
Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ali Torun verdiği konferansta tarih sürecinde ahilik geleneği, ahilik sisteminin işleyişi, yapısı iç dinamikleri konusunda da bilgiler verdi. Prof.Dr. Ali Torun, ahilik sisteminin içeriğini İslam’ın oluşturduğunu ifade ederek, “İçerisi İslam’la doldurulmuş bir sistem” tanımlamasını yaptı.Prof.Dr. Ali Torun gibi ahiliğin özellikleri nazarlara sunan, kin ve nefrettin ahilikte men edildiği, buna karşılık olarak İslami kaynaklardan ve tasavvufi değerlerden söz eden, Prof.Dr. Ali Torun, haya , edep, yiğitlik, emin olma, mütevazilik, cömertlik gibi özelliklerin ahiliğin değer verdiği önemli hasletler olduğunu, haset, hırs ve tamahtan gibi özeliklerin ise ahilikten uzak bulunduğunu belirterek, ahilikte, affetmek, hoşgörü ve şefkatin tavsiye edildiğini söyledi."AHİLİK TEŞKİLATININ ÖZÜNÜ, HAK KAVRAMI OLUŞTURUR"Hak kavramının Allah’ın isimlerinden biri olduğunu bu kavramının ahilikte çok önemli bir kavram olduğunun altını çizen Prof.Dr. Ali Torun, hak kavramının çok geniş bir kullanım alanı olduğunu, İslamiyet’in bir uzantısı olan ahilik teşkilatının özünü oluşturduğunu anlattı.Sosyal dayanışmanın en güçlü olduğu ailede bile baba oğulla, kardeş kardeşle ikili, kefilli, senetli iş yapar hale geldiğini söyleyen Prof.Dr. Ali Torun, “Bugün Selçukluyu ayakta tutan ve Osmanlı’yı cihan imparatorluğuna çıkaran bir sistemin moral değerlerin bir kaçını ele alacağız. Selçuklu Devlet Yapısında ve bu yapıyı kısmen devam ettiren Osmanlı’nın ilk zamanlarında adem-i merkeziyetçi bir devlet anlayışı vardı. Buna göre devlet topraklarının yönetimini büyük ölçüde şeyhlerin, dervişlerin kontrolüne bırakmış, din, adalet, sağlık, tarım, ticaret gibi faaliyetler devletin dışında fakat devletin mütemmiminin tamamlayıcısı olarak bu şeyh ve dervişler marifetiyle yürütülmüştür. Bu şekilde son derece kuvvetli bir sosyal yapılar oluşturulmuştur. Devletin kendisi de tamamen dışa dönük bir mücadeleye yönelmiştir. Şeyhle, kuvvetli bir sosyal yapı, dışa dönük muazzam bir askeri güç olarak tezahür eden bu Türk devletleri neticede Anadolu’yu ebedi Türk yurdu haline getirmiştir. Gerek Selçuklu, gerekse Osmanlı’nın kuruluş yıllarında Sosyal yapıyı oluşturan güç, İslamiyet’ten evvel Türklerde mevcut olan altlar, atababalar, aksakallıların İslamiyet’in kabulüyle birlikte oluşturdukları kültürel teşkilatından başkası değildir. Daha önceki sosyal kurumlar üzerine bina edilmesi bakımından bir Türk teşkilatı, mesleki ahlakı değerler açısından da bir İslam kurumudur” dedi.