Ceyhan Depreminin 13. Yıldönümü
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr.

Afet zararlarının azaltılması sürecinin önemli bir aktörünün yerel yönetimler olduğunu vurgulayan Tatar, şöyle devam etti:
"Deprem riski yüksek alanlardaki belediyelerden ve valiliklerden başlamak üzere yerel yönetimlerin teknik alt yapısını ve personel durumunu güçlendirmek, başta jeoloji mühendisi olmak üzere teknik personel istihdamını arttırıcı önlemler almak, afetlere karşı hizmet içi eğitim çalışmaları organize etmek gereklidir. Modern toplumlar bu tür doğal afetlerde hasarların nedenlerini araştırdıktan sonra elde edilen bulgulara göre tedbirlerini alır ve hatalar telafi edilir. Benzer afetler tekrarladığında da benzer hasarlar asla meydana gelmez. Ülkemizde ise ne yazık ki durum böyle değildir. Çünkü bizim ülkemizde şehirleşme ve yapılaşma bilimin kontrolünde değil, tamamen rantın kontrolündedir."
Ulusal afet politikalarının her şeyden önce zarar azaltma stratejisi üzerine kurulması gerektiğine işaret eden Tatar, "Afet zararlarının azaltılması ve ülkemizdeki yerleşimlerin afetlere karşı güvenlikli hale getirilmesi ise ara vermeden kararlı bir şekilde sürdürülmesi elzem olan geniş kapsamlı, toplumsal olarak içselleştirilmiş "Afetlere Karşı Mücadele Kültürü" ile desteklenmesi gereken toplumsal bir hedeftir. Bu yolda teknik, sosyal, yasal, kurumsal ve ekonomik boyutlarıyla sağlamlaştırılmış çağdaş bir afet yönetim sistemi oluşturulmalıdır. Ancak bu sistemin oluşturulması için merkezi ve yerel yöneticilerin kararlılığına ve bilimsel açılımlara sahip çıkmalarına ihtiyaç vardır. Bu nedenle merkezi ve yerel yönetimlerde kamusal erk kullanıcılarının, Dünya Bankası güdümlü piyasacı politikalar yerine kamu yararı ve bilimsel kriterler çerçevesinde bütünsel afet politikalarına duyarlılık göstermeleri ve buna uygun davranmaları gerekmektedir" diye konuştu.
Doğal afetlerde meydana gelebilecek can ve mal kayıplarının, yerleşim alanları belirlenirken yapılacak jeolojik etütlerle yüzde 98 oranında önlenebileceğine dikkat çeken Tatar, Anayasadaki ‘Her yurttaş için daha güvenli, daha sağlıklı bir çevrede yaşamak temel bir insan hakkıdır’ ifadesinin unutulmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
