Sahte İçkiden Ölüm Davası
Antalya'nın Kemer ilçesinde, geçen yıl Mart ayında tatile gelen yedi Alman öğrencinin üçünün ölmesi, dördününde zehirlenmesi ile sonuçlanan davanın ikinci duruşmasında yargılanan üç sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi

Almanya'dan geçen yıl Mart ayında tatile geldikleri Kemer'de kaldıkları otelde aldıkları alkol sonrası komaya giren 7 Alman öğrenciden 3'ünün ölümü, 4'ünün de zehirlenmesiyle ilgili açılan davanın ikincisi Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Kemer'e tatile gelen öğrenciler Jean Piere Follkovt (18), Jan Lange (18), Dustin Krabbe (18), Hendrik Barkow (18), Rafael Neca (21), Cwiklinksi Vanessa (18) ve Vincent Fayerabend'in (20) kaldıkları otelde aldıkları alkolden zehirlendikleri iddia edilmiş ve
özel bir hastaneye kaldırılmıştı. Rafael Neca'ın Antalya, Jean Piere Follkovt ve Jan Lange'in de özel ambulans uçakla götürüldükleri Almanya'da ölmüştü.
ALMAN AVUKAT VE BABALAR DAVAYA KATILAMADI
Öğleden önce yapılması gereken duruşma, tutukluların Antalya L Tipi Cezaevi'nden getirilmemesi nedeniyle öğleden sonra gerçekleşti.
Ölen Alman gençlerden Rafel Neca'nın babası Lars Neca ile Jean Pierre Follkovt'un babası Hans Follkovt ve Alman avukatları, duruşmanın sabah yerine öğleden sonra başlaması ve dönüş için uçak kalkış saatlerinin gelmesi nedeniyle celseye katılamadan ayrıldı.
Tutuklu sanık Halil İbrahim E.'nin de tutuklu bulunduğu Alanya L Tipi Cezaevi'nden mahkeme kalem memurunun gerekli yazıyı yazmaması nedeniyle duruşmaya getirilemediği ortaya çıktı. Diğer tutuklu sanıklar Cengiz E., Vedat K. ile tutuksuz 10 sanık ve avukatları davaya katıldı.
Öte yandan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) adına Avukat Hüseyin Alkan da davaya ilk kez müdahil oldu.
TUTUKLULAR ÖĞLEDEN SONRA GETİRİLDİ
Alman avukatların müvekkili Levent Geçerler, mağdur aile avukatı ve yaşamını yitiren çocukların babalarının 7 bin kilometreden gelip tutukluların öğleden sonra getirilmeleri nedeniyle davanın geç başlamasında ihmali bulunanlar hakkında dava açacaklarını ve mağdur duruma düştüklerini söyledi. Geçerler, ilgililer hakkında da soruşturma açılmasını istedi. TAPDK adına davaya katılan Avukat Hüseyin Aklan da izinsiz üretim ve satış yapmaktan iki ayrı cezadan sanıkların yargılanması gerektiğini söyledi.
SADECE O OTELDE YAŞANDI
Alanya L Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Halil İbrahim E. davaya katılmadı. Davada, diğer tutuklu bulunan Vedat K., üniversitede okuyan iki tane çocuğunun olduğunu, alınan içkilerden daha önce iki ayrı servis yapıldığını ve öğrenciler dışında kimsede böyle bir şey görülmediğini söyledi. Davanın diğer tutuklu sanığı ve tedarikçi Cengiz E. ise kesinlikle sahte içki üretmediklerini belirterek "Dağıtım yapılan başka hiçbir otelde böyle bir sorun yaşanmamıştır. Hiçbir suçum yok" dedi.
ŞİŞELER BANDROLLÜ VE KAPALI
Vedat K.'nın müvekkil avukatı Hakan Evcin de suçlunun, şirkete içki satma ruhsatı veren TAPDK'ın olduğunu ve ölen gençlerden kendilerinin sorumlu olmadığını ifade etti. İçkilerin bandrollü ve yasal yolla alındığını anlatan Evcin, şöyle konuştu: "Şişeler tamamen kapalıdır. İçkilerin sahte ya da kaçak olduğu dışarıdan gözle görülmemektedir. TAPDK'dan gelen memurlar bile şişelerde bir şey olması halinde yanlarında getirdikleri özel aletlerle ancak anlaşılmaktadır. Bizim hiçbir suçumuz yoktur."
DIŞARIDAN İÇKİ ALINDI
Tutuklu sanık Cengiz E.'nin müvekkil avukatı Fevzi Dersuneli de, "İçkinin otele alınışından yaklaşık bir ay sonra bu olay yaşanmıştır. Otelde o günlerde 170 müşteri vardı. İçkinin maksimum tüketilmesi bir haftadır. Alman öğrencilerin öğretmenleri, dışarıdan da para ile içki alındığını belirtmiştir" ifadesini kullandı.
Diğer öğrencilerin ifadelerinin Türkçe'ye çevrilmesi ve TAPDK'nın da duruşmaya dahil olması nedeniyle yaklaşık 1,5 saat süren davada mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Halil İbrahim E. ile kardeşi Cengiz E. ve otelin satın alma müdürü Vedat K. hakkında suçlamaların niteliği nedeniyle tutukluluk hallerinin sürdürülmesine karar verdi. Dava 21 Mayıs 2010 tarihine ertelendi.
