TBMM'de taktik savaşı

Hükümetin hazırladığı ve birçok çevrelerin tepkisi çeken Anayasa değişiklik paketi üzerinde TBMM'de tam anlamıyla “taktik savaşları” yaşanıyor.

AK Parti, konunun muhalefet tarafından kullanılıp teklifin Anayasa Mahkemesi’nde iptal edilmesinin önüne geçmek için önlem aldı.
Teklife imza koyan 184 AK Partili vekilden 50’si imzasını, parti genel merkezinden gelen talimat dolayısıyla geri çekti.
Bu gelişmeye neden olan olaylar şöyle gelişti:


AMAÇ: ANAYASA MAHKEMESİ USÜL YÖNÜNDEN BOZMASIN

İmza krizi, Ak Parti’nin Anayasa değişiklik paketini TBMM’ye sunması aşamasında ortaya çıkmıştı.
Anayasa’da değişikliği yapılması için teklif en az 184 milletvekilinin imzası ile verilebiliyor.
Ak Parti geçen hafta 184 imzalı teklifi resmen TBMM’ye sunmuştu.
Ancak daha sonra CHP, Meclis’e sunulan teklifte TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in de imzası olduğunu belirlemiş, MHP’ye ulaşan teklife ilişkin imza sirkülerinde de Şahin’in imzasının bulunduğu anlaşılmıştı.
Yasalar uyarınca, TBMM Başkanı “tarafsız” onaylması gerektiğinden böyle bir teklife imzasını koyamıyor.

CHP, ANAYASA MAHKEMESİ’NE GÖTÜRECEKTİ

İmza krizinin ortaya çıkmasının ardından gözler muhalefete dönmüştü.
Çünkü Anayasa değişiklik kararları TBMM’den geçmesi halinde Anayasa Mahkemesi’ne ancak “usul” yönünden götürebiliyor.
CHP’nin de bu imza krizi nedeniyle, TBMM’de de kabul edilse, referandum sonucu da kabul edilse konuyu Anayasa Mahkemesi’ne “usul” yönünden götürmesine kesin gözüyle bakılıyordu. Anayasa teklifinde imzaların içinde TBMM Başkanı’nınkinin de bulunmasının, “usülsüzlük” olacağından teklifin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ihtimali vardı.

MUHALEFET, REFERANDUMU ATLAMAK İÇİN “EVET”VERMEYİ BİLE DÜŞÜNDÜ

İmza krizi ilk ortaya çıktığında, TBMM kulisleri de hareketlendi.
CHP ve MHP Anayasa değişikliğine destek vermeyeceklerini açıklamışlardı.
Ancak ortaya çıkan “usülsüzlük”, teklife muhalefetin de, “sırf konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyabilmek için”, destek vermesi ihtimalini doğurmuştu.
Bu konuda tam bir “taktik savaşı” yaşandı.

Şöyle ki:
Anayasa değişikliklerini geçirmek için 367 vekilin oyu gerekiyor. 367’nin sağlanması halinde referanduma gerek kalmadan teklif kabul edilmiş sayılıyor.
Anayasa değişikliğine 330 ila 367 vekil destek verirse ise konu referanduma götürülüyor.
Ak Parti’nin mevcut vekil sayısı bağımsızlardan da alabileceği hesaplanan destekle en iyi ihtimalle oylamada 330’u biraz geçebileceği hesaplanıyordu.
Bu durumda da referandumların önü açılmış olacaktı. Referandum olması halinde ise konunun Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi süreci tartışmalı olacaktı.
İşte bu noktada devreye muhalefetin girmesi planları yapılmaya başlandı.
Muhalefet kulislerinde gizli yapılacak oylamada aslında teklife karşı olan muhalefetin de “evet” oyu vererek, destek sayısını 367’nin üzerine çıkarması, böylece referandum yolunu kapatması üzerinde durulmaya başlandı.

AK Parti PLANI ÖĞRENDİ, YANLIŞI DÜZELTTİ

Muhalefetin bu planını öğrenen Ak Parti de bunun üzerine yanlışını düzeltme kararı aldı.
TBMM’de bugün 50’nin üzerinde AK Partili vekil, parti yönetiminden gelen talimat doğrultusunda tekliften imzalarını çektiler.
Böylece teklif daha görüşülmeden düşmüş oldu.
Yeni bir “imza krizi” yaşanmaması için Ak Parti, şimdi yeniden imza toplayacak ve 184 vekilin imzasıyla aynı teklifi yeniden TBMM’ye sunacak.
Ancak bu kez, konunun “usül” yönünden Anayasa Mahkemesi’nden dönmesinin önü kapatılmış olacak.

CHP: SUÇÜSTÜ YAKALANDILAR

AK Partili vekillerin Anayasa değişiklik teklif paketinden imzalarını çekmelerine ilk tepki CHP’den geldi.
CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Süha Okay, hürriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada konunun “bir taktik savaşı olmadığını, iktidarın bir Anayasa değişikliğini bile eline yüzüne bulaştırması olduğunu” söyledi.
Okay, şöyle konuştu;
“Verdikleri Anayasa değişiklik teklifindeki geçerli imza sayısı sadece 7 idi. 184 imzanın diğerlerinin hepsi daha önceden toplanmış depo imzadır. Suçüstü yakalandılar. Suçüstü yakalananca da böyle bir adım attılar. Anayasa teklifini dahi beceremeyenler, imzaları açıkladığımızda ‘velev ki öyle olsun, ne olur’ diyenler, bize ‘suç duyurusunda bulunacağız’ diye tehdit savuranlar, suçüstü yakalanmışlardır. Konu taktik savaşı değil, budur.”