Ak Parti Meclis Grup Toplantısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisini muhalefet partisi gibi konumlandıran medya ile mücadele edebilecek, kendilerini savunabilecek güç ve iradeleri olduğunu belirterek, "Bu düşüncemize güvendiğimiz için, düşünce zemininde gelecek saldırılardan korkumuz yok. Biz ‘muhtar bile olamaz‘ diyen medya ile çarpışa çarpışa iktidara geldik" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ergenekon soruşturması kapsamında bazı gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması ile basın özgürlüğü konusuna ağırlık verdi. Başbakan Erdoğan, şu anda terör örgütünün kendisi gibi düşünmediği için, gerçekleri yazdıkları ve söyledikleri için, yüreklerini senine kulak verdikleri için gazetecileri ve sanatçıları tehdit edecek kadar ileri gittiğini belirterek, "Bu gazetecilere de, bu sanatçılara da biz sahip çıkıyoruz. Onların da
hakkını biz savunuyoruz. İnsanlık, demokrasi insan hakları adına biz sesimizi yükseltiyoruz. Her gazeteci, her medya kuruluşu elini vicdanına koysun, 2002 öncesi çalışma şartları ile lütfen bugünü kıyaslasın. Manşetlerde, köşelerde, satırlarda en önemlisi de zihinlerde mayınlar vardı. Bu mayınların nasıl temizlendiğini, yasak kelimelerin, yasak konuların nasıl tarihte kaldığını lütfen herkes iyi görsün" diye konuştu.
"SİYASETÇİYİM DİYE HEDEF TAHTASI MI OLACAĞIM?"
Başbakan Erdoğan, 8 yıl boyunca hiçbir gazetenin hiçbir manşetine karışmadıklarını vurgulayan Erdoğan, rahatsız eden yalan haberler yazıldığını, hakaretler edildiğini, ancak haklarını her yargıda aradıklarını söyledi. Erdoğan, "Bize bazıları nasihat verdi; niçin yargıya götürüyorsun. Ne yapacaktım? Ben de aynı dille mi konuşacaktım? Bu ülkede yargı niye var? Eğer biz bir hukuk devletiysek, ben hakkımı gider yargıda ararım, kim olursa olsun. ‘Ama efendim siz siyasetçisiniz‘. Ne yani siyasetçiyim diye
hedef tahtası mı olacağım? Dillerine ne geliyorsa bunu söyleyecekler, kalemlerinden ne akıyorsa onu akıtacaklar, biz de buna ya sabır çekeceğiz Yok böyle bir şey. Ben demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yaşıyorum. Öyleyse hakkımı gidip hukuk devletinde arayacağım" şeklinde konuştu.
"HAKARETE, AĞIR ELEŞTİRİ KILIFI UYDURDULAR"
Yargının bazen kendileri için çok ilginç kararlar da aldığını belirten Erdoğan, "Siz siyasetçisiniz, diyor. Bu hakaretlere de yeni bir kılıf uydurdular. ‘Bu ağır eleştiriye girer‘ dediler. Bu da literatüre girdi, artık bu var. Şu anda hükümeti sistematik olarak eleştiren, hakaret eden birçok gazete, köşe yazarı var. Biz hepsine yetişemiyoruz, onu da söyleyeyim. Hükümeti amansız şekilde topa tutan yayınların, gazetecilik faaliyetinin ötesine geçerek siyasi bir kampanyaya dönüştüğünü de zaman zaman
görüyoruz. Televizyonlarda, internette, köşelerde, manşetlerde herkes hükümetle ilgili yanlış ya da doğru istediği her şeyi söylüyor, yayınlıyor" dedi.
"ÇARPIŞA ÇARPIŞA GELDİK"
Kendilerine yönelik iyi niyetli eleştirileri ‘özellikle‘ değerlendirdiklerini, özeleştiri yaptıklarını ve buna göre adım attıklarını belirten Erdoğan şunları kaydetti:
"Eğer eleştiri haksız bir saldırıya, hakarete dönüşüyorsa ya cevap hakkımızı kullanıyoruz ya da yargıya gidiyoruz. Allah‘a şükür, bizim kendisini muhalefet partisi gibi konumlandıran medya ile mücadele edebilecek, kendimizi savunabilecek gücümüz var, irademiz var. Bu düşüncemize güvendiğimiz için, düşünce zemininde gelecek saldırılardan korkumuz yok. Biz ‘muhtar bile olamaz‘ diyen medya ile çarpışa çarpışa iktidara geldik. Siyasi gücümüzü de medyadan değil sadece milletimizden aldık, sizden aldık. Onun
için, ne kimseye minnet ederiz, kimsenin vesayeti altına gireriz; ne de bu tür yollara tenezzül eder, muhalifleri susturmaya çalışırız. Böyle bir derdimiz yok. AK Parti‘nin bu tür yöntemlerle muhalif yazarları susturduğunu kendimize biz asla hakaret olarak kabul etmeyiz. Çünkü yarası olan gocunur, bizim böyle bir yaramız yok. Biz düşüncemize güvendiğimiz için düşünce özgürlünden; inancımıza güvendiğimiz için inanç özgürlüğünden korkmuyoruz. Bu konularda kendimize, düşüncemize, Kendimize teşkilatımıza ve en
önemlisi milletimize inanıyor, milletimize güveniyoruz."
"BİR TANESİ BİLE GAZETECİLİK FAALİYETİNDEN DOLAYI CEZAEVİNDE DEĞİL"
Tutuklanan, gözaltına alınan gazeteciler üzerinden, ‘hükümetin eleştiriye tahammülü yok‘ diyenlere seslenen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hangi gazeteci, hükümeti eleştirdiği için bugün tutukludur? Hangi gazeteci basın faaliyetinden gazetecilik faaliyetinden dolayı tutukludur. Şu anda cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olarak, mesleği gazeteci olarak kayda geçen 27 kişi var. Bunlardan bir tanesi bile gazetecilik faaliyetinden dolayı cezaevinde değil. Benim milletim bunu iyi bilsin. ‘Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak, silahlı terör örgütüne üye olmak, cinsel istismar, nitelikli yağma, ateşli silah bulundurmak, resmi belgede
tahrifat‘. Mesleği gazeteci olarak geçen 27 kişinin cezaevinde bulunma gerekçeleri işte bunlar. Yani AK Partiye hakaret ettiğinden veya şunu bunu yaptığından değil; bu."
"TUTUKLAMALARDA HÜKÜMETİN HİÇBİR DAHLİ YOKTUR"
AK parti olarak dünyanın en ileri standartlarına sahip basın yasalarından birini çıkardıklarını belirten Erdoğan, diğer bazı yasalardan kaynaklanan sorunlar yaşanabildiğini kaydederek, şu anda da Adalet Bakanlığı‘nın Basın Yasasında Değişiklik yapılmasına dair bir paketi Bakanlar Kurulu‘na gönderdiğini bildirdi. Erdoğan, bu kadar çaba, gayret, iyi niyet ortadayken, gazetecilik faaliyetleri dışında suç isnatlarıyla gazetecilerin tutuklanmasını hükümet aleyhine bir kampanyaya dönüştürmenin ‘insafsızlık‘
olduğunu belirtti. Erdoğan, "Son tutuklamalar tamamen yargının tasarrufu ile olmuştur. Hükümetin bu meselede hiçbir dahli olamaz. Olursa zaten yasalara, Anayasa‘ya, demokrasiye aykırı olur ki buna zaten bizimle ilgiliyse buna izin vermeyiz. Bizim anlayışımızda yargılama bitmeden kimse suçlu görülemez. Yargılamada asıl olan adaletin gecikmeden tecelli etmesidir. Bizim dertli olduğumuz nokta burasıdır. Ne yapılacaksa yapılsın, karar verilsin, bunu görelim. Bu sürecin uzamasını biz doğru bulmuyoruz. Buna biz
de iktidar olarak buna karşı olduğumuzu açık net söylüyoruz. Yargılama sürecindeki yaşanan eleştirilerden, polemiklerden en çok biz rahatsız oluyoruz. Gerilimden, kutuplamadan, haksız suçlamalardan en çok biz şikayet ediyoruz. Ama kusura bakmayın, kimse bizden yürütme olarak çıkıp taraf tutmamızı, sürece müdahale etmemizi beklemesin. Ana muhalefet partisi liderinin söylediği gibi, biz bu işlerin avukatlığını gidip de Silivri cezaevi kapısında yapanlardan değiliz. Biz Ergenekon avukatlığı yapanlardan
değiliz, olmayacağız. Biz o samimi milletimizin avukatı olarak buradayız ve bundan sonra da aynı şekilde bu yola devam edeceğiz" diye konuştu.
"YASAMA VE YÜRÜTME NASIL TOPLUMSAL DUYARLILIKTAN ETKİLENİYORSA, YARGI DA TOPLUMUN ADALET ÇAĞRISINA DUYARSIZ KALAMAZ"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ‘savcılıktan‘ bahsettiğini belirten Erdoğan, "O size yakışır. Benim savcılık derdim yok. Demokratik ülkelerde siyasi iktidarların nerede, nasıl durması gerektiği bellidir. Bizim görevimiz yargının işini kolaylaştırmaktır. Hukuk düzeninin güvenliğini sağlamaktır. Devam eden davalarla ilgili toplumda farklı hassasiyetlerin olması doğaldır. Toplum adalet ister, adalet çağrısı yapar. Toplumdaki duyarlılığı, hassasiyetleri göz ardı etmek mümkün değildir. Yasama ve
yürütme nasıl toplumsal duyarlılıktan etkileniyorsa, yargı da toplumun adalet çağrısına duyarsız kalamaz. Biz yürütme olarak yargının çok daha hızlı çalışması için elimizden gelen tüm yatırımları yaptık, yapıyoruz. Fiziki tüm şartlarını kolaylaştırdık, kolaylaştırıyoruz. Ancak yargı toplumdan gelen eleştirilerle deiğil, elindeki bilgi ve delillerle hareket eder; gazete manşetleriyle değil, dava dosyasıyla karar verir. Toplumsal duyarlılığın yüksek olduğu, siyasi atmosferi ciddi şekilde etkileyen
davalarda yargının özenle olduğu kadar ivedilikle de hareket etmesi önem taşımaktadır. Herkesi kez daha sorumlu davranmaya, yargıyı rahat bırakmaya, yargının çalışmasını kolaylaştırmaya çağırıyoruz. Burada önemli olan adaletin olabilecek en hızlı şekilde tecelli etmesidir. Yargıdan beklentimiz budur."
Kaynak: İHA
hakkını biz savunuyoruz. İnsanlık, demokrasi insan hakları adına biz sesimizi yükseltiyoruz. Her gazeteci, her medya kuruluşu elini vicdanına koysun, 2002 öncesi çalışma şartları ile lütfen bugünü kıyaslasın. Manşetlerde, köşelerde, satırlarda en önemlisi de zihinlerde mayınlar vardı. Bu mayınların nasıl temizlendiğini, yasak kelimelerin, yasak konuların nasıl tarihte kaldığını lütfen herkes iyi görsün" diye konuştu.
"SİYASETÇİYİM DİYE HEDEF TAHTASI MI OLACAĞIM?"
Başbakan Erdoğan, 8 yıl boyunca hiçbir gazetenin hiçbir manşetine karışmadıklarını vurgulayan Erdoğan, rahatsız eden yalan haberler yazıldığını, hakaretler edildiğini, ancak haklarını her yargıda aradıklarını söyledi. Erdoğan, "Bize bazıları nasihat verdi; niçin yargıya götürüyorsun. Ne yapacaktım? Ben de aynı dille mi konuşacaktım? Bu ülkede yargı niye var? Eğer biz bir hukuk devletiysek, ben hakkımı gider yargıda ararım, kim olursa olsun. ‘Ama efendim siz siyasetçisiniz‘. Ne yani siyasetçiyim diye
hedef tahtası mı olacağım? Dillerine ne geliyorsa bunu söyleyecekler, kalemlerinden ne akıyorsa onu akıtacaklar, biz de buna ya sabır çekeceğiz Yok böyle bir şey. Ben demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yaşıyorum. Öyleyse hakkımı gidip hukuk devletinde arayacağım" şeklinde konuştu.
"HAKARETE, AĞIR ELEŞTİRİ KILIFI UYDURDULAR"
Yargının bazen kendileri için çok ilginç kararlar da aldığını belirten Erdoğan, "Siz siyasetçisiniz, diyor. Bu hakaretlere de yeni bir kılıf uydurdular. ‘Bu ağır eleştiriye girer‘ dediler. Bu da literatüre girdi, artık bu var. Şu anda hükümeti sistematik olarak eleştiren, hakaret eden birçok gazete, köşe yazarı var. Biz hepsine yetişemiyoruz, onu da söyleyeyim. Hükümeti amansız şekilde topa tutan yayınların, gazetecilik faaliyetinin ötesine geçerek siyasi bir kampanyaya dönüştüğünü de zaman zaman
görüyoruz. Televizyonlarda, internette, köşelerde, manşetlerde herkes hükümetle ilgili yanlış ya da doğru istediği her şeyi söylüyor, yayınlıyor" dedi.
"ÇARPIŞA ÇARPIŞA GELDİK"
Kendilerine yönelik iyi niyetli eleştirileri ‘özellikle‘ değerlendirdiklerini, özeleştiri yaptıklarını ve buna göre adım attıklarını belirten Erdoğan şunları kaydetti:
"Eğer eleştiri haksız bir saldırıya, hakarete dönüşüyorsa ya cevap hakkımızı kullanıyoruz ya da yargıya gidiyoruz. Allah‘a şükür, bizim kendisini muhalefet partisi gibi konumlandıran medya ile mücadele edebilecek, kendimizi savunabilecek gücümüz var, irademiz var. Bu düşüncemize güvendiğimiz için, düşünce zemininde gelecek saldırılardan korkumuz yok. Biz ‘muhtar bile olamaz‘ diyen medya ile çarpışa çarpışa iktidara geldik. Siyasi gücümüzü de medyadan değil sadece milletimizden aldık, sizden aldık. Onun
için, ne kimseye minnet ederiz, kimsenin vesayeti altına gireriz; ne de bu tür yollara tenezzül eder, muhalifleri susturmaya çalışırız. Böyle bir derdimiz yok. AK Parti‘nin bu tür yöntemlerle muhalif yazarları susturduğunu kendimize biz asla hakaret olarak kabul etmeyiz. Çünkü yarası olan gocunur, bizim böyle bir yaramız yok. Biz düşüncemize güvendiğimiz için düşünce özgürlünden; inancımıza güvendiğimiz için inanç özgürlüğünden korkmuyoruz. Bu konularda kendimize, düşüncemize, Kendimize teşkilatımıza ve en
önemlisi milletimize inanıyor, milletimize güveniyoruz."
"BİR TANESİ BİLE GAZETECİLİK FAALİYETİNDEN DOLAYI CEZAEVİNDE DEĞİL"
Tutuklanan, gözaltına alınan gazeteciler üzerinden, ‘hükümetin eleştiriye tahammülü yok‘ diyenlere seslenen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hangi gazeteci, hükümeti eleştirdiği için bugün tutukludur? Hangi gazeteci basın faaliyetinden gazetecilik faaliyetinden dolayı tutukludur. Şu anda cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olarak, mesleği gazeteci olarak kayda geçen 27 kişi var. Bunlardan bir tanesi bile gazetecilik faaliyetinden dolayı cezaevinde değil. Benim milletim bunu iyi bilsin. ‘Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak, silahlı terör örgütüne üye olmak, cinsel istismar, nitelikli yağma, ateşli silah bulundurmak, resmi belgede
tahrifat‘. Mesleği gazeteci olarak geçen 27 kişinin cezaevinde bulunma gerekçeleri işte bunlar. Yani AK Partiye hakaret ettiğinden veya şunu bunu yaptığından değil; bu."
"TUTUKLAMALARDA HÜKÜMETİN HİÇBİR DAHLİ YOKTUR"
AK parti olarak dünyanın en ileri standartlarına sahip basın yasalarından birini çıkardıklarını belirten Erdoğan, diğer bazı yasalardan kaynaklanan sorunlar yaşanabildiğini kaydederek, şu anda da Adalet Bakanlığı‘nın Basın Yasasında Değişiklik yapılmasına dair bir paketi Bakanlar Kurulu‘na gönderdiğini bildirdi. Erdoğan, bu kadar çaba, gayret, iyi niyet ortadayken, gazetecilik faaliyetleri dışında suç isnatlarıyla gazetecilerin tutuklanmasını hükümet aleyhine bir kampanyaya dönüştürmenin ‘insafsızlık‘
olduğunu belirtti. Erdoğan, "Son tutuklamalar tamamen yargının tasarrufu ile olmuştur. Hükümetin bu meselede hiçbir dahli olamaz. Olursa zaten yasalara, Anayasa‘ya, demokrasiye aykırı olur ki buna zaten bizimle ilgiliyse buna izin vermeyiz. Bizim anlayışımızda yargılama bitmeden kimse suçlu görülemez. Yargılamada asıl olan adaletin gecikmeden tecelli etmesidir. Bizim dertli olduğumuz nokta burasıdır. Ne yapılacaksa yapılsın, karar verilsin, bunu görelim. Bu sürecin uzamasını biz doğru bulmuyoruz. Buna biz
de iktidar olarak buna karşı olduğumuzu açık net söylüyoruz. Yargılama sürecindeki yaşanan eleştirilerden, polemiklerden en çok biz rahatsız oluyoruz. Gerilimden, kutuplamadan, haksız suçlamalardan en çok biz şikayet ediyoruz. Ama kusura bakmayın, kimse bizden yürütme olarak çıkıp taraf tutmamızı, sürece müdahale etmemizi beklemesin. Ana muhalefet partisi liderinin söylediği gibi, biz bu işlerin avukatlığını gidip de Silivri cezaevi kapısında yapanlardan değiliz. Biz Ergenekon avukatlığı yapanlardan
değiliz, olmayacağız. Biz o samimi milletimizin avukatı olarak buradayız ve bundan sonra da aynı şekilde bu yola devam edeceğiz" diye konuştu.
"YASAMA VE YÜRÜTME NASIL TOPLUMSAL DUYARLILIKTAN ETKİLENİYORSA, YARGI DA TOPLUMUN ADALET ÇAĞRISINA DUYARSIZ KALAMAZ"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ‘savcılıktan‘ bahsettiğini belirten Erdoğan, "O size yakışır. Benim savcılık derdim yok. Demokratik ülkelerde siyasi iktidarların nerede, nasıl durması gerektiği bellidir. Bizim görevimiz yargının işini kolaylaştırmaktır. Hukuk düzeninin güvenliğini sağlamaktır. Devam eden davalarla ilgili toplumda farklı hassasiyetlerin olması doğaldır. Toplum adalet ister, adalet çağrısı yapar. Toplumdaki duyarlılığı, hassasiyetleri göz ardı etmek mümkün değildir. Yasama ve
yürütme nasıl toplumsal duyarlılıktan etkileniyorsa, yargı da toplumun adalet çağrısına duyarsız kalamaz. Biz yürütme olarak yargının çok daha hızlı çalışması için elimizden gelen tüm yatırımları yaptık, yapıyoruz. Fiziki tüm şartlarını kolaylaştırdık, kolaylaştırıyoruz. Ancak yargı toplumdan gelen eleştirilerle deiğil, elindeki bilgi ve delillerle hareket eder; gazete manşetleriyle değil, dava dosyasıyla karar verir. Toplumsal duyarlılığın yüksek olduğu, siyasi atmosferi ciddi şekilde etkileyen
davalarda yargının özenle olduğu kadar ivedilikle de hareket etmesi önem taşımaktadır. Herkesi kez daha sorumlu davranmaya, yargıyı rahat bırakmaya, yargının çalışmasını kolaylaştırmaya çağırıyoruz. Burada önemli olan adaletin olabilecek en hızlı şekilde tecelli etmesidir. Yargıdan beklentimiz budur."
