktadır. Türkiye bu konumunu 'komşularla sıfır problem' siyasetiyle kazanmıştır. Türkiye'nin Suriye'de elini taşın altına koyması, stratejik derinlik vizyonundan kaynaklanmaktadır. Bunun dünya tarafından kabul edilmesi gerekir. Bu siyasetin gereği olarak Türkiye, Arap devrimlerini desteklemektedir ve desteklemelidir. Türkiye'nin devrimlere desteği, sömürgeci bir devlet algısı ortaya çıkarmıyor. Türkiye kısa vadeli çıkarlar değil, stratejik çıkarları esas aldığı için Suriye halkının yanında yer alıyor. Buna karşın Esed rejimi sorunu Suriye sınırlarının dışına taşırmayı ve bölgesel bir sorun haline getirmeyi hedeflemektedir.''
-''Din, devlet ve laiklik kavramları çatıştırılmamalı''-
Tunus'ta yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili sorulan bir soruyu da yanıtlayan Başbakan Cibali şunları söyledi: ''Anayasayı hazırlamaya çalıştığımız bir dönemde devrim sonrası siyasal rekabet de devam ediyor. Başka bir zamanda süreç daha kolay işleyebilirdi. Anayasa hazırlığı, devrim sonrası sancılı bir döneme tekabül etti. Demokrasi, çoğulculuk, insan hakları ve özgürlük esası üzerine kurulu bir anayasa yapmayı hedefliyoruz. Ancak bu süreçte, bazı kesimleri üstün ve yüksek çıkarlar çerçevesinde ikna etmek güç olabiliyor. Köprü kimlik değerlerin modern değerlerle çatışmamasını sağlamak gerekiyor. Biz bu süreçte kısır siyasi çekişmelerden uzak olarak toplumun bütün kesimlerinin katılımını sağlamaya çalışıyoruz. Din, devlet ve laiklik gibi kavramları birbiriyle çatıştırmamamız gerekiyor. Bunun yolu da değerlerin ortak paydasını iyi tespit etmekten geçer. Bu payda, özgürlüktür. Bir başka ifadeyle 'özgürlük' birleştirici, büyülü bir kavramdır. Anayasa çalışmalarında hareket noktamız özgürlük olduğu oranda uzlaşmayı sağlayabiliriz.''
Devletin vatandaşlar arasında ayrım yapmaması gerektiğini söyleyen Cibali, ''Devlet herkesin devleti olmalıdır. Dini inancı olmayanların da devleti olmalıdır. Toplumda yaşayan diğer din mensuplarının da devleti olmalıdır. Devlet vatandaşlık esasına dayanmak zorundadır. Bu yüzden devlet dini ve etnik ayrılıkları esas almaz'' dedi.
Anayasa yapım sürecinde, din-devlet ilişkileri gibi tartışmalı konuları laik kesimlerle uzlaşarak yazdıklarını söyleyen Cibali, ''Dini özgürlük, ifade özgürlüğü ve yaşam özgürlüğünü herkes kabul ediyorsa sorun kendiliğinden çözülecektir. Devlet herkesin devletidir. Tüm Tunusluların kabul edeceği, çocuklarımıza bırakacağımız bir Anayasa istiyoruz. Yeni Arap toplumları için model olmak istiyoruz. Toplumdaki farklılıklar zenginliktir. İnsan haklarına saygı göstermek ve herkesin güvenliğini tesis etmek, ortak amacımız olmalıdır'' sözlerini kullandı.
-''Ru'ye Türkiye'' okurlarıyla buluşuyor-
Toplantının açılışında bir konuşma yapan yapan SETA Başkanı Taha Özhan da, geçen yıl Kahire'de startını verdikleri ''Ru'ye Türkiye'' dergisinin ikinci konferansı için Tunus'ta olduklarını belirterek, ''Arap devrimlerinin son durağı olan Suriye'nin komşusu bir ülkeden, devrimin ilk başladığı ülke Tunus'ta olmak bizi mutlu ediyor. Tunus'un devrim sonrası kazanımlarıyla, gitmemekte direnen Esed rejiminin ülkesine kaybettirdiklerini mukayese etmek çok manidar olacaktır'' dedi.
Daha sonra söz alan Insight Turkey Dergisi editörü İhsan Dağ, ''Ru'ye Türkiye'' ve ''Insight Turkey'' dergilerinin okurlarıyla, yazarlarıyla ve potansiyel yazarlarıyla buluşmaya büyük önem verdiklerini kaydetti.
Dağ, ''Dünyanın ve bölge halklarının gözü, Arap devrimlerinin ateşini yakan Tunus'ta. Türkiye olarak biz yeni bir anayasa yapmakta olan Tunus'un bu alandaki tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz'' dedi.
Muhabir: Faruk Tokat / Mekki Arvas
Yayıncı: Erdem Gültekin
