Milli Egitim Bakani Özer, ISO Meclisinin Olagan Toplantisina Katildi Açiklamasi (2)

'Mesleki egitim sadece is gücü piyasasinin istedigi nitelikli elemani yetistirmekle kalmiyor. Sahip oldugu müktesebat, sahip oldugu üretim kapasitesi, devletin ve milletinin olaganüstü kosullarda aktif olarak harekete geçirebilecegi bir kapasitenin de orada var oldugunu gösteriyor' 'Son 10 yil içerisinde Milli Egitim Bakanligi mesleki egitimdeki fikri mülkiyet tescil orani yilda 2,9'du. Kovid sürecinden sonra geçen seneki patent, marka, tasarim ve faydanin model tescili 188'e çikti. Bakin 2,9'dan 188'e. Bu seneki hedefimiz 250. Su an itibariyla 198 ürünü tescillemis bulunuyoruz' 'Fen lisesine gidebilecek puan alan ögrenci artik mesleki egitime geliyor. Aslinda bu bir dönüsümün basladigini gösteriyor. Yillardan beri özlenen egitimle is gücü piyasasi el ele verdigi zaman süreci nasil sekillendirebilecegini ve birlikte hareket ettigi zaman aslinda çözülemez gibi duran sorunlarin nasil kolaylikla çözülebilir oldugunu göstermesi anlaminda hakikaten çok önemli bir model'

Milli Egitim Bakani Mahmut Özer, mesleki egitimin sadece is gücü piyasasinin istedigi nitelikli elemani yetistirmekle kalmadigini belirterek, "Sahip oldugu müktesebat, sahip oldugu üretim kapasitesi, devletin ve milletinin olaganüstü kosullarda aktif olarak harekete geçirebilecegi bir kapasitenin de orada var oldugunu gösteriyor." dedi.

Özer, Istanbul Sanayi Odasi (ISO) Meclisinin "Egitimde Yeni Egilimler, Mesleki ve Teknik Egitimde Paradigma Degisiminin Sanayimiz Açisindan Önemi" ana gündemiyle yapilan aylik olagan toplantisinda konustu.

Bu süreçlerin en büyük maliyetini dezavantajli gruplarin çektigine isaret eden Özer, okullarin özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajli olan kesimler için sadece bir ögrenme ortami olmadigini, ayni zamanda bir sosyallesme alani da oldugunu söyledi.

Özer, "Onun için eger egitimde firsat esitligi diyorsak, okullarimizi özellikle sosyoekonomik seviye olarak dezavantajli gruplarimiz için mutlaka açik tutmak zorundayiz." diye konustu.

Mesleki egitimin önemine de deginen Özer, mesleki egitimin yerinde olmasinin sadece is gücü piyasasinin ihtiyaç duydugu nitelikli insan kaynagini yetistirmesi anlamina gelmedigini, ayni zamanda Türkiye'de ortaögretim sisteminin de yerli yerine oturmasi anlamina geldigini söyledi.

Bakan Özer, katsayi uygulamasinin mesleki egitim ve imam hatip okullarinin alanlarinin disindaki yüksekögretim kurumlarina erisimini kisitladigini hatirlatarak, "Aslinda niyet çok sey gibi duruyor, teknik olarak alanindaki bir alana devam etsin ama bu müdahale akademik olarak basarili ögrencilerin mesleki egitime erisimini veya tercihini ortadan kaldiriyor. Mesleki egitim basarili ögrencilerin tercih etmedigi bir okul türüne dönüstü. Akademik olarak istedigi okula yerlesmeyen ögrencilerin gitmek zorunda oldugu bir okul türü gibi oldu mesleki egitim." diye konustu.

- "Yeni is birliginde is verenle birlikte tüm süreci dizayn etmek istedik"

Oradaki ögretmenlerin ögrencilerden basari beklentisi düstükçe ögretmenlerin de sistemden kopmaya, belli bir süre sonra is gücü piyasasinin da artik aradigi elemani bulamamaktan, buldugu zaman da istedigi yeterlilik ve yetkinlikte olmamasindan sikayet etmeye basladigini ifade eden Özer, sunlari kaydetti:

"Bakin basit bir egitim politikasi müdahalesi Türkiye'nin sadece egitim sisteminde degil, is gücü piyasasina da çok ciddi maliyetler ödemesine yol açti. Daha sonra 2012 yillarinda, yani yaklasik 10 yilin üzerinde uygulanan bir katsayi uygulamasindan bahsediyoruz, kaldirilmasindan sonra hakikaten mesleki egitimin güçlendirilmesi için her hükümet çok ciddi efor sarf etti. Is gücü piyasasiyla güçlü is birlikleri kuruldu, birlikte projeler yönetildi ama özellikle son 3 yilda is gücü piyasasiyla çok daha sistemik, olaya bakarak, bütüncül bir sekilde süreci yöneterek bir is birligi modeli ortaya koyduk. Daha önce is verenlerden sadece bir okul binasi, bir atölye yapmasi istenirken yeni is birliginde Bakanlik olarak is verenle birlikte tüm süreci dizayn etmek istedik. Aslinda paradigma degisikligi denilen sey bu. Yani su 3 yil içerisinde elde edilen basarinin anahtari aslinda is vereni egitim sürecinin disinda tutup mezunlari bekleyen pasif bir konumdan, egitimin baslangicindan itibaren okula çekerek tüm sürecin içerisine dahil etmekten kaynaklanan bir dönüsümdür. Sizlerle birlikte müfredati inceliyoruz. Sizlerle birlikte isletmede beceri egitimini yeniden dizayn ettik. Sizlerle birlikte ögretmenlerin is basari mesleki gelisim egitimlerini düzenledik ve istihdami merkeze aldik. 3 yil içerisinde inanilmaz bir dönüsüm oldu."

- "Geçen seneki patent, marka, tasarim ve faydanin model tescili 188'e çikti"

Kovid sürecinde mesleki egitimin göstermis oldugu performansi animsatan Mahmut Özer, "Ülkeler maske bulamiyordu. Havaalanlarindan maskeler çaliniyordu. Mesleki egitim bir anda üretim kapasitesini devreye soktu. Maskeden dezenfektana, yüz koruyucu siperlikten tek kullanimlik önlüge, daha sonra solunum cihazina, maske makinasina kadar birçok ürünü üretip valilerin koordinasyonunda tüm illerde vatandasin hizmetine sundu." seklinde konustu.

Bakan Özer, bu hareket kabiliyetinin önemini aktararak, sözlerini söyle sürdürdü:

"Mesleki egitim sadece is gücü piyasasinin istedigi nitelikli elemani yetistirmekle kalmiyor. Sahip oldugu müktesebat, sahip oldugu üretim kapasitesi, devletin ve milletinin olaganüstü kosullarda aktif olarak harekete geçirebilecegi bir kapasitenin de orada var oldugunu gösteriyor. Türkiye'nin ekonomik kalkinmasinin önündeki en önemli itici güçlerinden bir tanesi de fikri mülkiyet konusudur. Patent, faydali model, marka, tasarim üretmesi ve bunu tescillemesi, sadece tescillemesi degil, ticarilestirebilmesi ve yayginlastirabilmesi. Son 10 yil içerisinde Milli Egitim Bakanligi mesleki egitimdeki fikri mülkiyet tescil orani yilda 2,9'du. Kovid sürecinden sonra geçen seneki patent, marka, tasarim ve faydanin model tescili 188'e çikti. Bakin 2,9'dan 188'e. Bu seneki hedefimiz 250. Su an itibariyla 198 ürünü tescillemis bulunuyoruz. Çok rahat bir sekilde degerlendirme sürecine göre süreç ilerliyor."

- "Akademik olarak basarili ögrenciler de mesleki egitimi tercih ediyor"

Artik Türkiye'de akademik olarak basarili ögrencilerin de mesleki egitimi tercih etmeye basladigini vurgulayan Özer, söyle devam etti:

"Yüzde birlik dilimden ilk defa mesleki egitim ögrenci almaya basladi. Insallah Yazilim Lisesi de bu liselerden bir tanesi olacak. Yani fen lisesine gidebilecek puan alan ögrenci artik mesleki egitime geliyor. Aslinda bu bir dönüsümün basladigini gösteriyor. Yillardan beri özlenen egitimle is gücü piyasasi el ele verdigi zaman süreci nasil sekillendirebilecegini ve birlikte hareket ettigi zaman aslinda çözülemez gibi duran sorunlarin nasil kolaylikla çözülebilir oldugunu göstermesi anlaminda hakikaten çok önemli bir model. Bu modeli de en basarili bir sekilde uyguladigimiz ortagimiz Istanbul Sanayi Odasi."

Özer, uzun bir aradan sonra ilk kez fiziki olarak toplanan ISO Meclisi'nin ilk konugu olmaktan dolayi da duydugu memnuniyeti dile getirerek, sözlerini, "Insallah birlikte el ele verip artik mesleki egitimi Türkiye gündeminden çikartacagiz. Çok daha iyi okullari getirecegiz. Yeter ki el birligi yapalim. El birligi yaptigimiz zaman çözülemeyecek hiçbir problem olmadigina inaniyorum." diyerek tamamladi.

Konusmalarin ardindan toplanti basina kapali devam etti.

(Bitti)
Kaynak: AA