Istanbul Egitim Zirvesi'nde 'Müfredatin Uluslararasilastirilmasi' Paneli Düzenlendi
Türkiye Maarif Vakfi Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Aysen Gürcan: 'Bilgi felsefesindeki degisimle bilgiden ziyade ögrencinin niteliklerine yogunlasilmasi ve insana yatirim yapilmasi gerektigini biliyoruz. Çünkü bilgi tasiyiciligi artik önemli degil. Bilginin beceriye dönüsümü ve yapabilme nitelikleri üzerine odaklanilmis durumda' Harvard Üniversitesi Ögretim Üyesi ve Ford Vakfi Uluslararasi Egitim Uygulamalari Profesörü Fernando Reimers: 'UNESCO'nun egitim raporu bize yeni pencereler açiyor ve ögrencilerin ögrenim sürecinin okul disindaki seylerle nasil baglantili oldugunu anlamamizi sagliyor. Pandeminin de bu konuda bir etkisi var. Bu sadece bilgiyi paylasmak degil, fark yaratma istegi ve bu konuda gerekli becerilere sahip olmak konusudur'
Gürcan, Türkiye Maarif Vakfinca "Egitimde Yeni Egilimler ve Dönüsüm" temasiyla çevrim içi düzenlenen ve Anadolu Ajansinin "Global Iletisim Ortagi" oldugu Istanbul Egitim Zirvesi'nde konustu.
"Müfredatin Uluslararasilastirilmasi" baslikli panelde degerlendirmelerde bulunan Gürcan, farkli cografyalarda, farkli kültürlerde ortak bir egitim verilebilmesi için önce "Nasil insan?" sorusunun yanitlanmasi gerektigini söyledi.
Bu anlamda Maarif Vakfi okullarinda ögrenen profilinin hangi degiskenler üzerine tanimlanmasi gerektigini düsündüklerini aktaran Gürcan, "Bilgi felsefesindeki degisimle bilgiden ziyade ögrencinin niteliklerine yogunlasilmasi ve insana yatirim yapilmasi gerektigini biliyoruz. Çünkü bilgi tasiyiciligi artik önemli degil. Bilginin beceriye dönüsümü ve yapabilme nitelikleri üzerine odaklanilmis durumda. Bu anlamda Maarif ögrenen programinda dört temel degisken var. Birincisi aklini, zihnini, düsünme yapisini kullanabilen ögrenen. Ikincisi kendini yönetebilen, niteliksel kararlar alabilen, iradesini yönetebilen. Üçüncüsü bir sosyal ögrenim çevre içerisinde vicdanini, hakkaniyetini veya birlikte oldugu kisilerle iletisim kuran vicdanli ögrenen. En sonunda zamanini yöneten sadece düsüncede, duyguda degil, zaman yönetiminde de etkin olan ögrenen." diye konustu.
Prof. Dr. Gürcan, bu 4 temelin üzerine dörder de nitelik konuldugunu dile getirerek, söyle devam etti:
"Mesela akilli ögrenen içerisinde bilinçli, suurlu, kritik, analitik düsünen, arastiran ögrenci profili bizim için önem tasiyor. Iradeli ögrenende de ilkeli ama kararli, azimli ve motive olmus, istekli ve görevlerini yerine getirmede sorumluluk sahibi olmasini önceliyoruz. Üçüncü boyutta ise vicdanli dedigimiz sosyal bir ortamda bulunan ögrencinin hem sözünde hem davranisinda güvenilir ve duyarli olmasi. Yardimsever ve karsisindakine sefkatli olmasi ve seffaf olmasi, yani samimi olmasini bekliyoruz. Dördüncü degisken olan aktifte de risk alabilen, cesur, diplomatik yapisi olan, uzlastirici çatisma durumlarini da dengeli ve uyumlu hareket eden ve etki ve sosyal etkilesimde bulunan."
Uluslararasi tasarlanmis bir programin insan odakli olmasi gerektigine dikkati çeken Gürcan, sunlari kaydetti:
"Insani merkeze alan, insana, ögrencisine ve ögretmenine güvenen, onun iç donanimlari ile mükemmel bir donanima sahip olduguna inanan, ögrenci merkezli, toplumu ve evrensel degerleriyle bütünlesik bir yaklasim. Birincisi bu. Ikincisi gelisim odakli. Kendi bölgesinde, her alanda örnek bir kurum olmasi adina ögrenci, ögretmen, veli ve tüm paydaslarin gelisimine azami önem vermek ve bu anlamda politikalar gelistirmek. Yani dünden bugünü daha iyi hale getirebilmek ve sürekli izleme ve degerlendirme çalismalari yapmak. Üçüncüsü belki de panelimizin esas konusu kültür farkliligini standardin içerisinde bir zenginlige dönüstürebilmek."
Gürcan, ortak müfredatin olusmadigi alan ve derslerde zorluk çikabilecegini düsündüklerini belirterek, sorunlari asmada belli sistemlerin gerekli olabilecegini aktardi.
- UNESCO'nun egitim raporu
Harvard Üniversitesi Ögretim Üyesi ve Ford Vakfi Uluslararasi Egitim Uygulamalari Profesörü Fernando Reimers ise UNESCO'nun tarihinde üç defa bagimsiz bir komisyon olusturarak egitim üzerine rapor hazirladigini animsatti.
Son raporun daha öncekilerden farkli olarak dogrudan hükümetlere hitap etmedigini belirten Reimers, su degerlendirmede bulundu:
"Önceki raporlar egitimdeki degisimde hükümetlerin karar almasini mümkün kilmisti. Bu raporda ise 'Egitim kültürü, ögretmenler, ögrenciler, anne babalar ve bütün toplum degistikçe degisebilir.' üzerinde duruyor. Dolayisiyla ögrencilerin neyi ögrenmesi ve yapabilmesi gerektigi konusunda bir uzlasmaya varmamiz gerekiyor. Burada ortak bir insa süreci gerekiyor. Sizin için okul için ne anlama geliyor? Bunu oturup düsünmek gerekiyor. Bütün dinleyicileri bahsettigim bu rapora ulasip okumaya davet ediyorum. Bu raporsa daha provokatif olmayi hedefliyor. Burada bir mecburiyetten, zorunluluktan bahsediyor. Ilk evrensel insan haklari üzerine kuruluyor. Su an insanlarin karsi karsiya kaldigi temel güçlüklere odaklaniyor. Mesela iklim degisikligi ve sosyal bölünme, artan siddet ve yine artan fakirlik ve esitsizlik. Bunlar hayati önemde konular ve egitim bilinçli bir sekilde bu konulara odaklanmali."
Reimers, söz konusu raporun egitimde müfredatin degisimini zorunlu kildigina vurgu yaparak, sunlar aktardi:
"UNESCO'nun egitim raporu bize yeni pencereler açiyor ve ögrencilerin ögrenim sürecinin okul disindaki seylerle nasil baglantili oldugunu anlamamizi sagliyor. Pandeminin de bu konuda bir etkisi var. Bu sadece bilgiyi paylasmak degil, fark yaratma istegi ve bu konuda gerekli becerilere sahip olmak konusudur. Yalnizca insan haklarini anlamaktan bahsetmiyorum. Sadece bu konuyu umursamaktan da bahsetmiyorum. Okulda ve disinda insan haklarinin bir gerçege dönüsmesi için yapmasi gereken seylere odaklanmalarini istiyoruz. Yani kendi topluluklarinda, uluslarinda ve dünya çapinda. Küresel pandemi egitim tarihinde korkunç bir felaket de getirdi. Gezegenimizdeki insan yasaminin ne kadar kirilgan oldugunu bize gösterdi."
- "Müfredatin tanimi yeniden yapilmali"
Cambridge Üniversitesi Egitimde Liderlik Bölümü Ögretim Üyesi Pete Dudley de müfredatin taniminin yeniden yapilmasi gerektigini dile getirdi.
Müfredatin misyonlari oldugunu aktaran Dudley, "33 yildir bu isin içindeyim ve çok açikça görebiliyorum ki her çocuk birbirine saygi göstermeyi ögrenmeli. Egitimin çiktilari üzerinden baktigimiz zaman çok ciddi bir esitsizlik var bu açidan. Irkçiligin kurbani olan kisiler bu çiktilara sahip olma konusunda çok daha sanssiz. Beyaz popülasyon bu açidan çok daha sansli. Uluslararasi bir müfredat Profesör Aysen Gürcan'in söyledigi özelliklere sahip olmali. Bu özellikleri ögrencilere aktarmamiz gerekiyor. Bunun ötesine geçerek gizli dinamikleri ve güçleri de degerlendirmemiz gerekiyor. Uluslararasi çok güzel örnekleri var bunun. Özellikle Erasmus gibi programlarla bir ülkeden baska ülkeye geçen ögrenciler... Mesela iklim degisikligi ve sagligi konulari gibi küresel konulara egiliyorlar."
The Black Curriculum Kurucu ve Üst Yöneticisi Lavinya Stennett da uluslararasi müfredat konusunda degerlendirmelerde bulundu.
