Başbakan Erdoğan Hakkındaki Gensoru Görüşmeleri Başladı
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, demokratik siyaset dışlandığı sürece, şiddetin güçleneceğini belirterek, "O halde şiddeti durdurmanın yolu, Kürtlere siyaset kanallarını açık tutmaktan geçer" dedi
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, demokratik siyaset dışlandığı sürece, şiddetin güçleneceğini belirterek, "O halde şiddeti durdurmanın yolu, Kürtlere siyaset kanallarını açık tutmaktan geçer" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler başladı. Gensoru önergesinde, Başbakan Erdoğan'ın, 'Hükümet programında verilen sözleri yerine getirmediği, hedefleri yakalamada başarısızlığa uğradığı, 'açılım' derken 'ayrımcılık' yaptığı, gizli dinlemelerle yargıyı siyasallaştırdığı, muhaliflerine baskı kurduğu' iddiaları yer alıyor.
Önerge sahipleri adına ilk sözü BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan aldı. Bir yıl önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 'İyi şeyler olacak' dediğini, Başbakan Erdoğan'ın da 'anaların gözyaşı akmayacak' dediğini ve inandıklarını belirten Kaplan, "Açılım, barış, kardeşlik derken, ne oldu da birden bire çatışmalı bir ortama geldik? Kardeşin kardeşi vurduğu bu anlamsız, çözümsüz savaşın sebebi nedir? Kimler rant sağlıyor? Kimler taşeron, kimler elinde körükle yangına gidiyor? Neden mecliste bunu konuşmuyoruz?
Neden liderler bir araya gelmiyor? Neden partiler sorunun üzerinde konuşmuyor, projelerini ortaya koymuyor? BDP olarak daha önce de söyledik, bir kez daha tekrarlıyoruz: 'Gelin meclisin birinci gündemi Kürt sorunu olsun, sorunu çözene kadar başka gündeme geçmeyelim, tatile çıkmayalım, meclisi kapatmayalım" dedi.
Büyük çoğunluğun 'kardeşçe bir çözüm' umudu içinde olduğunu ifade eden Kaplan, "Demokrasi içinde çözüm mümkün. Bu irade, bu güç mecliste de var. Yeter ki uzlaşı-diyalog ortamı sağlayarak, soruna 'partiler üstü' bir yaklaşımla bakabilelim" dedi.
"DEMOKRATİK AÇILIM DOĞRUYDU"
"Demokratik açılım doğruydu" diyen Kaplan, ilk açıklandığında bölgede iyimserlik olduğunu ancak Habur sonrası medyanın, muhalefetin yükselttiği ırkçı-milliyetçili dalganın hükümeti korkuttuğunu savundu. Kaplan, "Geri adım atmanın anlamı yoktu. Milliyetçi-ırkçı dalga karşısında hükümetin milliyetçi dalgayı yönetmesi ve kontrol etmesi gerekiyordu, yapamadınız teslim olmayı seçtiniz. Ezber bozmak gerekiyordu, siyasi cesarete ihtiyaç vardı" diye konuştu.
Hükümetin, çatışma ortamının giderilmesi, gerginliğin azaltılıp rahatlamanın sağlanması, zıtlaşan, inatlaşan siyasetlerin yumuşatılması konusunda, inisiyatif alamadığını öne süren Kaplan, "Çatışma ortamını sadece eleştirmek veya ilgili tarafları mahkum etmek türünden soyut sözler 'kahrolsunlar veya köklerini kazıyacağız' çözümün, barışın dili değildir. Çözüm projelerde, siyaset bilimindedir. İnsanlığın, vicdanın, ortak aklın devreye girmesi gerekiyor. Şiddet veya karşı şiddete başvuranların
değişim/dönüşümlerine yönelik yol gösterici siyasetlerin devreye konması gerekiyordu" diye konuştu.
Kürt sorununun çözüme kavuşturulması için 'çatışmasızlık ortamı'nın oluşturulamadığını ifade eden Kaplan, "İki taraf vardı, bir yanda TSK'nın operasyonları, diğer yanda PKK'nın eylemleri. Bu süreci yönetemediniz, Kürt sorununu çözecek 'silahsızlandırma' ve 'demokratikleşme' projesini hazırlayamadınız" dedi.
"DEMOKRATİK SİYASET DIŞLANIRSA ŞİDDET ARTAR"
Bir yandan 'açılım bitmedi, ne olursa olsun devam edecek' denildiğini belirten Kaplan, Taş atan çocuklar yasasının, geç de olsa, eksik de olsa Meclis'te olduğunu söyledi. Hükümetin oylarını aldığı Kürtleri küstürmek istemediğini savunan Kaplan, "Diğer yandan BDP'ye çok sert saldırıyor, tabanınızdaki milliyetçilere selam veriyorsunuz. Samimiyet testinde sınıfta kaldınız. Kürt sorununu, Kürtleri AKP'leştirerek çözme hedefi, bu yolda yapılan operasyonlar, uygulanan baskılar, Kürt demokratik siyasetinin
tasfiyesini amaçladı. Açılımın başında yapılan bu ince hesaplar, iyi niyetin olmadığını ortaya çıkarıyor" dedi.
'Açılım' deyip 'ayrımcılık' yapılırsa, bunun bir siyasi sorumluluğu olacağını söyleyen Kaplan, "Herhalde canlar yere düşerken, gensoruyu da ayağa düşürdüler demezsiniz. Ülkemiz uçuruma yuvarlanırken, sayısal çoğunluğumuz vardır diye kulaklarınızı tıkamazsınız, gözünüzü kapatmazsınız" şeklinde konuştu.
Hükümete bir çağrı yaptıklarını belirten Kaplan, şunları kaydetti:
"Bu sorunu sınırda nöbet tutan yirmi yaşındaki gençlerin sırtına yüklemekten vazgeçin. Kürt demokratik siyasetinin yasal zeminde kendisini ifade etmesinden, örgütlenmesinden, temsilinden, siyasallaşmasından, neden korkuyorsunuz? Siz demokratik siyaseti dışladığınız sürece, şiddet güçlenecektir. O halde şiddeti durdurmanın yolu, Kürtlere siyaset kanallarını açık tutmaktan geçer."
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler başladı. Gensoru önergesinde, Başbakan Erdoğan'ın, 'Hükümet programında verilen sözleri yerine getirmediği, hedefleri yakalamada başarısızlığa uğradığı, 'açılım' derken 'ayrımcılık' yaptığı, gizli dinlemelerle yargıyı siyasallaştırdığı, muhaliflerine baskı kurduğu' iddiaları yer alıyor.
Önerge sahipleri adına ilk sözü BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan aldı. Bir yıl önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 'İyi şeyler olacak' dediğini, Başbakan Erdoğan'ın da 'anaların gözyaşı akmayacak' dediğini ve inandıklarını belirten Kaplan, "Açılım, barış, kardeşlik derken, ne oldu da birden bire çatışmalı bir ortama geldik? Kardeşin kardeşi vurduğu bu anlamsız, çözümsüz savaşın sebebi nedir? Kimler rant sağlıyor? Kimler taşeron, kimler elinde körükle yangına gidiyor? Neden mecliste bunu konuşmuyoruz?
Neden liderler bir araya gelmiyor? Neden partiler sorunun üzerinde konuşmuyor, projelerini ortaya koymuyor? BDP olarak daha önce de söyledik, bir kez daha tekrarlıyoruz: 'Gelin meclisin birinci gündemi Kürt sorunu olsun, sorunu çözene kadar başka gündeme geçmeyelim, tatile çıkmayalım, meclisi kapatmayalım" dedi.
Büyük çoğunluğun 'kardeşçe bir çözüm' umudu içinde olduğunu ifade eden Kaplan, "Demokrasi içinde çözüm mümkün. Bu irade, bu güç mecliste de var. Yeter ki uzlaşı-diyalog ortamı sağlayarak, soruna 'partiler üstü' bir yaklaşımla bakabilelim" dedi.
"DEMOKRATİK AÇILIM DOĞRUYDU"
"Demokratik açılım doğruydu" diyen Kaplan, ilk açıklandığında bölgede iyimserlik olduğunu ancak Habur sonrası medyanın, muhalefetin yükselttiği ırkçı-milliyetçili dalganın hükümeti korkuttuğunu savundu. Kaplan, "Geri adım atmanın anlamı yoktu. Milliyetçi-ırkçı dalga karşısında hükümetin milliyetçi dalgayı yönetmesi ve kontrol etmesi gerekiyordu, yapamadınız teslim olmayı seçtiniz. Ezber bozmak gerekiyordu, siyasi cesarete ihtiyaç vardı" diye konuştu.
Hükümetin, çatışma ortamının giderilmesi, gerginliğin azaltılıp rahatlamanın sağlanması, zıtlaşan, inatlaşan siyasetlerin yumuşatılması konusunda, inisiyatif alamadığını öne süren Kaplan, "Çatışma ortamını sadece eleştirmek veya ilgili tarafları mahkum etmek türünden soyut sözler 'kahrolsunlar veya köklerini kazıyacağız' çözümün, barışın dili değildir. Çözüm projelerde, siyaset bilimindedir. İnsanlığın, vicdanın, ortak aklın devreye girmesi gerekiyor. Şiddet veya karşı şiddete başvuranların
değişim/dönüşümlerine yönelik yol gösterici siyasetlerin devreye konması gerekiyordu" diye konuştu.
Kürt sorununun çözüme kavuşturulması için 'çatışmasızlık ortamı'nın oluşturulamadığını ifade eden Kaplan, "İki taraf vardı, bir yanda TSK'nın operasyonları, diğer yanda PKK'nın eylemleri. Bu süreci yönetemediniz, Kürt sorununu çözecek 'silahsızlandırma' ve 'demokratikleşme' projesini hazırlayamadınız" dedi.
"DEMOKRATİK SİYASET DIŞLANIRSA ŞİDDET ARTAR"
Bir yandan 'açılım bitmedi, ne olursa olsun devam edecek' denildiğini belirten Kaplan, Taş atan çocuklar yasasının, geç de olsa, eksik de olsa Meclis'te olduğunu söyledi. Hükümetin oylarını aldığı Kürtleri küstürmek istemediğini savunan Kaplan, "Diğer yandan BDP'ye çok sert saldırıyor, tabanınızdaki milliyetçilere selam veriyorsunuz. Samimiyet testinde sınıfta kaldınız. Kürt sorununu, Kürtleri AKP'leştirerek çözme hedefi, bu yolda yapılan operasyonlar, uygulanan baskılar, Kürt demokratik siyasetinin
tasfiyesini amaçladı. Açılımın başında yapılan bu ince hesaplar, iyi niyetin olmadığını ortaya çıkarıyor" dedi.
'Açılım' deyip 'ayrımcılık' yapılırsa, bunun bir siyasi sorumluluğu olacağını söyleyen Kaplan, "Herhalde canlar yere düşerken, gensoruyu da ayağa düşürdüler demezsiniz. Ülkemiz uçuruma yuvarlanırken, sayısal çoğunluğumuz vardır diye kulaklarınızı tıkamazsınız, gözünüzü kapatmazsınız" şeklinde konuştu.
Hükümete bir çağrı yaptıklarını belirten Kaplan, şunları kaydetti:
"Bu sorunu sınırda nöbet tutan yirmi yaşındaki gençlerin sırtına yüklemekten vazgeçin. Kürt demokratik siyasetinin yasal zeminde kendisini ifade etmesinden, örgütlenmesinden, temsilinden, siyasallaşmasından, neden korkuyorsunuz? Siz demokratik siyaseti dışladığınız sürece, şiddet güçlenecektir. O halde şiddeti durdurmanın yolu, Kürtlere siyaset kanallarını açık tutmaktan geçer."
