Gümüshane, Izmirli Dogaseverleri Büyüledi
Gümüshane’nin tarihi ve dogal güzellikleri Izmirli dogaseverleri kendine hayran birakti. 7 gün boyunca kenti karis karis gezen grup, sehrin cografyasini ve insanlarini çok begendi.

Uzun yillardan beri Türkiye’nin degisik bölgelerini gezen 17 kisilik dogasever grup 7 gün boyunca karis karis gezdikleri Gümüshane’den mutlu bir sekilde ayrildi.
Izmir’in kavurucu sicagindan kaçan 17 kisilik dogasever grup internetten görerek çok begendikleri ve Gümüshane Dagcilik, Doga Sporlari ve Gençlik Dernegiyle (GÜDAK) irtibat kurarak geldikleri Gümüshane’de macera dolu bir haftalik yolculuk boyunca Gümüshane’nin dogal ve tarihi zenginliklerini adim adim deneyimledi
Karaca Magarasi’nin gizemli derinliklerini, Limni Gölü Tabiat Parki’nin huzur dolu manzarasini, Zigana Dagi’nin etkileyici manzarasini, Artabel Gölleri Tabiat Parki’nin göz alici güzelliklerini deneyimleyen grup üyeleri birinci gün Karaca Magarasi, Limni Gölü Tabiat Parki ve Zigana Dagi, ikinci gün Artabel Gölleri Tabiat Parki, üçüncü gün Santa Harabeleri, Tasköprü Yaylasi, dördüncü gün Krom Antik Kenti, Imera Manastiri, besinci gün Abdalmusa Tepesi, altinci gün Örümcek Ormanlari, Çaglayandibi Selalesi Tabiat Parki, Çikrikdüzü ve Güvende Yaylalari ve yedinci gün Tomara Selalesi, Çakirkaya Manastirini gezdi.
Bir hafta boyunca Tarihi Süleymaniye Mahallesindeki uygulama otelinde kalan Izmirli dogaseverler sehrin 600 metre rakimli bölgesinden 3 bin 331 metre rakimli en yüksek noktasi olan Abdalmusa Zirvesine kadar hemen her bölgesini doya doya gezdi.
“Gezdigimiz yerlerin hepsi ayri ayri güzelliklere sahip yerlerdi”
Gümüshane organizasyonu yapan Müserref Çevik, daha önce Gümüshane’ye hiç gelmediklerini hatirlatarak, “Gümüshane’de 17 kisilik grubumuzla bir hafta boyunca gezdik. Grubumuzu en çok etkileyen yerler Artabel Gölleri Tabiat Parki, Santa Vadisi ve Örümcek Ormanlari oldu. Gezdigimiz yerlerin hepsi ayri ayri güzelliklere sahip yerlerdi. Internetten paylasim ve fotograflari gördük ama çokta hayal edemedik güzellikler konusunda. Bu kadar güzellik beklemiyorduk. Beklentimizin çok çok üzerinde yerler gördük Gümüshane’de” dedi.
“Gümüshane cennetten bir köse ve kesinlikle ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden birisi”
“Yine gelecek misiniz?” sorusuna “Kesinlikle” diye cevap veren Çevik, “Gümüshane cennetten bir köse ve kesinlikle ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden birisi bence. Bugüne kadar Türkiye’nin birçok noktasini gezdik. Bizi Gümüshane’nin en çok insanlari etkiledi. Cografyasi kadar yürekleri güzel insanlarla dolu bir sehir burasi. Ben yillardir Türkiye’yi gezerim ama Gümüshane insaninin samimiyeti, dogalligi ve temiz yüregini hiçbir yerde görmedim” diye konustu.
Grupta yer alan emekli güzel sanatlar ögretmeni Mümtaz Saygin ise Gümüshane’nin hakkinda hiç bilgi sahibi olmadigi bir kent oldugunu hatirlatarak, “Buranin milattan önce 4.yüzyildan itibaren yerlesimin oldugunu, Helenistik dönem, Roma dönemi ve Hristiyanligin bu bölgede çok etkin oldugunu gözlemledim. Özellikle Krom Vadisinde 40 civarinda kilise ve sapel olmasi beni çok etkiledi” dedi.
“Birçok sehirdekinden daha fazla kilise ve sapel Krom ve Santa vadilerinde var”
Türkiye’de birçok sehirdeki toplam kilise sayisindan daha fazla kilise ve sapelin Krom Vadisinde oldugunu ifade eden Saygin, “Planlari birbirine benzeyen bu binalar bakimsiz kalmis. Sadece Imera Manastiri kismen restore edilmis ama kapisi kilitliydi giremedik. Orada bir bekçi olmasi ve gelen konuklarin içeriye girmesini isterdim. Bu vadideki kiliselerin adini da bilemedik çünkü tabelalari yok. Hemen hemen tüm eserlerde define aramislar hatta bazilarinda insan kemikleri bile vardi. Bu tablo bizi çok üzdü. Tam bir roman ve gotik sanatlari kiliseleri vardi. Krom ve Santa vadilerinde çok sayida Hiristiyanlik tarihi eseri var ama ilgi yok, bakim yok. Harabe deniliyor ama restore edildikten sonra ören yeri denmesi gerekiyor” ifadelerini kullandi.
“Malzeme bol ama bakim yok, ilgi yok”
Gelirken Gümüshane’de bu kadar tarihi eser göreceginin aklinin ucundan bile geçmedigini belirten Saygin, “Süleymaniye Mahallesi, Santa, Krom Vadilerinde essiz eserler var. Malzeme bol ama bakim yok, ilgi yok. Bu sekliyle bura insanlar kilise görmeye gelmezler. Ancak doga çok güzel. Karaca Magarasi gibi yerler çok güzel ama hiç degilse su tarihi yapilar, özellikle kiliseler biraz restore edilse sanirim daha çok ilgi çeker. Buralar tamamen bakimdan yoksun. Biz dagci olmasak oralara gelmezdik. Bir de rehber sikintisi var. Simdi ben olmasam bu grupta o tarihi eserleri kim anlatacakti?”diyekonustu.
