ANALIZ – Almanya'da Koalisyon Pazarliklari Ve Muhtemel Senaryolar
Seçim sonuçlari, Ikinci Dünya Savasi sonrasi modern Almanya siyasetinde çogunlukla yüzde 3040’lar bandinda olup iki büyük bloku olusturan Hristiyan Demokratlarin ve Sosyal Demokratlarin simdi yüzde 25’lere oturmus oldugunu gösteriyorAB’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da önümüzdeki haftalari domine edecek koalisyon görüsmelerinin ana odagi maliye ve finans üzerinde yasanacak mücadele olacak gibi görünüyorYesiller AB içinde tümüyle mali entegrasyondan yanayken, FDP, AB ile mali entegrasyonda daha ileriye gidilmemesi gerektigini savunuyor. Bu nedenle koalisyonda kimlerin olacagi ve kimin Maliye Bakanligi’ni alacagi çevre ülkeler ve uluslararasi ortaklar için de çok önemliSeçim sonuçlarina biraz daha detayli baktigimizda FDP oyunu kimden aldi sorusunun cevabi gayet net: Gençlerden. Oylarinin yüzde 22’si 1824 yas araligindan, yani ilk defa oy kullanan kitleden gelmis. Bu kapsamda daha çok is dünyasinin partisi olarak bilinen FDP’nin dijitallesme ve inovasyona yaptiklari vurgu ile bu oylari aldigini söyleyebilirizCDU/CSU beklendigi üzere oylarinin yüzde 67’sini 60 yas ve üzerinden alirken, ilk defa oy kullananlardan aldiklari oylar, toplam oylarinin sadece yüzde 10’unu olusturdu
740 kisilik Almanya Federal Parlamentosu Bundestag’da hükümet kurmak için 371 kisilik çogunluga ulasmak gerekiyor. 27 Eylül 2021 saat 08:15 itibariyla tespit edilmis oy oranlarina göre olabilecek senaryolari asagidaki sekilde siralayabiliriz:
Büyük Koalisyon: CDU/CSU (196) + SPD (206) =402
Kirmizi-Yesil: SPD (206) + YESILLER (118) =324
Trafik Lambasi: SPD (206) + YESILLER (118) + FDP (92) =416
Jamaika: CDU (196) + YESILLER (118) + FDP (92) =406
Kirmizi-Yesil-Kirmizi: SPD (206) +YESILLER (118) + SOL PARTI (39) =363
Almanya: CDU/CSU (196) + SPD (206) + FDP (92) =494
Deutsche Welle’nin (DW) hemen seçim aksami internet sitesinde yaptigi “Hangi Koalisyonu Istersiniz?” anketinde ise mevcut Büyük Koalisyon yüzde 26 oy alirken, kamuoyunda da en çok konusulan “Trafik Lambasi” alternatifi yüzde 28 ile basi çekti. SPD-Yesiller-Sol Parti koalisyon seçenegi de yine yüzde 27 ile onu takip etti.
Seçim aksami Sansölye adaylari ve parti liderleri ile yapilan tartisma programinda Olaf Scholz, seçmenlerin hükümet kurma yetkisini çok net bir sekilde kendisine verdigini belirtirken, geçtigimiz seçimlere göre elde edilen yüzde 5,4’lük oy artisi Scholz’ün Sosyal Demokrat Parti lideri olarak da yerini saglamlastirdi.
Yesillerin Sansölye adayi Annalena Baerbock da seçim sonuçlari akabinde üçüncü parti olan Yesillerin yeni kurulacak hükümette mutlaka yeri oldugunun altini çizdi. 2017’deki seçimlerde yüzde 8,9 oy alan Yesiller büyük bir siçrama yaparak geçtigimiz Mayis ayindaki kamuoyu yoklamalarinda yüzde 28’e kadar çikmis ve lider parti olmustu. Bu nedenle de ilk defa Sansölye adayi belirleyen Yesiller, degisim bekleyenler için en kuvvetli parti görümündeydi. O nedenle beklentilerin uzaginda çikan sandik sonuçlariyla ilgili (yüzde 14,8) Baerbock, “Çok daha iyisini bekliyorduk; kampanyada yaptigimiz yanlislardan, kendi yanlislarimdan dolayi bu oyu aldik. Fakat gelecegin Almanyasi’ni insa edecegiz.” seklinde konustu. Yesiller cephesinde bir yandan bu hayal kirikligi yasanirken diger yandan federal seçimlerde alinan en yüksek oy oranindan dolayi memnuniyet hakimdi.
Bir yanda Yesiller’in beklenenden çok daha düsük oy almasi diger tarafta ise AfD’nin yine yüzde 10 üzerinde oy alarak siyasi arenadaki yerini artik saglamlastirmis oldugu gerçegi, özellikle gençlere hayal kirikligi yasatti. Yesillerin es baskani Robert Habeck ise Pazartesi günü yaptigi açiklamada, seçmenlerin hiçbir partiye hükümeti kurmak için net bir görev vermedigini belirtti.
Almanya’daki siyasi yelpazenin iki ucunu temsil eden partilerden radikal sag cephe AfD de önceki seçimlere göre yüzde 2,2 oy kaybina ugradi. Yelpazenin sol tarafindaki Sol Parti (Die Linke) ise önceki seçimlere göre yüzde 4,3 oy kaybederken, yüzde 5’lik seçim barajini ucu ucuna geçmis görünüyor. Burada Almanlarin genel olarak hem sag hem de sol radikal partilere verdikleri oylarin toplamda yüzde 6,5 azaldigini, buna mukabil merkez partilere yöneldiklerini gözlemledigimizi belirtelim.
Armin Laschet, seçimin hemen akabinde partililere yaptigi konusmada “Almanya’da ilk defa üç partiden olusan bir koalisyon hükümeti kurulacak” diyerek, Ikinci Dünya Savasi’ndan sonra alinan en düsük oy oranina ragmen, Hristiyan Demokratlarin hükümet için net bir temsil görevi kazandigini belirtti. Armin Laschet’in sansölye adayi ve CDU lideri olarak girdigi seçimlerde yüzde 8,8 kaybettigini ifade edelim. Burada özellikle “Almanya’da sol bir hükümet olmamasi ve Hristiyan Birlik tarafindan liderlik edilen bir hükümet olmasi için çalisacagiz” vurgusu önemli. Seçime haftalar kala da kampanyalarini bu negatif çerçeveye oturtmuslar ve “sol hükümet olmamasi için” CDU/CSU’nun seçilmesi gerektigini vurgulamislardi. Seçim akabinde yapilan anketlere göre seçmenlerin yüzde 51’i Laschet’in istifa etmesi gerektigi görüsündeler. Bavyera Eyaleti’ndeki kardes parti CSU’dan bazi kurmaylar “yanlis aday, yanlis kampanya” diyerek hayal kirikliklarini dile getirdiler.
Geri dönüp kampanya sürecine baktigimizda dis politikanin bu seçim kampanyasinda oldukça az yer buldugunu belirtebiliriz. Buna mukabil iklim degisikligi ve sonuçlari kampanya boyunca daha fazla konusuldu. Örnegin Avrupa Birligi (AB) de Almanya’da ilk defa seçimlerde bu kadar az gündeme geldi. AB’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’nin gündemindeki ve önümüzdeki haftalari domine edecek koalisyon görüsmelerinde en büyük mücadeleye sahne olacak alanlar maliye ve finans gibi duruyor. Olabilecek koalisyon alternatiflerinde yer almasi beklenen ve “kingmaker” olarak kabul edilen FDP ve Yesiller de örnegin Maliye Bakanligi’nin kendi partilerinde olmasini istiyorlar.
Bu bakanligi elde ettiginizde koalisyonun küçük ortagi da olsaniz de facto veto yetkiniz mevcut ve diger bakanliklar ve hatta AB ve uluslararasi iliskiler üzerinde dolayli da olsa etkiniz olabilir. Bu perspektiften baktigimizda FDP ve Yesillerin farkli AB anlayislari ve görüsleri nedeniyle sadece Almanya’nin degil, AB’nin de büyük merakla koalisyon müzakerelerini bekledigini not etmek gerekiyor.
Örnegin Yesiller AB içinde tümüyle mali entegrasyondan yanayken, FDP AB ile mali entegrasyonda daha ileriye gidilmemesi gerektigini savunuyor. Bu nedenle koalisyonda kimlerin olacagi ve kimin Maliye Bakanligini alacagi çevre ülkeler ve uluslararasi ortaklar için de çok önemli.
Öte yandan iki partinin de ortak yönleri yok degil. Yesiller de FDP de hem Rusya hem de Çin konusunda özellikle insan haklari alaninda daha sert olunmasi gerektigi görüsündeler. Bu kategoriye Türkiye’yi de ekleyip, iki partinin de Türkiye ile iliskilerde Sosyal Demokratlar kadar ilimli olmayacagini simdiden öngörebiliriz.
Tarihi olarak baktigimizda Liberaller parti programi ve iktidar ortagi olarak CDU/CSU ile Yesiller ise SPD ile daha yakin ve daha fazla benzerliklere sahipler; geleneksel olarak da birbirlerinin koalisyon ortaklari oldular.
Bu çerçevede bugün SPD lideri Olaf Scholz’ün iki kingmaker partiyi ortak koalisyon çatisi altinda birlestirme niyetinin nasil sonuçlanacagini, maliye ve dis politika alanlarini nasil paylastiracagini ilerleyen günlerde görecegiz.
Seçim sonuçlarina biraz daha detayli baktigimizda ise FDP oyunu kimden aldi sorusunun cevabi gayet net: Gençlerden. Oylarinin yüzde 22’si 18-24 yas araligindan, yani ilk defa oy kullanan kitleden gelmis. Bu kapsamda daha çok is dünyasinin partisi olarak bilinen FDP’nin dijitallesme ve inovasyona yaptiklari vurgu ile bu oylari aldigini söyleyebiliriz.
CDU/CSU beklendigi üzere oylarinin yüzde 67’sini 60 yas ve üzerinden alirken, ilk defa oy kullananlardan aldiklari oylar, toplam oyun sadece yüzde 10’unu olusturdu.
26 Eylül 2021 tarihindeki seçimin galibi gibi gözüken SPD’nin artan oylari kimden geldi diye baktigimizda burada 1 milyon 390 bin oy ile en büyük oranin CDU/CSU’dan oldugunu görüyoruz. Burada alti çizilmesi gereken nokta, merkez partiler arasindaki bu geçiskenlik. SPD’ye gelen bu oylarda CDU/CSU’yu 600 bin ile Sol Parti takip ederken, kararsizlardan gelen 330 bin oy da bu artisa etki yapmis. AfD’den gelen 220 bin oya karsin 230 bin oyu Yesiller’e kaptirdigi görülüyor.
Yine önceki seçimlere göre oyunu artiran diger bir parti olan Yesiller de CDU/CSU’dan 830 bin oy alirken, Sol Parti’den gelen 440 bin oy da Sol Parti’nin neden yüzde 5 sinirinda kaldigini ve büyük kan kaybettigini açikliyor. Yesiller SPD’den aldigi 230 bin oya mukabil, kararsizlardan da 220 bin oyu hanesine yazdirdi.
Bu seçimlerdeki en önemli noktalardan biri Ikinci Dünya Savasi sonrasi modern Almanya siyasetinde ve seçimlerinde çogunlukla yüzde 30-40’lar bandinda olup iki büyük bloku olusturan Hristiyan Demokratlarin ve Sosyal Demokratlarin simdi yüzde 25’lere oturmus olmasi. Digeri ise merkez partiler arasinda ekonomiden dis politikaya, iklim krizinden vergilere ulasan yelpazede çok sert çizgiler ve farkliliklar varken, bu partilerin arasindaki keskinligin hayli azalmasi ve geçiskenligin artmis olmasi.
Nihai sözü söylemek için erken, ama Olaf Scholz’ün Yesiller ve FDP ile koalisyonu Noel öncesinde tamamlamak istedigini ögrenmis bulunuyoruz. Oysa ki görüsmelerin Noel’e kadar devam etmesi Sansölye Merkel’in de arzu ettigi bir durum. Nitekim 17 Aralik 2021 tarihi itibariyla Sansölyeligi hâlâ devam ediyor olursa Merkel, mentörü Helmut Kohl’ün rekorunu kirarak, Almanya’da bu görevde en uzun kalan kisi unvanini elde edecek.
[T.C. Disisleri Bakanligi’nin girisimi olan Antalya Diplomasi Forumu’nun es-koordinatörü olarak görev yapan Gülsen Karanis Eksioglu Bahçesehir Üniversitesi’nde Uluslararasi Iliskiler ve Küresel Siyaset Bölümü’nde doktora çalismalarina devam etmektedir]
