"Demokratik Çözüm" Çadırında Sağlık Bilgilendirmesi Yapan Doktorlar
Adana‘da BDP‘lilerin kurduğu "demokratik çözüm" çadırına gelerek terör örgütü propagandası yaptıkları ileri sürülen iki doktor, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldıktan sonra açıklama yaparak halkı sağlık yönünden bilgilendirmek için çadıra gittilerini savundu.
Serbest bırakılan Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu ile Dr. Ömer Eşki adliye çıkışında aileleri, hekimler, sağlık çalışanları Av. Şiar Rişvanoğlu, Av. Nesrin Topaloğlu, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri tarafından karşılandı. Gözaltına alınma konusu hakkında açıklama yapan Avukat Şiar Rişvanoğlu, "Suçlama örgüt propagandasıydı. Bu, çok absürd bir suçlamaydı, bunu savcının huzurunda ifade ettik. Söz konusu durum, tamamen halkı bilgilendiren, hekimlik görevlerini yerine getirmekti. Hedef olan iki güç var
aslında, arkadaşlarımın şahsında Türk Tabipleri Birliği ve sağlıkta neoliberal sermaye politikalarına karşı çıkan anlayışın üzerine gitmek istiyorlar. Onların şahsında böyle bir cezalandırmayı uygulamaya çalışıyorlar. Onuruna sahip çıkan bütün emekçilerin, görevlerini yerine getirmeyi engellemeye çalışıyorlar. Bu engellemeyi her aşamada arkadaşlarımızla ve arkasında olan tüm kuruluşlarla boşa çıkarmaya çalışıyoruz. Bu mücadele onurlu insanların kuruluşların mücadelesidir. Şu anda soruşturma devam ediyor,
arkadaşlar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bunun siyasal anlamda bir skandal olduğu çok açıktır. Biz önemli bir şeyi savcıya da ifade ettik. Müvekkillerimiz emniyetten kelepçeyle getirildiler. Bunun kamu vicdanını zedelediğini, onlara tecavüzcü, mafya üyesi gibi muamele yapılamayacağını ifade ettik ama savcılar bu konuda cok pasif. Kolluk görevlilerine emir vermekte acizler. Bunun özellikle dikkate alınmasını ve basın mensubu üyelerimizin bunu kamuoyuna duyurmasını istiyorum" dedi.
Serbest bırakıldıktan sonra konuşan Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, "Bizi destekleyen tüm kurum kuruluşlara teşekkür ediyorum. Bizim yaptığımız sağlık hakkını savunmak. Bu da bizim görevimiz, bundan vazgeçmeye niyetimiz yok. Bize isnat edilen suç, son derece saçma ve bizim orada bulunma nedenimizle hiç uyuşmayan bir şey: Biz sağlık hakkını savunduk ve savunmaya da devam edeceğiz. Bunu 19-20 nisan grev etkinliğimizde de bildirdik, daha önce 13 mart Ankara mitinginde de bildirdik. Biz sağlık hakkını
savunmaya devam edeceğiz. Tüm insanların sağlık hakkını savunduğumuz gibi herkesin sağlık hakkını da savunacağız. Sağlık bilgilendirmelerini herkes aldığı gibi Kürtler de alıyor ve buna hakları vardır" diye konuştu.
Bir kez daha yalnız olmadıklarını gördüğünü belirten Dr. Ömer Eşki, " Bugün bizi destekleyen tüm kuruluşlara teşekkür ediyorum. Demek ki hiç birimiz yalnız değiliz, bir arada olmaya devam edeceğiz. Biz oraya gittik. Sağlıkta dönüşümün halka ne getirip ne götürdüğünü anlattık. Bundan bile rahatsız oluyorlar. Benimle ilgili suçlamada da aynen şöyle deniyor. AKP‘nin halkı kandırdığını söylüyorsunuz, evet dedim. Söylemeye devam ediyorum AKP halkı kandırmaya devam ediyor. Halkımız bunu bilsin, bu bilinçle
hareket etsin, Biz "sağlıkta dönüşüm, halka ne getiriyor ne götürüyor, sağlık çalışanlarını nasıl etkiliyor, iş güvencesini, halkın sağlığını, bulaşıcı hastalıkları nasıl etkiliyor" oradaki konuşmanın içeriği de buydu. Sağlıkta dönüşüm programına muhaliflik zaten. TTB‘nin ve Adana Tabip Odası‘nın kararıdır. Bizim buna bir şerh kararımız vardır. Sağlıkta dönüşüm programı sakıncalıdır. Buna karşı durmalıyız. Uzun vadede sağlık açısından. halkımıza ve ülkemize zarar verecektir. Bunları söyledik. TTB
çizgisinde söylemeye devam edeceğiz. Bununla başımıza bir şey gelirse, gelsin. Yapabileceğimiz bir şey yok. Bu durum, başımıza bunu getirenlerin sorunudur. Benim bir sorunum yoktur" dedi.
Kaynak: İHA
aslında, arkadaşlarımın şahsında Türk Tabipleri Birliği ve sağlıkta neoliberal sermaye politikalarına karşı çıkan anlayışın üzerine gitmek istiyorlar. Onların şahsında böyle bir cezalandırmayı uygulamaya çalışıyorlar. Onuruna sahip çıkan bütün emekçilerin, görevlerini yerine getirmeyi engellemeye çalışıyorlar. Bu engellemeyi her aşamada arkadaşlarımızla ve arkasında olan tüm kuruluşlarla boşa çıkarmaya çalışıyoruz. Bu mücadele onurlu insanların kuruluşların mücadelesidir. Şu anda soruşturma devam ediyor,
arkadaşlar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bunun siyasal anlamda bir skandal olduğu çok açıktır. Biz önemli bir şeyi savcıya da ifade ettik. Müvekkillerimiz emniyetten kelepçeyle getirildiler. Bunun kamu vicdanını zedelediğini, onlara tecavüzcü, mafya üyesi gibi muamele yapılamayacağını ifade ettik ama savcılar bu konuda cok pasif. Kolluk görevlilerine emir vermekte acizler. Bunun özellikle dikkate alınmasını ve basın mensubu üyelerimizin bunu kamuoyuna duyurmasını istiyorum" dedi.
Serbest bırakıldıktan sonra konuşan Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, "Bizi destekleyen tüm kurum kuruluşlara teşekkür ediyorum. Bizim yaptığımız sağlık hakkını savunmak. Bu da bizim görevimiz, bundan vazgeçmeye niyetimiz yok. Bize isnat edilen suç, son derece saçma ve bizim orada bulunma nedenimizle hiç uyuşmayan bir şey: Biz sağlık hakkını savunduk ve savunmaya da devam edeceğiz. Bunu 19-20 nisan grev etkinliğimizde de bildirdik, daha önce 13 mart Ankara mitinginde de bildirdik. Biz sağlık hakkını
savunmaya devam edeceğiz. Tüm insanların sağlık hakkını savunduğumuz gibi herkesin sağlık hakkını da savunacağız. Sağlık bilgilendirmelerini herkes aldığı gibi Kürtler de alıyor ve buna hakları vardır" diye konuştu.
Bir kez daha yalnız olmadıklarını gördüğünü belirten Dr. Ömer Eşki, " Bugün bizi destekleyen tüm kuruluşlara teşekkür ediyorum. Demek ki hiç birimiz yalnız değiliz, bir arada olmaya devam edeceğiz. Biz oraya gittik. Sağlıkta dönüşümün halka ne getirip ne götürdüğünü anlattık. Bundan bile rahatsız oluyorlar. Benimle ilgili suçlamada da aynen şöyle deniyor. AKP‘nin halkı kandırdığını söylüyorsunuz, evet dedim. Söylemeye devam ediyorum AKP halkı kandırmaya devam ediyor. Halkımız bunu bilsin, bu bilinçle
hareket etsin, Biz "sağlıkta dönüşüm, halka ne getiriyor ne götürüyor, sağlık çalışanlarını nasıl etkiliyor, iş güvencesini, halkın sağlığını, bulaşıcı hastalıkları nasıl etkiliyor" oradaki konuşmanın içeriği de buydu. Sağlıkta dönüşüm programına muhaliflik zaten. TTB‘nin ve Adana Tabip Odası‘nın kararıdır. Bizim buna bir şerh kararımız vardır. Sağlıkta dönüşüm programı sakıncalıdır. Buna karşı durmalıyız. Uzun vadede sağlık açısından. halkımıza ve ülkemize zarar verecektir. Bunları söyledik. TTB
çizgisinde söylemeye devam edeceğiz. Bununla başımıza bir şey gelirse, gelsin. Yapabileceğimiz bir şey yok. Bu durum, başımıza bunu getirenlerin sorunudur. Benim bir sorunum yoktur" dedi.
