Egemen Bağış Açıklaması 'Su Uyur, Düşman Uyumaz'

Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, FETÖ/PDY terör örgütü tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişiminin yavaş yavaş unutulmaya başlandığını belirterek, “Su uyur, düşman uyumaz” dedi.

Egemen Bağış Açıklaması 'Su Uyur, Düşman Uyumaz'
Akil Gençler Platformu’nun davetlisi olarak Ordu’ya gelen ve Ordu Öğretmenevi restoranında düzenlenen sohbet toplantısında konuşan eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, 15 Temmuz darbe girişimi ve yaşanan olayların yavaş yavaş unutulmaya başlandığı uyarısında bulundu. Türkiye’nin unutsa bile dış güçlerin unutmayacağını belirten Bağış, “Ama atalarımız diyor ya, ’su uyur, düşman uyumaz’. Çok açık ki, biz 15 Temmuz’u unutmaya başladık daha üzerinden bir yıl geçmeden. 15 Temmuz’dan bir ay evvel kürsülerde elinde mikrofon ’Ben bu ülkeye Başbakan olacağım’ diyen bir kadıncağız il il geziyor, darbe davet çığırtkanlığı yapıyor ve bunu alkışlayanlar var. Biz 15 Temmuz’u unutmaya başladık ama onların unutamadıkları bir şeyler var. Onlar hala Haçlı seferlerinde uğradığı yenilgileri unutamıyorlar. Onlar hala Çanakkale’de onlardan neredeyse 4’te 1’i 5’te 1’i daha düşük bir askeri güçle onları yenmemizi sindirememişler. Hala kabullenemiyorlar” diye konuştu.



“16 Nisan, haçlı seferlerinin rövanşıdır”

16 Nisan’da yapılacak referandum ile Haçlı seferlerinin ortak noktası olduğunu anlatan Bağış, şöyle konuştu:

“Şimdi diyeceksiniz ki 16 Nisan ile Haçlı seferlerinin ne alakası var? Bakın, Viyana Sanat Tarihi Müzesindeki (Kunsthistorisches Museum Wien) objelerin yüzde 80’i Osmanlı’nın Viyana kuşatmasıyla ilgili objeler. Avustralya, Yeni Zelanda’nın savaş müzelerindeki objelerin yüzde 80’i Anzakların Çanakkale’de yaşadıkları süreçleri anlatan objelerle dolu. Ben Yeni Zelanda’ya ilk defa gidene kadar bu Anzak meselesinin bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum. Ne zamanki gittim adamların en sevdikleri köfte Anzak köftesi, en sevdikleri bisküvi Anzak bisküvisi, en sevdikleri çorba Anzak çorbası. Onlar dediler ki, ‘Bizim tarihimizin başlangıcı Çanakkale’dir’. Biz ise tarihimizi seviyoruz ama detayına fazla inmiyoruz. Şimdi diyoruz ki, 15 Temmuz’un rövanşı 16 Nisan’da. Sadece 15 Temmuz’un değil, inanın bana, Çanakkale’nin de, Haçlı seferlerinin de rövanşı 16 Nisan’dır.”

“16 devleti fitne yıkmış”

Türklerin tarihte 16 devlet kurup yıktığını hatırlatan eski Bakan Egemen Bağış, bu devletlerin yıkılmasının ortak noktasının ise ‘fitne’ olduğuna dikkat çekti. Bağış, konuşmasına şöyle devam etti:

“Biz tarihte 16 devlet kurmuşuz. Bu 16 devletin ortak özelliği, hiçbirini düşman yıkamamış. Birçok haçlı seferi, saldırıyı savuşturmuşuz ama bütün devletlerimiz içindeki fitne yüzünden kendi içinden yıkılmış. Fitneler nedeniyle devlet yıkılmış, çıkan fitneden yeni bir devlet çıkmış. Bu fitne öyle tehlikeli bir hastalıktır ki, babalara evladını, evlada babasını katlettirir. O sebeple bizi Haçlı seferleriyle, Çanakkale’de yenemeyenler bu tarihi gerçeği gördükleri için bizim içimizden devşirdikleri bir takım hainlerle yıkabileceklerini varsaydıkları için bize o 15 Temmuz’u yaşattılar. 15 Temmuz’da TBMM’yi bombalayan uçaklar Yunanistan’ın uçakları değildi. Vatandaşımızı ezen tanklar Rusya’nın tankları değildi. Bizi tarayan o askerler başka ülkenin askerleri değildi. Ama bizim içimizden devşirilmiş, ruhunu kiraya vermiş, aklını satmış, bir şarlatana meyletmiş, dış güçlerin piyonu olarak çalışanlar maalesef bizdendi. Çünkü onlarda bizi bize kırdırabileceklerini görüyorlar.”

“Parlamenter sistem fitne makinesi gibi”

Parlamenter sistemin ‘fitne makinesi’ olduğunu belirten Bağış, şu örnekleri verdi:

“Bugünkü hükümet sistemi adeta bir ’fitne makinesi’ gibi çalışıyor. Çok başlılık her yerde sorundur. Atatürk ile İnönü yıllarca savaş meydanlarında birlikte çatışmışlar, Cumhuriyeti birlikte kurmuşlar ama biri cumhurbaşkanı biri başbakan olunca birbirlerine düşmüşler. Aynı şekilde İnönü ve Celal Bayar silah arkadaşları ve dava arkadaşları bunlar. Ama biri cumhurbaşkanı biri başbakan olunca birbirlerine düşmüşler. Cumhuriyet tarihi boyunca birbirlerine düşmeyen cumhurbaşkanı ve başbakan yok. Süleyman Demirel ile Turgut bey (Özal) ağabey kardeş gibi birbirlerine yakındılar. Ama biri cumhurbaşkanı biri başbakan olunca birbirlerine ağza alınmayacak sözler etmişler. Süleyman bey gitmiş Tansu hanımı seçmiş onunla kötü olmuş. Turgut bey Yıldırım Akbulut’u getirmiş onunla kötü olmuş, sonra Mesut Yılmaz’ı getirmiş onunla da kötü olmuş. En son Ahmet Davutoğlu örneğinde yaşadık biz bunu. Altın tepside başbakanlık verildi, hırsı aklının önüne geçti. Ve devlet bunun sıkıntılarını yaşadı. Bülent Ecevit yüzde 20 oyla iktidara geliyor. Normal şartlarda bir apartman yönetici bile seçilemeyecek Ahmet Necdet Sezer’i getirip bu ülkenin başına koyuyor. O Ahmet Necdet Sezer’de anayasa kitabını başbakanın suratına fırlatıyor. Bedelini de bu millet ödedi.

Kaynak: İHA