Diyarbakır'da Korkutan Tablo

Diyarbakır’da suça sürüklenen çocuk sayısı bir yılda yüzde 118,7 oranında artarak 3 bin 14’e ulaştı. En çok artış gösteren suçları dolandırıcılık, konut dokunulmazlığı ihlal, adliyeye karşı suçlar ve hırsızlık oluşturdu. İşlenen suçlarda ise ilk sırayı yüzde 36 ile hırsızlık aldı. Uzmanlar, dünya genelinde de çeşitli nedenlerle suça sürüklenen çocuk sayısında artış yaşandığını bildirdi.

Diyarbakır'da Korkutan Tablo
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, Diyarbakır’da 17 yaş altındaki suça sürüklenen çocuk sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 118,7 oranında artarak 3 bin 14’e yükseldi. Kentte 2017 yılında bir önceki yıla göre, suç türlerine göre dağılımında en fazla artış yüzde bin 50 ile dolandırıcılıkta yaşandı. Do1landırıcılığı yüzde 500 artış ile konut dokunulmazlığını ihlal, yüzde 371 artış ile adliyeye karşı işlenen suçlar, yüzde 170 artış ile hırsızlık, yüzde 157 artış ile görevli memura mukavemet, yüzde 153,6 artış ile yağma, yüzde 144,5 ile uyuşturucu, yüzde 115 artış ile yaralama, yüzde 105,3 artış ile tehdit, yüzde 100 artış ile mal varlığına karşı suçlar, yüzde 67,2 artış ile sahtecilik, yüzde 65,4 artış ile toplumsal olaylar, yüzde 28,6 artış ile öldürme, yüzde 23,6 artış ile cinsel suçlar takip etti.

Hırsızlık ilk sırada

Diyarbakır’da 2017 yılında 17 yaş altındaki suça sürüklenen çocukların işlediği suçlara bakıldığında ilk sırayı yüzde 36 ile hırsızlığın aldığı görüldü.

Hırsızlığı yüzde 27,5 ile yaralama, yüzde 11,1 ile uyuşturucu, yüzde 3,4 ile sahtecilik, yüzde 2,9 ile toplumsal olaylar, yüzde 2,4 ile yağma, yüzde 2,3 ile cinsel suçlar, yüzde 14,4 ile diğer suçlar takip etti.

“Suça sürüklenen çocuk kavramı önemli”

Suçça sürüklenen çocuk sayısındaki artış ile ilgili İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulunan Dicle Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Serhat Nasıroğlu, suça sürüklenen çocuk sayısında geçen yıla oranla neredeyse iki kat oranda yaşanan artışın, acil bir durum gibi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Nasıroğlu, “Bu durum dünyada da böyle. Birçok gelişmekte olan toplum, bunlarla ilgili proje yapılıyor, suça sürüklenen çocukları suçtan uzaklaştırmak için çözüm aranıyor. Suça sürüklenen çocuk kavramının kullanılması çok önemli çünkü özellikle 18 yaş altındaki çocuklarda suça sürüklenme tabiri demek çocuğun kendi isteği dışında bir şekilde yönlendirilerek bir şekilde buna yöneldiği anlamına geliyor. Çözüm bu şekilde, bizim hem çocukları suç ortamından uzaklaştırmamız hem de suça sürükleyen kişileri bulup tespit edip çocukları onlardan uzak tutmamız gerekiyor” dedi.



“Dünya genelinde bir artış söz konusu”

Diyarbakır’daki artışın dünyayı da yansıttığını aktaran Doç. Dr. Nasıroğlu, şöyle devam etti:

“Oranların değişmekle birlikte bir artışın olduğunu görüyoruz. Bunun sebeplerden bir tanesi ekonomik sebep olarak görünüyor. Bunlar da ailenin çok büyük rolü var. Bir şekilde maddi olarak kötü olduğu düşünen aile, çocuklarından bir şekilde faydalanmak anlamında onları sokağa çıkarttıklarını görüyoruz. Bir diğer sebep göç, göçün arttığı yerlerde suç oranının arttığını da görüyoruz. Yeni gelen göçmen çocuklar ve yetişkinler birçok şeyi kaybetmiş oluyor. Bu da farklı yönlere çekilebiliyor. Bir diğer önemli nokta okullaşma oranının azalmış olması. Okul oranının az olduğu bölgelerde çocukların daha kolay suça yönlendirildiğini görüyoruz. Bir diğer nokta madde kullanımı, çünkü bu çocuklar ne kadar erken yaşta alkol ve maddeye bulaşırlarsa, o kadar daha fazla bu maddeyi elde edebilmek için çaba sarf etmeleri gerekir. Bu sebeple alkol, bağımlılık yapan maddelerin çocuklar arasında yaygınlaşması, göçün artması, ekonomik krizlerin çocuklar üzerindeki etkiler nedeni ile tüm dünyada çocukların suça sürüklenme oranının arttığını görüyoruz. Peki çözüm ne, elbette ki bu sebepleri engellemenin yanında bir de suça sürüklenen çocukları da rehabilite edilmesi gerekiyor. Cezaevlerindeki çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu oranı yüzde 35 ila 60 arasında, toplumdaki bu oran yüzde 5-10 arasında. Bu toplumda genel olarak yüzde 5 olan bir hastalık cezaevlerinde ise yüzde 60’a çıkıyor. Bunun sebebini şöyle anlarız, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu suça sürüklenme açısından risk taşıyor.”
Kaynak: İHA