Bir Stomalinin Hikayesi Açiklamasi 'Torbayla Yasamak'
THY Italya Bari Genel Müdürü ve yazar Ömür Kahraman: 'Çocukken 45 günde 1 kere zor bela tuvalete çikar, o günü de izdirapla aglayarak geçirirdim. Annem babam elimden tutar çocuk doktoruna götürürdü' '(Torba ilk takildiginda) Kendi kendime, 'Eyvah ben ne oldum böyle.' dedim. Kendimi ilk defa bir pislik gibi gördüm. Anlatilan hiçbir seyi anlamadim' 'Yalniz degilsiniz, sizi seven sizin elinizden tutan, kimse olmasa da günde 40 kere gelip kalbimizi yoklayan, bize iki tane melek gönderen, bize sah damarimizdan yakin bir Yaradan'imiz var' 'Hastalik öyle bir süreçtir ki, hem hastalar hem hasta yakinlari birbirlerine rol yapar. Hasta 'Benim agrim yok' der, ama agridan ölüyordur'
SALIH SEREF - Bagirsagin islevini yerine getiremediginde karin bölgesinde tasinan bir torbayla hayata devam edildigi Ostomi (stoma) hastaligiyla bir ömür mücadele eden 49 yasindaki Ömür Kahraman, hastaligi yenme hikayesini "Torbayla Yasamak" adli kitapta ele aldi.
Basarilarla dolu bir is yasami olan Türk Hava Yollari (THY) Italya Bari Genel Müdürü Kahraman'in, hastaligi yasayanlara rehber olmasi niyetiyle yazdigi kitap 25 Agustos'ta Vega Yayinlarindan çikti.
Subay bir babanin kizi olan ve Türkiye'nin çesitli yerlerinde gezerek büyüdügünü belirten Kahraman, AA muhabirine yaptigi açiklamada, uzun yillar mücadele ettigi hastaligini, mücadelesini ve stomali yasama dair bildiklerini anlatti.
Kahraman, çocuklugundan itibaren karin agrilari oldugunu ancak 39 yasina kadar hastaligina teshis konulamadigini aktararak, "Çocukken 4-5 günde 1 kere zor bela tuvalete çikar, o günü de izdirapla aglayarak geçirirdim. Annem babam elimden tutar çocuk doktoruna götürürdü. Doktor, 'Benim yapacagim bir sey yok. Buna bir dahiliye uzmani baksin.' der, dahiliye uzmani tekrar çocuk doktoruna gönderirdi." diye konustu.
Yasami boyunca 15 ameliyat geçirdigine dikkati çeken Kahraman, 38 yasindayken, bir senede 10 kez kolonoskopi oldugunu belirterek, su bilgileri verdi:
"Normalde kolonoskopi bagirsagin delinme ihtimali oldugu için, hastaya bir ya da iki senede bir kere yapilir. Bunlarin sonunda lenfositik kolit tanisi konuldu. Bu süreçte karnim sisiyordu. Mesela is yerinde öglen bir sey yedigimde yarim saat geçmeden 5-6 aylik hamile gibi karnim sisiyordu. Yanimda ya hamile kiyafeti tasimaya ya da büyük beden kiyafetler giymeye basladim. Sonra tekrar kanamali ishaller basladi. Yine kolonoskopi yapildi. Bu sefer de soliter rektal ülser teshisi konuldu. Ülser denilen yaralardan rektumda çikmis.
Alerjim oldugu için tek ilaci olan kortizonu kullanamadim ve doktor çaresizce ameliyatla o bölgenin çikartilmasi gerektigini söyledi. 5 farkli cerraha gittim. Hepsi ameliyat olmam gerektiginde hemfikirdi ve benim cerrahim disinda hepsi defekografi istedi. Benim doktorum uygulamanin agrili oldugunu söyleyerek 'Açinca zaten görecegiz' diyerek beni ikna etti. Çok iyi imkanlarda ameliyat oldum fakat agrilarim geçmedi. Bu sefer de doktor ameliyat bölgemde daralma oldugunu belirterek genisletme dedikleri uygulamalara basladi. Hepsi çok izdirapli, agrili, uyutularak yapilan zor islemlerdi. Nihayet doktorum defekografi MR'i istedi. Bunun sonucunda bagirsagimin üst kisminda 15 santimlik kismin hiç çalismadigini ögrendik."
- "Ameliyata girdigimde torbayla uyanacagimi bilmiyordum"
Ömür Kahraman, yasadigi saglik sorununa teshisi konulunca mutlu oldugunu kaydederek, "Doktor, son bir ameliyat daha yapacagini söyledi. Ben de ilkindeki gibi kolay geçecegini düsünerek ameliyata girdim. Fakat uyandigimda vücudumun 8 yerinden kablo çikiyordu. Biraz kendime geldigimde vücudumun sag tarafinda da bir torba oldugunu fark ettim. Ameliyata girdigimde torbayla uyanacagimi bilmiyordum. Torbanin ya da stomanin ne oldugunu da bilmiyordum. Doktorum gelince ona sordum, o da 'Senin bagirsagini karnina agizlastirdik, ucunda bir torba var, senin diskin bundan sonra bu torbaya gelecek sen de bunu temizleyeceksin.' dedi. Bunu o vaziyetteki bir hastanin anlayabilmesi mümkün degil." dedi.
Ameliyat sonrasi torbanin kullanimi ve bakimi için bilgilendirmeye gelen firma yetkililerinin eldiven ve çift kat maskelerle kendisine yaklastigini söyleyen Kahraman, "Kendi kendime, 'Eyvah ben ne oldum böyle.' dedim. Kendimi ilk defa bir pislik gibi gördüm. Anlatilan hiçbir seyi anlamadim." ifadelerini kullandi.
Kahraman, stomali insanlarin toplumdan soyutlandiginin altini çizerek hastalik yüzünden eslerinden ayrilan, intihar eden veya ibadetlerini terk eden örneklerin bulundugunu aktardi.
- "Torbaya ragmen sevip sevilebiliyorsunuz"
Kahraman, bugün Türkiye'de senede 20 bin hastaya, Avrupa'da ise yaklasik 500 bin hastaya torba açildigini vurgulayarak, "Belki çok yakinimizdaki insanlar torba kullaniyor ama hepsi kendisini sakliyor. Önemli olan onlara yalniz olmadiklarini hissettirmemiz. Ben bu süreçte egitim hayatima devam ettim, isimde yükseldim. Türk Hava Yollarinin 328 noktadaki 3 kadin müdüründen birisi olabildim. Evlendim, sevip sevildim. Torbaya ragmen sevip sevilebiliyorsunuz." dedi.
Hastaligi atlatmadan önceki yasadiklarini unutmak istedigine deginen Kahraman, kitap yazma fikrine iliskin sunlari söyledi:
"Geçtigimiz yil Italya'da plajda yürürken önümde yürüyen güzelce bir bayana gözüm takildi. Kadin bir anda geri döndü ve ben gördüklerime inanamadim. O güzel dedigim kadinin karninin orta yerinde torba var ve saklamamis, hatta bikini giymis alenen öyle geziniyordu. Etrafa baktim kimse kadincagizla ilgilenmiyordu. Kadinla biraz konustuk. Bagirsagi disariya alinmis, artik öyle yasiyormus. Çok rahat oldugunu ve kimsenin onunla ilgilenmedigini söyledi. O gün kendime çok üzüldüm. 'Ben neden bu kadin gibi yasamadim.' diye düsündüm. O sokla eve geldim. Bir arkadasimin sosyal medyada, 1,5 yasindaki bir çocuga torba takildigini gösteren paylasimini gördüm. Dedim ki, 'Allah'im sen bana bugün bir isaret gönderiyorsun, ben bu isareti gördüm. Benim yasadigim o utangaçligi, saklanma ihtiyacini, bugün torbali olan kardeslerim yasamasinlar diye ben stomali yasamla ilgili bir kitap yazacagim.' 49 yasindayim ve kendimi bildim bileli yani 45 yildir hep karnim agriyor, hep bagirsagimla ugrasiyorum. Bu kitabi onlara umut olsun, tünelin ucundaki isik olayim, hayatlarina dokunayim diye yazdim."
- "Hastalikta hep bir tiyatro vardir"
Kahraman, hastalik sürecinin hasta ve yakinlari arasinda oynanan bir tiyatro oldugundan bahsederek, "Hastalik öyle bir süreçtir ki, hem hastalar hem hasta yakinlari birbirlerine rol yapar. Hasta 'Benim agrim yok' der, ama agridan ölüyordur. Hasta yakininin çok morali bozulur sevdiklerini o halde görünce ama 'Çok iyisin, rengin çok yerinde. Bugün hiçbir seyin yok' der. Bu tiyatro böyle sürer gider, iki taraf da bilir ama oynamayi tercih eder." dedi.
Yasanan her seyin bir imtihan oldugunu hatirlatan Kahraman, stomali hastalara su tavsiyelerde bulundu:
"Yalniz degilsiniz. Sizi seven, elinizden tutan kimse olmasa da günde 40 kere gelip kalbimizi yoklayan, bize iki melek gönderen, bize sah damarimizdan yakin bir Yaradan'imiz var. Onun sizin yaninizda olduguna, sizi sevdigine inanin. Firavun'un hiç basi agrimazmis, çünkü Allah onu hiç sevmezmis. Dert veriyorsa rabbim bize kefaretten saymasi için veriyor. Bunu böyle görelim. Basimiza gelen her sey bizim imtihanimiz. Siginacak bir sey bulursunuz. Bir çiçek, bir böcek, bir köpek, sizinle ilgilenecek bir sey bulunur. Yeter ki siz vazgeçmeyin."
Ömür Kahraman, tedavide moralin önemine deginerek, "Tedavimin parçasi olmus tüm doktor, hemsire ve hastane çalisanlarina, ziyaretime gelen, çiçek ve mesaj gönderen, arayan tüm arkadaslarima, bu süreçte bana anlayisli davranan yöneticilerime, aileme tesekkürü bir borç bilirim." diye konustu.
- "Ömür, geceleri bize belli etmeden aglardi"
Kahraman'in oglu Kerim Aybar da ömrü boyunca annesinin yaninda oldugunu anlatarak, "Annemde gerçekten inanilmaz bir azim vardir. Hayata tutunmasi da bunun gibiydi. 'Pes ettim.' dedigini hiç hatirlamiyorum. Her zaman 'Bundan da bir sekilde kendimizi çikartacagiz. Dua edin.' derdi." ifadelerini kullandi.
Ömür Kahraman'in babasi Emekli Topçu Kidemli Albay Vahdettin Kahraman da kizlarinin çok izdirap çektigini söyleyerek, "Denilebilir ki civiltili, sevecen, kosturarak yasayan bir çocuk olmasina ragmen, o günlerini hastalik nedeniyle güzel yasayamadi." degerlendirmesini yapti.
Kahraman'in annesi Nafize Kahraman ise "Çok üzücü ve acili günler geçirdik. Ömür hiçbir zaman bunu belli etmedi. Aciyor mu yavrum diye sordugumuzda, 'Hayir' derdi ama geceleri bize belli etmeden aglardi." seklinde konustu.
Prof. Dr. Mehmet Murat Tuncer, Prof. Dr. Yusuf Ziya Yergök, Prof. Dr. Dursun Bugra, Prof. Dr. Servet Rüstü Karahan, Prof. Dr. Turgut Ipek, Prof. Dr. Melih Paksoy, Prof. Dr. Hüsnü Görgen, Op. Dr. Ümit Sekmen, Dr. Cevat Bayraktar, Dr. Özdal Ersoy, Op. Dr. H. Mehmet Mülayim, Yara Ostomi Inkontinans Hemsireleri Dernek Baskani Prof. Dr. Zehra Göçmen Baykara ve Hemsire Mira Ordu da Stomali yasama dair pek çok seyin ilk kez anlatildigi kitaba, degerlendirmeleriyle katkida bulundu.
Kahraman, 4 Eylül saat 15:00'te Kanyon AVM D&R'da "Torbayla Yasamak" kitabinin imza gününe katilacak.
Kaynak: AA
Basarilarla dolu bir is yasami olan Türk Hava Yollari (THY) Italya Bari Genel Müdürü Kahraman'in, hastaligi yasayanlara rehber olmasi niyetiyle yazdigi kitap 25 Agustos'ta Vega Yayinlarindan çikti.
Subay bir babanin kizi olan ve Türkiye'nin çesitli yerlerinde gezerek büyüdügünü belirten Kahraman, AA muhabirine yaptigi açiklamada, uzun yillar mücadele ettigi hastaligini, mücadelesini ve stomali yasama dair bildiklerini anlatti.
Kahraman, çocuklugundan itibaren karin agrilari oldugunu ancak 39 yasina kadar hastaligina teshis konulamadigini aktararak, "Çocukken 4-5 günde 1 kere zor bela tuvalete çikar, o günü de izdirapla aglayarak geçirirdim. Annem babam elimden tutar çocuk doktoruna götürürdü. Doktor, 'Benim yapacagim bir sey yok. Buna bir dahiliye uzmani baksin.' der, dahiliye uzmani tekrar çocuk doktoruna gönderirdi." diye konustu.
Yasami boyunca 15 ameliyat geçirdigine dikkati çeken Kahraman, 38 yasindayken, bir senede 10 kez kolonoskopi oldugunu belirterek, su bilgileri verdi:
"Normalde kolonoskopi bagirsagin delinme ihtimali oldugu için, hastaya bir ya da iki senede bir kere yapilir. Bunlarin sonunda lenfositik kolit tanisi konuldu. Bu süreçte karnim sisiyordu. Mesela is yerinde öglen bir sey yedigimde yarim saat geçmeden 5-6 aylik hamile gibi karnim sisiyordu. Yanimda ya hamile kiyafeti tasimaya ya da büyük beden kiyafetler giymeye basladim. Sonra tekrar kanamali ishaller basladi. Yine kolonoskopi yapildi. Bu sefer de soliter rektal ülser teshisi konuldu. Ülser denilen yaralardan rektumda çikmis.
Alerjim oldugu için tek ilaci olan kortizonu kullanamadim ve doktor çaresizce ameliyatla o bölgenin çikartilmasi gerektigini söyledi. 5 farkli cerraha gittim. Hepsi ameliyat olmam gerektiginde hemfikirdi ve benim cerrahim disinda hepsi defekografi istedi. Benim doktorum uygulamanin agrili oldugunu söyleyerek 'Açinca zaten görecegiz' diyerek beni ikna etti. Çok iyi imkanlarda ameliyat oldum fakat agrilarim geçmedi. Bu sefer de doktor ameliyat bölgemde daralma oldugunu belirterek genisletme dedikleri uygulamalara basladi. Hepsi çok izdirapli, agrili, uyutularak yapilan zor islemlerdi. Nihayet doktorum defekografi MR'i istedi. Bunun sonucunda bagirsagimin üst kisminda 15 santimlik kismin hiç çalismadigini ögrendik."
- "Ameliyata girdigimde torbayla uyanacagimi bilmiyordum"
Ömür Kahraman, yasadigi saglik sorununa teshisi konulunca mutlu oldugunu kaydederek, "Doktor, son bir ameliyat daha yapacagini söyledi. Ben de ilkindeki gibi kolay geçecegini düsünerek ameliyata girdim. Fakat uyandigimda vücudumun 8 yerinden kablo çikiyordu. Biraz kendime geldigimde vücudumun sag tarafinda da bir torba oldugunu fark ettim. Ameliyata girdigimde torbayla uyanacagimi bilmiyordum. Torbanin ya da stomanin ne oldugunu da bilmiyordum. Doktorum gelince ona sordum, o da 'Senin bagirsagini karnina agizlastirdik, ucunda bir torba var, senin diskin bundan sonra bu torbaya gelecek sen de bunu temizleyeceksin.' dedi. Bunu o vaziyetteki bir hastanin anlayabilmesi mümkün degil." dedi.
Ameliyat sonrasi torbanin kullanimi ve bakimi için bilgilendirmeye gelen firma yetkililerinin eldiven ve çift kat maskelerle kendisine yaklastigini söyleyen Kahraman, "Kendi kendime, 'Eyvah ben ne oldum böyle.' dedim. Kendimi ilk defa bir pislik gibi gördüm. Anlatilan hiçbir seyi anlamadim." ifadelerini kullandi.
Kahraman, stomali insanlarin toplumdan soyutlandiginin altini çizerek hastalik yüzünden eslerinden ayrilan, intihar eden veya ibadetlerini terk eden örneklerin bulundugunu aktardi.
- "Torbaya ragmen sevip sevilebiliyorsunuz"
Kahraman, bugün Türkiye'de senede 20 bin hastaya, Avrupa'da ise yaklasik 500 bin hastaya torba açildigini vurgulayarak, "Belki çok yakinimizdaki insanlar torba kullaniyor ama hepsi kendisini sakliyor. Önemli olan onlara yalniz olmadiklarini hissettirmemiz. Ben bu süreçte egitim hayatima devam ettim, isimde yükseldim. Türk Hava Yollarinin 328 noktadaki 3 kadin müdüründen birisi olabildim. Evlendim, sevip sevildim. Torbaya ragmen sevip sevilebiliyorsunuz." dedi.
Hastaligi atlatmadan önceki yasadiklarini unutmak istedigine deginen Kahraman, kitap yazma fikrine iliskin sunlari söyledi:
"Geçtigimiz yil Italya'da plajda yürürken önümde yürüyen güzelce bir bayana gözüm takildi. Kadin bir anda geri döndü ve ben gördüklerime inanamadim. O güzel dedigim kadinin karninin orta yerinde torba var ve saklamamis, hatta bikini giymis alenen öyle geziniyordu. Etrafa baktim kimse kadincagizla ilgilenmiyordu. Kadinla biraz konustuk. Bagirsagi disariya alinmis, artik öyle yasiyormus. Çok rahat oldugunu ve kimsenin onunla ilgilenmedigini söyledi. O gün kendime çok üzüldüm. 'Ben neden bu kadin gibi yasamadim.' diye düsündüm. O sokla eve geldim. Bir arkadasimin sosyal medyada, 1,5 yasindaki bir çocuga torba takildigini gösteren paylasimini gördüm. Dedim ki, 'Allah'im sen bana bugün bir isaret gönderiyorsun, ben bu isareti gördüm. Benim yasadigim o utangaçligi, saklanma ihtiyacini, bugün torbali olan kardeslerim yasamasinlar diye ben stomali yasamla ilgili bir kitap yazacagim.' 49 yasindayim ve kendimi bildim bileli yani 45 yildir hep karnim agriyor, hep bagirsagimla ugrasiyorum. Bu kitabi onlara umut olsun, tünelin ucundaki isik olayim, hayatlarina dokunayim diye yazdim."
- "Hastalikta hep bir tiyatro vardir"
Kahraman, hastalik sürecinin hasta ve yakinlari arasinda oynanan bir tiyatro oldugundan bahsederek, "Hastalik öyle bir süreçtir ki, hem hastalar hem hasta yakinlari birbirlerine rol yapar. Hasta 'Benim agrim yok' der, ama agridan ölüyordur. Hasta yakininin çok morali bozulur sevdiklerini o halde görünce ama 'Çok iyisin, rengin çok yerinde. Bugün hiçbir seyin yok' der. Bu tiyatro böyle sürer gider, iki taraf da bilir ama oynamayi tercih eder." dedi.
Yasanan her seyin bir imtihan oldugunu hatirlatan Kahraman, stomali hastalara su tavsiyelerde bulundu:
"Yalniz degilsiniz. Sizi seven, elinizden tutan kimse olmasa da günde 40 kere gelip kalbimizi yoklayan, bize iki melek gönderen, bize sah damarimizdan yakin bir Yaradan'imiz var. Onun sizin yaninizda olduguna, sizi sevdigine inanin. Firavun'un hiç basi agrimazmis, çünkü Allah onu hiç sevmezmis. Dert veriyorsa rabbim bize kefaretten saymasi için veriyor. Bunu böyle görelim. Basimiza gelen her sey bizim imtihanimiz. Siginacak bir sey bulursunuz. Bir çiçek, bir böcek, bir köpek, sizinle ilgilenecek bir sey bulunur. Yeter ki siz vazgeçmeyin."
Ömür Kahraman, tedavide moralin önemine deginerek, "Tedavimin parçasi olmus tüm doktor, hemsire ve hastane çalisanlarina, ziyaretime gelen, çiçek ve mesaj gönderen, arayan tüm arkadaslarima, bu süreçte bana anlayisli davranan yöneticilerime, aileme tesekkürü bir borç bilirim." diye konustu.
- "Ömür, geceleri bize belli etmeden aglardi"
Kahraman'in oglu Kerim Aybar da ömrü boyunca annesinin yaninda oldugunu anlatarak, "Annemde gerçekten inanilmaz bir azim vardir. Hayata tutunmasi da bunun gibiydi. 'Pes ettim.' dedigini hiç hatirlamiyorum. Her zaman 'Bundan da bir sekilde kendimizi çikartacagiz. Dua edin.' derdi." ifadelerini kullandi.
Ömür Kahraman'in babasi Emekli Topçu Kidemli Albay Vahdettin Kahraman da kizlarinin çok izdirap çektigini söyleyerek, "Denilebilir ki civiltili, sevecen, kosturarak yasayan bir çocuk olmasina ragmen, o günlerini hastalik nedeniyle güzel yasayamadi." degerlendirmesini yapti.
Kahraman'in annesi Nafize Kahraman ise "Çok üzücü ve acili günler geçirdik. Ömür hiçbir zaman bunu belli etmedi. Aciyor mu yavrum diye sordugumuzda, 'Hayir' derdi ama geceleri bize belli etmeden aglardi." seklinde konustu.
Prof. Dr. Mehmet Murat Tuncer, Prof. Dr. Yusuf Ziya Yergök, Prof. Dr. Dursun Bugra, Prof. Dr. Servet Rüstü Karahan, Prof. Dr. Turgut Ipek, Prof. Dr. Melih Paksoy, Prof. Dr. Hüsnü Görgen, Op. Dr. Ümit Sekmen, Dr. Cevat Bayraktar, Dr. Özdal Ersoy, Op. Dr. H. Mehmet Mülayim, Yara Ostomi Inkontinans Hemsireleri Dernek Baskani Prof. Dr. Zehra Göçmen Baykara ve Hemsire Mira Ordu da Stomali yasama dair pek çok seyin ilk kez anlatildigi kitaba, degerlendirmeleriyle katkida bulundu.
Kahraman, 4 Eylül saat 15:00'te Kanyon AVM D&R'da "Torbayla Yasamak" kitabinin imza gününe katilacak.
