Depremzede Aile Çesme'de Pogaça-Börek Satarak Hayata Tutundu
Kahramanmaras merkezli depremlerde, Hatay Antakya’daki evinin enkazindan 3 çocugu ve esi ile birlikte kendi çabalariyla çikan Deniz Kit, Çesme’deki büfelerinde pogaça, börek, kurabiye ve Antakya’nin yöresel lezzetlerini satarak hayatini devam ettiriyor.

"Durdu, duracak diye beklerken, bina yan yatti"
Deniz Kit, "3 çocugum var. O gün okul heyecani vardi. Yari uyur, yari uyaniktik. Saat 04.17’de bir sarsinti basladi.
Depremi daha önceleri de yasadigimiz için, depremi bilen insanlariz. Daha önce 6,4 büyüklügünde bir deprem yasamistik. Yasadigimiz depremler, 5-10 saniye sonra pik yapar ve geçerdi. Saat 04.17’de yasadigimiz depremin de öyle olacagini düsünmüstük. Oglum kapiya dogru firladi. Esim yetisti. Onu tuttu; çünkü merdivenlere dogru gidiyordu. Onu tuttu, çekti. Hepimiz çekyata oturduk. Birbirimize sarildik. O sekilde depremin geçmesini bekledik. Korkunç bir andi. Durdu, duracak diye beklerken, bina yan yatti. Yan taraftaki çati çöktü" dedi.
Kit, "Bina yan yattigi için o meyilden yavas yavas disari çiktik. Ayagimizda ne ayakkabi ne terlik vardi. Yan taraftaki abim, yengem ve kuzenlerimi aramak için bir daha yukari çiktik. Molozlar arasinda arayarak onlari bulduk ve çikardik. Her taraf karanlikti. Elektrik yoktu. Isin vahametini gün agarinca gördük. Çevremizdeki binalarin hepsi yikilmisti. Her taraftan imdat sesleri duyuyorduk. Isin vahim tarafi, imdat seslerini duyuyorduk, ama yardim edemiyorduk" diye anlatti.
"Antakya’dan çiktigimda sadece 3 liram vardi"
Depremin ardindan Antakya’dan ayrilisini da anlatan Kit, "Biz Hatay’dan hiç ayrilmayacaktik. 27 Mart’ta okullarin açilacagi açiklanmisti. Okul için büyük çadir kurdular. Çocuklarimin egitimi için 27 Mart’i bekledik. 27 Subat’ta Izmir Narlidere’den 2 avukat, yardim için bizim bölgemize geldi. Kendilerini tanimiyorduk. Izmir’e gelmek isteyen aile olursa yardim edeceklerini söylediler. Kiz kardesim ve enistem avukat. Kiz kardesim, o avukatlarin telefonunu vererek, ’abi, buradan çikmak istersen avukatlari ara’ dedi.
Aradim. Ev, is istemedigimi, çocuklarimin egitiminin önemli oldugunu söyledim. ’Tamam, ayarlayacagiz’ dediler. Seyrek’e geldik. Baska lise yokmus. Özel okula gittik. ’Sizden okul parasi almayacagiz; ama ders kitabi parasi 50 bin lira’ dediler. Ben Antakya’dan çiktigimda sadece 3 liram vardi. ’Düsünelim’ dedim. Seyrek’ten ayrilmak zorunda kaldik. Çesme’ye geldik. Kizimin okul birincisi oldugu Sidika Kelami Ertan Ortaokulu Müdürü Hikmet Aykut yanima geldi. Kizimin çok basarili oldugunu, kurslara katilmasini istedi. Ne olacagimiz belli degildi. Belki geri dönecektik. Kalacak yer sikintimiz da vardi. Hikmet Bey, ’bir yeri arayacagim’ dedi.
Eski Belediye Baskani Nuri Ertan’i aramis. Yanina gelmemizi istemis. Gittik. Problemimin ne oldugunu sordu. Barinma sorunumuz oldugunu söyledim. ’Bir yer var, git gör’ dedi.
Gittik. Çok kötü durumdaydi; ama ’tamam’ dedim. Esim, çocuklarim, ’nasil oturacagiz burada’ dediler. ’Yapariz’ dedim. Fayansi kirdim, onunla duvarlara alçi çektim. Çocuklarimla beraber yer dösemesini, tuvaleti yaptik. Allah razi olsun, onun sayesinde barinacak yerimiz oldu" seklinde konustu.
Deniz Kit, söyle devam etti:
"Çesme Belediye Baskanimiz Ekrem Oran ile görüsebilmek için randevu istedim. Çok yogundu. Kabotaj Bayraminda karsilastik. Görüsme firsatimiz oldu. Durumumuzu anlattim. Kara yollari tesislerine geldiginde yöresel yemek yapip satmak isteyenlerin olup olmadigini sordugunu hatirlattim. Hemen Serif Vural’a talimat verdi. Sagolsun Serif Bey bizimle çok ilgilendi. Futbol sahasinin yaninda bu büfenin yapilmasini sagladi. Bu büfe yeri bize verildiginde çok söz söylendi. ’Ya mafyadir, ya baskanin akrabasidir’ dendi. Sanki bana buranin tapusunu verdiler. Neden göze batiyoruz, bunu anlamiyorum. Bizim derdimiz, çocuklarimin okumasi ve hayata tutunabilmek. Baska hiçbir amacimiz yok. Evimizde yaptigimiz börekleri, pogaçalari, kurabiyeleri, içli köfteleri ve Hatay bölgesinin lezzetlerini yapip, büfemizde satarak, çocuklarimi okutmaya ve geçinmeye çalisiyoruz. Hepsi bu."
