Deprem Çalistayinda IRAP Vurgusu

Dokuz Eylül Üniversite (DEÜ) tarafindan düzenlenen ‘Izmir Deprem Çalistayi-IZDEP’22’de konusan Içisleri Bakan Yardimcisi Ismail Çatakli, “Çalismalarimizi ne kadar genis bir alana yayarsak, afet öncesinde ne kadar gayret edebilirsek, deprem aninda ve sonrasinda daha az isimiz olacak” diyerek 81 il için hazirlanan Il Afet Risk Azaltma Plani (IRAP) hakkinda önemli paylasimlarda bulundu.

Deprem Çalistayinda IRAP Vurgusu
DEÜ, Sabanci Kültür Sarayinda ‘Izmir Deprem Çalistayi - IZDEP’22’yi düzenledi.

Çalistaya Içisleri Bakan Yardimcisi Ismail Çatakli, AFAD Baskani Vali Yunus Sezer, DEÜ Rektör Yardimcisi Prof. Dr. Ugur Malayoglu, DEÜ Deprem Arastirma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, ögretim üyeleri ve kurum yetkilileri katildi.

TÜBITAK Baskani Prof. Dr. Hasan Mandal ise çalistaya çevrimiçi olarak katildi.

Tüm gün sürecek olan çalistayda, Izmir’in depremselligi, deprem mühendisligi, afet yönetimi ve kentsel dönüsüm çalismalarinin güncel sonuçlari kamuoyu ile paylasilacak. Çalistaydan elde edilen verileri göre ‘Izmir Deprem Çalistayi Sonuç Bildirisi’ hazirlanacak. Çalistayda konusan Içisleri Bakan Yardimcisi Ismail Çatakli ve AFAD Baskani Vali Yunus Sezer, Il Afet Risk Azaltma Plani (IRAP) hakkinda önemli açiklamalar yapti.

“Izmir depremi bize ayna tuttu”

Çatakli, “2 yil önce bir basparmaga tutunan minik bir el fotografi bize hem aciyi hem sorumluluklarimizi hem de umudu anlatti. Izmir depremi bir yönüyle üzüntü bir yönüyle ikaz bir yönüyle muhasebe ve bir yönüyle rehber oldu. 117 vatandasimizi kaybettik, hepsine Allah rahmet eylesin. Hem hayalleri hem sevdikleri hem de onlari sevenler vardi. Bin 32 vatandasimiz yaralandi. 8 bina ilk anda yikildi, 730 bina agir hasar aldi. Içlerinde hatiralar anilar vardi. 107 vatandasi enkazdan sag olarak kurtardik ama belki travmalari ömürleri boyunca onlari takip edecek. 2020 yili afetler açisindan zorlu bir yildi. Izmir depremi bize ayna tuttu. Koca bir yarimadayi es geçip en büyük etkiyi Bayrakli’da yapti ve bize zeminin ne demek oldugunu ve yapi stoku kalitesinin ne anlama geldigini de anlatti. O dönemde 2 bin 151’i arama kurtarma personeli olmak üzere 10 bin 863 personelle afete müdahale ettik. 128 milyon lira nakdi yardim yapildi. Izmir depremi 6,6 büyüklügünde bir depremdi sinirli bir yikima sebep oldu ama bize aslinda nelerin olabilecegini de gösterdi” ifadelerini kullandi.

2 bin 321 eylem kirmizi kategoride

Depremle yasamayi ögrenmenin önemine vurgu yapan Çatakli, AFAD Planlama ve Risk Azaltma Dairesi tarafindan olusturulan Il Afet Risk Azaltma Plani hakkinda sunlari söyledi: “Yer kabugu hareketinin tamamen durmasi gibi bir sey söz konusu degil. O yüzden tüm çabamizin temelinde depremle yasamayi ögrenmek var. Bunun için de risk analizi, yikilmayan sehirler insa etmek, deprem bilincini yükseltmek var. Dünyada bunu çok iyi yapan örnekler var. 81 il için risk azaltma planlari hazirlandi. Bu çok ciddi bir çalisma. Saglikli bir isbirligi ile üniversitelerimizle çalisarak hazirlandi. 12 bin 925 eylem belirlendi. Türkiye çapinda bu eylemlerden yüzde 16’si tamamlandi. 81 il için belirlenen eylemlerin 2 bin 321 adedi öncelikli, yani kirmizi kategoride. Bunun da yüzde 12’si tamamlandi. Izmir için 227 eylem belirlendi, bunun 71 adedi tamamlandi. 132’sinin çalismalari devam ediyor.”

“IRAP’lar hayati önem tasiyor”

Türkiye’nin, bugün dünyada birçok alanda itibar gören, üst üste gelen afetleri basari ile yönetecek afet yönetimi kapasitesine ulastigini söyleyen Çatakli, “Ancak asil afet öncesi önemli. Bu çerçevede yeni tedbirler almali, yeni adimlar atmaliyiz. IRAP’lar hayati önem tasiyor. Bu çalistay ve ekinlikler, afet aninda yaptiginiz birçok seyden daha kiymetli. Bu toplumun depremle yasama kültürünü yukari tasimak, bunun çok önemli yapi taslarindan biri. Çalismalarimizi ne kadar genis bir alana yayarsak, ne kadar afet öncesinde gayret edebilirsek, deprem aninda ve sonrasinda daha az isimiz olacak Simdi konutlar yapiliyor. Bunlari zaten yapacaksak depremden önce yapalim degil mi? Bu yüzden kentsel dönüsüm çok önemli” sözlerine yer verdi. Depremde can kurtarmanin yani sira ziraat alanlari, sanayi tesisleri, müzeler ve kültür varliklarinin da çok mühim oldugunu kaydeden Çatakli, “Depremi degerlendirirken ülkenin gelecegi ve gücü açisindan da degerlendirmek lazim. Depremle yasamayi ögrenmek derken sadece enkazdan sag kurtulmayi kast etmiyoruz. Bizi sürekli basa sardirmayacak afet yönetimini kurgulamaya çalisiyoruz” dedi.



“Yillik 20 bin ila 30 bin arasinda deprem ölçümü yapiliyor”

Türkiye’nin depremselligine dair güncel veriler paylasan AFAD Baskani Yunus Sezer de söyle konustu: “Türkiye’de yillik 20 bin ila 30 bin arasinda deprem ölçümü yapiliyor. 1900 ile 2022 yillari arasinda ülkemizde ve yakinlarinda 4 ile 4 üzeri yaklasik 15 bin deprem meydana gelmis, 86 binden fazla insanimiz hayatini kaybetmis ve 1 milyona yakin binamiz hasar görmüs. Her yil can ve mal kaybina neden olan ortalama 2 depremle karsi karsiya kaliyoruz. 2021 yilinda büyüklükleri 0,6 ve 6,3 arasinda degisen 23 bin 753 deprem kaydettik. 10 yillik ortalamada deprem sayimiz 25 bin 978. Izmir özelinde baktigimiz zaman diri fay hatlarinin oldugu bir bölge. Son 20 yilda büyüklükleri 0,6 ila 6,6 arasinda degisen 33 bin 203 deprem tespit edilmis durumda. Marmara depremi, Türkiye açisindan dönüm noktasi oldu ve tüm kapasitemizi yeniden gözden geçirerek dizayn etme imkani bulduk. 2017 yilinda Kos adasi ve 2020 Sisam Depremi, tsunami tehlikesini de hatirlatti. Tsunami tehlike haritasinin olusturulmasi ve bu konuda çalismalar yapilmasi da önemli adimlardir. Bir afet meydana geldigi zaman ‘Keske’ dememek üzerinedir tüm çalismalarimiz. Türkiye’nin dünyada en etkili oldugu konulardan biri kriz anlarinda müdahale. Fakat son 3 yildir önemli bir adim attik. Il Afet Risk Azaltma Planlari’ni tamamladik, tüm illerimizde var. Bizim artik risk azaltmayla ilgili de bir planimiz var. Riski ne kadar azaltirsak afet zamaninda kayiplari da o kadar azaltmis oluruz. 582 bin gönüllümüz ve akredite ettigimiz 63 tane sivil toplum kurulusumuz var. Afetlerle karsilastigimizda hazirlikli olmak adina gerekli tüm adimlari birlikte atmayi temenni ediyoruz” diye konustu.



Kamuoyu ile paylasilacak

Çalistaya çevrimiçi olarak baglanan TÜBITAK Baskani Prof. Dr. Hasan Mandal da Izmir depreminin bir dönüm ve dönüsüm süreci oldugunu aktardi. Mandal, sunlari söyledi: “Biz deprem ülkesi olarak yasayan bir cografyadayiz. Ayni zaman AFAD sayesinde bu süreçlerin üstesinden gelme noktasinda dünyaya örnek olacak basarilarimiz var. Biz bu yasadigimiz süreçlerden afetin olmamasi için veya olmasina yönelik süreçlerde hazirlikli olmak için nelerin yapilmasi noktasinda bilim ve yenilik odagina inaniyoruz. Izmir depremi bizim için önemli bir dönüm ve dönüsüm noktasi oldu. TÜBITAK olarak bizim degisik zamanlarda vermis oldugumuz arastirma odakli destekler var. Izmir depremi sonrasinda gelecege farkli bakmamiz gerektigi noktasinda mutabakat sagladik. Güçlerimizi birlestirme noktasinda neler yapabiliriz diye ayrintili görüstük. Kendi arastirma gemimiz teknolojimiz ve güç birligimiz ile Deprem Platformumuz daha önce bilinmeyen faylarin uzantilarinin tespit edilmesinde önemli görevler üstlendi. Ilk milli bilimsel arastirma projemizi Deprem Platformumuz gerçeklestirdi. Kusadasi Körfezi’nde bin 300 kilometrelik alan taramasi yapildi. Kasim ayi içerisinde tüm bunlari kamuoyu ile paylasmis olacagiz. Deprem arastirmalarimizda sadece fen ve mühendislik bilimleri noktasinda degil sosyal ve beseri bilimlerin etkilesimleri olmustur. Bu toplantiyi gerçekten çok kiymetli buluyoruz. Bu cografyada bu gerçekle yasamak zorundaysak öncesinde gerekli bilimsel temelli çözümlerle buna daha hazirlikli olmamiz gereken noktada üzerimize düseni yapmaya haziriz” ifadelerini kullandi.

“Bilimsel bulgulara önem vermeliyiz”

DEÜ Rektör Yardimcisi Prof. Dr. Ugur Malayoglu ise “Depremin ardindan ortaya çikan aci tablo hepimizi derinden etkiledi. Kentimizin depreme ne kadar hazirliksiz oldugunu gördük. Enkaz altinda kalan canlarimizin aramizdan ayrilmasina kahrolduk, evlerini kaybedenlere üzüldük. Sehri kaplayan toz ve duman arasinda beton ve çelik yiginlari ortaya çiktiginda durumun vahameti ortaya çikti. Devletimiz gerçekten çok hizli refleks gösterdi. Çalismalara kamu kurumlari yerel yönetimler ve vatandaslar da destek verdi. Yaralilarin tedavisinden depremzedelerin ihtiyaçlarinin giderilmesine kadar tüm süreç titizlikle yürütüldü. Tüm imkanlar Izmir için seferber edildi. Araçlarimizi ve arkadaslarimizi arama kurtarma çalismalari için hazir ettik. Bu felaket önlemez miydi sorusu hep aklimizdaydi. Gölcük depreminin ardindan da benzer bir soruyu kendimize sormustuk. Arastirma üniversite olarak depremin ardindan çalismalarimiza ara verdik. Eylem planlarinin hazirlanmasi için girisimlerde bulunduk. Deprem bir taraftan dünyanin iç kuvvetlerinin bir hareketidir diger taraftan insan hatasi ile afete dönüsen bir gerçektir. Bu yüzden egitim faaliyetlerine ve bilimsel bulgulara önem vermeliyiz” dedi.

Kaynak: İHA