Türkiye Ve Dünyada Organik Tarım

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Tüzen, nüfusun hızlı artığını buna paralel olarak ta yiyecek, yakıt ihtiyacının artığını söyledi.

Düzce İl Tarım Müdürlüğü ve Çilimli Ziraat Odası işbirliği ile hazırlanan organik Tarım Eğitimi Projesi kapsamında Düzce’de üreticilere eğitim veren Prof. Dr. Tüzen, Türkiye ve Dünyada Organik Tarım konusunda bilgiler verdi.

Tarımsal uygulamaları etkileyen önemli gelişmelerin olduğunu belirten Yüksek Tüzen, “Bu gelişmelerin başında hızlı nüfus artısı, nüfus hızlı artıyor. Bildiğiniz gibi bu nüfusunda gıda ihtiyacının karşılanması gerekiyor. Nüfus artışıyla birilikte yiyecek ihtiyacı artıyor, yakıt ihtiyacı artıyor ve gıda gereksinimi artıyor. Öyle ki son 80 yıl içerisinde nüfus 3 kat artmış durumda. Bu gereksinim artmasının karsın da tabi ki bu insanları beslemek durumundayız. Öyle ki bu gün 1 üretici yaklaşık olarak 90 kişiyi beslemek zorunda işte bu denli gıdaya duyulan yüksek gereksinim veriminde mutlak suretlilikte artırılması gerekliliğini ortaya çıkarttı. 1950-1970’li yıllar arasında en önemli çözüm yüksek verimli çeşitlilik kullanılması onun dışında yoğun girdi kullanımıydı. Yani girdili çeşitlerin kullanılması pesti sitler sulama yapılması gübreler hormonlar antibiyotik kullanımı kimyasal üretimde fosil yakıtlar yani yüksek enerji tüketimi yoğun girdi kullanımı yeni tarım alanlarının açılması verimi hızlı bir şekilde artırdı. Tabi ki verimin arttırılması demek üreticinin karlılığının arttırılması demek ve bu işten herkes memnundu. Ancak 1970 ve 1980’li yıllarda artık bu üretimin bazı olumsuz yönde etkileri görülmeye başladı. Özellikle çevreye olan olumsuz etkiler hatırlıcasınız BDT diye bir mucizevi pesti sit vardı ve kullanılıyordu. Her şeye karsı kullanılıyordu. Artık onun olumsuz etkisi anlaşıldı ve yasaklandı. Ama halen daha Afrika’da anne sütünde BDT kalıntılarına rastlandığını biliyor musunuz? Bu denli yoğun kimyasal kullandık ve kullanmaya devam ediyoruz. Bunun dışında sürekli aynı çeşitleri aynı türleri yetiştirirken bir yandan da biyolojik çeşitliliği özetle öldürmeye etkilemeye başladık. Yığılca arısı denildi. Bu yöreye özgü bir tür ama biz başka türleri başka çeşitleri kullanırken doğal olarak o bölgeye adapte olmuş türleri yok etmeye başladık. Bunun dışında dayanıklılık artmaya başladı. İlacı atıyorsunuz, bitkinize bakıyorsunuz, böcek tekrar çıkıyor geliyor karşınıza zararlı etkisini sürdürmeye devam ediyor. Yani kullandığımız pesti sitler bize olumsuzluk olarak geriye dönmeye başladı yer altı suları kirlenmeye başladı. İklimsel değişikliklerde bile bunların etkisi önemli yani doğal kaynakları biz hızla tüketiyoruz. Bu noktadan sonra dünyada sürdürebilir tarım yani bir sonraki neslinde düşünüldüğü çevreye zarar vermeyen insan sağlığının önem kazandığı üretim yöntemleri önem kazanmaya başladı” dedi.

Tüketicinin artık ne ürün kullandığın bilmek istediğini belirten Tüzen, “Tüketici artık ne ürün aldığını bilmek istiyor artık iyi ve güvenli gıdayı tüketmek istiyor. İyi tarım uygulamaları gündeme gelmeye başladı. Organik üretim organik ürünler giderek önem kazanmaya başladı. Çünkü tüketici insan sağlığını kendi sağlığını çocuklarının sağlığını ön plana çıkarmaya başladı. Böylelikle hedefler ve tercihlerde değişmeye başladı. Çevreye duyarlı doğru teknolojinin kullanıldığı ama çevrenin ve insan sağlığının önem kazandığı ve üreticinin ekonomik olarak canlı tutulduğu ekonomik canlılığın olduğu tarım uygulamaları ön plana çıkmaya başladı. İşte bu noktada pek çok üretim şekli gündeme geldi. Entegre üretim, iyi tarım uygulamaları hassas tarın ve organik tarım gibi çeşitli tarım üretim sistemleri gündeme gelmeye başladı.

Kaynak: İHA