Bakır Rezervlerine Sahip Siirt'te Bakırcılık Mesleği Tarihe Gömülüyor
Siirt'in Maden köyünde yıllık yaklaşık 24 bin ton saf bakır çıkarılırken, ilde bakırcılık mesleği ilgisizlikten yok oluyor.
1970'li yıllarda Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) tarafından Şirvan ilçesine bağlı Maden köyünde yapılan incelemelerde söz konusu bakır cevheri tespit edildi. Daha sonra Etibank tarafından devralınan Maden Köy Bakır Madeni'ndeki cevherler için 'çıkarılamaz' ibaresi kullanıldı. Son olarak çıkılan ihale sonucu Maden Köy Bakır Madeni'nin işletme hakkını Park Grubu 8.5 trilyon liraya aldı. Alınan maden ocağında toplam rezervler 13 milyon 600 bin ton cevher, yıllık cevher üretim kapasitesi 1 milyon ton
cevher, yıllık konsantre bakır (cevherin yüzde 10'u) 100 bin ton ve yıllık saf bakır içeriği 20 bin- 24 bin ton olarak kaydedildi. Türkiye'deki bakır rezervlerinin en büyükleri arasında Şirvan Maden Ocakları bulunurken ilde geçmişten gelen bakırcılık mesleği ilgisizlikten tarihe gömülüyor.
BAKIRCILIK PİLAV TENCERELERİ SAYESİNDE AYAKTA KALIYOR
Siirt'in en köklü mesleklerinden birisi olan bakırcılık yok olmanın eşiğinde. Siirt'te yıllar önce yaklaşık 100 ailenin geçimini sağladığı bakırcılık mesleği yeni çıkan fabrikasyon ürünlerle birlikte yok olma aşamasına gelirken geçmiş yıllarda yaklaşık 80 dükkanın bulunduğu bakırcılar çarşısında bakırcılık mesleğini yaşatmaya çalışan 3 bakırcı ustası Siirt'in ünlü yöresel yemeği olan perde pilavı tencerelerini üreterek ayakta kalmaya, geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. 3 usta ürettikleri perde pilavı
tencereleri sayesinde Siirt'te bakırcılık mesleğinin yok olmasını önlüyorlar. Siirt'in ünlü yöresel yemeklerinden birisi olan perde pilavına özel yapılan bakır tencereler ayrı bir tat veriyor.
Bakırcılık mesleğini son olarak yürüten iki kişiden biri olan Nasri Bakırcı, eski günlerin özlemini yaşadığını belirterek, "Bu meslek babadan oğula geçen bir meslekti. Ben 6 yaşlarında bu mesleğe başladım. Soyadımızdan anlaşılacağı gibi bu meslek yalnız babamın değil tüm sülalemizin mesleği idi. Yaklaşık 60 yıldır bu mesleği sürdürüyorum. Halen faaliyetimi sürdürdüğüm bakırcılar çarşısında yalnız bakırcı esnafı vardı. Şimdi o bakırcı esnafından yalnızca iki kişi kaldık" dedi.
Ürünleri tamamen el emeği göz nuruyla ürettiklerini belirten Bakırcı, "Burada tamamen el emeği, göz nuru bir üretim söz konusuydu. Bakırı alır adeta bir hamura şekil verir gibi çekiçlerle şekil verirdik. Ürettiğimiz ürünlerin üzerine, çeşitli motifleri gene çekiç darbeleri ile adeta resim yapar gibi işlerdik. Daha çok, kare, üçgen, dikdörtgen gibi geometrik şekiller, bayrağımızın sembolü ay-yıldız ve bazen de çeşitli kuş figürleri işlerdik. Bir ürünü üretmek büyüklüğüne ve işlediğimiz figüre göre
saatlerimizi hatta bazen günümüzü alırdı" diye devam etti.
"BAKIR KAPLARDA PİŞİRİLEN YEMEKLER HEM DAHA LEZZETLİ HEM DAHA SAĞLIKLIYDI"
Bakırcı, tamamen el emeği göz nuruyla çalışmanın üretim maliyetinin yükselmesine neden olduğunu söyleyerek, "El emeği ile ürettiğimiz bakır eşyalar bu yüzden daha pahalı satılıyordu. Bu da fabrikasyon seri üretim kaplar kacaklar karşısında yenik düşmemize neden oldu. Kısacası bakırcılık tıpkı Siirt battaniyesi gibi teknolojinin kolaylığına ve ucuzluğuna yenik düştü. Halbuki tıpkı taş fırında ve odun ateşinde pişirilen yemeklerin tadı ve kalitesi gibi bakır kaplarda pişirilen yemekler hem daha lezzetli
hem daha sağlıklı idi" ifadelerini kullandı.
Ürettikleri tencere, tabak, sini, ibrik, leğen ve özellikle perde pilavı tencerelerinin yurt genelinde arandığını ve tercih edildiğini belirten Bakırcı, "Şimdi bunlardan yalnızca perde pilavı tencerelerinin üretimini yapıyoruz. Şu anda çalışacak çırak bulamayan bizlerin de bu mesleği bırakması ile bu meslek de Siirt'te tarihin tozlu sayfalarına gidecek. Tıpkı yemeniciler, dabbaklar ve ayakkabıcılar gibi. Bunun olmasını istemiyorsak devletin bu alanda desteğine ihtiyacımız var. Devlet öncelikle başta
bakırcılık olmak üzere ölmeye ve kaybolmaya başlayan el sanatlarını ele almalıdır. Teşvik mi verilir, meslek okullarına veya çıraklık merkezine bir dal olarak mı konur? Onu bilemem. Ona yetkililer karar verir" şeklinde konuştu.
cevher, yıllık konsantre bakır (cevherin yüzde 10'u) 100 bin ton ve yıllık saf bakır içeriği 20 bin- 24 bin ton olarak kaydedildi. Türkiye'deki bakır rezervlerinin en büyükleri arasında Şirvan Maden Ocakları bulunurken ilde geçmişten gelen bakırcılık mesleği ilgisizlikten tarihe gömülüyor.
BAKIRCILIK PİLAV TENCERELERİ SAYESİNDE AYAKTA KALIYOR
Siirt'in en köklü mesleklerinden birisi olan bakırcılık yok olmanın eşiğinde. Siirt'te yıllar önce yaklaşık 100 ailenin geçimini sağladığı bakırcılık mesleği yeni çıkan fabrikasyon ürünlerle birlikte yok olma aşamasına gelirken geçmiş yıllarda yaklaşık 80 dükkanın bulunduğu bakırcılar çarşısında bakırcılık mesleğini yaşatmaya çalışan 3 bakırcı ustası Siirt'in ünlü yöresel yemeği olan perde pilavı tencerelerini üreterek ayakta kalmaya, geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. 3 usta ürettikleri perde pilavı
tencereleri sayesinde Siirt'te bakırcılık mesleğinin yok olmasını önlüyorlar. Siirt'in ünlü yöresel yemeklerinden birisi olan perde pilavına özel yapılan bakır tencereler ayrı bir tat veriyor.
Bakırcılık mesleğini son olarak yürüten iki kişiden biri olan Nasri Bakırcı, eski günlerin özlemini yaşadığını belirterek, "Bu meslek babadan oğula geçen bir meslekti. Ben 6 yaşlarında bu mesleğe başladım. Soyadımızdan anlaşılacağı gibi bu meslek yalnız babamın değil tüm sülalemizin mesleği idi. Yaklaşık 60 yıldır bu mesleği sürdürüyorum. Halen faaliyetimi sürdürdüğüm bakırcılar çarşısında yalnız bakırcı esnafı vardı. Şimdi o bakırcı esnafından yalnızca iki kişi kaldık" dedi.
Ürünleri tamamen el emeği göz nuruyla ürettiklerini belirten Bakırcı, "Burada tamamen el emeği, göz nuru bir üretim söz konusuydu. Bakırı alır adeta bir hamura şekil verir gibi çekiçlerle şekil verirdik. Ürettiğimiz ürünlerin üzerine, çeşitli motifleri gene çekiç darbeleri ile adeta resim yapar gibi işlerdik. Daha çok, kare, üçgen, dikdörtgen gibi geometrik şekiller, bayrağımızın sembolü ay-yıldız ve bazen de çeşitli kuş figürleri işlerdik. Bir ürünü üretmek büyüklüğüne ve işlediğimiz figüre göre
saatlerimizi hatta bazen günümüzü alırdı" diye devam etti.
"BAKIR KAPLARDA PİŞİRİLEN YEMEKLER HEM DAHA LEZZETLİ HEM DAHA SAĞLIKLIYDI"
Bakırcı, tamamen el emeği göz nuruyla çalışmanın üretim maliyetinin yükselmesine neden olduğunu söyleyerek, "El emeği ile ürettiğimiz bakır eşyalar bu yüzden daha pahalı satılıyordu. Bu da fabrikasyon seri üretim kaplar kacaklar karşısında yenik düşmemize neden oldu. Kısacası bakırcılık tıpkı Siirt battaniyesi gibi teknolojinin kolaylığına ve ucuzluğuna yenik düştü. Halbuki tıpkı taş fırında ve odun ateşinde pişirilen yemeklerin tadı ve kalitesi gibi bakır kaplarda pişirilen yemekler hem daha lezzetli
hem daha sağlıklı idi" ifadelerini kullandı.
Ürettikleri tencere, tabak, sini, ibrik, leğen ve özellikle perde pilavı tencerelerinin yurt genelinde arandığını ve tercih edildiğini belirten Bakırcı, "Şimdi bunlardan yalnızca perde pilavı tencerelerinin üretimini yapıyoruz. Şu anda çalışacak çırak bulamayan bizlerin de bu mesleği bırakması ile bu meslek de Siirt'te tarihin tozlu sayfalarına gidecek. Tıpkı yemeniciler, dabbaklar ve ayakkabıcılar gibi. Bunun olmasını istemiyorsak devletin bu alanda desteğine ihtiyacımız var. Devlet öncelikle başta
bakırcılık olmak üzere ölmeye ve kaybolmaya başlayan el sanatlarını ele almalıdır. Teşvik mi verilir, meslek okullarına veya çıraklık merkezine bir dal olarak mı konur? Onu bilemem. Ona yetkililer karar verir" şeklinde konuştu.
