Almanya'ya neden kaybettik?

Türkiye, maçta sahada yer alan 22 oyuncudan 16'sı futbolu Almanya'da öğrendiği ve Almanya'daki lisanslı kadın futbolcu sayısına, toplam lisanslı futbolcu sayısında yetişemediği için yenildi


Geçen cuma akşamı Berlin’de bir maç oynadık ve 3-0 kaybettik. Biliyor olmalısınız, çünk o maçtan bu yana futbol konusunda başka bir şeyden konuşamadık. Maçı Hiddink’in yanlış oyuncu tercihlerinin kaybettirdiği konusunda herkes hemfikir. Ama bu kadar kısa sürede Hiddink hoca değil, milli takıma yerli hoca lazım noktasına geleceğimizi en öngörülülerimiz bile tahmin edemezdi sanırım.
Aslında Almanya Futbol Federasyonu kabul ederse harika bir fikrim var: Türkiye ve Almanya gazetelerde-televizyonlarda o günden bu yana getirilen bütün eleştirilerde yer alan her türlü dizilişle; diyelim bir maçı sağda Özer yerine Volkan Şen’le, Aurelio yerine Mehmet Topal’la, Arda iyileşince ve her maçta takımın başında bu göreve talip olan bir diğer hoca görev alacak şekilde tekrar tekrar oynasınlar. Gerekirse Almanya’yla 50 özel maç yapalım ama bütün bu kombinasyonları görelim ve kurtulalım. Sonra maç sonucu olarak ortalamasını alır, işi çözeriz. Olmaz mı? Hepimizi aynı anda mutlu edecek bir çözüm bulunamaz mı?
Bağış Erten’in Almanya maçı sonrası yazdığı kritikte şu cümle dikkatinizi çekmiş miydi bilmiyorum: “Bir Bundesliga maçından daha fazla Almanya merkezli futbolcu vardı sahada. İlk 11’lerdeki 22 kişiden 16’sı futbolu Almanya’da öğrenmişti. ”Almanya maçı diye cümleye başlamaya niyetlenene, otomatik cevap olarak bu cümleyi tekrarlamalıyız aslında... “Biz bu maçı Hiddink’in...” diye cümlesine başlayana, “Biliyor musun, sahaya çıkan 22 kişinin 16’sı futbolu Almanya’da öğrenmiş...” “Son 30 yılın en kötü...” diyecek olana, “Bir Bundesliga maçından daha fazla Almanya merkezli futbolcu varmış sahada...”
Arkadaşlar, Almanya’ya, cuma akşamı oynanan maçı 3-0 kaybettiğimiz için yenilmedik ki biz... Sahaya çıkan 22 kişinin 16’sı futbolu Almanya’da öğrenmişse, biz Almanya’ya zaten yenilmişiz. Almanya’daki lisanslı Türk oyuncu sayısı, Türkiye’deki lisanslı futbolcu sayısından fazlaysa ve onlar 3,5 milyondan bizim 70 milyondan çıkardığımızdan daha fazla futbolcu çıkarıyorsa, biz Almanya’yı yenebileceğimizi bile düşünmemeliyiz. Almanya’daki lisanslı kadın futbolcuların sayısı, Türkiye’deki lisanslı oyuncuların sayısının üzerindeyse, biz sadece yenilmemişiz, hezimete uğramışız.

Adamlar herkesi yenmiş...
Ben bir ülkenin, aynı anda hem milli takımının başarılı hem liginin kaliteli hem takımlarının Avrupa kupalarında zirveye oynayan türden olmasının mümkün olmadığını düşünenlerdenim. Üçlü olmasa da ikili kombinasyonlar mümkün ama: Ligin kaliteli olması için Premier League misali en iyi yabancı oyuncuları toplaman gerekiyorsa, takımların sınırsız ve belli kriterler gözetilerek alınmış kaliteli yabancı oyuncularla kuvvetlenecek demektir. Bunun sonucunda Avrupa Kupaları’nda başarı da gelebilir. Ama o zaman maalesef milli takımdan vazgeçeceksin. Çünkü ister istemez kendi yıldızlarının ve teknik direktörlerinin önü tıkanmış olacak.
Ha, ülkenin ağırlık noktası milli takımsa, o zaman başka türlü bir örgütlenme gerek. A’dan Z’ye, altyapıdan kulüplere, federasyondan oyuncu politikana... Yabancı oyuncuya pek sıcak bakmayan ama oyuncu fabrikası gibi çalışan kulüpler, dengeli, sürprizli bir lig. Fransa misali.
Bu bir seçim. Seçmek ayıp değil. Zaten bugün dünyada milli takımların gereksiz olduğunu savunan ve futbolun asıl göstergesinin ligler olduğunu savunanlar da var, milli takımın bir ülkenin futbolunun en önemli göstergesi olduğunu iddia edenler de...
Ha hepsi bir arada olmaz mı, yapan yok mu diyorsanız, var: Almanya! Adamlar değil bizi, herkesi yenmiş diyorum, inanmıyorsunuz.