Uzmanindan Kanser Tedavisinde Psikolojik Destegin Önemine Vurgu
Uzman Psikolog Tülinay Seçkin, kanserin önemli bir halk sagligi problemi olmaya devam ettigini belirterek, "Kanserle mücadelede kisinin kendi kisilik yapisi ve sosyal faktör çok önemlidir” dedi.

Kanserle karsilasan kisi ve ailelere yönelik psikolojik destegin tedaviye olumlu etkisinin oldugunu ifade eden Memorial Hastanesinde görevli Uzman Psikolog Tülinay Seçkin, kanser sürecinde aile desteginin çok önemli olduguna degindi.
Kanserin günümüzde fiziksel yetersizlik, psikolojik sorunlar üreten kronik bir hastalik oldugunu belirten Seçkin, “Kanser, belirsizlikler içerdigi için bazen aci, suçluluk, korku ve terkedilme gibi duygularin oldugu bir süreç. Kisi tarafindan kansere yakalanmak genelde bir yikim gibi algilaniyor. Kanserle mücadelede kisinin kendi kisilik yapisi ve sosyal faktör çok önemlidir” dedi.
“Anksiyeteyi olusturan faktörlerin açiga çikarilmasi çok önemlidir”
Kanser ile karsilasan kisinin hastalikta yasadigi psikolojik süreci anlatan Seçkin, sunlari kaydetti:
“Kanser hastaliginin genelde psikolojik kisminda, ilk ögrenilmesiyle soke evresinin olmasidir. Yani kanser tanisi alindiginda kabul edememe durumudur. Sonrasinda inkar evresi geliyor. Neden ben, niye benim basima geldi diye inkar etme evresidir. Daha sonra öfke duyuldugu evre geliyor. Bu da nasil benim basima gelebiliyor bu hastalik, diye kisi etrafina öfke yansitabiliyor. Kisi pazarlik evresinde daha çok, madem benim basima geldi o zaman çok canim yanmasin gibi pazarlik sürecine giriyor. Sonrasi hastada depresif belirtiler basliyor, genelde kisinin yasamdan koptugu evredir. En son evre de kabullenme evresidir. Burada kisi artik biraz daha hastaliga uyum saglamaya basliyor. Bu yüzden kanser hastasina sosyal destek saglanmasi çok önemlidir. Kisinin yasamdan kopmamasi, sosyal aktivitelerine tekrar yönelmesi, etrafindaki insanlarin duygularini anlamasi gerekiyor. Özellikle anksiyeteyi olusturan faktörlerin açiga çikarilmasi çok önemlidir. Burada aile destegi veya varsa es destegi çok önemlidir.”
“Hiçbir sey yokmus gibi davranilmamalidir”
Kisinin tedavi sürecindeki gelismeleri seffaf bir sekilde ve net bilgilerle doktor tarafindan bilgilendirilmesi gerektigine dikkat çeken Seçkin, “Kisi yalniz olmadigini ve deger gördügünü hissetmelidir. Hastaya karsi sefkat gösterilmeli, onun ihtiyaçlari fark edilmeli ve empati kurarak yaklasilmalidir. Öfke nöbetleri, aglamak ve kaygi bu süreçte oldukça normal oldugu için bu da aile tarafindan normal karsilanmalidir. Tedavi sürecinde de ihtiyaç neye duyuluyorsa o sorgulanmalidir. Bir yandan da hastanin duygularina eslik edilmelidir. Hiçbir sey yokmus gibi davranilmamalidir. Oradaki duygu ve yasanilan durum kabul edilmelidir. Tedavi sürecindeki gelismeler ve en net bilgi de doktor tarafindan verilmelidir. Hasta da o tedavi sürecinde konusulanlara dahil edilmelidir. Yani o planlar hastanin disinda yapilmamalidir” ifadelerinde bulundu.
Tedavi sürecinin kisiye zamana bagli oldugunun anlatilmasi gerektigini belirten Seçkin, son olarak sunlari söyledi:
“Bu noktada farkindalik kazandirilmalidir. Bununla ilgili bir ugrasi terapisi de olabilir. Çünkü hasta burada kendi benligini koruyor ve üreterek üretkenligini sürdürüyor. Yani hasta kendini tamamen hayattan koparmiyor. Hastanin benlik degerini korumaya dair aktivitelerini korumasi çok önemlidir. Bu durum da hastanin motivasyonunu arttiran bir durumdur.”
