ANALIZ - AUKUS Ittifaki Dünyanin Merkezini Mi Degistirdi?
Washington, HintPasifik bölgesinde yeni Büyük Stratejisi’nin ilk satirlarini, Avustralya’nin güneyindeki Adelaide kentindeki tersanelerde yazmaya hazirlaniyor Uluslararasi toplum ABD’nin Kabil’den çekilirken yasadigi skandala varan görüntüleri yorumlamaya çalisirken, AUKUS Ittifaki’nin ilani, Washington’un uzun süre önce hedeflerindeki farkin dramatik degisimine isaret ediyordu. Yeni hedefe yürüyüsteki kritik tarihler ise 2018 yilinin Mayis ve Haziran aylariydi. ABD’nin AsyaPasifik bölgesinde sahneye koymaya hazirlandigi Büyük Stratejisi’nin en hassas adimini atmak Donald Trump yönetimine kismet oldu Görünen o ki AUKUS Ittifaki ve Birlesik Devletler HintPasifik Komutanligi gibi yapilanmalar da Hint Okyanusu’nun çagimizda yeni bir boyutuyla kesfi anlamina geliyor 21. yüzyilda Hint Okyanusu’nun yeniden kesfinde, aylarca su altinda kalabilen nükleer denizaltilar, dikine inis kalkis yapabilen F35 savas uçaklarini tasiyan yeni nesil uçak gemileri ve ABD’nin Artemis Projesi ile Çin’i gözlemek için Ay yüzeyine insa etmeyi planladigi üs basrolde yer alacak 20302050 dönemi, dünyanin merkezini HintPasifik bölgesi haline getirecek bir süreç olmaya dogru ilerliyor. Hindistan, Filipinler ve Vietnam gibi Çin Halk Cumhuriyeti ile sorunlari olan ülkelerin bu gidisatta gelistirecekleri politikalar da tansiyonu yükseltebilecek yeni unsurlar olacaktir
Avustralya’yi kendisine siklet merkezi yapan ABD ve Ingiltere, 1943 yilinin ikinci yarisinda Pasifik’teki Japon ilerleyisini durdurup savasin gidisatini tersine çevirdi. Yaklasik 70 yil sonra ABD ve Ingiltere bir kez daha 2050 yilini hedefleyen stratejik ortakliklari için Avustralya’nin kapisini çaldi. Hedef bu defa Çin yayilmaciliginin önüne geçebilmek. ABD’nin donanma gücü ve bu gücü olusturan bilgi birikimi, en etkili silah olarak yeniden devrede. Washington, Hint-Pasifik bölgesinde yeni Büyük Stratejisi’nin ilk satirlarini, Avustralya’nin güneyinde Adelaide kentindeki tersanelerde yazmaya hazirlaniyor. ABD’nin Avustralya için sekiz nükleer denizalti insa edecegini ilan etmesi hem Pekin’de hem de 2016 yilinda Canberra yönetimi ile Attack sinifi 12 konvansiyonel dizel-elektrikli denizalti için anlasma imzalamis olan Paris’te deprem etkisi yaratti. 15 Eylül 2021 günü ilan edilen AUKUS Ittifaki’nin en çok ilgi uyandiran kismi, Avustralya’ya tedarik edilecek nükleer denizaltilardi. Ittifakin ilani, denizalti ihalesi elinden alinan Fransa’nin ABD ile iliskilerini alt üst etti. Elize Sarayi’nin Beyaz Saray’i hedef alan açiklamalarinda kullandigi dil meselenin özünü gölgelerken, Çin Halk Cumhuriyeti’ne dogrultulan tehdidin büyüklügünü de perdeledi. Biz bu makalede AUKUS Ittifaki’nin Hint-Pasifik bölgesinde yaratacagi etkiler ve bu noktaya nasil gelindigi üzerinde duracagiz.
- Zamanini bekleyen silah: Avustralya
ABD Baskani Richard Nixon ve Ulusal Güvenlik Danismani Henry Kissinger’in 1972’de Çin Halk Cumhuriyeti’ne yaptiklari ziyaret, Pekin açisindan Soguk Savas’in sona ermesi anlamina geliyordu. Bu yumusama adimi esnasinda Nixon yönetiminin Tayvan’a verdigi destegi sinirlayip, Ada’yi bir anlamda 40 yil süreyle Pekin’in insafina terk etti. Ancak bu dönemde dahi Pentagon, Asya-Pasifik bölgesinden gözünü ayirmadi. 1983 yilinda ABD Ordusu Harp Akademisi mensubu Yarbay Terrence M. Wallace tarafindan hazirlanan “Avustralya ve Yeni Zelanda: Pasifik’teki Ortaklarimiz” (28 April 1983) adli raporda, ABD’nin 21. yüzyilda Bati Pasifik’teki ticari ve askeri üstünlügünü sürdürmesi için her iki ülke ile savunma alanlarinda yapmasi gereken is birligine dikkat çekiliyordu.
1990 yilina gelindiginde ise SSCB ve Varsova Pakti’ni Soguk Savas’ta yenilgiye ugrattigina ikna olan ABD, yeni hedeflere yönelmenin altyapisini hazirlamaya giristi. 1990’in Nisan ayinda Pentagon’dan ABD Kongresi’ne gönderilen “A Strategic Framework for the Asian Pacific Rim: Looking Toward the 21st Century” baslikli raporda, Washington’in 21. yüzyildaki hedefinin Bati Pasifik bölgesi olmasi gerektigine isaret ediliyordu. Rapordaki görüsleri savunanlarin basinda ise daha sonra Irak’in isgalinin mimarlarindan biri olarak anilacak Savunma Bakanligi yetkilisi Paul Wolfowitz bulunmaktaydi. Çin Halk Cumhuriyeti, henüz “Kusak ve Yol Inisiyatifi” gibi küresel projeleri araciligiyla ABD ile rekabete girmeden önce, Washington bu bölgeyi ticari ve askeri olarak kontrol altina almayi gözüne kestirmis, Avustralya donanmasini bölgesel bir süper güç haline getirerek bu ülkede üsler açma fikrini ajandasina kaydetmisti.
SSCB’yi maglup etmenin keyfini süren Beyaz Saray, Tiananmen katliamini ve Pekin yönetiminin insan haklari ihlallerini görmezden gelerek, ekonomik olarak desteklenmesi halinde, 21. yüzyilda Çin’in demokratiklesecegi fikrine de inaniyordu. Fakat 2007 yilinda Çin’in savunma harcamalarini kayda deger miktarda artirmasi, 2008’de küresel ekonomik krizle beraber, ABD ile ekonomik iliskilerinde dengeyi bozacak avantajlar elde etmesi, 2010’da ise dünya ekonomileri arasinda ikinci siraya yükselerek ABD’yi hissedilir sekilde tehdit etmeye baslamasi, Washington’daki havayi degistirdi. Dönemin ABD Disisleri Bakani Hillary Clinton, 2011 yilinin Ekim ayinda, Foreign Policy için kaleme aldigi makalede [1] Çin’e karsi baslatilan seferin isaret fisegini atti. Clinton, gelecek 10 yilda dünyanin kaderinin Asya-Pasifik bölgesinde sekillenecegini ifade ederken, Çin’in bölgede artan etkinligini kirmak için gereken diplomatik, ekonomik ve askeri yatirimlara hazir olduklarini ilan etti.
ABD Baskani Barack Obama ise ayni ay düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik Isbirligi Zirvesi’nde sekiz bölge ülkesi ile serbest ticaret anlasmasi imzaladiklarini duyurdu. Obama’nin bölgeye dair verdigi bir sonraki “müjde” ise 2 bin 500 ABD askerinin Avustralya’ya gönderilecegiydi. Askeri ve diplomatik gücünü Asya-Pasifik bölgesine ve denizlere odaklamaya baslayan ABD yönetimi, ayni tarihlerde muhaliflere kimyasal silah kullanan Suriye’deki Esed rejimine karsi harekete geçmedigi için elestiri oklarinin hedefindeydi. Oysa ABD, özellikle Orta Dogu basta olmak üzere denizasiri topraklara askeri müdahalelerde bulunma ve kara operasyonlari yürütme politikasini rafa kaldirmis, Hint Okyanusu ve Bati Pasifik’e güç kaydirma operasyonlarinin hazirligina girismisti. Artik kaynaklar Hint Okyanusu’nda devriye gezecek Anglo-Sakson donanmasinin teskil edilmesi için harcanacakti.
Suriye’ye müdahale etmekten kaçinan ABD’nin bu yolda bir sonraki adimi, 20 yilda 2 trilyon dolardan fazla harcama yaptigi Afganistan topraklarini terk etmek oldu. Uluslararasi toplum ABD’nin Kabil’den çekilirken yasadigi skandala varan görüntüleri yorumlamaya çalisirken, AUKUS Ittifaki’nin ilani, Washington’in hedeflerinde uzun süre önce yasanan dramatik degisime isaret ediyordu. Yeni hedefe yürüyüsteki kritik tarihler ise 2018 yilinin Mayis ve Haziran aylariydi. ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinde sahneye koymaya hazirlandigi Büyük Strateji’nin en hassas adimini atmak Donald Trump yönetimine kismet oldu.
- Pasifik’teki “tabela degisikligi” Anglo-Sakson donanmasinin sefere çikisini haber verdi
AUKUS Ittifaki’nin yaklastigini haber veren adimlardan birinin tarihi 30 Mayis 2018 olarak kayitlara geçti. ABD Savunma Bakani Jim Mattis, Hawaii’deki Pearl Harbor deniz üssünde, o günlerde pek önemsenmeyen açiklamayi yapti. ABD donanmasina bagli Birlesik Devletler Pasifik Komutanligi’nin ismi “Birlesik Devletler Hint-Pasifik Komutanligi” olarak degistirilmisti. ABD artik, donanma gücüyle Malakka Bogazi’ndan Kizildeniz, Umman Denizi ve Dogu Afrika kiyilarina kadar olan deniz alaninda Çin’i sinirlamaya hazir oldugunu ilan ediyordu. Ikinci Dünya Savasi’nda Pasifik’teki mücadelenin baslangiç noktasi olan Pearl Harbor, bu defa Çin’e karsi baslatilan harekatin ilk basamagi olmustu.
Mattis’in mesajlari Hawaii ile sinirli kalmadi. Iki gün sonraki duragi Singapur’da Asya ve Avrupa’dan hükümet ve devlet baskanlarini bir araya getiren Shangri-La Diyalog Toplantisi idi. ABD Savunma Bakani burada da Güney Çin Denizi’ni askerilestirdigi gerekçesiyle Pekin yönetimini topa tuttu. Hindistan Basbakani Narendra Modi’nin Hint Okyanusu’nun çok kutuplu yapisina yaptigi vurgu ve ne ABD ne de Çin’in bu denizlerde hegemon güç olarak kabul edilebilecegine dair ifadeleri muhataplari tarafindan dikkate alinmadi. Burada akillara gelen ilk soru, ABD’nin Pasifik’teki donanma gücünün bu kadar genis bir alani kontrol etmeye yetip yetmeyecegiydi. Britanya Adasi’ndan gelecek yardim henüz kimsenin dikkatini çekmiyordu.
2016’da Avrupa Birligi’nden (AB) ayrilma karari alan Ingiltere’nin Brexit sürecinden geri dönecegine inananlar, Iskoçya’daki Rosyth tersanelerinde ve Ingiltere’nin güneyindeki Portsmouth donanma üssündeki gelismeleri dikkate almadilar. Ingiltere’nin yeni nesil uçak gemisi HMS Queen Elizabeth donanmaya katilmis, kardesi HMS Prince of Wales ise kizaktan denize inmisti. Ingiltere’nin AB macerasi son bulduktan sonra ABD ile kuracagi ittifakin belkemigini olusturacak HMS Queen Elizabeth uçak gemisi, Hint Okyanusu’nda devriye için yelken açmayi bekleyen Anglo-Sakson donanmasinin 2022’deki sancak gemisiydi.
- Nixon’in vazgeçtigi Tayvan silahi devrede
ABD, Ingiltere ile Çin’e karsi sessizce ortak donanmasini tasarlarken, Fransa ile Avustralya arasinda 2016 yilinda imzalanan Attack sinifi 12 konvansiyonel dizel-elektrikli denizalti satisi anlasmasini da izlemeye almisti. 2019 yilinda Ingiliz basinina sizan, denizalti insasi için beraber çalisan Avustralya ve Fransa ekipleri arasindaki kültür çatismalarini aktaracak derecede ayrintili haberler, 1990’larda oldugu gibi Fransa’nin endüstriyel operasyonlarinin iletisimine ABD istihbarat birimlerinin sizdigina isaret ediyordu. Fakat 15 Eylül 2021 günü AUKUS Ittifaki’nin ilan edildigi ana kadar Fransa nasil bir oyuna getirildigini fark edemedi.
2011 yilinda ABD Disisleri Bakani Hillary Clinton’in Çin’i tehdit siralamasinda birincilige yükseltmesiyle, Tayvan silahi da namluya sürülmüstü. 1970’lerden baslayarak Çin-SSCB cephesini bölmek ugruna vazgeçilen Tayvan’a 2015’te 1 milyar 830 milyon dolarlik silah satisi, Obama yönetimi tarafindan onaylandi. Trump döneminde 2018, 2019, 2020 yillarinda Tayvan’a yapilan silah satisi meblagi artarak ve çesitlenerek tirmanisa geçti. Joe Biden’in da baskanlik koltuguna oturmasinin üzerinden iki ay bile geçmeden, 8 Mart 2021’de, Pekin’in Tayvan’i kendi topragi olarak gören Tek Çin Politikasina açikça meydan okuyan bir mesaj yayinladi. Biden yönetimi, Tayvan’in kendisini korumasini saglayacak her türlü savunma yardimini yapmaya devam edecegini ilan etti. Çin’in etrafina örülen duvarin bir tasi daha yerine oturtulmus oldu.
- Bes asir sonra Hint Okyanusu’nun yeniden kesfi
1488 yilinda Afrika’nin güneyindeki Ümit Burnu’nun Portekiz Kralligi adina Bartolomeu Dias tarafindan kesfedilmesi, dönemin jeopolitik dengelerini alt üst etmisti. Hint Okyanusu’na ulasmak için bulunan deniz yolu, dönemin hegemon güçlerine Osmanli Imparatorlugu basta olmak üzere tarihi Ipek Yolu üzerindeki ülkeleri bypass etme imkâni sagladi. Görünen o ki AUKUS Ittifaki ve Birlesik Devletler Hint-Pasifik Komutanligi gibi yapilanmalar da Hint Okyanusu’nun çagimizda yeni bir boyutuyla kesfi anlamina geliyor.
Çin Halk Cumhuriyeti’ni çevrelemek için “Bati Pasifik” istikametinden yaklasmayi yetersiz bulan ABD, yalnizca Çin anakarasini yalitmakla yetinmeyerek, Çin’in hammadde kaynaklarina ulasimini saglayan Afrika ve Orta Dogu deniz ticaret rotalarini da denetim almaya karar vermis. 21. yüzyilda Hint Okyanusu’nun bu yeniden kesfinde, aylarca su altinda kalabilen nükleer denizaltilar, dikine inis kalkis yapabilen F-35 savas uçaklarini tasiyan yeni nesil uçak gemileri ve ABD’nin Artemis Projesi ile Çin’i gözlemek için Ay yüzeyine insa etmeyi planladigi üs basrolde yer alacak.
ABD’nin çok sayida ülke ve silah sistemini entegre etmeyi planladigi bu çevreleme stratejisine karsi Çin’in kendi kaynaklari ve sinirli Rus hava ve donanma destegi ile ne ölçüde rekabeti sürdürebilecegi sorusu zihinleri mesgul ediyor. 2030-2050 dönemi, dünyanin merkezini Hint-Pasifik bölgesi haline getirecek bir süreç olmaya dogru ilerliyor. Hindistan, Filipinler ve Vietnam gibi Çin Halk Cumhuriyeti ile sorunlari olan ülkelerin bu gidisatta gelistirecekleri politikalar da tansiyonu yükseltebilecek yeni unsurlar olacaktir. Küresel jeopolitik mücadelede perdesi aralanan bu yeni oyunda AUKUS Ittifaki’nin rolü ve el degistiren denizalti ihalesi, yakin gelecekte tarihçiler tarafindan çok farkli bir boyutta degerlendirilecektir.
[Gazeteci Mehmet A. Kanci Türk dis politikasi üzerine analizler kaleme almaktadir]
[1] https://foreignpolicy.com/2011/10/11/americas-pacific-century/
