TBMM Baskani Mustafa Sentop, Mardin'de Konferansta Konustu Açiklamasi
'Anayasalar bu kadar sihirli metinler, ülkenin birçok sorununu birden çözebilecek sihirli metinler degil. Anayasayi yerli yerine, olmasi gereken yere oturtmamiz lazim. Bu tartismalarda birinci problemimiz bu' 'Simdi çikiyorlar bazi siyasetçiler diyorlar ki 'Adil bir yargi mekanizmasini kuracagiz.' Bunun hükümet sistemiyle bir alakasi yok. Baskanlik hükümet sisteminde de yargi var ve bunlarda düzenlemede birbirine benziyor. Daha önce parlamenter sistemde neyse ayni sekilde yargi devam ediyor' '(Meclisteki tutanaklarda yer alan 'Türkçe disinda baska bir dille konusulmustur.' ibaresi) Bu belli bir dile karsi tavirmis, Kürtçeye tavirmis gibi bir iftira bir yalan kampanyasiyla yürütülüyor. Bunu dile getirenler oluyor. Soru önergesiyle soranlar oldu daha önce bunlara örnekleriyle beraber cevabini verdik'
Sentop, Mardin Artuklu Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye'de Toplum, Siyaset ve Anayasalar" konulu konferansta, yüz yüze egitimin baslamasi dolaysiyla ayri bir heyecan ve mutluluk yasadiklarini, ögrencilerde derslere katilim bakimindan uzun yillardir göremedikleri bir yogunluk oldugunu söyledi. Bunun uzun dönemin vermis oldugu bir özlemin, hasretin ne kadar büyük oldugunu gösterdigini aktaran Sentop, yüz yüze egitim konusunda kararli olduklarini, bundan geri dönüs olmayacagini ama bu salgin sartlarinda da gerekli tedbirlere uyulmasi gerektigini belirtti.
Kovid-19 nedeniyle zor bir dönemden geçirilerek yeni akademik döneme gelindigini aktaran Sentop, üniversite sanayi is birliginin toplumsal fayda açisindan çok önemli olduguna isaret etti. Yeni anayasa tartismalarina deginen Sentop, söyle konustu:
"Üniversitelerimizin en önemli katki üretebilecegi konulardan biri bu. Üniversitelerimiz bu tür çalismalara, siyasetin tartismalarina projektör tutabilir. Siyaset faaliyet gösterirken birçok alanda anayasa da bunlardan biri. O çalistigi alanin aydinlatilmasina ihtiyaç duyuyor. Iste o aydinlatmayi yapacak üniversitelerimizdir, o akademik çalismalardir. Üniversiteler uzun zamandir, eskiden siyasetin yedeginde, tamamen siyasi ve ideolojik, dar, kisir tartismalarin içinde kaldilar."
Üniversitelerin Türkiye'nin, siyasetin ve dünyanin meselelerine katki sunmasi gerektigini anlatan Sentop, kendisinin de üniversite içerisinden geldigini, hukuk fakültesinde mikro çalisma alanlarinda çok basarili akademisyenlerin bulundugunu bildirdi.
- Yeni anayasa tartismalari
Yeni anayasa tartismalarina herkesin sifirdan basladigini ifade eden Sentop, söyle konustu:
"Halbuki öyle degil Türkiye'ye yeni anayasa ile ilgili 1982’de anayasanin yürürlüge girdigi tarihten bu yana tartisiyor. 2011 yilinda Türkiye'de seçimlerin temel gündem maddesi yeni anayasaydi. Seçim sonrasinda Mecliste yeni anayasa hazirlamak üzere bir komisyon, uzlasma komisyonu kuruldu. Bütün siyasi partilerin katilimiyla bu komisyon 2 yildan fazla bir zaman çalisti. Ve Türkiye'de ilk defa bütün siyasi partiler, bir bütün anayasa metni olan anayasa ile ilgili görüslerini sundular ve ortaya koydular. Simdi sifirdan anayasa çalismasi yapmaya çalisiyorlar. Yazik günahtir, bu Türkiye'ye haksizliktir. Alinmis mesafeler, birikimler süphesiz farkli seyler söylenebilir bunun üzerine."
Anayasalara çok fazla ve asiri bir anlam yüklendigini dile getiren Sentop, "Sanki yeni bir anayasa yaparsak Türkiye'nin akla gelebilecek bütün sorunlarini, belki de vatandaslarimizin saglik sorunlari da dahil olmak üzere hepsini çözeriz gibi bir yaklasim içerisindeyiz. Bugün de öyle. Iste bu hükümet sistemini degistirecegiz, her sey çözülecek keske öyle olsa. Keske o kadar kolay olsa meselemiz. Hep beraber ne diyorsaniz onu yapalim çözülsün ama öyle bir dünya yok ki. Sorunlarin çözümü bu kadar kolay degil." degerlendirmesinde bulundu.
Sentop, "Anayasalar bu kadar sihirli metinler, ülkenin birçok sorununu birden çözebilecek sihirli metinler degil. Anayasayi yerli yerine, olmasi gereken yere oturtmamiz lazim. Bu tartismalarda birinci problemimiz bu." dedi.
- "Örnekleriyle beraber cevabini verdik. Bunu düzeltmiyorlar"
Meclisteki tutanaklarda, "Türkçe disinda baska bir dille konusulmustur" ibaresine iliskin de Sentop, su degerlendirmede bulundu:
"Bir arkadasimiz, daha önce birlikte siyaset yaptigimiz, önemli görevler üstlenmis uzun yillar Türkiye'de. Simdi baska bir partinin genel baskani uzun yillar da mecliste de görev yapti bu arkadasimiz diyor ki, 'Mecliste, parlamentoda genel kurulda bir milletvekili konusurken, eger bir milletvekili Kürtçe konusursa bu yazilmiyor, bilinmeyen bir dil olarak yaziliyor.' diyor. Yalan. Meclis tutanaklarinda asli bu, belli gözüküyor. Mecliste tutanaklar, kanun ve mevzuat geregi Türkçe tutuluyor, niye resmi Türkçe oldugu için. Türkçe dil disinda baska bir resmi dille, kelimeler olabilir, bazi ibareler kullanilabilir ama cümleler kuruldugu zaman bunlar bir dipnot gösteriliyor. Bilinmeyen dil yazilmiyor, yazilan 'Türkçe disinda baska bir dille konusulmustur.' diye. Bunun da ses kaydi var tutanaklarda. Arapça da Farsça da Ingilizce de Almanca da Ispanyolca da olsa yapilan bu. Çünkü resmi dil olmasi hasebiyle Türkçe disinda mecliste tutanak tutulmuyor. Digerleri not olarak ses kaydinda atif yapmak suretiyle belirtiliyor. Bu belli bir dile karsi tavirmis, Kürtçeye tavirmis gibi bir iftira bir yalan kampanyasiyla yürütülüyor. Bunu dile getirenler oluyor. Soru önergesiyle soranlar oldu daha önce bunlara örnekleriyle beraber cevabini verdik. Bunu düzeltmiyorlar. Söyledikleri seyin yanlis oldugunu ortaya koyan bilgiyi kullanmiyorlar. Bu ne olabilir kasten iftira, karalama, bir yalan söyleme gayreti neticesinde olabilir."
Hükümet sistemi meselesinin yürütmeyle ilgili bir konu oldugunu, yasama ve yargiyla bir alakasinin bulunmadigini belirten Sentop, konusmasini söyle sürdürdü:
"Simdi çikiyorlar bazi siyasetçiler diyorlar ki 'Adil bir yargi mekanizmasini kuracagiz.' Bunun hükümet sistemiyle bir alakasi yok. Baskanlik hükümet sisteminde de yargi var ve bunlarda düzenlemede birbirine benziyor. Yargiyla ilgili de hükümet sistemi degisikliginde özel bir düzenleme yapmadik. Daha önce parlamenter sistemde neyse ayni sekilde yargi devam ediyor. Yasamayla ilgili bölüm de ayni. Parlamento hem baskanlik sisteminde hem de parlamenter sistemde var. Ve parlamento yetkileri her iki sistemde de asagi yukari aynidir. Tek bir farkli tarafi var, parlamenter sistemde hükümet parlamentonun içinden çikiyor. Halk hükümeti seçmiyor, sadece parlamentoyu seçiyor."
- Bingöl'de sehit yakina küfredilmesi
IYI Partili Lütfü Türkkan'in sehit yakinina küfretmesine iliskin de Sentop, "Birkaç gün önce bir istifa olayi yasandi, vahim. Hiç kimsenin tasvip etmeyecegi belki tarihimizde benzeri görülmemis bir vatandasa bariz bir sekilde küfreden bir milletvekili ile ilgili meclisteki görevinden istifa etti." diye konustu. Genel Baskan'in talimati üzerine istifa ettigini dile getiren Sentop, konusmasini söyle tamamladi:
"Benim bildigim genel baskan tek kisi, bir kurul degil. Ve bir baska partide bir genel baskan iste falan televizyon kanalina çikarsaniz sizi partiden atarim falan diyor. Nasil oluyor tek kisi? Bu isin tabiati geregidir. Her yerde süphesiz birçok konu konusulur, bir çok görüs tartisilir fakat bir karar noktasina gelindiginde süphesiz ittifaklarda da kararlar alinabilir herkes hemfikirdir ama o karari alanda görüs farkliliklari da oldugunda o görüslerden birine tercih eden tek kisidir. Bunu anlatmaya çalisiyorum. Kalkip parlamentoyu yargiyi isin içine sokarak konusuyorlar, neden üniversiteler akademik projektör tutmuyor?"
- Vali Demirtas
Mardin Valisi Mahmut Demirtas ise siyasetin, insanlik tarihi ile yasit, varligina mutlak surette ihtiyaç duyulan bir olgu ve kavram oldugunu belirterek insanligin, toplum halinde yasama iradesinin belirdigi ilk andan itibaren, siyaset kurumuna ihtiyaç duydugunu söyledi. Siyasetin, insanlarin niçin bir araya geldigini, birlikte yasamanin gerekliligini ve biçimini tartismanin odagina koyan bir olgu oldugunu kaydeden Demirtas, söyle konustu:
"Bununla birlikte toplumu ilgilendiren kararlarin kimler tarafindan, nasil ve ne sekilde alinmasi gerektigi de ilmi siyasetin alanina girer. Siyaset kavrami, hizmet ettigi topluma sorun degil, çözüm üreten bir mekanizma olarak varligini sürdürmelidir. Hitap ettigi toplumun degerleri ile barisik halde yasamali, içinden çiktigi topluma örnek teskil etmelidir. En önemlisi gücünü toplumsal normlardan, hukuk kurallarindan ve toplumsal mutabakati bünyesinde barindiran güçlü bir anayasadan almalidir. Iste bu sebeple bugünü ve yarinlari kucaklayan, ülkemize özgü sartlari ve evrensel hukuk normlarini potasinda eriten, tüm kesimlerin is birliginde yürütülen yeni ve sivil anayasa çalismalari basta olmak üzere tüm çalismalarin, ülkemize ve milletimize hayirli olmasini temenni ediyorum."
- Rektör Prof. Dr. Özcosar
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ibrahim Özcosar ise Türkiye siyasetinin kazanimlarinin tahkimi açisindan ilmi ve bilimsel çalismalarin ayricalikli bir konuma sahip oldugunu dile getirdi.
Toplumun geleceginin insasi baglaminda üniversitelere de önemli görevler düstügünü bildiren Özcosar, "Üniversite olarak bizler de bu sorumlulugun bilinciyle, gelecegin insasindaki rolümüzün farkindaligi ile misyon ve vizyonumuzu yenileyip çagin ve bilimsel gelismelerin kosullarina göre belirlemekteyiz." ifadelerini kullandi.
Konferansa, AK Parti Mardin milletvekilleri Seyhmus Dinçel ve Cengiz Demirkaya, Balikesir Milletvekili Mustafa Canbey, AK Parti Il Baskani Faruk Kiliç, Il Jandarma Komutani Tuggeneral Coskun Sel, Il Emniyet Müdür Vekili Cihangir Saglam ve davetliler katildi.
