
Mersin SMMMO Başkanı Dursun Göktaş, vergiler açısından 2011 yılı değerlendirmesi ve 2012 yılı önerilerini İHA muhabirine anlattı. Bu yıl dünyada yaşanan krizin, her ne kadar hükümet ‘yok’ dese de özellikle reel sektör üzerinde Türkiye’de de etkileri olduğunu söyledi. Esnaf ve tüccarın bu anlamda büyük sıkıntı yaşadığını iddia eden Göktaş, geçtiğimiz günlerde SMMMO Genel Kurul Danışma Meclisi toplantısına katılan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut ile Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer’in de ‘tüccarın ve esnafın zor durumda olduğunu, krizden etkilendiğini, finansman sıkıntısı çektiğini, bunun aşılması gerektiğini’ ifade ettiklerini kaydetti. Esnaf ve tüccarla devlet arasında köprü görevi gören bir meslek grubu olarak muhasebeci ve mali müşavirlerin de o kesimlerin nabzını çok iyi bildiklerine işaret eden Göktaş, reel sektörün gerçekten zor durumda olduğunu, vergilerini, sosyal güvenlik primlerini ödemekte sıkıntı çektiklerini gördüklerini dile getirdi. Bu yıl çıkarılan 6111 sayılı Torba Yasa’nın aslında esnaf ve tüccar açısından güzel bir imkan olduğunu ve büyük bir kesimin de yararlandığını anlatan Göktaş, ancak burada da büyük bir sıkıntı beklendiğine dikkat çekti. Göktaş, “Bu yasadan yararlanabilmek için finansmanı, parası olması lazım. Büyük bir kesim de yararlandı ancak, şimdi ödemelerde büyük sıkıntı var. 2 kere aksattığı takdirde bu yapılanma bozuluyor. O zaman daha büyük çıkmazlara girecek maalesef, orada büyük sıkıntı bekleniyor. Zaten Maliye Bakanlığı ‘cezalı duruma düşmeyin’ diye açıklama yaptı” dedi.ESNAFA, TÜCCARA DAHA FAZLA TOLERANSDevletin yatırım ve hizmetleri yapabilmek için vergiye, paraya ihtiyacı olduğunun altını çizen Göktaş, vergiyi almanın gerçekten zor bir olay olduğunu vurguladı. Vergi hukuku derslerinde verginin tanımının, ‘vatandaştan cebren alınan paraya vergi’ şeklinde yapıldığını aktaran Göktaş, bunun doğru bir tarif olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Siz vergiyi ödemezseniz, icra yoluyla hatta e-haciz yoluyla alıyorlar. Sizin haberiniz yokken bankadaki hesabınızda para varsa, siz çek veya senet ödemek için bankadaki hesapta bırakmışsanız, hemen alabiliyorlar. Sizin çekinizin arkası yazılıyor veya senediniz protesto oluyor, ona bakmıyor. Halbuki esnafın çekinin arkasının yazılması, senedinin protesto olması onun kredi alabilirliğini de ortadan kaldırıyor. Bir insanın yaşamını idame ettirebilmesi için paraya ihtiyacı var. Paraları da böyle kaybolursa nereden bulacak? Tefecinin eline düşecek veya başka yollara gidecek, o da tamamen batması demektir. Burada devletimizin biraz daha toleranslı, biraz daha bu kesimlere teşvik edici davranışlarda bulunması gerekir.”“VERGİDE DENGELERİ BULMAK GEREKİYOR”2012’de, 2011’de yaşananları dikkate alıp ona göre tedbirler almak gerektiğine vurgu yapan Dursun Göktaş, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in akademik yaklaşımla verdiği kararların sıkıntıya yol açtığını ileri sürdü. Vergide adaletin sağlanması gerektiğine işaret eden Göktaş, “Maliye Bakanımız iyi bir insan olabilir ancak, reel sektörün ve piyasadaki işleyişin nasıl olduğunu tam bilemediği için tam bir akademik merkezden karar verebilen bir bilgi ve yeteneğe sahip, o yüzden bu sıkıntıları yaşıyoruz. Bunun da aşılması kolay. Çalışanlarla, reel sektörün birebir içerisindeki kesimlerin görüşlerini de dikkate alarak bir ortak uzlaşı içerisinde 2012’de devletin de ihtiyacı olan vergiyi ödememiz lazım. Ama bunu da ödeyebilme gücümüz içerisinde ödememiz lazım. Zaten Anayasa’nın 73. maddesi ’Herkes mali gücüne vergi ödemelidir’ diyor. O zaman kazanandan alın, kazanmayandan almayın. Menkul kıymetlere bakıyorsunuz, orada vergileme dışı bırakılıyor. Hatta stopaj oranları sıfır olan hazine bonosu, devlet tahvili gibi faiz gelirlerinin vergileri çok düşük veya yüzde 10-15 stopaj alarak nihai vergileme yapıyor. Bu da haksızlık oluyor. İnsanlar 2-3 bin lirayla bir işletme kuruyorlar, oradan vergi aldığında en az yüzde 15 ile başlayan bir tarifeyle vergi ödüyorlar, öbür tarafta 100 milyonu var, faize veriyor gelir getiriyor, o da yüzde 15 ile nihai vergi ödüyor, bu haksız ve adaletsiz bir durum. Ama devletin finansman ihtiyacı var, o ihtiyacını giderebilmek için bu menkul kıymetlere bir takım kolaylıklar, tolerans tanınıyor denebilir. O da bir ölçüde haklı ama insanların daha rahat vergi ödeyebilmelerini sağlamak için dengeleri bulmak gerekiyor” diye konuştu.“HÜKÜMETLER VERGİDE UZLAŞIYI SAĞLAMAK ZORUNDA”Gelir Vergisi Kanunu Değişikliği Kanun Tasarısı’nın Meclis’te beklediğini, Vergi Usul Kanunu ile ilgili Değişiklik Taslağı hazırlandığını ve Meclis’e geleceğini kaydeden Göktaş, bu kanunların çok eski tarihlerde çıktığını, bir yığın değişikliğe uğradığını ve adeta bir bulmaca haline geldiğini vurgulayarak, bunların günümüz şartlarına göre değişmesi gerektiğini söyledi. “Bunu sadeleştirip günün şartlarına, teknolojik gelişmelere, uluslararası ticari ilişkilerdeki gelişmeleri dikkate alarak ve hükümetimizin her zaman öne sürdüğü Avrupa Birliği uyum yasalarına da uygun olarak düzeltmek gerekiyor” diyen Göktaş, kanunun biran önce çıkartılması gerektiğini de dile getirdi. Kanunun ticaret odaları, esnaf odaları ve diğer meslek odalarıyla ortak bir uzlaşı içerisinde çıkarılmasının önemine değinen Göktaş, “Hükümetlerin, hangi hükümet olursa olsun bu uzlaşıları sağlaması lazım. Uzlaştığın vakit herkes vergi öder ama zorla aldığın vakit yasaklar insanlara caydırıcı oluyor, kaçamağa sebep oluyor. Bunu çok iyi dengede tutmak lazım” ifadelerini kullandı.“KAYITDIŞILIĞI ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİL”Türkiye’deki kayıtdışılık üzerinde de duran Göktaş, şunları söyledi: “Kayıtdışı tüm dünyada var, bunun önlenmesi mümkün değil. Önemli olan bunun oranını asgari seviyeye indirebilmek. Amerika’da bu yüzde 10-15 civarındaysa Türkiye’de yetkililerin ifadelerine göre yüzde 50 civarında. Çok büyük bir rakam. Bu rakamı daha aşağıya çekmek lazım, nedenlerini çok iyi araştırmak lazım. Örneğin, ister yerel ister genel olsun ülkenin yönetimine talip olan insanlar seçilebilmek için büyük miktarda paralar harcıyorlar. İnsanın doğasında vardır bu paraları gerİ çıkarabilmek. Geri çıkarabilmek için de ne yapmak lazım; eğer kayıt içerisinde herkes hukuk ve dürüstlük içerisinde hareket ederse geri çıkarması mümkün değil. Dolayısıyla yönetenlerin böyle bir kayıtdışılıktan bunu çıkarabilme hedefleri, Amaçları veya kendilerine yol olarak belirledikleri bir yol varsa o zaman bu kaytdışılığı önlemek de biraz zor. Kayıtdışılığı körükleyen nedenleri ortadan kaldırmak lazım ki, o zaman kaytıdışılık doğal olarak kendiliğinden azalabilir.”“CEZALARI BÜTÇEYE GELİR YAZAN TEK ÜLKEYİZ”Vatandaşın sırtındaki büyük bir yükün de dolaylı vergiler olduğunu ifade eden Göktaş, devletin vergide hedeflerine ulaşamadığında en kolay yol olarak dolaylı vergilerin oranlarını artırmayı seçtiğini dile getirdi. Vergi gelirlerinin büyük kısmını özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi, KDV gibi dolaylı vergilerin oluşturduğunun altını çizen Göktaş, “Vatandaş her aldığı malın içerisinde dolaylı vergiyi ödüyor. Benzinden arabaya, televizyon buzdolabına kadar her türlü dolaylı vergileri ödüyor. Hedeflere ulaşamayınca biz ne yapıyoruz, hemen dolaylı vergileri artırıyoruz. Vergi cezaları veya trafik cezaları bütçede gelir usulü olarak konan dünyadaki tek ülke Türkiye’dir. Bütçe kalemlerine baktığınızda cezalar gelir kalemi olarak yer alıyor. Dünyada cezaları bütçesine gelir olarak koyan tek ülke biziz, birinci olmak da güzel yani” şeklinde konuştu.Vatandaşları cezalar ve harçlar konusunda uyaran Göktaş, 2012’de yeniden değerleme oranının yüzde 10,26 arttırıldığını belirterek, şunları söyledi: “Bu demek oluyor ki vergideki cezalar, özel usulsüzlük cezaları, veraset intikal vergisinden damga vergisine, mahkeme harçlarından diploma harcına, ehliyet harcına kadar en az yüzde 10,26 artacak. Emekli maaşları veya memurlara, işçilere yapılan artış oranlarını da dikkate alarak vatandaşların öyle değerlendirmesini öneriyorum.”1 Temmuz 2012’de yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe gireceği bilgisini veren Göktaş, bu kanunun getireceği yenilikleri de şöyle sıraladı: “Tek kişiyle limitet, anonim şirket kurabileceksiniz. Her limitet veya anonim şirketin bir web sitesi olacak. Burada bilançoları, gelir tabloları, denetçi raporları, yönetim kurulunun faaliyet raporları gibi birçok bilgi yer alacak. Yer almadığı takdirde, bunu kullanmayanlara cezalar da getiriliyor ve şeffaflık açısından, şirketlerin kurumsallaşması açısından çok önemli bir yasa bu. Murakıplık sistemini kaldırıyorlar. Eskiden anonim şirketlerde ilkokul mezunu bile olmayan denetçi olabiliyordu. Muhasebenin ‘m’sini bilmeyen nasıl denetim yapacak. Yeni yasa bunu kaldırıyor, bağımsız denetçiler oluşturuluyor, bunlar da bizim meslektaşlarımızdan olacak, 3568 sayılı yasaya göre yetki almış kişiler bağımsız denetçi olacak. Limitet şirketlerin, anonim şirketlerin denetimi bizim mali müşavirler tarafından yapılacak ve sorumlulukları da var. Denetim raporunu bilerek, kasten veya hatalı bir şekilde yapan meslektaşlarımız da hapis veya para cezasıyla karşılaşabilecekler.”