Saadet Partisinden Anayasa Değişikliği Tepkisi
Saadet Partisi Bartın İl Başkanı Ünal Yurtbay, AK Parti tarafından Anayasa değişikliği yapılmasına tepki gösterdi.
Saadet Partisi (SP) Bartın İl Başkanı Ünal Yurtbay, AK Parti'nin birkaç tane temel konuda rötuş yaparak köklü değişiklikten kaçmasının yüzde 47 oy veren millete haksızlık olduğunu belirterek "Türkiye'deki demokratikleşme ve insan hakları önündeki en büyük engel bürokratik oligarşidir. Yani hukuk sistemine karışmayan, askeri kararlarını vermeyen, ülkenin ekonomik kararlarına karışmayan, yüksek öğrenimle ilgili herhangi bir denetim yetkisi olmayan, ekonomik kararlarla ilgili bir denetim yetkisi olmayan bir
millet egemenliği nasıl bir egemenliktir" dedi.
AK Parti'nin birkaç tane temel konuda rötuş yaparak köklü değişiklikten kaçmasının yüzde 47 oy veren millete haksızlık olduğunu anlatan Yurtbay, şunları söyledi: "Türkiye, 1960 ihtilalinden bu yana, bize göre üç halkayla gelen bir bürokratik oligarşi sistemini inşa etmiştir. 1960'ta hukuk sistemi ve askeri kararlar, hukukun ve millet denetiminin dışına çıkarılmıştır. 12 Eylül darbesiyle birlikte, çalışma hayatındaki bir takım mevzuat değişmesi dolayısıyla özellikle Yüksek Öğretim Kurulu kararlarıyla
eğitim sistemindeki kararlar millet egemenliğinin dışına çıkarılmıştır. 2000 yılından sonra da, özelikle 17. IMF Protokolü, Fisher- Derviş programıyla başlayan süreçle gelen yaklaşık 40 tane üst kurul vasıtasıyla, ekonomik kararlar millet denetiminin dışına çıkmıştır."
Milletin hukuk, askeri kararlarda, yüksek öğrenimde irade dışı bırakıldığını anlatan Yurtkur, sözlerine şöyle devam etti. "Yani hukuk sistemine karışmayan, askeri kararlarını vermeyen, ülkenin ekonomik kararlarına karışmayan, yüksek öğrenimle ilgili herhangi bir denetim yetkisi olmayan, ekonomik kararlarla ilgili bir denetim yetkisi olmayan bir millet egemenliği nasıl bir egemenliktir. Türkiye'deki vesayetçi sistem bütün alanlarda dal budak sararak Türkiye'de kağıt üzerinde bir millet egemenliğini ortaya
konmuştur. Kurum ve kuruluşlardaki şahısların değiştirilmesinden çok, sistemin demokratikleştirilmesi gerekmektedir. Eğer kurum ve kuruluşların içindeki Ahmet'in yerine Mehmed'i koyarak, sistemi demokratikleştiririz sanıyorsak, en büyük hatayı burada yapmış oluruz."
millet egemenliği nasıl bir egemenliktir" dedi.
AK Parti'nin birkaç tane temel konuda rötuş yaparak köklü değişiklikten kaçmasının yüzde 47 oy veren millete haksızlık olduğunu anlatan Yurtbay, şunları söyledi: "Türkiye, 1960 ihtilalinden bu yana, bize göre üç halkayla gelen bir bürokratik oligarşi sistemini inşa etmiştir. 1960'ta hukuk sistemi ve askeri kararlar, hukukun ve millet denetiminin dışına çıkarılmıştır. 12 Eylül darbesiyle birlikte, çalışma hayatındaki bir takım mevzuat değişmesi dolayısıyla özellikle Yüksek Öğretim Kurulu kararlarıyla
eğitim sistemindeki kararlar millet egemenliğinin dışına çıkarılmıştır. 2000 yılından sonra da, özelikle 17. IMF Protokolü, Fisher- Derviş programıyla başlayan süreçle gelen yaklaşık 40 tane üst kurul vasıtasıyla, ekonomik kararlar millet denetiminin dışına çıkmıştır."
Milletin hukuk, askeri kararlarda, yüksek öğrenimde irade dışı bırakıldığını anlatan Yurtkur, sözlerine şöyle devam etti. "Yani hukuk sistemine karışmayan, askeri kararlarını vermeyen, ülkenin ekonomik kararlarına karışmayan, yüksek öğrenimle ilgili herhangi bir denetim yetkisi olmayan, ekonomik kararlarla ilgili bir denetim yetkisi olmayan bir millet egemenliği nasıl bir egemenliktir. Türkiye'deki vesayetçi sistem bütün alanlarda dal budak sararak Türkiye'de kağıt üzerinde bir millet egemenliğini ortaya
konmuştur. Kurum ve kuruluşlardaki şahısların değiştirilmesinden çok, sistemin demokratikleştirilmesi gerekmektedir. Eğer kurum ve kuruluşların içindeki Ahmet'in yerine Mehmed'i koyarak, sistemi demokratikleştiririz sanıyorsak, en büyük hatayı burada yapmış oluruz."
