Başbakan Erdoğan, Meclis Genel Kurulu‘nda Hükümet Programını Açıkladı (1)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti olarak yeni anayasanın mümkün olan en geniş katılımla hazırlanması, tüm toplumsal kesimlerin taleplerini yansıtan tam bir toplum sözleşmesi olmasını arzuladıklarını belirterek, "Milletimiz ve Meclisimiz bunu yapacak olgunluğa ve birikime sahiptir.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti olarak yeni anayasanın mümkün olan en geniş katılımla hazırlanması, tüm toplumsal kesimlerin taleplerini yansıtan tam bir toplum sözleşmesi olmasını arzuladıklarını belirterek, "Milletimiz ve Meclisimiz bunu yapacak olgunluğa ve birikime sahiptir. Biz bu anayasanın dışlayıcı değil kapsayıcı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, baskıcı değil özgürleştirici bir anayasa olması gerektiğine inanıyoruz. Yeni anayasanın
bireyi ve onun haklarını esas alan, milli birlik ve ortak değerleri koruyan, toplumsal çeşitliği zenginlik olarak kabul eden, tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren bir metin olmasını savunuyoruz" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu‘nda hükümet programını okudu. Erdoğan, genel itibariyle huzur ve güven ortamında gerçekleşen, hızlı bir şekilde sonuçlandırılan, adil, özgür bir seçim süreci yaşandığını belirterek, "12 Haziran seçimleriyle oluşan bugünkü Meclisimizin çok önemli bazı özelliklerine dikkat çekmek isterim. Bu Meclis yurt içinde yüzde 87 gibi büyük bir katılım oranıyla oluşmuştur. Meclisimize girmeye hak kazanan milletvekillerimizin temsil ettiği seçmen oranı ise yüzde 95 gibi
yine uzun zamandır rastlanmamış bir düzeye çıkmıştır. Bu seçim sonuçları aynı zamanda milletimizin siyaset kurumuna duyduğu güvenin en yüksek düzeye çıktığının da bir ifadesidir. Milletimizin Meclisi tüm sorunların çözüm adresi olarak gördüğünün ve bu Meclisten çok şeyler beklediğinin açık işaretidir" dedi.
Milletin beklentileri doğrultusunda büyük bir özveriyle çalışacaklarını belirten Erdoğan, "Millet sorunları için çözüm bekliyor ve bu Mecliste inşallah bu beklentiyi azami ölçüde karşılayacaktır" diye konuştu. Bu millete efendi değil hizmetkar olmaya devam edeceklerini yineleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"AK Parti olarak köklü tarihimizden ve medeniyetimizden aldığımız özgüvenle, ilk günden itibaren ‘kaynak Türkiye‘dir‘ dedik. Ülkemizin sahip olduğu muazzam potansiyeli harekete geçirmek üzere şeffaf, ülke gerçekleri ile tutarlı ve güven verici politikalarla milletimizin huzuruna çıkmayı en önemli ilke olarak benimsedik. Milletimizi siyasetimizin öznesi olarak gördük; attığımız her adımda insanımızın talep ve beklentilerini esas aldık, siyaset kurumuna güvenin ancak böyle sağlanacağına inandık. Türkiye‘yi
zenginleştiren, demokrasiyi derinleştiren, ülkemizin itibarına itibar kazandıran siyasetimiz, yeni dönemde daha güçlü bir Türkiye için milletten aldığı gücü yine milletin hizmetine sunacaktır."
Ülkelerarası rekabetin kıyasıya yaşandığı dünyada kaybedecek tek bir günün olmadığına işaret eden Başbakan Erdoğan, "Önceki hükümet programlarımız, ülkemizin yıllardır bekleyen sorunlarına gerçekçi çözümler içermekteydi. Dünyanın ve bölgemizin yaşadığı çalkantılı dönemlere rağmen bu çözümlerin bir bölümünü hayata geçirmiş durumdayız. Bölgesel çatışmalardan küresel krize, siyaset kurumuna, demokrasi dışı müdahale çabalarına kadar birçok iç ve dış badireyi dirayetle atlattık. Diklenmeden dik durduk,
omuzlarımıza yüklenen emanete sahip çıktık, milletimizin ekmeğinden de özgürlüğünden de taviz vermedik. Demokratik siyaset kurumunu bir bütün olarak zayıflatmaya yönelik her türlü tahrik ve tertibi aştık. Bundan sonra da milletimiz ile birlikte aşmaya kararlıyız" diye konuştu.
UZLAŞMA MESAJI
Değişimden yana bir hükümet olarak demokrasi ve hukukta, ekonomide, sosyal alanda ve dış politikada ezberleri bozduklarını belirten Erdoğan, "9 yılın ardından şunu gururla ifade etmek istiyorum; bugün artık siyasetin alanı daha geniş, ekonomi daha büyük, sosyal bünye daha güçlü, ülkemizin bölgesinde ve dünyada itibarı çok daha yüksek. Sorunlardan kaçmadık, yapay gündemlere takılıp kalmadık. Sorunlardan değil, sorunların çözümünden beslenen ve büyüyen bir iktidar olduk. Tüm bu reform ve dönüşüm sürecinde
meclisimiz ve milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz en büyük desteğimiz odu. Önümüzdeki dönemde, meclisimiz içinde diyaloğa, uzlaşma arayışına ve işbirliğine önem vermeye devam edeceğiz. Meclisimizin daha verimi çalışması için hükümet ve AK Parti grubu olarak elimizden gelen tüm katkıyı vereceğiz. Bugüne kadar sağladığımız gelişmelerde arkaim. Bu Meclis yurt içinde yüzde 87 gibi büyük bir katılamızda hissettiğimiz en güçlü destek Meclisimiz olduğu gibi, bundan sondaki adımlarımızda da Meclisimizin
çizdiği rotada ilerleyeceğiz" şeklinde konuştu.
Nasıl ki bu meclis 74 milyonun meclisiyse, 4. AK Parti hükümetinin de 74 milyonun hükümeti olduğunu ifade eden Erdoğan, tek bir kişi dahi olsa her vatandaşın diline, inancına, yaşam tarzına, tüm farklılıklarına saygı göstermeye devam edeceklerini söyledi. Erdoğan, halkın seçimlerde istikrar içinde yenilenmeye verdiği desteği açıkça ortaya koyduğunu da belirterek, "Hepimize düşen bu çatı altında milletimizin kutlu çağrısına yanıt vermektir. Biz de programımızı milletin sandıkta verdiği mesajı en iyi
şekilde okuyarak hazırladık. Bu program yeni Türkiye‘nin inşasına giden kapıyı açacaktır 21. yüzyılın yükselen ülkesi olarak, bölgemizde ve dünyada hak ettiğimiz konumu daha da pekiştirecektir" dedi.
"AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNDE ZAMAN LEHİMİZE İŞLEYECEK"
Başbakan Erdoğan, konuşmasında programın Avrupa Birliği‘ne tam üyelik hedefine ilişkin bölümleri de aktardı. Erdoğan, "Ülkemizin cumhuriyetin kuruluşundan sonra en büyük modernleşme hamlesi olan AB‘ye katılım sürecini kararlılıkla yürüttük, yürütüyoruz. Bazı AB ülkelerinin objektif kriterlerden uzak yaklaşımları süreci olumsuz etkilese de, biz AB standartlarına uyum konusundaki çalışmalarımıza samimi olarak devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdüreceğimiz reformlar, ekonomik gelişme ve aktif dış
politika AB ve Türkiye ilişkilerini olması gereken noktaya taşıyacaktır. Zaman ülkemizin lehine işleyecektir. AB üyeliğine verdiğimiz önemin bir gereği olarak Avrupa Birliği Bakanlığı‘nı kurmuş bulunuyoruz. Bu yeni kurumsal yapı içerisinde Meclisimizin de hayati katkıları ile reformları sürdüreceğiz" diye konuştu.
"DEMOKRASİ AÇIĞININ FATURASI"
AK Parti hükümetleri olarak politikalarını bir bütünlük içinde şekillendirdiklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ekonomik istikrarı demokratik gelişmelerden ayrı düşünmedik. Gerçekçi sosyal politikaları ekonomik ve demokratik gelişmelerle bağlantılı gördük. Bu alanlarda aldığımız mesafelerin ülkemizin dış politikadaki ve dünyadaki konumu ile etkileşimini gözettik. ‘Demokrasi açığının‘ geçmişte insanımıza ve ülkemize ödettiği ağır bedellerin farkında olarak, siyaset kurumunun itibar kazanmasını ve demokrasimizin ayıplarından arındırılmasını her zaman temel öncelik olarak ele aldık. Sonuncusu 12 Eylül 2010 anayasa
halk oylamasında olmak üzere, pek çok reformu cesaretle hayata geçirdik. Ülkemizin yasaklardan, olağanüstü hallerden uzaklaştırdık; vesayetçi anlayışların sultasına karşı milli iradeyi güçlendirdik."
"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM YENİ ANAYASA DÖNEMİ OLACAK"
Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleştirilmesi, eksik demokrasiden ileri demokrasiye geçişin tam olarak sağlanmasının üçüncü dönemde de hedefleri olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu dönemde milletimizin en önemli beklentisi yeni anayasa yapılmasıdır. Hükümet ve AK Parti olarak bu konuda tam bir kararlılık içindeyiz. AK Parti olarak yeni anayasanın mümkün olan en geniş katılımla hazırlanması, tüm taim. Bu Meclis yurt içinde yüzde 87 gibi büyük bir katıloplumsal kesimlerin taleplerini yansıtan tam bir toplum sözleşmesi olmasını arzuluyoruz. Milletimiz ve Meclisimiz bunu yapacak olgunluğa ve birikime sahiptir."
Türkiye‘nin her alanda katettiği mesafe ve artan toplumsal beklentilerin yeni anayasayı ertelenemez hale getirdiğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan, "Seçim kampanyası sürecinde hemen tüm partiler yeni anayasa taahhüdü ile milletin karşısına çıktılar. Bu taahhüdün gereğini yapma noktasında toplumun Meclis çalışmalarını ve tüm siyasi aktörlerin gayretlerini yakından izlemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle önümüzdeki dönem yeni anayasa dönemi olacaktır. Cumhuriyetimizi kuran, en zor şartlarda milli mücadelemize
önderlik yapan TBMM yeni anayasayı yapacak tam yetkiye, güce ve iradeye sahiptir. 24. dönem Meclis yapımız yeni anayasanın en geniş temsil ve uzlaşma ile yapılması için büyük bir fırsat sunmaktadır. Elbette yeni anayasanın nasıl olacağına milletimiz karar verecektir.
Biz bu anayasanın dışlayıcı değil kapsayıcı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, baskıcı değil özgürleştirici bir anayasa olması gerektiğine inanıyoruz. Yeni anayasanın bireyi ve onun haklarını esas alan, milli birlik ve ortak değerleri koruyan, toplumsal çeşitliği zenginlik olarak kabul eden, tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren bir metin olmasını savunuyoruz. Anayasanın temel haklar kısmı düzenlenirken BM İnsan
Hakları Bildirgesi ve İnsan Hakları Sözleşmesi gibi ülkemizin taraf olduğu uluslar arası sözleşmelerin esas alınması gerektiği düşüncesindeyiz" diye konuştu.
Kaynak: İHA
bireyi ve onun haklarını esas alan, milli birlik ve ortak değerleri koruyan, toplumsal çeşitliği zenginlik olarak kabul eden, tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren bir metin olmasını savunuyoruz" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu‘nda hükümet programını okudu. Erdoğan, genel itibariyle huzur ve güven ortamında gerçekleşen, hızlı bir şekilde sonuçlandırılan, adil, özgür bir seçim süreci yaşandığını belirterek, "12 Haziran seçimleriyle oluşan bugünkü Meclisimizin çok önemli bazı özelliklerine dikkat çekmek isterim. Bu Meclis yurt içinde yüzde 87 gibi büyük bir katılım oranıyla oluşmuştur. Meclisimize girmeye hak kazanan milletvekillerimizin temsil ettiği seçmen oranı ise yüzde 95 gibi
yine uzun zamandır rastlanmamış bir düzeye çıkmıştır. Bu seçim sonuçları aynı zamanda milletimizin siyaset kurumuna duyduğu güvenin en yüksek düzeye çıktığının da bir ifadesidir. Milletimizin Meclisi tüm sorunların çözüm adresi olarak gördüğünün ve bu Meclisten çok şeyler beklediğinin açık işaretidir" dedi.
Milletin beklentileri doğrultusunda büyük bir özveriyle çalışacaklarını belirten Erdoğan, "Millet sorunları için çözüm bekliyor ve bu Mecliste inşallah bu beklentiyi azami ölçüde karşılayacaktır" diye konuştu. Bu millete efendi değil hizmetkar olmaya devam edeceklerini yineleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"AK Parti olarak köklü tarihimizden ve medeniyetimizden aldığımız özgüvenle, ilk günden itibaren ‘kaynak Türkiye‘dir‘ dedik. Ülkemizin sahip olduğu muazzam potansiyeli harekete geçirmek üzere şeffaf, ülke gerçekleri ile tutarlı ve güven verici politikalarla milletimizin huzuruna çıkmayı en önemli ilke olarak benimsedik. Milletimizi siyasetimizin öznesi olarak gördük; attığımız her adımda insanımızın talep ve beklentilerini esas aldık, siyaset kurumuna güvenin ancak böyle sağlanacağına inandık. Türkiye‘yi
zenginleştiren, demokrasiyi derinleştiren, ülkemizin itibarına itibar kazandıran siyasetimiz, yeni dönemde daha güçlü bir Türkiye için milletten aldığı gücü yine milletin hizmetine sunacaktır."
Ülkelerarası rekabetin kıyasıya yaşandığı dünyada kaybedecek tek bir günün olmadığına işaret eden Başbakan Erdoğan, "Önceki hükümet programlarımız, ülkemizin yıllardır bekleyen sorunlarına gerçekçi çözümler içermekteydi. Dünyanın ve bölgemizin yaşadığı çalkantılı dönemlere rağmen bu çözümlerin bir bölümünü hayata geçirmiş durumdayız. Bölgesel çatışmalardan küresel krize, siyaset kurumuna, demokrasi dışı müdahale çabalarına kadar birçok iç ve dış badireyi dirayetle atlattık. Diklenmeden dik durduk,
omuzlarımıza yüklenen emanete sahip çıktık, milletimizin ekmeğinden de özgürlüğünden de taviz vermedik. Demokratik siyaset kurumunu bir bütün olarak zayıflatmaya yönelik her türlü tahrik ve tertibi aştık. Bundan sonra da milletimiz ile birlikte aşmaya kararlıyız" diye konuştu.
UZLAŞMA MESAJI
Değişimden yana bir hükümet olarak demokrasi ve hukukta, ekonomide, sosyal alanda ve dış politikada ezberleri bozduklarını belirten Erdoğan, "9 yılın ardından şunu gururla ifade etmek istiyorum; bugün artık siyasetin alanı daha geniş, ekonomi daha büyük, sosyal bünye daha güçlü, ülkemizin bölgesinde ve dünyada itibarı çok daha yüksek. Sorunlardan kaçmadık, yapay gündemlere takılıp kalmadık. Sorunlardan değil, sorunların çözümünden beslenen ve büyüyen bir iktidar olduk. Tüm bu reform ve dönüşüm sürecinde
meclisimiz ve milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz en büyük desteğimiz odu. Önümüzdeki dönemde, meclisimiz içinde diyaloğa, uzlaşma arayışına ve işbirliğine önem vermeye devam edeceğiz. Meclisimizin daha verimi çalışması için hükümet ve AK Parti grubu olarak elimizden gelen tüm katkıyı vereceğiz. Bugüne kadar sağladığımız gelişmelerde arkaim. Bu Meclis yurt içinde yüzde 87 gibi büyük bir katılamızda hissettiğimiz en güçlü destek Meclisimiz olduğu gibi, bundan sondaki adımlarımızda da Meclisimizin
çizdiği rotada ilerleyeceğiz" şeklinde konuştu.
Nasıl ki bu meclis 74 milyonun meclisiyse, 4. AK Parti hükümetinin de 74 milyonun hükümeti olduğunu ifade eden Erdoğan, tek bir kişi dahi olsa her vatandaşın diline, inancına, yaşam tarzına, tüm farklılıklarına saygı göstermeye devam edeceklerini söyledi. Erdoğan, halkın seçimlerde istikrar içinde yenilenmeye verdiği desteği açıkça ortaya koyduğunu da belirterek, "Hepimize düşen bu çatı altında milletimizin kutlu çağrısına yanıt vermektir. Biz de programımızı milletin sandıkta verdiği mesajı en iyi
şekilde okuyarak hazırladık. Bu program yeni Türkiye‘nin inşasına giden kapıyı açacaktır 21. yüzyılın yükselen ülkesi olarak, bölgemizde ve dünyada hak ettiğimiz konumu daha da pekiştirecektir" dedi.
"AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNDE ZAMAN LEHİMİZE İŞLEYECEK"
Başbakan Erdoğan, konuşmasında programın Avrupa Birliği‘ne tam üyelik hedefine ilişkin bölümleri de aktardı. Erdoğan, "Ülkemizin cumhuriyetin kuruluşundan sonra en büyük modernleşme hamlesi olan AB‘ye katılım sürecini kararlılıkla yürüttük, yürütüyoruz. Bazı AB ülkelerinin objektif kriterlerden uzak yaklaşımları süreci olumsuz etkilese de, biz AB standartlarına uyum konusundaki çalışmalarımıza samimi olarak devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdüreceğimiz reformlar, ekonomik gelişme ve aktif dış
politika AB ve Türkiye ilişkilerini olması gereken noktaya taşıyacaktır. Zaman ülkemizin lehine işleyecektir. AB üyeliğine verdiğimiz önemin bir gereği olarak Avrupa Birliği Bakanlığı‘nı kurmuş bulunuyoruz. Bu yeni kurumsal yapı içerisinde Meclisimizin de hayati katkıları ile reformları sürdüreceğiz" diye konuştu.
"DEMOKRASİ AÇIĞININ FATURASI"
AK Parti hükümetleri olarak politikalarını bir bütünlük içinde şekillendirdiklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ekonomik istikrarı demokratik gelişmelerden ayrı düşünmedik. Gerçekçi sosyal politikaları ekonomik ve demokratik gelişmelerle bağlantılı gördük. Bu alanlarda aldığımız mesafelerin ülkemizin dış politikadaki ve dünyadaki konumu ile etkileşimini gözettik. ‘Demokrasi açığının‘ geçmişte insanımıza ve ülkemize ödettiği ağır bedellerin farkında olarak, siyaset kurumunun itibar kazanmasını ve demokrasimizin ayıplarından arındırılmasını her zaman temel öncelik olarak ele aldık. Sonuncusu 12 Eylül 2010 anayasa
halk oylamasında olmak üzere, pek çok reformu cesaretle hayata geçirdik. Ülkemizin yasaklardan, olağanüstü hallerden uzaklaştırdık; vesayetçi anlayışların sultasına karşı milli iradeyi güçlendirdik."
"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM YENİ ANAYASA DÖNEMİ OLACAK"
Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleştirilmesi, eksik demokrasiden ileri demokrasiye geçişin tam olarak sağlanmasının üçüncü dönemde de hedefleri olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu dönemde milletimizin en önemli beklentisi yeni anayasa yapılmasıdır. Hükümet ve AK Parti olarak bu konuda tam bir kararlılık içindeyiz. AK Parti olarak yeni anayasanın mümkün olan en geniş katılımla hazırlanması, tüm taim. Bu Meclis yurt içinde yüzde 87 gibi büyük bir katıloplumsal kesimlerin taleplerini yansıtan tam bir toplum sözleşmesi olmasını arzuluyoruz. Milletimiz ve Meclisimiz bunu yapacak olgunluğa ve birikime sahiptir."
Türkiye‘nin her alanda katettiği mesafe ve artan toplumsal beklentilerin yeni anayasayı ertelenemez hale getirdiğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan, "Seçim kampanyası sürecinde hemen tüm partiler yeni anayasa taahhüdü ile milletin karşısına çıktılar. Bu taahhüdün gereğini yapma noktasında toplumun Meclis çalışmalarını ve tüm siyasi aktörlerin gayretlerini yakından izlemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle önümüzdeki dönem yeni anayasa dönemi olacaktır. Cumhuriyetimizi kuran, en zor şartlarda milli mücadelemize
önderlik yapan TBMM yeni anayasayı yapacak tam yetkiye, güce ve iradeye sahiptir. 24. dönem Meclis yapımız yeni anayasanın en geniş temsil ve uzlaşma ile yapılması için büyük bir fırsat sunmaktadır. Elbette yeni anayasanın nasıl olacağına milletimiz karar verecektir.
Biz bu anayasanın dışlayıcı değil kapsayıcı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, baskıcı değil özgürleştirici bir anayasa olması gerektiğine inanıyoruz. Yeni anayasanın bireyi ve onun haklarını esas alan, milli birlik ve ortak değerleri koruyan, toplumsal çeşitliği zenginlik olarak kabul eden, tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren bir metin olmasını savunuyoruz. Anayasanın temel haklar kısmı düzenlenirken BM İnsan
Hakları Bildirgesi ve İnsan Hakları Sözleşmesi gibi ülkemizin taraf olduğu uluslar arası sözleşmelerin esas alınması gerektiği düşüncesindeyiz" diye konuştu.
