Türk Tabipleri Birliği'nin 'Tam Gün Yasası'na İlişkin Basın Toplantısı
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Prof
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Anayasa Mahkemesi'nin 'Tam Gün Yasası'na ilişkin kararından sonra kamuda çalışan hiçbir hekimin muayenehanesini kapatmaya zorlanamayacağını söyledi. Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu da, öğretim üyelerinin özlük açısından haklara sahip olması gerektiğini belirtti.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Anayasa Mahkemesi'nin 'Tam Gün Yasası'na ilişkin kararı ve Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ'ın konuyla ilgili eleştirilerine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Anayasa Mahkemesi'nin 16 Temmuz'da Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşları ile özelde çalışan hekimler ve tıp fakültelerindeki öğretim üyelerinin 1219 sayılı yasanın 12. maddesine konulan başka sağlık kurumlarında
çalışma yasağının iptal ettiğini hatırlatarak, "Anayasa Mahkemesi kararından sonra üniversitede olsun, Sağlık Bakanlığı'nda olsun kamuda çalışan hiçbir hekim muayenesini kapatmaya, işyeri hekimliğini bırakmaya veya ikinci görevinden ayrılmaya zorlanamaz" dedi.
Tanık, Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ'ın mahkeme kararını ısrarla yanlış yorumladığını ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini savundu. Tanık, gerek Bakan Akdağ'ın medyada, gerekse Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nin 'Tam Gün Kanunu' ile ilgili basın açıklamasında öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayene açmasının veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmasının mümkün olmadığını ve kısmi zamanlı çalışmaya devam eden hekimlerin memurluktan atılacağı yönünde hukuk dışı
ifadelere yer verdiğini söyledi. Tanık, kamuda çalışan hekimlerin 8 saatlik mesai sonrası işyeri hekimliği yapması, özel bir sağlık kuruluşu veya hastane ya da özel muayenehanesinde kısmi zamanlı çalışmasını yasaklayan düzenlemenin hangi kanun metninde yer aldığının iddia sahipleri tarafından açıklanamadığını ifade etti. Tanık, "Bu halde doktorlar hem hastanede çalışıp hem de muayenehanede çalışamazlar yaklaşımı gerçekle bağdaşmıyor" dedi.
Tanık, 5947 sayılı Tam Gün Yasası'nın 19/a bendi ile 30 Temmuz tarihinden itibaren 2368 sayılı yasa ve bu yasanın 3. maddesinde yer alan "kamuda çalışan hekimlerin mesai sonrası mesleklerini serbestçe olarak icra etmeleri"ni yasaklayan hükmün ortadan kaldırıldığını söyledi. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun kamuda çalışan hekimler için benzer bir yasaklama içermediğini, memurların sadece tacir, esnaf veya ticari mümessil sayılmalarını gerektiren faaliyetler olduğunu belirten Tanık, 657 sayılı
kanunun 28. maddesine paralel olarak 1219 sayılı yasanın 12. maddesinde hekimlerin hekimlik yaparken ticaretle uğraşamayacakları, hekimliğin tacirlikle bağdaşmayacağının belirtilerek yasaklandığını ifade etti. 1219 sayılı yasanın 12. maddesindeki yasaklayıcı ibarenin mahkeme tarafından iptali ile bu yöndeki yasağın kaldırıldığını söyleyen Tanık, kamuda çalışan hekimlerin de üniversite öğretim üyeleri gibi mesai bitimlerinde yapmakta oldukları kısmi zamanlı işlerde veya muayenehanelerde sağlık hizmeti
vermeye devam hakkına sahip olduklarını, aksi uygulamaların Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasına yer alan mahkeme kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı kuralına aykırı olacağı ve buna Sağlık Bakanı'nın da uyması gerektiğinin altını çizdi.
Tanık, Sağlık Bakanı Akdağ'ın Anayasa Mahkemesi'nin kararını göz ardı etmeden konuya ciddiyetle yaklaşmasını beklediklerini belirterek, "Bakan Akdağ'ın Türk Tabipleri Birliği'ne yönelik sağlık hizmetlerinin paralı olmasını savunduğu şeklinde gerçekle hiçbir ilgisi olmayan mesnetsiz suçlamaları kınıyoruz" diye konuştu.
Türk Tabipleri Birliği olarak "tam gün" uygulamasının savunucusu olduklarını ve tasarı görüşülürken önerilerini hekimlerin kamuoyu ve Sağlık Bakanlığı bilgisine sunduklarını ifade eden Tanık, Bakan Akdağ'ın "Türk Tabipleri Birliği tarih önünde hesap verecektir" sözlerini ironi olarak kabul ettiklerini söyledi. Tanık, tarih önünde kimin hesap vereceğinin açık olduğunu belirterek, "Tarih önünde hesap verecek olanlar, Avrupa Birliği 3. Ulusal Programı'nda sağlık sektörünü özelleştirme kapsamına alanlardır.
Vatandaşa her reçete için 15 TL 'katılım payı' ödetenlerdir. Özel hastanelere müracaat edenlerden yüzde 70, yüzde 100 'ilave ücret' ödetenlerdir. Vatandaşın cepten harcamalarını dört katına çıkaranlardır. İstisnai keşifle bazı sağlık hizmetlerini 'istisnai sağlık hizmeti' sınıfına sokarak, yüzde 300 'katılım payı' alınmasını düzenleyenlerdir. Hastaneleri şirket hastanelerine dönüştürerek özelleştirmeye hazırlayanlardır. Birinci basamak sağlık hizmetlerini özelleştirenlerdir" ifadelerini kullandı.
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu ise, Sağlık Bakanı'nın sözlerini uygun görmediklerini belirtti. Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışanların diğer devlet memurlarından farklı çalıştığını söyleyen Bilaloğlu, part time ve full time çalışanların 8 saat çalışacağını, gerekli yaptırımı Sağlık Bakanlığı'nın yapacağını belirtti.
Sağlık Bakanlığı hukukçuları ile temaslarının olup olmadığı yönündeki soru üzerine Bilaloğlu, gerekçeli karar çıktıktan sonra kararı değerlendirip Sağlık Bakanlığı'na gideceklerini, insanları tedirginliğe sevk eden açıklamalar yapıldığını ve onun üzerine açıklama yaptıklarını, Sağlık Bakanlığı ile görüşebileceklerini söyledi.
Hizmet kalitesi ile ilgili soru üzerine ise Bilaloğlu, 120 bin hekim bulunduğunu ve bu sayının yeterli olduğunu belirterek, "Hekimlerin doğru hizmet vermeye yönlendirilmesi gerekiyor. Aksi taktirde hekimler verimsiz kullanılmaktadır" şeklinde konuştu. Hastalardan 'bıçak parası' adı altında alınan paralara karşı olduklarını belirten Bilaloğlu, "2 sene önce 'yüzde 30'dan fazla ücret farkı alanın sağlık hizmeti verdiğinden şüphe ederim' diyordu. Şimdi yüzde 70 alınıyor. Öğretim üyeleri özlük açısından
haklara sahip olmalıdır. Eğer işi herkese bakmak olursa, bu verimsiz kullanmak olur. Tezgah altından bıçak parası daha da arttırılıyor" ifadelerini kullandı.
Bilaloğlu, doktorlara zorunlu mesleki sigorta getirildiğini ve uygulamanın 1 Ağustos'ta yürürlüğe gireceğini belirterek, "Yaptırmayanlara 5 bin TL ceza kesilecek. Bakanlığa yazı yazdık. Poliçeler ortada yok. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı genel şartnamesini yayınlamadı. Sağlık Bakanlığı'nın sigortayı ertelemesi gerekir" dedi.
TTB Merkez Konseyi Üyesi ve aynı zamanda Adli Tıp Uzmanı olan Dr. Osman Öztürk ise, iki farklı kanunun olduğunu ve bunlardan birinin 1965, diğerinin ise 1980 tarihli olduğunu ifade ederek, Anayasa Mahkemesi'nin açık olarak 12. maddeyi iptal ettiğini kaydetti. Öztürk, öğretim üyelerinin Anayasa Mahkemesi kararıyla hizmet vermesinin ortadan kalktığını, bu nedenle gelirleri azalan hastanelere bütçeden kaynak ayrılması gerektiğini savundu.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Anayasa Mahkemesi'nin 'Tam Gün Yasası'na ilişkin kararı ve Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ'ın konuyla ilgili eleştirilerine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Anayasa Mahkemesi'nin 16 Temmuz'da Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşları ile özelde çalışan hekimler ve tıp fakültelerindeki öğretim üyelerinin 1219 sayılı yasanın 12. maddesine konulan başka sağlık kurumlarında
çalışma yasağının iptal ettiğini hatırlatarak, "Anayasa Mahkemesi kararından sonra üniversitede olsun, Sağlık Bakanlığı'nda olsun kamuda çalışan hiçbir hekim muayenesini kapatmaya, işyeri hekimliğini bırakmaya veya ikinci görevinden ayrılmaya zorlanamaz" dedi.
Tanık, Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ'ın mahkeme kararını ısrarla yanlış yorumladığını ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini savundu. Tanık, gerek Bakan Akdağ'ın medyada, gerekse Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nin 'Tam Gün Kanunu' ile ilgili basın açıklamasında öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayene açmasının veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmasının mümkün olmadığını ve kısmi zamanlı çalışmaya devam eden hekimlerin memurluktan atılacağı yönünde hukuk dışı
ifadelere yer verdiğini söyledi. Tanık, kamuda çalışan hekimlerin 8 saatlik mesai sonrası işyeri hekimliği yapması, özel bir sağlık kuruluşu veya hastane ya da özel muayenehanesinde kısmi zamanlı çalışmasını yasaklayan düzenlemenin hangi kanun metninde yer aldığının iddia sahipleri tarafından açıklanamadığını ifade etti. Tanık, "Bu halde doktorlar hem hastanede çalışıp hem de muayenehanede çalışamazlar yaklaşımı gerçekle bağdaşmıyor" dedi.
Tanık, 5947 sayılı Tam Gün Yasası'nın 19/a bendi ile 30 Temmuz tarihinden itibaren 2368 sayılı yasa ve bu yasanın 3. maddesinde yer alan "kamuda çalışan hekimlerin mesai sonrası mesleklerini serbestçe olarak icra etmeleri"ni yasaklayan hükmün ortadan kaldırıldığını söyledi. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun kamuda çalışan hekimler için benzer bir yasaklama içermediğini, memurların sadece tacir, esnaf veya ticari mümessil sayılmalarını gerektiren faaliyetler olduğunu belirten Tanık, 657 sayılı
kanunun 28. maddesine paralel olarak 1219 sayılı yasanın 12. maddesinde hekimlerin hekimlik yaparken ticaretle uğraşamayacakları, hekimliğin tacirlikle bağdaşmayacağının belirtilerek yasaklandığını ifade etti. 1219 sayılı yasanın 12. maddesindeki yasaklayıcı ibarenin mahkeme tarafından iptali ile bu yöndeki yasağın kaldırıldığını söyleyen Tanık, kamuda çalışan hekimlerin de üniversite öğretim üyeleri gibi mesai bitimlerinde yapmakta oldukları kısmi zamanlı işlerde veya muayenehanelerde sağlık hizmeti
vermeye devam hakkına sahip olduklarını, aksi uygulamaların Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasına yer alan mahkeme kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı kuralına aykırı olacağı ve buna Sağlık Bakanı'nın da uyması gerektiğinin altını çizdi.
Tanık, Sağlık Bakanı Akdağ'ın Anayasa Mahkemesi'nin kararını göz ardı etmeden konuya ciddiyetle yaklaşmasını beklediklerini belirterek, "Bakan Akdağ'ın Türk Tabipleri Birliği'ne yönelik sağlık hizmetlerinin paralı olmasını savunduğu şeklinde gerçekle hiçbir ilgisi olmayan mesnetsiz suçlamaları kınıyoruz" diye konuştu.
Türk Tabipleri Birliği olarak "tam gün" uygulamasının savunucusu olduklarını ve tasarı görüşülürken önerilerini hekimlerin kamuoyu ve Sağlık Bakanlığı bilgisine sunduklarını ifade eden Tanık, Bakan Akdağ'ın "Türk Tabipleri Birliği tarih önünde hesap verecektir" sözlerini ironi olarak kabul ettiklerini söyledi. Tanık, tarih önünde kimin hesap vereceğinin açık olduğunu belirterek, "Tarih önünde hesap verecek olanlar, Avrupa Birliği 3. Ulusal Programı'nda sağlık sektörünü özelleştirme kapsamına alanlardır.
Vatandaşa her reçete için 15 TL 'katılım payı' ödetenlerdir. Özel hastanelere müracaat edenlerden yüzde 70, yüzde 100 'ilave ücret' ödetenlerdir. Vatandaşın cepten harcamalarını dört katına çıkaranlardır. İstisnai keşifle bazı sağlık hizmetlerini 'istisnai sağlık hizmeti' sınıfına sokarak, yüzde 300 'katılım payı' alınmasını düzenleyenlerdir. Hastaneleri şirket hastanelerine dönüştürerek özelleştirmeye hazırlayanlardır. Birinci basamak sağlık hizmetlerini özelleştirenlerdir" ifadelerini kullandı.
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu ise, Sağlık Bakanı'nın sözlerini uygun görmediklerini belirtti. Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışanların diğer devlet memurlarından farklı çalıştığını söyleyen Bilaloğlu, part time ve full time çalışanların 8 saat çalışacağını, gerekli yaptırımı Sağlık Bakanlığı'nın yapacağını belirtti.
Sağlık Bakanlığı hukukçuları ile temaslarının olup olmadığı yönündeki soru üzerine Bilaloğlu, gerekçeli karar çıktıktan sonra kararı değerlendirip Sağlık Bakanlığı'na gideceklerini, insanları tedirginliğe sevk eden açıklamalar yapıldığını ve onun üzerine açıklama yaptıklarını, Sağlık Bakanlığı ile görüşebileceklerini söyledi.
Hizmet kalitesi ile ilgili soru üzerine ise Bilaloğlu, 120 bin hekim bulunduğunu ve bu sayının yeterli olduğunu belirterek, "Hekimlerin doğru hizmet vermeye yönlendirilmesi gerekiyor. Aksi taktirde hekimler verimsiz kullanılmaktadır" şeklinde konuştu. Hastalardan 'bıçak parası' adı altında alınan paralara karşı olduklarını belirten Bilaloğlu, "2 sene önce 'yüzde 30'dan fazla ücret farkı alanın sağlık hizmeti verdiğinden şüphe ederim' diyordu. Şimdi yüzde 70 alınıyor. Öğretim üyeleri özlük açısından
haklara sahip olmalıdır. Eğer işi herkese bakmak olursa, bu verimsiz kullanmak olur. Tezgah altından bıçak parası daha da arttırılıyor" ifadelerini kullandı.
Bilaloğlu, doktorlara zorunlu mesleki sigorta getirildiğini ve uygulamanın 1 Ağustos'ta yürürlüğe gireceğini belirterek, "Yaptırmayanlara 5 bin TL ceza kesilecek. Bakanlığa yazı yazdık. Poliçeler ortada yok. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı genel şartnamesini yayınlamadı. Sağlık Bakanlığı'nın sigortayı ertelemesi gerekir" dedi.
TTB Merkez Konseyi Üyesi ve aynı zamanda Adli Tıp Uzmanı olan Dr. Osman Öztürk ise, iki farklı kanunun olduğunu ve bunlardan birinin 1965, diğerinin ise 1980 tarihli olduğunu ifade ederek, Anayasa Mahkemesi'nin açık olarak 12. maddeyi iptal ettiğini kaydetti. Öztürk, öğretim üyelerinin Anayasa Mahkemesi kararıyla hizmet vermesinin ortadan kalktığını, bu nedenle gelirleri azalan hastanelere bütçeden kaynak ayrılması gerektiğini savundu.
