Kadın Cinayetlerini Erkekler Tartıştı Kadınlar İzledi

Diyarbakır Dicle Üniversitesi bünyesinde kurulan Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DÜKSAM) tarafından organize edilen ‘Töre ve namus cinayetleri‘ konulu panel düzenlendi.

Dicle Üniversitesi konferans salonunda yapılan panele, Vali Yardımcısı Ahmet Dalkıran, DÜKSAM Müdürü Prof. Dr. Nuriye Mete, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aytekin Sır, Sosyolog Prof. Dr. Ahmet Cihan, Germanist Sosyolog Prof. Dr. Sabri Eygün, Prof. Dr. İbrahim Yıldırım, İlahiyatçı Prof. Dr. Mesut Erdal, Hukukçu Prof. Dr. Hakan Hakeri, Dicle Üniversitesi akademik personeli, öğrenciler ve çok sayıda kadın katıldı. Bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı‘nın

ardından ‘adlı kısa film gösterisinin ardından konuşan DÜKSAM Müdürü Prof. Dr. Nuriye Mete, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü kutladı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nün tarihsel sürecini anlatan Prof. Dr. Mete, bir hikaye anlatarak kadınların özgür iradeleri ile hareket etmeleri gerektiğini söyledi.

Daha sonra Töre ve namus cinayetleri konulu konuşmanın açılışı yapıldı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aytekin Sır, batı illerindeki intihar olaylarında erkek ölümlerinin kadın ölümlerinden neredeyse iki kat daha fazla olduğunu söyledi. Prof. Dr. Sır, Psikiyatri olarak baktığı çalışmasında, Batı ülkelerindeki intihar olaylarının Türkiye‘den daha fazla olduğunu belirterek, "Türkiye‘de İntihar olayları yüzde 1,5 iken Batman‘daki intihar olayları bu ortalamanın

üstünde. Bunun sebebini araştırdık. Olaylarda intihar süsü verilmiş cinayetler var mı diye araştırmada bulunduk. İntihar süsü verilmiş olayları bilmiyoruz ve bunu öğrenmekte o kadar basit olmuyor. Daha sonra anket çalışması yaptık. Şehirlerde, Kürt, Arap, Zaza köylerinde anket çalışması yaptık. ‘Namus ve Namussuzluk, Töre nedir?‘ gibi soruların cevaplarını bulmaya çalıştık. Sonra Medya çalışanların üzerinde bir soru sorduk. ‘Çocuklarınız serbest cinsel ilişkilerini nasıl karşılarsınız?‘ diye. Bu soruya

katılanların yüzde 70‘i normal karşılarım şeklinde cevap verdi. Birebir karşılaştırmalarda önemli bir fark göremedik. Bir karşılaştırma dışında. Annelerin üniversite mezunu olması çocuğunu savunması, haksızlığa karşı durması, gerektiğinde savunması ve arkasında durması sonucu çıktı. Bunun için kız çocuklarının eğitilmesi ve öğrenim görmeleri, bu gibi töre ve namus cinayetlerinin önünün kesilmesine yardımcı olacaktır" şeklinde konuştu.

Sosyolog Prof. Dr. Ahmet Cihan ise Türkiye‘nin 80-90 yıldır çalkantıda olan bir ülke olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Cihan, kadın cinayetlerinin bu çalkantılı süreçten ortaya çıkan bir sonuç olduğunu belirtti. 2002‘den beri töre ve namus cinayetlerinin hep artış gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Cihan, son yıl azalma göstermişse de bunun araştırmanın tamamlanmamasına bağlamak gerektiğini söyledi. Töre ve namus cinayetlerinin daha çok batıda görüldüğünü ifade eden Cihan, "Bunun temel sebebi göç alan yererin

daha çok değişme göstermesidir. İlk sırada İstanbul var. Doğu ve Güneydoğu‘da medya töre ve namus cinayetlerini daha çok gündemde tutuyor. Marmara Bölgesi töre ve namus cinayetlerinde ilk sırada, ikinci sırada Ege Bölgesi var. Sosyal ve kültürel değişimin vakalar üzerinde daha etkili oluyor. Bireysel özgürlüklerin artması da bunda etkili. Batı değerlerini bir gömlek gibi giymek değil kendi değerlerimiz üzerinde düşünmeliyiz" dedi.

Daha sonra söz alan Germanist Sosyolog Prof. Dr. Sabri Eygün de namus kavramını çok zorlaştırdıklarını aslında bu kavramın bu kadar zor olmadığını söyledi. Namusun değerli olunca yüzyıllar boyunca batı toplumunda etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Eygün, tarihte tek bir namus kavramından bahsedemeyeceklerini ifade etti. Prof. Dr. Eygün, "Namus değeri tüm kültürlerin en temel noktasını oluşturmuştur. Avrupa insanı bizden sadece birkaç adım öndedir. Adı ne olursa olsun her yerde namusun kirlenmesi karşı

tarafın öldürülmesi ile temizleneceği konusu hakimdir. Erkeğin bilinçaltında olan şiddetin dışavurumudur. Düello ile töre ve namus cinayeti arasında hiçbir fark yoktur. Düellonun olması Avrupa‘da töre cinayetinin olduğunu gösterir. Çünkü aldatılan ile aldatan karşı karşıya gelir. İkisi de erkektir. Ve kendi onurları için birbirlerini öldürmeye çalışırlar. Savaşlarda yaşanan toplu tecavüzlerin sebebi de biz sizi yok sayıyoruz değersizsiniz anlamı taşır" diye konuştu.

İlahiyatçı Prof. Dr. Mesut Erdal, İslam dininin kadına verdiği değerlerden bahsetti. Prof. Dr. Erdal, Kuranı Kerim‘de Adem ile Havva‘ya aynı derecede yer verildiğini belirterek, "İkisi de bir bütünün yarısı olarak sunuluyor. Kadınların da erkekler kadar hakkının olduğu yazılır. Hazreti Muhammed (S.A.V) zamanında biri peygamberimize ‘Benim iyiliğime en yakın kim‘ diye soruluyor. Peygamberimiz 3 kere aynı soruyu sorana annen 4. defa da ise baban olarak yanıt veriyor. Cennet annelerimizin ayakları

altındadır. Bunların hepsi İslam dininin kadına vermiş olduğu önemi gösterir. Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek anlamına gelir. Dinen kendi başına birini haksız yere öldüremez. Örf ve törenin dinin temellerine aykırılık göstermemesi gerekir. Her ne kadar dinen gayrı meşru ilişkiler günahsa öldürmek bundan daha kötü bir günahtır" dedi.

Hukukçu Prof. Dr. Hakan Hakeri ise töre cinayetlerinin en ağır ceza ile cezalandırıldığını söyledi. Prof. Dr. Hakeri, "Töre saiki nedir? Namus cinayet ve töre cinayeti arasında fark var mıdır? Eskiden aile kararı ile işlenen cinayetler töre cinayeti olarak görülüyordu mahkemelerde. Ama şimdi mahkeme bunu aramıyor ispatı mümkün olmadığından dolayı. Töre saikinin olduğu yerde haksız saik olmaz. İspat önemlidir. Ailenin cenazeyi almaması gibi olaylar ispat edilebiliyor. Çok ağır cezaların olması bile bu tür

olayları engellemiyor. Caydırıcılık sağlasın diye konuluyor" şeklinde konuştu.

Panelin ardından Vali yardımcısı, Bağlar Kaymakamı ve DÜKSAM Müdürü katılımcılara plaket verdi.

Kaynak: İHA