Kurban Bayramı Tatili 9 Gün Olacak mı? Turizm Gelirlerinde Büyük Sıçrama!

Spot: Türkiye Kültür Yolu Festivali bu yıl ilk kez Aydın’da düzenleniyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, dijital yayınların Genel Yayın Yönetmenleri ile bir araya gelerek soruları cevapladı. Beyaz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Türker Akıncı da katılımcılar arasında yer aldı.

Kurban Bayramı Tatili 9 Gün Olacak mı? Turizm Gelirlerinde Büyük Sıçrama!
Kurban Bayramı Tatili 9 Gün Olacak mı? Turizm Gelirlerinde Büyük Sıçrama!
Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu yıl ilk kez Aydın'da gerçekleştiriliyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, dijital yayınların genel yayın yönetmenleriyle bir araya gelerek soruları yanıtladı. Beyaz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Türker Akıncı da toplantıya katılan isimler arasında yer aldı.

Kurban Bayramı Tatili 9 Gün Olacak mı? Turizm Gelirlerinde Büyük Sıçrama!




Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un satırbaşları:

Soru: Sayın Bakan, bu son yaşanan İran savaşı bizim turizmimizi nasıl etkiledi? Özellikle İstanbul için 'yeni Dubai olacak' söylemleri var. İç pazarda öngörüleriniz nedir? Orta Doğu'daki savaşın etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mehmet Nuri Ersoy: Anladım. Yani bu savaşın kimseye faydası olmayacak, savaştan kimse sonuç elde etmeyecek. Bu bölgenin jeopolitik konumu sebebiyle geçmişte olduğu gibi günümüzde de ve maalesef gelecekte de krizlere açık bir bölgede yaşıyoruz. Sektörü krizlere bağışıklı hale getirmemiz gerekiyor.”

Ben göreve geldikten sonra, sektörden gelen biri olarak ilk yaptığım iş, sektörü krizlere bağışıklık hale getirmek için bazı yasal düzenlemeleri ve yeni kurumları hayata geçirmek oldu. Turizm Geliştirme Ajansı'nın (TGA) ana kurulma sebeplerinden biri buydu.

Havayollarının, Dışişleri Bakanlığının vize politikalarının, ulaşım ağlarının bir bütün olması lazım. Bu açıdan Türkiye çok yol aldı. Son 5 senedir özellikle bu bölgede krizler savaşlar var. Türkiye, bir 'İstikrar Adası' olduğunu defalarca kez tescil etti. Başka bir özelliğimiz daha var bence, bu uluslararası toplumlarda da karşılık buluyor. Cumhurbaşkanımız ve diplomasimiz şu an bir 'peace maker' olarak anılıyor. Barışı getirmek için çaba sarf eden ülke Türkiye aslında. Barış gelmeden istikrar getiremiyorsunuz. Bu da Türkiye algısında güçlü olumlu bir etki yapıyor diye düşünüyorum.”

Son gelişmelere baktığımızda, nihai ve kalıcı bir ateşkes sağlanana kadar anbean takip edilmesi ve dikkatle yönetilmesi gereken bir dönemden geçiyoruz. Ancak Türkiye'nin geçmişte kriz yönetimi konusundaki tecrübesini ve başarısını göz önünde bulundurduğumuzda, bu sürecin de belirli ölçüde kontrol altında ve doğru şekilde yönetildiğini düşünüyorum.

Kriz başladığı ilk andan itibaren, süreci yakından izliyoruz. Başta yerel olmak üzere, sektör partnerleri, uluslararası paydaşlar, havayolları ve tur operatörleriyle sürekli ve yoğun toplantılar gerçekleştiriyoruz. Sıklıkla bir araya gelerek sürecin her aşamasını birlikte değerlendiriyoruz.

İlk çeyrek raporları açıklandı ve tüm zorluklara rağmen büyümeyle kapatmayı başardık. Ancak bizi ilk çeyrekten daha zorlu geçmesi beklenen bir ikinci çeyrek bekliyor. Onu da paydaşlarımızla beraber yöneteceğiz.”

Soru: Bu sürecin ekonomik etkileri, özellikle enerji fiyatları üzerindeki baskısı hakkında ne dersiniz?

Mehmet Nuri Ersoy: Enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü dalgalanmalar küresel ekonomiye kalıcı hasarlar bırakacak. Önemli olan bunu önceden öngörebilmek. Mesela bu yaza en büyük yansıması şu oldu: Sezon 'son dakika rezervasyon' ağırlıklı geçecek. Biz de buna karşılık tanıtım bütçelerimizi artırdık. Eskiden belli periyotlarda tanıtım yapardık, şimdi sezon sonuna kadar aralıksız yapacağız. İnsanlar ekonomik yükler ve çatışma riski nedeniyle 'önümü görüp öyle rezervasyon yapayım' diye düşünüyor.

Soru: İstanbul'un 'yeni Dubai' olması mevzusuna dönersek; Dubai'deki durum bize nasıl yansır? Pozitif bir etkisi olur mu?

Mehmet Nuri Ersoy: Hayır, bizim sezonlarımız Dubai ile uymuyor ki. Onların sezonu zaten şimdiydi (kış/ilkbahar). Onlar Temmuz-Ağustos'ta yoklar. Onların sezonu Ekim'de başlar, Nisan sonunda biter. Bizim hareketli sezonumuz ise Nisan sonunda başlayıp Kasım'a kadar devam ediyor. Yani biz çakışmıyoruz, aslında birbirini tamamlayan sezonlarız.

Soru: Sayın Bakanım, son vergi düzenlemesi ile konaklama vergisi %2'den %1'e çekildi. Bu belirsizliği azaltır mı?

Mehmet Nuri Ersoy: Bu çatışma ortamının getirdiği ciddi bir ekonomik baskı ve maliyet yükü var. Biz bu maliyet baskısını rahatlatmak, sektöre destek olmak için yıl sonuna kadar böyle bir paket açıkladık.

Turizm sektörünü desteklemek amacıyla kapsamlı adımlar devreye alındı. Turizm Destek Paketi ile sektöre 60 milyar lira tutarında ilave teminat ve kredi imkânı sağlanırken finansmana erişimin kolaylaştırılması hedeflendi. Maliyetleri düşürmeye yönelik bir diğer kritik düzenleme ise konaklama vergisinde yapıldı. Resmî Gazete'de yayımlanan kararla, konaklama vergisi oranı 31 Aralık 2026 tarihine kadar yüzde 1 olarak uygulanacak. Asli amacımız bu.

Yani ilk etapta amacımız maliyet baskısını azaltmak, sektöre bir destek olmasını sağlayabilmek. Nihai ateşkes ilan edilene kadar süreci anbean hem hükümetimiz olarak hem sektör temsilcileri ve paydaşları olarak takip ediyoruz.'

Soru: Kur politikalarının turizm gelirlerine etkisi noktasında düşünceniz nedir? Döviz fiyatlarında bir artış beklentiniz veya talebiniz var mı? Yeni teşvikler düşünüyor musunuz?

Mehmet Nuri Ersoy: Şu an enflasyonla mücadele süreci içindeyiz. Burada milli menfaatler, sektör menfaatlerinin önüne geçer. Önceliğimiz enflasyonu aşağı çekmek. Her sektör üstüne düşen fedakarlığı yapmak zorunda. Dediğim gibi yeri geldiği zaman da maliyet azaltıcı önlemler, destek paketleri açıklanıyor. Turizm cari işlemler dengesi açısından ve istihdam konusunda son zamanlarda ciddi fayda sağladı. Turizm gelirlerimizi her sene artırıyoruz; 2017 sonunda 32 milyar dolardı, geçen sene 65 milyar dolara çıktık. Ziyaretçi sayısında dünyada 8. sıradan 4. sıraya, gelirde ise 15. sıradan 7. sıraya geldik.

Biz yapılması gereken her adımı atacağız. Her türlü verilecek gereken desteği vereceğiz, işbirliğini yapacağız. Sonucunu da bir şekilde Şimdi de alacağız. Ama anlık değişmeler olabilir mi? Anlık krizler olabilir mi? Olur ama bu bizim nihai hedefimizi değiştirmez. Önemli olan biz nihai hedefimize istikrarlı bir şekilde gideceğiz.

Soru: Bu yaz için bir Kurban Bayramı sorusu sormak istiyorum; tatil 9 gün olur mu? Bir de Dünya Kupası (veya Avrupa Şampiyonası) gibi etkinlikler yaz turizmini etkiler mi?

Mehmet Nuri Ersoy: 9 günlük tatil turizm açısından gayet olumlu olur ama bu kabinede tartışılıp alınacak bir karar.

Biz dedim ya hani sektörü krizlere bağışıklık hale getireceğiz derken bazı önlemler turizm geliştirme ajansını kurduk.

Türkiye artık eski Türkiye değil. TGA, kaynak ve ürün çeşitliliği, Türk Hava Yolları'nın 330 noktaya uçması gibi unsurlarla bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirdik. Dünya Kupası da olsa başka bir şey de olsa biz o yolcuyu getireceğiz. Sadece turist değil, 'nitelikli turist' peşindeyiz. Kişi başı gecelik harcamada 2017'den bu yana %45'ten fazla artış sağladık.

Soru: Formula 1 (F1) konusu da çok konuşuldu. Savaşın etkisiyle Bahreyn'den Türkiye'ye kaydığına dair bir algı var?

Mehmet Nuri Ersoy: Alakası yok. F1 süreci 3 yıldır yürüttüğümüz, altyapısını hazırladığımız bir süreçtir. Öyle bir ayda iki ayda getirilecek bir organizasyon değil. Sizden bir sürü taahhütler istiyorlar, bir sürü destekler istiyorlar.

Takvime girmek çok zordur; onların rotasına uymanız, şehir içinde önlemler almanız gerekir. Yani bu tür organizasyonlar istediğiniz takvime gelirse size çok bir faydası var. Ama onların da takvimlerine de uyması lazım. Bizim tam istediğimiz takvimde oldu.

O, çünkü bir rota çizerek geliyor. Bir gün Miami'ye gidip bir gün Singapur'a gidemiyor. Kendi rotası üzerinde sizi bir takvime yerleştirmesi lazım. Orada bir açıklık oluşması gerekiyor. Bu birinci konu. İkincisi sizin şehir içinde de birçok önlem almanız, onlara taleplerde bulunmanız gerekiyor. Çünkü yoğun bir trafik getirecek.
Biz bu sefer Singapur'u örnek alıyoruz. Yarış öncesi, esnası ve sonrası olarak üç ayrı paket sunacağız.
Bakın, üç yıldır hazırlandığımızı söylüyoruz; aslında henüz hiçbir şey görmediniz. Biz bu işin daha başındayız.”

“İlk aşamada 1 milyar erişim elde edildi. Bu gerçekten olağanüstü bir rakam. Üstelik zamanlama da bizim açımızdan oldukça avantajlı oldu; tam bu hassas süreçte gerçekleşti. Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası algısını güçlendiren, adeta tescilleyen yeni bir adım niteliğinde oldu. Ayrıca karşı tarafın da büyük bir istekle dahil olduğu bir süreç yaşandı.

Daha önce de söylediğim gibi, bu organizasyonu sadece bir yarışma olarak ele almayacağız; farklı yaklaşımlarla genişleteceğiz. Örneğin, bunu çeşitli paketler ve rotalarla entegre edeceğiz. Eskiden yalnızca yarışmanın gerçekleştiği üç güne odaklanılırdı, ancak artık böyle değil.

Artık diyoruz ki: İstanbul'la birleştirin, ardından Antalya'ya geçin, oradan Ege'ye devam edin. Yani deneyimi yayarak paketi büyütüyoruz—bu birinci stratejimiz. Bunun yanı sıra “Masters” odaklı bir çalışmamız da var. Örneğin, İstanbul'da bir Masters organizasyonu düzenleyip bunu bir haftalık programa dönüştürmek; bu sürede üç gününü yarışlara ayırmak ve üst düzey takım yöneticilerini, yani nitelikli ziyaretçileri bu deneyime dahil etmek istiyoruz.

Konaklama tarafında harcamaların artırılması kritik; özellikle kişi başı gecelik geliri yukarı çekmek gerekiyor. Zaten verilere baktığımızda bu artışın yansımasını görüyoruz. 2017'de elde edilen döviz bazlı gelirle bugünkü seviyeyi kıyasladığımızda, kişi başı gecelik harcamada %40–45'in üzerinde bir artış söz konusu. Burada artık sadece “kişi başı toplam gelir” değil, özellikle “kişi başı gecelik gelir” temel performans göstergesi haline gelmiş durumda. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin önemli bir mesafe kat ettiği açık.

“Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası organizasyonlara yaklaşımı da değişti. Formula 1 gibi büyük organizasyonlardan, FIFA World Cup ve UEFA European Championship gibi dev turnuvalara kadar artık daha aktif bir şekilde ev sahipliği hedefleniyor.

Türkiye bu tür etkinliklere başvuruyor, organizasyonları ülkeye kazandırıyor ve her biri için ayrı, kapsamlı bir hazırlık süreci yürütüyor.

Bu süreç sadece etkinlik günleriyle sınırlı değil. Öncesinde uluslararası basın davet ediliyor, organizasyonun yapılacağı şehirler tanıtılıyor ve haber değeri oluşturuluyor. Turnuva sırasında zaten yoğun bir medya görünürlüğü sağlanıyor, sonrasında da etki devam ettiriliyor. Yani baştan sona planlanmış bir iletişim ve algı yönetimi söz konusu.
Bugün gelinen noktada Türkiye, bu tür büyük organizasyonların süreç yönetimini oldukça sistematik ve profesyonel bir şekilde yürütüyor. Bunun arkasında da son yaklaşık 7 yılda oluşturulan altyapı, kurumsal yapı ve organizasyon kabiliyeti var. Şu anda bu yatırımların somut faydaları görülüyor.”