Çocuklarda "etiketlenme" Tehlikesi

Uzmanlar okul hayatına başlayan çocukların ilk günlerden "yaramaz, tembel, sorumsuz, korkak" gibi sıfatlarla etiketlenmesinin gelecekte bireyin eğitim ve iş hayatını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.

Çocuklarda 'etiketlenme' Tehlikesi
2011-2012 eğitim ve öğretim yılının girmesiyle birlikte, eğitim alanında yaşanabilecek bilinçsiz ve sorumsuz davranışların çocukların geleceklerini, eğitim hayatını nasıl olumsuz yönde etkileyeceği, öğretmenlerin, velilerin çocuklara nasıl yaklaşması gerektiği ön plana çıkıyor. Yapılan araştırmalarda ise özelikle çocukların okullarda `etiketlenme` tehdidiyle karşı karşıya karşılaştığına dikkat çekiliyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı başkanı Doç. Dr. Koray Karabekiroğlu, yeni eğitim-öğretim yılı başlarken velilere ve öğretmenlere uyarıcı mesajlar verdi. Okul hayatının çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimini olumlu yönde etkileyebilmesi için çeşitli noktalara dikkat etmek gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Koray Karabekiroğlu, özellikle anaokuluna ya da birinci sınıfa başlayan çocukların velilerinin okulun ilk günlerinde sorun yaşamamaları içinönerilerde bulundu.

Dr. Karabekiroğlu, ruhsal ya da gelişimsel sorunları olan çocukların okul ortamında diğer çocuklar ve öğretmenler tarafından kolaylıkla etiketlenebileceğini ve dışlanmaya maruz kalabileceğini hatırlattı. Özellikle öğrenme güçlüğü, dikkat sorunları olan ya da sosyal etkileşim becerilerinde zorluklar yaşayan çocukların ilk haftalarda doğru bir yaklaşımla ele alınmaması durumunda ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini vurgulayan Dr. Karabekiroğlu, "Bazı problemleri olan çocukların, arkadaşları, gerek diğerveliler, gerekse öğretmenler tarafından kolayca yaramaz, tembel, sorumsuz, korkak gibi benzeri gibi sıfatlarla anılmaya başlanabiliyor. Bu çok yanlış bir yaklaşım biçimidir. Bu tür yaklaşımlar çocuğun okuldan soğuması, eğitim hayatında başarısızlık, hayata atılınca iş hayatında başarısızlık gibi birçok sorunu peşinden getirebilir. Özellikle çocuklara sevgiyle yaklaşılmalı ve şiddet içeren yaklaşımlar dan da kaçınılmalıdır. Olumsuz yaklaşımlar çocuğun tüm eğitim hayatı boyunca peşinden takip edip, eğitimemotive etmek zorlaşabilir. Bunun izlerini her zaman taşır, okumama hissi içerisine yer yerleşebilir. Olumsuzluk çocuğun eğitim hayatının yanında hayata atılınca iş hayatını da etkisi olabilir. Küçük yaşlarda yaşanan olumsuzlukların gelecekte etkileri ciddi şekilde görülebilir. Etiketlemenin azaltılması ve çocuğun sorunlarının giderilmesi için özellikle öğretmenlere önemli sorumluluk düşmektedir" dedi.

Öğretmenlerin gelişimsel ve psikiyatrik sorunlar hakkında doğru bilgilere sahip olmasının ve gerektiğinde veliler, rehberlik servisleri ve çocuk psikiyatristleri ile etkin bir şekilde iletişim kurmasının önemine değinen Doç. Dr. Koray Karabekiroğlu, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, sosyal kaygı bozukluğu gibi çok sık rastlanan psikiyatrik bozuklukların tanımı, tedavisi hakkında toplumda çok sayıda yanlış bilgi olduğunu kaydetti. Karabekiroğlu, çocukların tedavisinde enönemli unsurlardan biri olan okul ortamının tedavi edici nitelikten çıkarak, bazen ne yazık ki sorunları pekiştirici niteliğe dönüşebileceğini belirtti.

Aile öğretmen işbirliğinin önemine değinen Dr. Karabekiroğlu, "Özellikle ilköğretim yıllarında, okul korkusu yaşamayı önlemek ve okula daha kolay alışmak için velilerin çocukla birlikte okul öncesinde okulu mutlaka ziyaret etmeliler. Aynı sınıfta okuyan çocukların aileleri ile okul dışında da iletişim kurmanın, öğretmenle çok yakın bir diyalog içinde olmalılar. Tüm sorunlara doğru yaklaşabilmek ve özellikle de sorunların ortaya çıkmadan önce yapılabilecekleri bilerek hayata geçirmek için en önemliönceliğin doğru kaynaklardan bilgi edinmektedir" diye konuştu.

Karabekiroğlu, toplumun ruhsal sorunlar hakkında her geçen gün daha fazla ilgi gösterdiğini ancak buna paralel olarak da ruhsal sorunlarla ilgili çok sayıda yanlış bilgi ve yaklaşımın da ortaya çıktığını belirtti.
Kaynak: İHA