Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Sempozyumu
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, yolsuzlukla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemli olduğuna dikkat çekerek, üstü kapalı olarak Uzan ailesini ve onların iltica talebini kabul eden Fransa'yı eleştirdi
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, yolsuzlukla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemli olduğuna dikkat çekerek, üstü kapalı olarak Uzan ailesini ve onların iltica talebini kabul eden Fransa'yı eleştirdi. Çiçek, "Bir aile 7-8 sene, 10 sene kaçabiliyorsa ve her defasında bunlar bu ülkelerde himaye görebiliyorsa belki üzerinde durulması gereken budur. Maalesef bir kısım ülkelerin serveti bu kara paralardan oluşmaktadır. Yolsuzlukla mücadeleye en çok vurgu yapan bu ülkeler
ama en çok ülkede yolsuzluk yapanlar buralara kaçıyorlar" dedi.
Rixsos Otel'de 2 gün sürecek olan Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Sempozyumu'nun açılış konuşmasını yapan Çiçek, bu tür toplantıları hep önemsediğini ve mümkün olduğu kadar toplantılara katılmaya çalıştığını söyledi. Yolsuzlukla mücadelenin 'hap' ile çaresi olmadığını, bu konunun çok yönlü ele alınması gerektiğine işaret eden Çiçek, bu sorunun gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sorunu olduğunu söyledi. Yolsuzluğun demokratik olmayan ülkelerde daha fazla olduğunu kaydeden Çiçek, demokrasi ile
yolsuzluk arasındaki bağa dikkat çekti. Yolsuzluğun mevsimlik bir konu olmadığını, devamlı takip isteyen bir konu olduğunu kaydeden Çiçek, "Ne kadar başarılı olursanız olun başarının ucu açık olan bir konudur" dedi.
Ceza hukukunda konuyla ilgili düzenlemeler yaptıklarını anlatan Çiçek, konunun ahlaki yönüne de işaret etti. Yolsuzlukla mücadelenin sadece belli kişilerin görevi olmadığını söyleyen Çiçek, "Eğer yolsuzlukla ciddi şekilde mücadele edilecekse en sade vatandaştan en yüksek düzeyde görevliye sıfatı ne olursa olsun sorumluluğu olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu işte herkese düşen görev var. Herkes elini taşın altına koymalı. Bu olmadığı takdirde mücadele sınırlı olur" diye konuştu.
Yolsuzluğun küreselleştiğini söyleyen Çiçek, teknolojik gelişmelerin de yolsuzluğu kolaylaştırdığını ifade etti. Yolsuzlukların genellikle örgütlü yapıldığına işaret eden Çiçek, AK Parti iktidarında yolsuzluklarla mücadelede belli bir başarı elde edildiğini söyledi. Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelede dünyadaki sıralamada iyi bir yere geldiğini kaydeden Çiçek, yolsuzların bir kısmının sistemden, bir kısmının zaaflardan, bir kısmının ise uygulamalardan kaynaklandığını söyledi. "Eğer devletin elinde bu
kadar banka, bu kadar arazi, bu kadar teşvik imkanı, bu kadar KİT olursa, ekonomi de bu kadar devletin imkanı olursa elbette bu imkanlardan haksız bir şekilde istifade etmek isteyenlerin çıkacaktır" diyen Bakan Çiçek, bunun önüne geçilmesi için özelleştirme yapılmasının önemine işaret etti. Çiçek, geçmişte yolsuzlukların çoğunun alınan ve ödenmeyen paralardan dolayı kamu bankalarında olduğunu söyledi. Yolsuzlukla ilgili yeteri kadar kanunun olduğunu belirten Çiçek, ihtiyaç olması durumunda yeni kanunların
da çıkartılabileceğini ifade etti.
Yolsuzlukla mücadele için işleyen bir hukuk sistemine, şeffaflık ve hesapverilebilirliğe, etkin sivil toplum örgütlerine ve medyaya ihtiyaç olduğunu kaydeden Çiçek, bu konuda mesleki dayanışmanın olumsuz etkisine dikkat çekti. Çiçek, "Kol kırılır yen içinde kalınır diyerek her meslek yanlış yapan mensuplarını koruma içgüdüsünde hareket edip kırılan kolu geri içinde tutmaya gayret ederse, o zaman mücadelede başarıların olması zorlaşıyor. Kol kırılır yen içinde kalır atasözü karı-koca arasındaki sıkıntıların
ortaya dökülmemesi, bunun kendi içinde çözülmesi ile ilgilidir. Yoksa yolsuzlukla mücadele böyle birşeyin kullanılmaması. Mühim olan kolun kırılmaması. Kol kırıldıktan sonra hukukunda elinde kalır" diye konuştu.
Yolsuzluğun yasallaştırılmasının bilirkişi müessesesi aracılığıyla yapıldığını kaydeden Çiçek, "İyileri tenzih ederim. Yolsuzlukla ilgili olarak görülen davalarda dosya ihtisas gerekiyorsa bilirkişiye gönderiliyor. Herkesin yolsuzluk var dediği olay pekala yok diye çıkabiliyor. Çuvallara eroin yakalanıyor, bir süre sonra bu Mekke kınası diye rapor veriliyor. Dolayısıyla bilirkişi müessesinin ciddi olarak gündemde tutmamız lazım" şeklinde konuştu.
Yolsuzlukla mücadelede medyaya da önemli görevler düştüğünü kaydeden Çiçek, bu konuda kamuoyunun oluşturulması gerektiğini vurguladı. Toplumun bu konuda duyarlı olması gerektiğini belirten Çiçek, "Yolsuzlukla ilgili derli toplu bir miting yapıldığını hatırlamıyorum" dedi.
Yolsuzlukla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemli olduğunu kaydeden Çiçek, üstü kapalı olarak Uzan ailesini ve irtica talebini kabul eden Fransa'yı eleştirdi. Çiçek, "Bir ülkeyi perişan eden, ülkeyi sıkıntıya sokan büyük ölçüde kaynak aktarımına imkan veren yolsuzluklar kesinlikle sınır ötesi yolsuzluklardır. Bazı ülkeler bu konuda sabıkalıdır. Çünkü yolsuzluk yapan grup ya da gruplar elde ettiği kaynağı o ülke içerisinde tutmuyorlar, yurt dışına kaçırıyorlar. Bir ülkeden kazandığının yarısını öbür
ülkenin mafyasına veriyor, kendisini korumak için. Bir aile 7 sene, 10 sene kaçabiliyorsa ve her defasında bunlar bu ülkelerde himaye görebiliyorsa belki üzerinde durulması gereken budur. Maalesef bir kısım ülkelerin serveti bu kara paralardan oluşmaktadır. Bugün yaşadıkları refah düzeyinin temelinde kan ve gözyaşı vardır. Bunların birçoğu da medeni dünya içerisindedir. Yolsuzlukla mücadeleye en çok vurgu yapan bu ülkeler ama en çok ülkede yolsuzluk yapanlar buralara kaçıyorlar. Onun için bu tezatın ortadan
kalkması lazım" dedi.
Çiçek, bu konuda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilcisi Shadid Najam'a toplantıda katılan talebi iletti.
Çiçek, konferanstan ayrılışında da Uzanlar'ın Avrupa bu kadar KİT olursa, ekonomi de İnsan Hakları Mahkemesi'nde görülen davasıyla ilgili soruyu yanıtladı. Özel bir dava ile ilgili açıklama yapmak istemediğini belirten Çiçek, "Ama ben bir kilogram bin gram dedim. Bütün ağırlıkları bununla tartarsınız. Türkiye'de bankalar yoluyla ne kadar kaynak kaybettiğini, fakirin fukaranın hakkının, hukukunun nasıl yendiğini geriye dönük 8 yıllık süreçte ortaya koymaya çalıştık. Bu vatandaşın ortaya koyduğu
yolsuzluğun bedelini para ödeyerek ortadan kaldırmaya çalıştı. Bankacılıkta yolsuzluk yapıldığını kamuoyu biliyor. Bu tür yolsuzluklar sınır aşan suçlardır. Bir ülkede yolsuzluk yapılıyor ve buradaki paralar başka ülkelere transfer ediliyor. Bankacılık sırrıdır, ticari sırdır gibi gerekçelerle bu paraların hem izini sürmekte hem oradan getirtmek için zorluk çekiyoruz. Onun için yolsuzlukla mücadelede aynen terörle mücadele gibi uluslararası işbirliğine ihtiyaç var. Nasıl terörle mücadelede bir kısım
isteksizse bu karaparadan nema sağlayan bir kısım ülkelerde işbirliği konusunda isteksizlik var" diye konuştu.
(CC-Y)
ama en çok ülkede yolsuzluk yapanlar buralara kaçıyorlar" dedi.
Rixsos Otel'de 2 gün sürecek olan Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Sempozyumu'nun açılış konuşmasını yapan Çiçek, bu tür toplantıları hep önemsediğini ve mümkün olduğu kadar toplantılara katılmaya çalıştığını söyledi. Yolsuzlukla mücadelenin 'hap' ile çaresi olmadığını, bu konunun çok yönlü ele alınması gerektiğine işaret eden Çiçek, bu sorunun gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sorunu olduğunu söyledi. Yolsuzluğun demokratik olmayan ülkelerde daha fazla olduğunu kaydeden Çiçek, demokrasi ile
yolsuzluk arasındaki bağa dikkat çekti. Yolsuzluğun mevsimlik bir konu olmadığını, devamlı takip isteyen bir konu olduğunu kaydeden Çiçek, "Ne kadar başarılı olursanız olun başarının ucu açık olan bir konudur" dedi.
Ceza hukukunda konuyla ilgili düzenlemeler yaptıklarını anlatan Çiçek, konunun ahlaki yönüne de işaret etti. Yolsuzlukla mücadelenin sadece belli kişilerin görevi olmadığını söyleyen Çiçek, "Eğer yolsuzlukla ciddi şekilde mücadele edilecekse en sade vatandaştan en yüksek düzeyde görevliye sıfatı ne olursa olsun sorumluluğu olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu işte herkese düşen görev var. Herkes elini taşın altına koymalı. Bu olmadığı takdirde mücadele sınırlı olur" diye konuştu.
Yolsuzluğun küreselleştiğini söyleyen Çiçek, teknolojik gelişmelerin de yolsuzluğu kolaylaştırdığını ifade etti. Yolsuzlukların genellikle örgütlü yapıldığına işaret eden Çiçek, AK Parti iktidarında yolsuzluklarla mücadelede belli bir başarı elde edildiğini söyledi. Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelede dünyadaki sıralamada iyi bir yere geldiğini kaydeden Çiçek, yolsuzların bir kısmının sistemden, bir kısmının zaaflardan, bir kısmının ise uygulamalardan kaynaklandığını söyledi. "Eğer devletin elinde bu
kadar banka, bu kadar arazi, bu kadar teşvik imkanı, bu kadar KİT olursa, ekonomi de bu kadar devletin imkanı olursa elbette bu imkanlardan haksız bir şekilde istifade etmek isteyenlerin çıkacaktır" diyen Bakan Çiçek, bunun önüne geçilmesi için özelleştirme yapılmasının önemine işaret etti. Çiçek, geçmişte yolsuzlukların çoğunun alınan ve ödenmeyen paralardan dolayı kamu bankalarında olduğunu söyledi. Yolsuzlukla ilgili yeteri kadar kanunun olduğunu belirten Çiçek, ihtiyaç olması durumunda yeni kanunların
da çıkartılabileceğini ifade etti.
Yolsuzlukla mücadele için işleyen bir hukuk sistemine, şeffaflık ve hesapverilebilirliğe, etkin sivil toplum örgütlerine ve medyaya ihtiyaç olduğunu kaydeden Çiçek, bu konuda mesleki dayanışmanın olumsuz etkisine dikkat çekti. Çiçek, "Kol kırılır yen içinde kalınır diyerek her meslek yanlış yapan mensuplarını koruma içgüdüsünde hareket edip kırılan kolu geri içinde tutmaya gayret ederse, o zaman mücadelede başarıların olması zorlaşıyor. Kol kırılır yen içinde kalır atasözü karı-koca arasındaki sıkıntıların
ortaya dökülmemesi, bunun kendi içinde çözülmesi ile ilgilidir. Yoksa yolsuzlukla mücadele böyle birşeyin kullanılmaması. Mühim olan kolun kırılmaması. Kol kırıldıktan sonra hukukunda elinde kalır" diye konuştu.
Yolsuzluğun yasallaştırılmasının bilirkişi müessesesi aracılığıyla yapıldığını kaydeden Çiçek, "İyileri tenzih ederim. Yolsuzlukla ilgili olarak görülen davalarda dosya ihtisas gerekiyorsa bilirkişiye gönderiliyor. Herkesin yolsuzluk var dediği olay pekala yok diye çıkabiliyor. Çuvallara eroin yakalanıyor, bir süre sonra bu Mekke kınası diye rapor veriliyor. Dolayısıyla bilirkişi müessesinin ciddi olarak gündemde tutmamız lazım" şeklinde konuştu.
Yolsuzlukla mücadelede medyaya da önemli görevler düştüğünü kaydeden Çiçek, bu konuda kamuoyunun oluşturulması gerektiğini vurguladı. Toplumun bu konuda duyarlı olması gerektiğini belirten Çiçek, "Yolsuzlukla ilgili derli toplu bir miting yapıldığını hatırlamıyorum" dedi.
Yolsuzlukla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemli olduğunu kaydeden Çiçek, üstü kapalı olarak Uzan ailesini ve irtica talebini kabul eden Fransa'yı eleştirdi. Çiçek, "Bir ülkeyi perişan eden, ülkeyi sıkıntıya sokan büyük ölçüde kaynak aktarımına imkan veren yolsuzluklar kesinlikle sınır ötesi yolsuzluklardır. Bazı ülkeler bu konuda sabıkalıdır. Çünkü yolsuzluk yapan grup ya da gruplar elde ettiği kaynağı o ülke içerisinde tutmuyorlar, yurt dışına kaçırıyorlar. Bir ülkeden kazandığının yarısını öbür
ülkenin mafyasına veriyor, kendisini korumak için. Bir aile 7 sene, 10 sene kaçabiliyorsa ve her defasında bunlar bu ülkelerde himaye görebiliyorsa belki üzerinde durulması gereken budur. Maalesef bir kısım ülkelerin serveti bu kara paralardan oluşmaktadır. Bugün yaşadıkları refah düzeyinin temelinde kan ve gözyaşı vardır. Bunların birçoğu da medeni dünya içerisindedir. Yolsuzlukla mücadeleye en çok vurgu yapan bu ülkeler ama en çok ülkede yolsuzluk yapanlar buralara kaçıyorlar. Onun için bu tezatın ortadan
kalkması lazım" dedi.
Çiçek, bu konuda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilcisi Shadid Najam'a toplantıda katılan talebi iletti.
Çiçek, konferanstan ayrılışında da Uzanlar'ın Avrupa bu kadar KİT olursa, ekonomi de İnsan Hakları Mahkemesi'nde görülen davasıyla ilgili soruyu yanıtladı. Özel bir dava ile ilgili açıklama yapmak istemediğini belirten Çiçek, "Ama ben bir kilogram bin gram dedim. Bütün ağırlıkları bununla tartarsınız. Türkiye'de bankalar yoluyla ne kadar kaynak kaybettiğini, fakirin fukaranın hakkının, hukukunun nasıl yendiğini geriye dönük 8 yıllık süreçte ortaya koymaya çalıştık. Bu vatandaşın ortaya koyduğu
yolsuzluğun bedelini para ödeyerek ortadan kaldırmaya çalıştı. Bankacılıkta yolsuzluk yapıldığını kamuoyu biliyor. Bu tür yolsuzluklar sınır aşan suçlardır. Bir ülkede yolsuzluk yapılıyor ve buradaki paralar başka ülkelere transfer ediliyor. Bankacılık sırrıdır, ticari sırdır gibi gerekçelerle bu paraların hem izini sürmekte hem oradan getirtmek için zorluk çekiyoruz. Onun için yolsuzlukla mücadelede aynen terörle mücadele gibi uluslararası işbirliğine ihtiyaç var. Nasıl terörle mücadelede bir kısım
isteksizse bu karaparadan nema sağlayan bir kısım ülkelerde işbirliği konusunda isteksizlik var" diye konuştu.
(CC-Y)
