Saadet Partisi Diyarbakır Kongresi'nde Protokol Kirizi

Saadet Partisi Diyarbakır İl Kongresi'ne davet edilen BDP'liler protokol dışında oturtulmalarına tepki göstererek kongreyi terk etti.

Saadet Partisi (SP) İl Kongresi'nde protokol krizi yaşandı. Ziya Gökalp Spor Salonu'nda yapılan kongreye davet edilen BDP'liler protokol dışına oturtulmalarına tepki gösterdi. BDP'yi temsilen kongreye katılan Örgütlenme Sorumlusu Burhan Karakoç ve beraberindekiler SP il yönecilerine kendilerine protokolde yer ayrılmamasına tepkilerini dile getirdi. SP yönetecileri BDP'lilerden özür diledi. Bunun üzerine kısa bir süre sonra BDP'liler salonu terk etti. Yapılan kongreye AK Parti Diyarbakır Milletvekili
Abdurrahman Kurt da katılırken, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir çelenk gönderdi.
Büyük bir çoşku ile partililer tarafından karşılanan SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş konuşması sırasında terleyerek ceketini çıkardı. Kan ter içinde konuşmasını sürdüren Kurtulmuş, Anneler Günü'nü kutlayarak konuşmaya başladı. Kurtulmuş, Türkiye'nin annelerinin bu bölgenin annelerinin cefakar olduğunu söyleyen Kurtulmuş, evlatların terörün kucağında kaybetmiş annelerin gününü kutladığını belirtti. Bütün annelerin elleri öpülesi olduğunun altını çizen Kurtulmuş, annelerin kalbinin sızlamasına
gönüllerinin razı olmadığını dile getirdi. Kurtulmuş, "Bütün vatandaşların ırkı ne olursa konuştuğu dil ne olursa herkesin Allah'ın kulları olduğunu eşit ve özgür yurttaşlar olduğuna inanıyoruz. Böyle bir Türkiye hayal ediyoruz. Yüreği evlat, insanlık sevgisiyle dolu olan annelerimizin elleriyle olacaktır. Geleceği barış ve esenlik kurmak annelerimizin sorumluluğunda olacaktır. Bütün annelerinin bu çaba içerisinde olacağını ve özellikle Diyarbakırlı cefakar annelerin bu görevi fazlasıyla yerine
getireceğini biliyorum. Bölge halkına hayatı çekilmez kılan bu insanları acıları aklımıza geliyor. Bu milletinin Kürt'ü Türk'üyle bin yıllar bu topraklarda barış içerisinde yaşadıkları akılımıza geliyor. Peki ne oldu da son yıllarda bu kadar büyük olaylarla karşı karşıya geldiler. Şimdi nasıl geçmişte beraber yaşadıysak, bu ülkelerin Kürtleri Türkleri Sünnileri Alevileri bütün farklıları kıyamete kadar aynı vatanın insanıları kardeşçe akrabaca barış içerisinde kıyamete kadar bir arada yaşacaktır. Yeter ki
bu oyunu bozacak kararlılığı ortaya koyalım. Yeter ki barış ve kardeşliği slogandan öteye geçirelelim. Yeterki bütün namuslu Kürtler ve Türkler bir araya gelsin ve bu oyunu bozmak için gayret sarf etsin.
Türkiye bu topraklardan bin seneden fazladır kardeşliği yaşadık. Sorunlar yaşıyor. Bunların ortadan kaldırmak için herkesin samimi gayreti şarttır. SP olarak biz çok yoğun bir şekilde tartışılan açılımı çözecek şart olduğunu söylüyoruz. Hükümet bir konuda adım atmaya karar verdiği zaman, diğer bütün partilerden farklı olarak çözüm üretmeye çalıştık. Sadece laf olsun siyasi polemik olsun diye değil bir projeyle bütün Türkiye ile paylaştık. Kelime kelime düşünerek bu projeyi ortaya koyduk. Bu ülkede farklı
etnik yapıdan olan dinden olan insana tesadüfen bir arada yaşamıyoruz. Biz yüzyıllardır birlikte yaşıyoruz ve kıyamete kadar birlikte yaşacağız. Onun için herkes zorla durmuyor. Diyarbakır, Mardin, Urfa'da Trabzon ve Tekirdağlı gönüllü bir şekilde duruyor ve beraber yaşıyorlar. Meselenin hukuki ve siyasi çözüm yola kavuşturmalıyız. Başta topyekün yasanın değiştirilmesi şarttır. Bununla ilgili neler yapılacağını çok açık bir şekilde ifade ettik. Gördük ki bir süreçe hükümet işini içine girmiş ama neyin nasıl
yapıldığıni bilmediği için top taca gitmiştir. Eğer bu değişiklikleri yapmazsan topu taca atmış olursunuz. Top taca atılmış değil, hükümetin kucağına atılmıştır. İkitidar ve muhalefet hergün kavga ettiler. İktidar partisinin bir yol haritası olmadığı için nereye gideceğini bilmiyor. CHP ve MHP neye karşı çıktığını ve ne teklif ettiğini bilen bir tek kişi var. CHP ve MHP bütün kapıları kapattı. BDP meseleyi bir kişinin şahsında milyonlarca Kürt'ün geleceğiyle ilgili olumlu adımlar atması önünde ciddi bir
engel oldu. Şimdi hem millete hem de tarihe karşı sorumluluğumuz var. Biz bu ülkenin namuslu Kürtleri ve Türklerini istediği ölçüde sorunu çözmek istiyoruz.
Hükümet demokratik açılımda ne yaptı. Görünen o ki açılım Başbakanın masasının altındaki çöp tenekesine atılmıştır.
Önce 'terör nedeniyle çocuklarını kaybeden ailelerden bedel ödeyen herkesten devlet adına sizden özür diliyoruz' diyecektir. Bölgenin ekonomik talebi programı yapılması şarttır. Yıllardır bu bölgede kamu kaynaklarıyla çivi bile çakılmamıştır. Ne varsa elden çıkarılmıştır. Bu nedenle var olan ekonomik sorunlar devam etmiştir" dedi