Başbakan Erdoğan Radyo Programcılarıyla Bir Araya Geldi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, medyanın, demokrasilerin vazgeçilmez bir unsuru, hatta olmazsa olmaz bir ayağı olduğunu belirterek, 'Medya, eleştiri hakkı olduğu kadar, eleştirilme hakkı olduğunu da görmek, anlamak ve buna göre bir demokratik duruş içinde olmak zorundadır' dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, medyanın, demokrasilerin vazgeçilmez bir unsuru, hatta olmazsa olmaz bir ayağı olduğunu belirterek, "Medya, eleştiri hakkı olduğu kadar, eleştirilme hakkı olduğunu da görmek, anlamak ve buna göre bir demokratik duruş içinde olmak zorundadır" dedi. Türkiye'nin önünde, ön yargılardan daha büyük bir engel olmadığını belirten Erdoğan, "Eğer ön yargılarımızı kırabilir, aşabilirsek, eğer korkularımızı bir kenara itebilirsek, inanın bu milletin önünde hiçbir engel
kalmaz" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, partisinin il başkanlığında radyo programcılarıyla bir araya geldi. Türkiye'deki ilk radyo yayınının, dünyadaki örneklerinden sadece birkaç yıl sonra 1920'de gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, radyoların, Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma gayretlerinde, özellikle de demokrasi mücadelesinde önemli bir görev ifa ettiğini söyledi. Erdoğan, "Medya, demokrasilerin vazgeçilmez bir unsuru, hatta olmazsa olmaz bir ayağıdır. Bunu bir klişe olarak değil, samimiyetle
inandığım için söylüyorum. Zaman zaman medyayla aramızda sert tartışmalar yaşanmasını demokrasinin doğal bir tezahürü olarak görüyorum. Medyanın beni eleştirme hakkı var ise, bir başbakan olarak her şeyden öte bir vatandaş olarak benim de medyayı eleştirme hakkım vardır.

Medya nasıl demokrasi içinde görevini yapmaya çalışıyorsa, ben de zaman zaman medya karşısında demokrasinin bana verdiği eleştiri hakkımı kullanıyorum. Eleştirinin dozu kaçtığında, hakaret noktasına vardığında ise yine demokrasi ve hukuk devletinin bir gereği olarak meseleyi yargıya intikal ettiriyoruz" dedi.

Başbakan Erdoğan, medyanın, eleştiri hakkı olduğu kadar, eleştirilme hakkı olduğunu da görmek, anlamak ve buna göre bir demokratik duruş içinde olmak zorunda olduğunu söyledi.
Londra'da Ermenilerle ilgili yaptığı açıklamanın yanlış değerlendirildiğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Yaptığım açıklamada 'kaçak' kelimesi çıkarıldı. Uluslararası basında ifadelerim 'Ermenileri sınır dışı ederiz' şeklinde, son derece çirkin şekilde kullanılıyor. Ben, Ermeni vatandaşlarımla ilgili her zaman iyi niyetle münasebetlerimizi en güzel şekilde, hiçbir iktidarda olmayan bir yaklaşımla sergiledim. Benim partimin yönetimlerinde Ermeni vatandaşlarım var. Bunu gerçekleştiren, böyle bir yaklaşım içinde olan iktidarın, bu tür bir yaklaşımı göstermesi mümkün mü. Böyle milli bir meselede ulusal basından
destek beklerken, aynı tavrın burada da gösterildiğine şahit oluyoruz. Kaçak kelimesini kasten kullanmayarak sözlerimi çarptırıyorlar. AK Parti'nin tehciri düşünmesi söz konusu bile olamaz."

Erdoğan, Türkiye'nin demokratikleşmesinin belli bir kesimim değil, topyekun milletin menfaatine olduğunu söyledi. 7.5 yıl önce konuşulamayan bir çok hususun bugün son derece özgür bir ortamda konuşulduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin bu demokratik olgunluğa ulaştığını görüyoruz. Bu noktada yerel çabaları son derece önemli buluyorum. Türkiye'de sadece Kürt kökenli vatandaşların sorunu yok, tüm etnik unsurların sorunu var. Bu nedenle biz her kesimle bir araya geldik" dedi.

Yurt dışındaki etnikliklerde birincilik kazanan bir kişinin, ülkesinin bayrağını omuzlarına alarak gururla koşabildiğine dikkat çeken Erdoğan, aynı şeyin Türkiye'de de yaşanması gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Herhangi bir etnik unsurun, Türk Bayrağı'nı omzuna alarak onunla tur atması, ona bir aşağılık kompleksi getirmemeli. Getirirse, işte orada ayırımcılık başlar. Buna fırsat vermememiz lazım. Bölgesel milliyetçiliğe de karşıyız. Bardağın dolu tarafını kimse görmüyor. Bir yerde bir eksiklik varsa bunun
feryadı başlıyor. Varsa bir eksiklik ilgilisine duyurma yoluna gitseniz daha isabetli olmaz mı" diye konuştu.

Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bizim önümüzde, ön yargılarımızdan daha büyük bir engel yok. Bizim önümüzde statükodan, eskimiş alışkanlıklardan ve ezberletilmiş korkulardan daha büyük bir engel yok. Eğer ön yargılarımızı kırabilir, aşabilirsek, eğer korkularımızı bir kenara itebilirsek, inanın bu milletin önünde hiçbir engel kalmaz."