Türk Toraks Derneği 13. Yıl Kongresi...(6)
26 ülkeden 1800 bilim insanı ve akademisyenin katıldığı Türk TORAKS Derneği 13'ncü Yıl Kongresi, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde devam ediyor.
"Obezite ve Astım" başlıklı oturumunda konuşan Doç. Dr. Berna Dursun; obezitenin Türkiye için de bir sorun olduğunu belirterek, "Türkiye'de erişkinlerin üç de ikisi, obez olma yolunda" dedi. Obezitenin yaş, bölge cinsiyet açısından farklılık gösterdiğini, kırsal alanda yaşayan kadınların daha kilolu ve obez olma yolunda olduklarını belirten Dursun, obezite ile astım arasındaki ilişkiyi de şöyle anlattı: 'Obezite, astıma yol açabilirmi? Kilo ne kadar fazla ise astım olma ihtimali yüzde 38 daha fazla. Bu
risk artışı, kadınlarda ise daha fazla. Bu ilişki, gebelikte başlayıp çocukluk dönemi ve ergenlikte devam ediyor".
Obez astımlıların yaşam kalitesinin çok daha kötü olduğunu vurgulayan Dursun: "Normal astımlılara göre iki kat daha fazla atak geçirme ve hastaneye gitme olasılığı vardır. Obezitenin her hangi bir şekilde tedavisi sonucunda astımda oranında yüzde 80 azalma olduğu görülmüştür. Obezitenin, astımın şiddetini ve gelişimini artırdığı, araştırmalarda farklı sonuçlar çıksa da; obez astımlıların zayıflaması ve yaşam kalitelerinin artması için elimizden geleni yapmalıyız "şeklinde konuştu.
"Çocuklarda Bronşetizede Güncel Gelişmeler" konulu kursta konuşma yapan Doç. Dr. Demet Can, bronşitin geçmişten günümüze sürecini anlattı. İlk olarak ikinci dünya savaşında sonra belirlenen bronşitin, o tarihlerde çok az rastlanan bir hastalık olduğunu belirten Can, bronşitin günümüzde tekrar canlanma gösterdiği uyarısında da bulundu.
İlaç sanayiinin gözardı etmesi ve o tarihlerde çok az gözüken bir hastalık olması nedeniyle, "Kimsesiz hastalık" olarak adlandırılan bronşitin, 2000'li yıllarda tekrar canlandığını belirten Doç. Dr. Demet Can, "Hastalık daha çok gelişmekte olan ülkelerde gözüküyor. Dünyada en çok eskimo ve aborjinler arasında yaygın. Avusturalya'da yapılan bir araştırmada, 66 hasta çocuktan 59'unun yerli halktan olduğu tespit edildi. Bunun sebebinin genetik olup olmadığı da araştırılıyor" dedi.
Diğer konuşmacı Prof. Dr. Nural Kiper ise hastaların yaşam kalitesini direk etkileyen bronşitin yüzde 50'sinin, neden kaynaklandığının bulunamadığını belirtti. Israrcı öksürük, balgam çıkartma, tekrarlayan alevlenlenmeler ve çabuk yorulmanın bronşitin en belirgin göstergeleri olduğunun altını çizen Kiper, yetişkinler arasında gözüken bronşitin başlangıcının çocukluktan kaynaklandığını ifade etti. Çocuklukta başlayan bronşitin, ergenlikte neden sessiz döneme geçtiğinin bilinmediğini belirten Kiper, bunun
araştırmaya değer olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Esen Demir de bir çok vakada bronşitin neden kaynaklandığını belinlenemediğini altını çizerken gelişmekte olan ülkelerde en çok gözüken nedenin enfeksiyon olduğunun belirtti. Hastalığını tedavisi konusunda konuşma yapan Hacettepe Üniversitesi'nden Dr. Uğur Özçelik ise; cerrahi yöntem dahil bir çok tedavi yönteminin uygulandığını, ancak tedavi sürecinde en önemli etkenin nedenin belirlenmesi olduğunu söyledi. Nedenin bilinmesinin, tedavi yöntemini de belirlediğini belirten Özçelik, uzun süreli
tedavilerde antiboyitik uygulamasının kanıta dayanmadığını da sözlerine ekledi.
risk artışı, kadınlarda ise daha fazla. Bu ilişki, gebelikte başlayıp çocukluk dönemi ve ergenlikte devam ediyor".
Obez astımlıların yaşam kalitesinin çok daha kötü olduğunu vurgulayan Dursun: "Normal astımlılara göre iki kat daha fazla atak geçirme ve hastaneye gitme olasılığı vardır. Obezitenin her hangi bir şekilde tedavisi sonucunda astımda oranında yüzde 80 azalma olduğu görülmüştür. Obezitenin, astımın şiddetini ve gelişimini artırdığı, araştırmalarda farklı sonuçlar çıksa da; obez astımlıların zayıflaması ve yaşam kalitelerinin artması için elimizden geleni yapmalıyız "şeklinde konuştu.
"Çocuklarda Bronşetizede Güncel Gelişmeler" konulu kursta konuşma yapan Doç. Dr. Demet Can, bronşitin geçmişten günümüze sürecini anlattı. İlk olarak ikinci dünya savaşında sonra belirlenen bronşitin, o tarihlerde çok az rastlanan bir hastalık olduğunu belirten Can, bronşitin günümüzde tekrar canlanma gösterdiği uyarısında da bulundu.
İlaç sanayiinin gözardı etmesi ve o tarihlerde çok az gözüken bir hastalık olması nedeniyle, "Kimsesiz hastalık" olarak adlandırılan bronşitin, 2000'li yıllarda tekrar canlandığını belirten Doç. Dr. Demet Can, "Hastalık daha çok gelişmekte olan ülkelerde gözüküyor. Dünyada en çok eskimo ve aborjinler arasında yaygın. Avusturalya'da yapılan bir araştırmada, 66 hasta çocuktan 59'unun yerli halktan olduğu tespit edildi. Bunun sebebinin genetik olup olmadığı da araştırılıyor" dedi.
Diğer konuşmacı Prof. Dr. Nural Kiper ise hastaların yaşam kalitesini direk etkileyen bronşitin yüzde 50'sinin, neden kaynaklandığının bulunamadığını belirtti. Israrcı öksürük, balgam çıkartma, tekrarlayan alevlenlenmeler ve çabuk yorulmanın bronşitin en belirgin göstergeleri olduğunun altını çizen Kiper, yetişkinler arasında gözüken bronşitin başlangıcının çocukluktan kaynaklandığını ifade etti. Çocuklukta başlayan bronşitin, ergenlikte neden sessiz döneme geçtiğinin bilinmediğini belirten Kiper, bunun
araştırmaya değer olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Esen Demir de bir çok vakada bronşitin neden kaynaklandığını belinlenemediğini altını çizerken gelişmekte olan ülkelerde en çok gözüken nedenin enfeksiyon olduğunun belirtti. Hastalığını tedavisi konusunda konuşma yapan Hacettepe Üniversitesi'nden Dr. Uğur Özçelik ise; cerrahi yöntem dahil bir çok tedavi yönteminin uygulandığını, ancak tedavi sürecinde en önemli etkenin nedenin belirlenmesi olduğunu söyledi. Nedenin bilinmesinin, tedavi yöntemini de belirlediğini belirten Özçelik, uzun süreli
tedavilerde antiboyitik uygulamasının kanıta dayanmadığını da sözlerine ekledi.
