İhracatçı, Tarımda Otomasyon İstiyor
İçel’den yaş meyve sebze ihracatı yapan firmalar yurtdışındaki rekabetçi yapılarını güçlendirmek adına Tarım 4.0’ın temellerinin bugünden atılmasını bekliyor. Avrupa’da çilek, kiraz, pırasa gibi ürünlerin makinelerle toplanması sonucu girdi maliyetlerinin düştüğünü vurgulayan ihracatçılar, rakipleriyle fiyat rekabetinde zorlandıklarını belirtip destek istiyor.

Türkiye’nin de acil olarak ’Tarım 4.0’a geçmek için gerekli adımları atması gerektiğine dikkat çeken Arukaslan, işçiliğe dayalı çalışmadan doğan zararın önüne geçmek için tarımda makine alımlarının desteklenmesi gerektiğini söyledi.
“Sebze, meyveye de DFİF verilmeli”
Narenciyede makineleşmeye geçildiğini ve bu alanda rekabetin daha kolay olduğunu hatırlatan Murat Arukaslan, "Bir başka yöntem olarak yine narenciyede olduğu gibi sebze ve meyvenin desteklenmesiyle de rekabetçi yapımızı güçlendirebiliriz. Narenciyedeki Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) uygulaması sebze ve meyveye de getirilmeli. Sebze ve meyve üreticisi küçük arazilerde çalıştıkları için makineleşme sürecine geçmeleri oldukça zaman alacak gibi gözüküyor. Kısa vadede sonuç alınması için destek şart. En zor şartlarda çalışan üretici, sebze üreticisi. Narenciyede olduğu gibi destek alırsa özendirici olacaktır. Her ikisi de ihraç ürünü ve tercih edilen ürünler. Birisi desteklenirken diğeri üvey evlat olarak görülmemeli" diye konuştu.
“Türkiye, yol haritasını belirlemeli”
Türkiye’nin tarımsal ihracatının artması için ihracat pazarlarıyla ilişkilerini iyi tutmasının önemine de değinen Arukaslan, Türk mallarının tercih edilmeye devam etmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal ürün ihracatını artırması için realist bir yol haritası belirlemesi gerektiğini kaydeden Arukaslan, bunun için yapılması gerekenleri ise şöyle özetledi; "Öncelikle bir strateji belirlenmeli. Bu strateji pazar ve ürün grupları üzerine yapılmalı. Bizim Uzakdoğu’ya ya da Afrika pazarına tarımsal ürün gönderme planlarımızı, gerek ürünün bozulabilir bir ürün olması gerekse de navlun maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle gerçekçi bulmuyorum. Bu nedenle bizim hedef pazarlarımız yine Avrupa, özellikle de Kuzey Avrupa, Rusya ve komşu ülkelerimiz olmalı."
“Rusya pazarından kopmamalıyız”
Avrupa’nın yanı sıra Rusya’nın da Türkiye için büyük bir pazar olmaya önümüzdeki süreçte de devam edeceğine inandığını dile getiren Arukaslan, “Mevcut durumda seralarda tarımsal üretime başlamış olabilirler ancak bu rantabl olmayacaktır. Çünkü serada yapılan üretim yalnızca doğalgaz ile ısıtmayla bitmiyor. Işık kalitesinden dalga boyuna kadar birçok parametre ürün kalitesini etkiliyor. Tüm bu iklim koşullarını sağlamak ise maliyetleri artıracak ve ürün maliyet dengesi sağlanamayacaktır. Bu nedenle seraya yönelik çalışmanın uzun soluklu olacağına inanmıyorum” ifadelerini kullandı.
“Kalıntı kontrolünde denetim artmalı”
Bir diğer sorunu ise kalıntı kontrollerinde yaşadıklarına değinen Arukaslan, bu konudaki denetimlerin de artması gerektiğini vurguladı. Ceza sisteminin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Arukaslan, “Nasıl ki alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanmaya çekiniyorsak kalıntılı ürün üretmeye de çekinmeliyiz. Çünkü trafik kontrolleri fazla ve cezalar sık uygulanıyor. Belki kalıntı için de ceza var ama kontroller yeterli olmadığı için bu sistem devreye girmiyor ve çekince de azalıyor” değerlendirmesini yaptı.
