Çelik‘ten Sert Eleştiriler
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Türkiye‘deki ‘vesayet sistemi‘nin amiral gemisinin CHP, provokatörlerinin de MHP ve BDP olduğunu öne sürdü.
TGRT Haber‘de İhlas Haber Ajansı (İHA) Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar ile Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak‘ın birlikte sunduğu ‘Seçime Doğru‘ adlı program, bu kez Adana‘da ekranlara geldi. HiltonSA Adana Oteli‘nin Seyhan Nehri‘ne bakan bölümünde özel olarak oluşturulan stüdyoda yayınlanan programda Yaşar ve Albayrak‘ın konuğuysa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik oldu. Programda kendisine yöneltilen sorulara yanıt veren Çelik, çarpıcı açıklamalarda bulundu, muhalefete
yüklendi. Türkiye genelinde olduğu gibi Adana‘da da 12 Haziran‘da yapılacak olan genel seçimleri provoke etmeye çalışanlar olduğunu ifade eden Çelik, ancak bunlara pirim verilmeyeceğini, halkın da huzur ve güven içinde sandığa gideceğini, şu anda seçim sürecini sıkıntıya sokacak bir durumun da söz konusu olmadığını vurguladı.
"VESAYET REJİMİNİN SİYASAL ANLAMDA AMİRAL GEMİSİ CHP‘DİR"
Özellikle son dönemlerde AK Parti‘ye yönelik bir takım saldırıların yanı sıra şiddet eylemlerinin olduğunun kendisine hatırlatılması Çelik, "Şiddet aczin ifadesidir. Sandığın rengini şiddetle belirlemeye çalışmak diktatörlüktür. Bu tür eylemler içinde olanlar, diktatörlük peşinde koşanlardır. Demokrasiye darbe vurmaya çalışıyorlar" dedi. Türkiye‘nin çok enteresan bir dönemden geçtiğini belirten Çelik, 8,5 yıllık iktidarları dönemde ‘vesayet sistemi‘ne karşı mücadele eden tek partinin kendileri olduğunu
savundu. Vesayet sisteminin askeri ve yargı olmak üzere iki ayağı olduğunu kaydeden Çelik, bugün Türkiye‘deki ‘vesayet rejimi‘nin siyasal anlamda amiral gemisinin CHP, provokatörlerinin de MHP ve BDP olduğunu öne sürdü. Adana‘daki seçim bürolarına yönelik taşlı ve molotofkokteylli saldırılara da dikkat çeken Çelik, bunun BDP‘ye yakın birtakım unsurlarca planlanıp yönetildiğini de iddialarına ekleyerek, "Bu saldırıları BDP yapmadı" diyenlerin de ne yazık ki MHP‘nin Adana milletvekili adayları olduğunu
söyledi.
"TÜRKİYE 8,5 YIL ÖNCESİNE GÖRE DAHA DEMOKRATİK BİR ÜLKE OLDU"
Vesayet rejiminin, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye‘de de medya ayağının olduğunu anlatan Ömer Çelik, Türkiye‘nin ‘sivil diktatörlük‘e doğru adım adım ilerlediğine yönelik haberlere de sert tepki gösterdi ve bu tür söylemlerin zamanlamasının da ilginç olduğunun altını çizdi. Bu tür söylemlerin, Türkiye‘nin geleceğini kaos ve kargaşayla karartmak isteyenlerin niyetleri arasında bir paralellik olduğunu savunan Çelik, çağdaş demokrasilerde medyanın ‘dördüncü kuvvet‘ olduğunu, medyanın da halk
adına demokrasiyi denetleyen bir misyon üstlenmesi gerektiğini savundu. Darbe ve kaos planlarının medya desteği olmadan asla hayata geçirilemeyeceğini anlatan Çelik, "Gazeteci, gazetecilik görevini yerine getirirken dokunulmazdır ve hiçbir baskıya tabi tutulamaz. Ancak gazetecilik dışındaki farklı mecralara yönelirseniz, burada basına müdahale edilmesi demokrasinin bir gereğidir. Geçmişte yaşananlara dönüp şöyle bir bakın. ‘Eksen kayması var‘ diyorlar, bunlar psikolojik bir savaş taktiğidir. Bunu hangi
bağlamda söylediler bilmiyorum ama yine aynı süreçte çıkıp diyorlar ki; ‘Türkiye‘de sivil diktatörlük var‘. Türkiye, 8,5 yıl öncesine göre daha demokratik bir ülke. Demokratikleşme konusunda yürürlüğe konulan reformlar, Avrupa Birliği (AB) tarafından; ‘sessiz devrim‘ olarak yorumlanmıştır. Bu süreçte sadece Türkiye‘nin dış politikası değil, demokrasisi de büyüdü" ifadesini kullandı.
"DARBE AHLAKİ VE SİYASİ BİR SUÇ, AŞAĞILIK BİR ORGANİZASYONDUR"
‘Ergenekon Davası‘ kapsamında şu anda cezaevinde tutuklu bulunan isimlerin, CHP tarafından ‘milletvekili adayı‘ olarak gösterildiğini hatırlatan Çelik, CHP‘nin statükodan uzaklaştığı ve değiştiği yönündeki söylemleri de gerçekçi bulmadığını kaydetti. Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: "CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, ordu darbe yapmıyor diye ‘kağıttan kaplan‘ yakıştırması yaptı. Peki Kılıçdaroğlu, bu duruma karşı herhangi bir tepki verdi mi? Batum‘u görevinden aldı mı? Elbette ki almadı ve
bugün hala Süheyl Batum görevinin başında. Darbe, en büyük ahlaki ve siyasi suçtur. Ülkeyi korumakla görevli bir silahlı kuvvetin, kendi halkına silah çekmesi gibi aşağılık bir organizasyondur darbe. Ancak Kılıçdaroğlu‘nun bir başka milletvekili de çıkıp 1960 darbesinin bir ‘bayram‘ olduğunu söylüyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bu söylem karşısında da yine sesini çıkartmıyor. Kılıçdaroğlu‘nun CHP‘nin başına geçtiği son bir yıllık zaman diliminde kendisinin vesayet rejimine kayıtsız şartsız cephe aldığını gördünüz
mü, ya da bu konuda herhangi bir söylemini duydunuz mu? CHP‘ye yakın yzarlar, ‘CHP değişti‘ diyorlar. Biz de ‘değişti‘ diyenlerin neyi kastettiğini anlamıyoruz" yorumunda bulundu.
"VESAYET REJİMİ İDEOLOJİSİNİ ÖZLEŞTİRİP CHP, MHP VE BDP‘YE DEVRETTİ"
CHP‘nin darbeden, darbe oEe BDP olduğunu öne sürdlmadığı zaman da kaostan beslendiğini ileri süren Ömer Çelik, Artvin‘in Hopa ilçesinde Başbakan Erdoğan‘a yönelik saldırıyla ilgili olarak CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun; "Rüzgar eken, fırtına biçer" şeklindeki sözlerine de sert tepki gösterdi. Türkiye‘nin artık vesayet rejiminden kurtulması gerektiğinin altını çizen Çelik, söz konusu sisteminse bugün kendisine siyasi partiler düzeyinde birbirine zıt partiler temelinde örgütlendiğini anlattı. Çelik,
konuşmasını da şöyle sürdürdü; "Askeri ve yargı vesayeti, kendi vesayet ideolojisini özelleştirmiş, bunu CHP, MHP ve BDP‘ye devretmiştir. CHP başta olmak üzere MHP ve BDP bunun etrafından kenetlenerek, vesayet rejiminin taşıyıcısı konumuna gelmiştir. Bu sistemin siyasal yüzünde CHP‘nin, MHP‘nin ve BDP‘nin rengi var. Hepsi birbirine müşfiktir. ‘AK Parti daha fazla milletvekili çıkarmasın‘ diyen BDP, kendilerinin olmadığı yerde MHP‘yi destekliyor. MHP, CHP ve BDP arsında organik bir ilişki, gizli bir seçim
ittifakı var. Adeta tek bir çatı altında seçime giriyorlar."
"ORTADA YENİ BİR CHP YOK, MHP İSE MİLLİYETÇİ DEĞİL ULUSALCI OLDU"
CHP‘nin demokratlığının da tartışılır düzeyde olduğunu vurgulayan Çelik, "CHP‘nin yapısı kozmik bir yapıdır. Ortadaysa yeni bir CHP yok. Var olan maskeyi kaldırdığınızda her şey açık ve net bir şekilde ortaya çıkar. O maskenin altında otoriter bir yapı çıkar" dedi. MHP‘ye de yüklenen Çelik, bugün MHP‘de asıl tartışılması gereken bir konu olduğunu ancak bunun ‘kaset skandalı‘ nedeniyle çok fazla gündeme gelmediğine işaret etti. Türk-İslam sentezi içindeki milliyetçiliğin siyasi kanadının MHP olduğunu,
ancak bugün gelinen noktada MHP‘nin milliyetçi değil tam tersine ulusalcı bir parti olduğunu belirten Çelik, "MHP yönetimi bugün milliyetçi değil, ulusalcıdır. Bina milliyetçi, çatıysa ulusalcı. Asıl tartışma bu yaşanması gerekirken, başka şeyler tartışılıyor. MHP‘yi milliyetçilikten uzaklaştıran, ülkücülerin taleplerini sistemin dışına atan MHP‘nin çatı yönetimidir" ifadesini kullandı.
"12 EYLÜL‘Ü ATLATIRKEN ARAP DÜNYASININ VERDİĞİ MÜCADELEYİ VERDİK"
Milleti sandıktan uzaklaştırmak, seçmen tercihlerini şiddet eylemleriyle farklı yönde etkilemeye çalışanların olduğunu vurgulayan Ömer Çelik, "Halbuki Türkiye işler bir demokrasiye sahip, bunca darbelerle hırpalanmasına rağmen hala işleyen sağlam bir demokrasimiz var. Bugün Tahrir Meydanı‘nda veya Arap dünyasının çeşitli bölgelerinde insanların verdiği demokrasi mücadelesini, Avrupa‘da insanların ‘Berlin Duvarı‘nı yıkabilmek için ödediği bedelleri, bizim insanımız büyük bir ağırbaşlılıkla sandıkta
vermiştir. 12 Eylül‘ü atlatırken, Arap dünyasındaki mücadeleyi verdik. Berlin Duvarı‘ yıkılırken ortaya konan çabayı biz 27 Mayıs için verdik. Daha bir sürü şey sayabiliriz. Dünyanın kaderini değiştiren büyük demokratik değişimler için halklar çok büyük bedellerle öderken, bizim halkımız büyük bir ağır başlılıkla bunu sandıkta başardı. Bugün de bu yürüyüşümüz devam ediyor. Bu uğurda bir başbakan şehit edildi, Diyarbakır Cezaevi‘nde insanlar işkencelerden geçirildi" diye konuştu.
"ESKİ CHP CUMHURİYET VE HALKÇILĞI, YENİ CHP DEMOKRATLIĞI BİToEe BDP olduğunu öne sürdİRDİ"
Konuşmasının bu bölümünde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na da seslenen Çelik, "Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Dersim Katliamı‘ ile hesaplaşıyor musun? Katliamın arkasındakilere bir şey söylüyor musun? Eğer ‘Dersim Katliamı‘ndan hesap sormuyor, arkasındakilere söyleyecek sözün yoksa işte o zaman tehlike çok daha ciddi boyuttadır. Eğer dile getirildiği gibi yeni CHP buysa, o zaman demokrasi de bitmiş demektir. Bugün CHP‘deki tüketim ideolojisidir. Eski CHP, cumhuriyetçiliği ve halkçılığı bitirirken, yeni CHP
ise demokratlığı tüketiyor."
12 Haziran‘da yapılacak olan genel seçimlerin, aynı zamanda da bir ‘kader seçimi‘ olduğunun altını çizen Çelik, demokrasinin tartışılmadığı, darbe tehlikesinin bir ‘şaka‘ ve hatta ‘suç‘ olarak kabul edildiği, ekonominin tehlikeye girmediği bir Türkiye‘nin de ancak, yeni ve çağdaş bir Anayasa ile mümkün olabileceğini, seçimden sonra da Anayasa konusunda gerekli çalışmaların başlatılacağını da sözlerine ekledi.
Kaynak: İHA
yüklendi. Türkiye genelinde olduğu gibi Adana‘da da 12 Haziran‘da yapılacak olan genel seçimleri provoke etmeye çalışanlar olduğunu ifade eden Çelik, ancak bunlara pirim verilmeyeceğini, halkın da huzur ve güven içinde sandığa gideceğini, şu anda seçim sürecini sıkıntıya sokacak bir durumun da söz konusu olmadığını vurguladı.
"VESAYET REJİMİNİN SİYASAL ANLAMDA AMİRAL GEMİSİ CHP‘DİR"
Özellikle son dönemlerde AK Parti‘ye yönelik bir takım saldırıların yanı sıra şiddet eylemlerinin olduğunun kendisine hatırlatılması Çelik, "Şiddet aczin ifadesidir. Sandığın rengini şiddetle belirlemeye çalışmak diktatörlüktür. Bu tür eylemler içinde olanlar, diktatörlük peşinde koşanlardır. Demokrasiye darbe vurmaya çalışıyorlar" dedi. Türkiye‘nin çok enteresan bir dönemden geçtiğini belirten Çelik, 8,5 yıllık iktidarları dönemde ‘vesayet sistemi‘ne karşı mücadele eden tek partinin kendileri olduğunu
savundu. Vesayet sisteminin askeri ve yargı olmak üzere iki ayağı olduğunu kaydeden Çelik, bugün Türkiye‘deki ‘vesayet rejimi‘nin siyasal anlamda amiral gemisinin CHP, provokatörlerinin de MHP ve BDP olduğunu öne sürdü. Adana‘daki seçim bürolarına yönelik taşlı ve molotofkokteylli saldırılara da dikkat çeken Çelik, bunun BDP‘ye yakın birtakım unsurlarca planlanıp yönetildiğini de iddialarına ekleyerek, "Bu saldırıları BDP yapmadı" diyenlerin de ne yazık ki MHP‘nin Adana milletvekili adayları olduğunu
söyledi.
"TÜRKİYE 8,5 YIL ÖNCESİNE GÖRE DAHA DEMOKRATİK BİR ÜLKE OLDU"
Vesayet rejiminin, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye‘de de medya ayağının olduğunu anlatan Ömer Çelik, Türkiye‘nin ‘sivil diktatörlük‘e doğru adım adım ilerlediğine yönelik haberlere de sert tepki gösterdi ve bu tür söylemlerin zamanlamasının da ilginç olduğunun altını çizdi. Bu tür söylemlerin, Türkiye‘nin geleceğini kaos ve kargaşayla karartmak isteyenlerin niyetleri arasında bir paralellik olduğunu savunan Çelik, çağdaş demokrasilerde medyanın ‘dördüncü kuvvet‘ olduğunu, medyanın da halk
adına demokrasiyi denetleyen bir misyon üstlenmesi gerektiğini savundu. Darbe ve kaos planlarının medya desteği olmadan asla hayata geçirilemeyeceğini anlatan Çelik, "Gazeteci, gazetecilik görevini yerine getirirken dokunulmazdır ve hiçbir baskıya tabi tutulamaz. Ancak gazetecilik dışındaki farklı mecralara yönelirseniz, burada basına müdahale edilmesi demokrasinin bir gereğidir. Geçmişte yaşananlara dönüp şöyle bir bakın. ‘Eksen kayması var‘ diyorlar, bunlar psikolojik bir savaş taktiğidir. Bunu hangi
bağlamda söylediler bilmiyorum ama yine aynı süreçte çıkıp diyorlar ki; ‘Türkiye‘de sivil diktatörlük var‘. Türkiye, 8,5 yıl öncesine göre daha demokratik bir ülke. Demokratikleşme konusunda yürürlüğe konulan reformlar, Avrupa Birliği (AB) tarafından; ‘sessiz devrim‘ olarak yorumlanmıştır. Bu süreçte sadece Türkiye‘nin dış politikası değil, demokrasisi de büyüdü" ifadesini kullandı.
"DARBE AHLAKİ VE SİYASİ BİR SUÇ, AŞAĞILIK BİR ORGANİZASYONDUR"
‘Ergenekon Davası‘ kapsamında şu anda cezaevinde tutuklu bulunan isimlerin, CHP tarafından ‘milletvekili adayı‘ olarak gösterildiğini hatırlatan Çelik, CHP‘nin statükodan uzaklaştığı ve değiştiği yönündeki söylemleri de gerçekçi bulmadığını kaydetti. Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: "CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, ordu darbe yapmıyor diye ‘kağıttan kaplan‘ yakıştırması yaptı. Peki Kılıçdaroğlu, bu duruma karşı herhangi bir tepki verdi mi? Batum‘u görevinden aldı mı? Elbette ki almadı ve
bugün hala Süheyl Batum görevinin başında. Darbe, en büyük ahlaki ve siyasi suçtur. Ülkeyi korumakla görevli bir silahlı kuvvetin, kendi halkına silah çekmesi gibi aşağılık bir organizasyondur darbe. Ancak Kılıçdaroğlu‘nun bir başka milletvekili de çıkıp 1960 darbesinin bir ‘bayram‘ olduğunu söylüyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bu söylem karşısında da yine sesini çıkartmıyor. Kılıçdaroğlu‘nun CHP‘nin başına geçtiği son bir yıllık zaman diliminde kendisinin vesayet rejimine kayıtsız şartsız cephe aldığını gördünüz
mü, ya da bu konuda herhangi bir söylemini duydunuz mu? CHP‘ye yakın yzarlar, ‘CHP değişti‘ diyorlar. Biz de ‘değişti‘ diyenlerin neyi kastettiğini anlamıyoruz" yorumunda bulundu.
"VESAYET REJİMİ İDEOLOJİSİNİ ÖZLEŞTİRİP CHP, MHP VE BDP‘YE DEVRETTİ"
CHP‘nin darbeden, darbe oEe BDP olduğunu öne sürdlmadığı zaman da kaostan beslendiğini ileri süren Ömer Çelik, Artvin‘in Hopa ilçesinde Başbakan Erdoğan‘a yönelik saldırıyla ilgili olarak CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun; "Rüzgar eken, fırtına biçer" şeklindeki sözlerine de sert tepki gösterdi. Türkiye‘nin artık vesayet rejiminden kurtulması gerektiğinin altını çizen Çelik, söz konusu sisteminse bugün kendisine siyasi partiler düzeyinde birbirine zıt partiler temelinde örgütlendiğini anlattı. Çelik,
konuşmasını da şöyle sürdürdü; "Askeri ve yargı vesayeti, kendi vesayet ideolojisini özelleştirmiş, bunu CHP, MHP ve BDP‘ye devretmiştir. CHP başta olmak üzere MHP ve BDP bunun etrafından kenetlenerek, vesayet rejiminin taşıyıcısı konumuna gelmiştir. Bu sistemin siyasal yüzünde CHP‘nin, MHP‘nin ve BDP‘nin rengi var. Hepsi birbirine müşfiktir. ‘AK Parti daha fazla milletvekili çıkarmasın‘ diyen BDP, kendilerinin olmadığı yerde MHP‘yi destekliyor. MHP, CHP ve BDP arsında organik bir ilişki, gizli bir seçim
ittifakı var. Adeta tek bir çatı altında seçime giriyorlar."
"ORTADA YENİ BİR CHP YOK, MHP İSE MİLLİYETÇİ DEĞİL ULUSALCI OLDU"
CHP‘nin demokratlığının da tartışılır düzeyde olduğunu vurgulayan Çelik, "CHP‘nin yapısı kozmik bir yapıdır. Ortadaysa yeni bir CHP yok. Var olan maskeyi kaldırdığınızda her şey açık ve net bir şekilde ortaya çıkar. O maskenin altında otoriter bir yapı çıkar" dedi. MHP‘ye de yüklenen Çelik, bugün MHP‘de asıl tartışılması gereken bir konu olduğunu ancak bunun ‘kaset skandalı‘ nedeniyle çok fazla gündeme gelmediğine işaret etti. Türk-İslam sentezi içindeki milliyetçiliğin siyasi kanadının MHP olduğunu,
ancak bugün gelinen noktada MHP‘nin milliyetçi değil tam tersine ulusalcı bir parti olduğunu belirten Çelik, "MHP yönetimi bugün milliyetçi değil, ulusalcıdır. Bina milliyetçi, çatıysa ulusalcı. Asıl tartışma bu yaşanması gerekirken, başka şeyler tartışılıyor. MHP‘yi milliyetçilikten uzaklaştıran, ülkücülerin taleplerini sistemin dışına atan MHP‘nin çatı yönetimidir" ifadesini kullandı.
"12 EYLÜL‘Ü ATLATIRKEN ARAP DÜNYASININ VERDİĞİ MÜCADELEYİ VERDİK"
Milleti sandıktan uzaklaştırmak, seçmen tercihlerini şiddet eylemleriyle farklı yönde etkilemeye çalışanların olduğunu vurgulayan Ömer Çelik, "Halbuki Türkiye işler bir demokrasiye sahip, bunca darbelerle hırpalanmasına rağmen hala işleyen sağlam bir demokrasimiz var. Bugün Tahrir Meydanı‘nda veya Arap dünyasının çeşitli bölgelerinde insanların verdiği demokrasi mücadelesini, Avrupa‘da insanların ‘Berlin Duvarı‘nı yıkabilmek için ödediği bedelleri, bizim insanımız büyük bir ağırbaşlılıkla sandıkta
vermiştir. 12 Eylül‘ü atlatırken, Arap dünyasındaki mücadeleyi verdik. Berlin Duvarı‘ yıkılırken ortaya konan çabayı biz 27 Mayıs için verdik. Daha bir sürü şey sayabiliriz. Dünyanın kaderini değiştiren büyük demokratik değişimler için halklar çok büyük bedellerle öderken, bizim halkımız büyük bir ağır başlılıkla bunu sandıkta başardı. Bugün de bu yürüyüşümüz devam ediyor. Bu uğurda bir başbakan şehit edildi, Diyarbakır Cezaevi‘nde insanlar işkencelerden geçirildi" diye konuştu.
"ESKİ CHP CUMHURİYET VE HALKÇILĞI, YENİ CHP DEMOKRATLIĞI BİToEe BDP olduğunu öne sürdİRDİ"
Konuşmasının bu bölümünde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na da seslenen Çelik, "Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Dersim Katliamı‘ ile hesaplaşıyor musun? Katliamın arkasındakilere bir şey söylüyor musun? Eğer ‘Dersim Katliamı‘ndan hesap sormuyor, arkasındakilere söyleyecek sözün yoksa işte o zaman tehlike çok daha ciddi boyuttadır. Eğer dile getirildiği gibi yeni CHP buysa, o zaman demokrasi de bitmiş demektir. Bugün CHP‘deki tüketim ideolojisidir. Eski CHP, cumhuriyetçiliği ve halkçılığı bitirirken, yeni CHP
ise demokratlığı tüketiyor."
12 Haziran‘da yapılacak olan genel seçimlerin, aynı zamanda da bir ‘kader seçimi‘ olduğunun altını çizen Çelik, demokrasinin tartışılmadığı, darbe tehlikesinin bir ‘şaka‘ ve hatta ‘suç‘ olarak kabul edildiği, ekonominin tehlikeye girmediği bir Türkiye‘nin de ancak, yeni ve çağdaş bir Anayasa ile mümkün olabileceğini, seçimden sonra da Anayasa konusunda gerekli çalışmaların başlatılacağını da sözlerine ekledi.
