Genelkurmay Basın Bilgilendirme Toplantısı...(3)

Genelkurmay İç Güvenlik Harekat Dairesi Başkanı Tümgeneral Fahri Kır, "Türk ordusu için yüce milletimizin verdiği manevi destek, yürütülen mücadelede bizlere verilen en önemli katkıdır

Genelkurmay İç Güvenlik Harekat Dairesi Başkanı Tümgeneral Fahri Kır, "Türk ordusu için yüce milletimizin verdiği manevi destek, yürütülen mücadelede bizlere verilen en önemli katkıdır. Özellikle yürütülen bu mücadelede en değerli varlığı olan evladını kaybeden anne ve babaların acısını bizler de yüreklerimizde hissediyoruz" dedi.
Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında İç Güvenlik Harekat Daire Başkanı Tümgeneral Fahri Kır, terörle mücadele konusunda bilgi verdi. Terörle mücadelenin çok zor bir mücadele şekli olduğunu, sabır, metanet, tecrübe, dayanışma ve kararlılık istediğini belirten Tümgeneral Kır, "Türk Silahlı Kuvvetleri Terörle Mücadele ve Mükemmeliyet Merkezinin yayımladığı 1-31 Mayıs dönemini kapsayan Aylık Terör Raporunda, tüm dünyada toplam 850 terör olayı meydana geldiği ve
bin 305 kişinin yaşamını yitirdiği yer almıştır. Tüm dünyada olduğu gibi terör ülkemizin gündeminde de önemli yer işgal etmektedir. Son dönemde terör olaylarında artış olduğu gözlenmektedir" şeklinde konuştu.
Son 4 aydaki en önemli olaylardan birisinin 20 Mayıs tarihinde, istihbarat kaynakları tarafından büyük bir grubun Irak'ın kuzeyinden yurtiçine doğru hareket halinde olduğu ve sınıra yakın bir karakol ya da üs bölgesine saldırıda bulunacağı bilgisi üzerine Hakurk bölgesinde icra edilen hava harekatı olduğunu belirten Tümgeneral Kır, "Bu olayda öncelikle alınan istihbarat uygun bir şekilde değerlendirilmiş ve yapılan hava operasyonu ile bölücü terör örgütüne büyük kayıplar verdirilmiştir. Elde edilen
bilgilerden bölücü terör örgütünün bu operasyonda 100'ün üzerinde kayıp verdiği anlaşılmıştır" diye konuştu.
Mart ayı başından bugüne kadar geçen 3,5 aylık süre içerisinde sağ olarak ele geçen teröristler hariç olmak üzere toplam 30 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirten Tümgeneral Kır, şunları söyledi:
"Yine bu dönemde Hakurk bölgesinde icra edilen hava harekatı neticesinde de terör örgütünün kayıplarının 100'ün üzerinde olduğu dikkate alınırsa, örgütün bu dönemde de verdiği kayıp sayısının 130 civarında olduğu anlaşılmaktadır. Son günlerde basında yer alan bazı haberler de bu sonucu teyit etmektedir. Aynı süre zarfında, maalesef toplam 43 personelimiz şehit olmuştur. Ayrıca, bu dönemde teslim olan terörist sayısı da 60 olmuştur. Bu dönemde 45 adet EYM/EYP kullanma, 31 adet taciz ve 17 adet silahlı
saldırı olmak üzere toplam 93 terör olayı meydana gelmiştir."
Tümgeneral Kır, gerek doğrudan, gerekse kendisine müzahir unsurlarla çeşitli talepler ileri sürmekte olan bölücü terör örgütünün, kendine göre sözde "eylemsizlik süreci" olarak isimlendirdiği 1 Haziran 2010 tarihine kadarki dönemde, eylem profilini düşük tuttuğunu kamuoyuna göstermeye çalıştığını söyleyerek, "Daha çok mayın tipi, riski az eylemleri ön plana çıkarmıştır. Ancak uzun süre hareketsiz kalan teröristler gevşeme ve dağınıklık göstermiş, örgütten kaçışlarda artış meydana gelmesi ve özellikle,
kendilerini muhatap olarak kabul ettirme isteklerine dayanarak 1 Haziran 2010 tarihinden itibaren eylemlerini artırarak Güneydoğu dışındaki bölgelere de yayma gayreti içine girmiştir" ifadelerini kullandı.

"KÜÇÜK GRUPLARLA HAREKET ETME DÜŞÜNCESİNİN TEMELİNDE, YOK OLMAMA ENDİŞESİ YATMAKTADIR"
Bu süreçte, bölücü terör örgütünün 4-5 kişilik küçük gruplar halinde, riski az, nispeten kolay hedeflere saldırılar düzenlediğini belirten Tümgeneral Kır, "Mayınların yoğun olarak kullandığı ve uzaktan taciz eylemlerine ağırlık verdiği görülmektedir. Kalabalık gruplar yerine, küçük gruplarla ve daha geniş bir bölgede hareket etme düşüncesinin temelinde, yok olmama ve varlığını devam ettirebilme endişesi yatmaktadır. Bölücü terör örgütünün bu dönemdeki amacına, silahlı eylem ve terör faaliyetlerini
Türkiye'nin geneline yaymak, ülkenin tamamının güvensiz olduğu algısını yaratmak, eylem ve saldırıları ile toplumu etnik temele dayalı çatışma ve kaos ortamına sürüklemek olduğu değerlendirilmektedir" dedi.
Kır, bu çerçevede bölücü terör örgütü, güvenlik güçlerini ve sivil halkı hedef alan silahlı eylemler ve halkı provoke edici faaliyetlerle, yaşanan süreci doğrudan etkileme gücü olduğunu kamuoyuna göstermeye ve kendisinin muhatap alınmasının gerektiği mesajını vermeye çalıştığı belirterek, "Bölücü terör örgütünün, kamuoyu ve tabanı üzerinde yeterli etkiyi sağladığını, süreci kontrol ettiğini ve inisiyatifin kendisinde olduğu imajını oluşturduğunu değerlendirdiği ana kadar, eylemlerini artırarak devam
ettirmeye çalışacağı kıymetlendirilmektedir" dedi.
"Terörle mücadelenin doğası" konusunda da Tümgeneral Kır, terörle mücadele her zaman risklerin taşıdığını, keskin nişancılar tarafından yapılan uzak mesafeli atışlar, bin metre civarında, ciddi tehlike olduğu ve el yapımı patlayıcılar, alınan bütün tedbirlere rağmen, terörle mücadelede en büyük tehlikeyi oluşturmaya devam ettiğini belirtti. Kır, terörle mücadele ortamında "hukuki zemin" içinde kalarak teröristle mücadele eden devletin güvenlik güçlerinin, eylemlerinin tamamını, insan hakları ve hukuk dışı
bir zeminde yapan, varlığını şiddet, terör ve korkudan alan bölücü terör örgütü ile mücadele ettiği gerçeğinin de gözardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Kır, "Terörle mücadelede diğer bir güçlük sr alan bazı haberler de bu sonuise, güvenlik güçlerinin vatandaş ile teröristi birbirinden ayırarak, masum insanlara zarar vermeden bu mücadeleyi sabırla ve hassasiyetle sürdürme zorunluluğudur. Bunun kolay bir mücadele olmadığı hepimizce bilinmektedir. Günümüzde, bölücü terör örgütü mensupları, zaman zaman
halka yakın konumlanarak ve hatta içinde yaşayarak faaliyette bulunabilmektedir. Bugüne kadar, güvenlik güçleri teröristle masum vatandaşı ayırt etmede azami dikkat ve gayreti göstermiş ve bundan sonrada göstermeye devam edecektir. İcra edilen sınır ötesi hava harekatında da sivillerin zarar görmemesi için aynı hassasiyet hep gösterilmektedir. Bu bağlamda, teröristle mücadele eden güvenlik güçleri mensupları hakkında, zaman zaman, haksız ithamlarda bulunulmakta, karalanmakta ve güvenlik güçleri yıldırılmaya
ve moral değerleri üzerinde menfi etki yaratılmaya çalışılmaktadır" ifadelerini kullandı.

"KORUCULARIMIZIN TERÖRLE MÜCADELEDEKİ FEDAKARLIK VE DESTEKLERİ HER TÜRLÜ TAKDİRİN ÜZERİNDEDİR"
Terör örgütünün bir taraftan terör eylemleri yaparken, diğer taraftan da bu eylemlerle halkı etkileyerek taraftar kitlesini artırmaya çabaladığını söyleyen Kır, şunları kaydetti:
"Bu maksatla, işbirlikçi ve sempatizanlarından yararlanmakta ve halkı sürekli olarak kışkırtmakta tehdit ve zor kullanarak eylemlerine ortak etmeye çalışmaktadırlar. Tüm bu olumsuzluklara karşılık vatandaşlarımızın güvenlik güçlerine verdiği destek ve yardımların artarak devam ettiğinin de altını çizmek istiyorum. Son zamanlarda bölücü terör örgütünün ve yandaşlarının terörle mücadelede kahramanca yer alan ve çok sayıda şehit veren geçici ve gönüllü köy korucularıyla ilgili yoğun bir menfi propaganda
yaptıkları görülmektedir. Daima bölge halkının yanında yer alan geçici ve gönüllü köy korucuları tüm güvenlik mensupları gibi bölücü terör örgütüyle mücadelede kendilerine verilen her türlü görevi canları pahasına yerine getirmektedirler. Korucularımızın terörle mücadeledeki fedakarlık ve destekleri her türlü takdirin üzerindedir. Nitekim, dün gece Aktütün kuzeyinde Konur Köyü Geçici Köy Korucularımız, teröristlerle çatışmaya girmiş ve 1 şehit vermiştir. Ayrıca, 3 geçici köy korucumuz da yaralanmıştır.
Şehidimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz."
Tümgeneral Kır, toplumda yaratılan "şiddet algısı" kargaşa, kaos ve korkunun, bölücü terör örgütü için esas yaşam kaynağı olduğunu belirterek, "İşte bu noktada, devletin güvenlik güçleri, bölücü terör örgütünün bu maksadına engel olmak için operasyonlar yapmaktadır. Şiddet algısının toplumun huzurunu bozan, toplumu korku ve endişeye sevk eden en önemli olgu olduğu gerçektir. Devletin güvenlik güçlerinin büyük bir özveri ve fedakarlıkla yıllarca, binlerce şehit verme pahasına yürüttüğü mücadelenin nedeni,
bölücü terör örgütünün bu amacına ulaşmasını engellemektir. Bu noktada devlet, sadece kendisine ait olan meşru fiziksel güç kullanma yetkisini kullanır. Diğer bir ifadeyle, huzur ve güvenliğin tesisi için ne gerekiyorsa onu yapar. Bu, devletin en temel görevidir ve Türk Silahlı Kuvvetleri de bu görevi yasal çerçevede yerine getirmektedir. Bu mücadelede esas olan, bölücü tersr alan bazı haberler de bu sonuör örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar mücadeleye sabır ve kararlılıkla devam ederek bölücü terör
örgütünün umutlarının tüketilmesidir" dedi.
Tümgeneral Fahri Kır, bölücü terör örgütünün en fazla çekindiği hususun örgütten kaçışlar olduğu, 2009 yılında, bölücü terör örgütünden kaçan terörist miktarının 545 olduğu tespit edildiği, 2010 yılının ilk beş ayı içinde ise şu ana kadar 148 teröristin örgütten kaçtığı belirlendiğini söyledi. Kır, "Teslim olan ve yakalanan bölücü terör örgütü mensuplarıyla yapılan görüşmelerde, bölücü terör örgütünden ayrılma nedeni olarak; yapılan operasyonlar, hava harekatı ve topçu atışları neticesinde her an
öldürülme korkusu, başta anne ve kardeş olmak üzere aile özlemi ve ailelerin terör örgütünden ayrılma konusundaki telkinleri, kendilerine verilen sözlerin ve beklentilerin gerçekleşmediğinin görülmesi, gelecek kaygısı ve belirsizlik ortamı, arazi ve hava şartlarından kaynaklanan ikmal, iaşe ve barınma güçlükleri, örgüt içi gruplaşma ve iç hesaplaşmalar sonucu bir gün infaz edileceği endişesi, evlenme ve yuva kurma özlemi gibi hususların ön plana çıktığı görülmektedir" şeklinde konuştu.

"HAVA HAREKATI NETİCESİNDE HEDEFLERİN İSABETLE VURULDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR"
Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütünün güvenlik güçlerine yaptığı her saldırı sonrası, eylemin faillerini yakalama konusunda ısrarla ve kararlılıkla hareket ettiğini belirten Tümgeneral Fahri Kır, "Bu mücadeledeki kararlığımıza örnek olarak 30 Nisan 2010 tarihinde, Tunceli-Nazimiye Sarıyayla Jandarma Karakoluna yapılan saldırıya katılan bölücü terör örgütü mensubundan dördü, 26 Mayıs 2010 tarihinde, Tunceli-Pülümür-Kızılmescit-Göl Mezrası bölgesindeki operasyonda etkisiz hale getirilmiştir.
Etkisiz hale getirilen bölücü terör örgütü mensuplarının silahlarının Sarıyayla Karakolu saldırısında kullanıldığı ve bu silahlardan birisinin de karakol komutanını şehit eden silah olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, gelen bilgilerden karakola saldırı esnasında bölücü terör örgütü mensuplarında çok sayıda yaralı olduğu, bu sebeple saldırıyı kesip geri çekilmek zorunda kaldıkları ve yaralılardan ikisinin öldüğü ve bu durumun bölücü terör örgütü mensupları üzerinde büyük bir moral çöküntüsü yarattığı tespit
edilmiştir. 11 Haziran 2010 tarihinde, Hakkari ili Şemdinli ilçesinde, dağlık arazi kesiminde, güvenlik güçlerince icra edilen faaliyet esnasında, bölücü terör örgütü tarafından uzaktan açılan ateş sonucu 1 astsubayımızın şehit, 1 subayımızın yaralandığı olayla ilgili olarak güvenlik güçlerinin ısrarla takibi sonucu, bölücü terör örgütü mensuplarıyla tekrar sağlanan temasta, 1 terörist silah ve teçhizatıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Yine 16 Haziran 2010 tarihinde Şırnak ili Uludere ilçesi
güneyinde, Türkiye-Irak sınırında sınır güvenliğini sağlamakla görevli bir üs bölgesine teröristlerce yapılan saldırı teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu saldırıda bir uzman çavuşumuz şehit olmuş, çatışmanın devamında, teröristlerin Kuzey Irak bölsr alan bazı haberler de bu sonugesine kaçmaya başlaması üzerine üç komando bölüğü ve bir özel kuvvetler taburu ile teröristler takip edilmiş ve sınır ile yaklaşık 2-3 kilometre derinlikte teröristlerle çatışmalar yaşanmıştır. Bu harekatla koordineli olarak, daha
derinlikte tespit edilen teröristler ile havan ve doçka uçaksavar mevzilerine de hava harekatı düzenlenmiştir. Hava harekatı neticesinde hedeflerin isabetle vurulduğu görülmüştür" dedi.
Olayda 5 teröristin etkisiz hale getirildiği tespit edildiği söyleyen Kır, "Ancak, olay sonrası teröristlerin kendi aralarında yapmış olduğu konuşmalar, teröristlerin kayıplarının daha fazla olduğunu, 20 civarında olduğunu göstermektedir. Bölücü terör örgütünün sözde Karadeniz açılımı çerçevesinde bazı terörist grupları eylemlerde bulunmak üzere bölgeye gönderdiği bilinmektedir. Alınan tedbirler kapsamında, bölgeye Jandarma Özel Harekat birlikleri sevk edilmiştir. Nitekim bu birliklerin ısrarlı takipleri
sonucu 26 Nisan 2010 tarihinde Giresun/Dereli'de 1 astsubayımızın şehit olduğu, 2 askerimiz ile 1 vatandaşımızın yaralandığı terör eylemini gerçekleştiren terörist grup ile dün akşam Gümüşhane/Kelkit kırsalında sağlanan temas sonucunda şu an itibariyle 1 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Operasyon halen devam etmektedir" ifadelerini kullandı.
Tümgeneral Kır, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Türk milletinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verdiği desteği, terörle mücadelede bir kuvvet çarpanı olarak "moral değerlerin" en önemli kaynağı olarak gördüğünü belirterek, "Türk ordusu için yüce milletimizin verdiği manevi destek, yürütülen mücadelede bizlere verilen en önemli katkıdır. Özellikle yürütülen bu mücadelede en değerli varlığı olan evladını kaybeden anne ve babaların acısını bizler de yüreklerimizde hissediyoruz. Onların tarifi imkansız bu büyük acı
karşısında gösterdikleri metanet ve onurlu duruş, bizlerin mücadele azmini daha da artırmaktadır. Bugüne kadar yürütülen bu mücadelede verilen şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yad ediyor, bu mücadelede Türk Silahlı Kuvvetlerinin yanında yer alan, her türlü desteği esirgemeyen kadirşinas halkımıza şükranlarımızı sunuyoruz" dedi.