Sağlıklı bronzlaşmak diye bir şey yok!
Doç. Dr. Emel Güngör, ne solaryumla ne de güneşlenerek bronzlaşılmaması gerektiğini belirterek, "Sağlıklı bronzlaşmak diye bir şey yok. Güneş dostumuz değil, düşmanımız" dedi. Güngör, kadınlarda bacak önü kanserine de dikkat çekti.
Habertürk ekranların, güneşin getirdiği zararlardan bahseden Doç. Dr. Emel Güngör, şehir yaşamında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
Güneşe çıkılmadan önce şapka, gözlük, daha hafif ve pamuklu giysilerin giyilmesi gerektiğine dikkat çeken Güngör, açık olan yerlere de güneş koruyucu krem kullanılması gerektiğini söyledi.
KADINLARDA BACAK ÖNÜ KANSERİNE DİKKAT!
Utraviyole ışınlarının güneşin görünmeyen ışınları olduğunu belirten Güngör, ultraviyolenin bulutlu havalarda bile oluğunu ifade etti. "Yapılan araştırmalarda, bu günlük aldığımız güneş ışığının, kadınlarda bacak önünde deri kanserlerini artırdığı saptanmış" diyen Güngör, "Bu yüzden sadece yüzümüz değil, kollarımıza, bacaklarımıza, boynumuza, kulaklarımıza, bütün güneşe maruz kalan bölgelerimize ve erkeklerde özellikle saçı dökülmüş olanlar, saç derisine de güneş koruyucu krem sürmek zorundalar" şeklinde konuştu.
"KAŞINTI OLDUĞUNDA HEMEN DERMATOLOĞA BAŞVURUN"
Havuzlarda çeşitli döküntüler, kızarıklıklar olursa bir şey yapmadan dermatoloğa gidilmesini öneren Güngör, "Bunun nedenleri havuz suyuna bağlı olabilir, denizdeki bir takım küçük canlılara bağlı olabilir, tamamen güneşe bağlı olabilir" dedi. Özellikle bazı ilaç alımlarda güneşe bağlı alerjilerin daha da sık görüldüğünü ifade eden Güngör, "Bu tür kişileirn daha da dikkatli olmaları gerekiyor. Yine bazı alerjik kişiler aşırı yanıt verebiliyorlar güneşe, havuzdaki klora ve denizdeki küçük canlılara. İlk başta dermatoloğa başvurmak gerekiyor ama o zaman kadar kaçşıntı giderici ilaçlara başvurmak ve ılık bir duş yapmakta fayda var, bunlarla teması engellemek açısından" tavsiyelerinde bulundu.
Güneşin gerçekten zararı olduğuna dikkat çeken Güngör, "Güneş düşman, dostumuz değil. Hem genel olarak bağışıklık sistemimizi baskılıyor, uçuk gibi bir takım enfeksiyonlara zamin hazırlıyor hem de erken deri yaşlanması yapıyor ki, bu hanımlar için çok önemli bir konu. Deri yaşlanmasının yüzde 80'ninden ultraviyole sorumludur. Özellikle bu güneşlenme sırasında aldığımız ultraviyoledir. Bunun yanında deri kanserlerine de yol açabilir. Bunlar kronik etkileri hemen ortaya çıkmıyor. Şunu akılda tutumak lazım sağlıklı bronzlaşmak diye bir şey söz konusu değil. Ne solaryumlarla ne de güneş ışınlarıyla bunu istemiyoruz" diye konuştu.
Güneşin sadece yararlı etkisini vitamin d sentezi olduğunu belirten Güngör, "Bunun da yiyeceklerle alınmasını tavsiye ediyoruz. Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için saat 10.00 ile 16.00 arası veya 11.00 ile 15. 00 arası güneşe çıkılmamalı. Diğer saatlerde çıkıldığında, şapka, gözlük, ince uzun kollu giysilerle konulmalı" önerilerinde bulundu.
Güneşe çıkılmadan önce şapka, gözlük, daha hafif ve pamuklu giysilerin giyilmesi gerektiğine dikkat çeken Güngör, açık olan yerlere de güneş koruyucu krem kullanılması gerektiğini söyledi.
KADINLARDA BACAK ÖNÜ KANSERİNE DİKKAT!
Utraviyole ışınlarının güneşin görünmeyen ışınları olduğunu belirten Güngör, ultraviyolenin bulutlu havalarda bile oluğunu ifade etti. "Yapılan araştırmalarda, bu günlük aldığımız güneş ışığının, kadınlarda bacak önünde deri kanserlerini artırdığı saptanmış" diyen Güngör, "Bu yüzden sadece yüzümüz değil, kollarımıza, bacaklarımıza, boynumuza, kulaklarımıza, bütün güneşe maruz kalan bölgelerimize ve erkeklerde özellikle saçı dökülmüş olanlar, saç derisine de güneş koruyucu krem sürmek zorundalar" şeklinde konuştu.
"KAŞINTI OLDUĞUNDA HEMEN DERMATOLOĞA BAŞVURUN"
Havuzlarda çeşitli döküntüler, kızarıklıklar olursa bir şey yapmadan dermatoloğa gidilmesini öneren Güngör, "Bunun nedenleri havuz suyuna bağlı olabilir, denizdeki bir takım küçük canlılara bağlı olabilir, tamamen güneşe bağlı olabilir" dedi. Özellikle bazı ilaç alımlarda güneşe bağlı alerjilerin daha da sık görüldüğünü ifade eden Güngör, "Bu tür kişileirn daha da dikkatli olmaları gerekiyor. Yine bazı alerjik kişiler aşırı yanıt verebiliyorlar güneşe, havuzdaki klora ve denizdeki küçük canlılara. İlk başta dermatoloğa başvurmak gerekiyor ama o zaman kadar kaçşıntı giderici ilaçlara başvurmak ve ılık bir duş yapmakta fayda var, bunlarla teması engellemek açısından" tavsiyelerinde bulundu.
Güneşin gerçekten zararı olduğuna dikkat çeken Güngör, "Güneş düşman, dostumuz değil. Hem genel olarak bağışıklık sistemimizi baskılıyor, uçuk gibi bir takım enfeksiyonlara zamin hazırlıyor hem de erken deri yaşlanması yapıyor ki, bu hanımlar için çok önemli bir konu. Deri yaşlanmasının yüzde 80'ninden ultraviyole sorumludur. Özellikle bu güneşlenme sırasında aldığımız ultraviyoledir. Bunun yanında deri kanserlerine de yol açabilir. Bunlar kronik etkileri hemen ortaya çıkmıyor. Şunu akılda tutumak lazım sağlıklı bronzlaşmak diye bir şey söz konusu değil. Ne solaryumlarla ne de güneş ışınlarıyla bunu istemiyoruz" diye konuştu.
Güneşin sadece yararlı etkisini vitamin d sentezi olduğunu belirten Güngör, "Bunun da yiyeceklerle alınmasını tavsiye ediyoruz. Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için saat 10.00 ile 16.00 arası veya 11.00 ile 15. 00 arası güneşe çıkılmamalı. Diğer saatlerde çıkıldığında, şapka, gözlük, ince uzun kollu giysilerle konulmalı" önerilerinde bulundu.
