51 Gündür Çocuklarının 'Anne-Baba' Demesini Bekliyorlar

Kocaeli’de 51 gün önce bir otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan 7 yaşındaki Muhammet Yusuf, yaşam savaşı veriyor. Gözyaşları içinde çocuklarının ’anne ve baba’ demesini bekleyen ailesi, 51 gündür yoğun bakımın kapısında bekliyor.

51 Gündür Çocuklarının 'Anne-Baba' Demesini Bekliyorlar
Özlem ve Halil Usanmaz çiftinin 7 yaşındaki oğulları Muhammet Yusuf’a Kocaeli’nin Darıca ilçesinde yoldan karşıdan karşıya geçmek isterken hızla gelen bir otomobil çarptı. Ağır yaralanan Muhammmet Yusuf Usanmaz, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Doktorların ’yaşamaz’ dediği Muhammet, hayata tutunarak 17 günlük yaşam savaşını kazandı. Ancak ardından geçen günler Muhammet ve ailesi için hiç kolay olmadı. Sadece gözlerini açan, ancak hiç tepki vermeyen Muhammet’i anne ve babası yoğun bakım ünitesinde, gözyaşları içinde seviyor. Muhammet Yusuf’u zor bir tedavi süreci beklerken, inşaat işçisi baba ve ev hanımı annesinin tek dilekleri ise çocuklarının iyileşerek tekrar ayağa kalkması.

"BABA YÜREĞİ DAYANMIYOR"

"Yaklaşık 50 gündür çocuğumu kucağıma alamadım, baba deyişini duyamadım" diyen Halil Usanmaz, "Gözünü açıp bize bakmasıyla yetiniyoruz. İlk 15 gün doktorlar Muhammed’in öleceğini söylediler, hiç umut vermediler. Ama yaşatan Allah yaşattı, çok şükür. Tek dileğim bunu yapanların karşılığını bulacağıdır. Çocuğuma çarpıp kaçan şahıs dışarıda hala. Tabii bir baba yüreği dayanmıyor. Ben 15 gün dışarıda, yoğun bakımın önünde sedyede yattım, 24 saat hiç ayrılmadım oradan 15 gün boyunca. Artık psikolojim bozuldu. Çünkü ölen insanlar götürülürken koşup bakmak zorunda kaldım, oğlumu mu götürüyorlar diye" dedi.



"’BABA’ DEYİŞİNİ DUYAMIYORUM"

Yaşadıkları zorlu süreçte maddi ve manevi olarak ağır bir şekilde etkilendiklerini ifade eden Halil Usanmaz, "Ben Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuyu duyduğu zaman el atacağına inanıyorum. Çok kötü mağdur olduk. Benim maddi durumum belli. Ben inşaatlarda çalışarak geçimimi sağlıyorum. Ama bu durumda ne yapacağımı bilmiyorum. Çocuğum bitkisel hayatta gibi duruyor. Doktorlar ileri göremiyor, ne tepki vereceğini bilemiyorlar. Her ne kadar içime atsam da benim içim parçalanıyor. Bir ‘baba’ deyişini duyamıyorum. Gece gündüz, çalıştım. Boğazlarından helal lokma geçirmek için hep koşturdum. Ama Cenabı Hak, bizi böyle bir şey ile karşılaştırdı. Allah bu şerrin altından hakkıyla kalkmayı nasip etsin bize" diye konuştu.



"TEK DİLEĞİM, ÇOCUĞUMU İYİ BİR DOKTORA GÖTÜRÜP TEKRAR AYAĞA KALKMASINI SAĞLAMAK"

Tek dileklerinin çocuklarının tekrar ayağa kalkması olduğunu söyleyen Halil Usanmaz, "Ben aç kalsam da hiç önemli değil. Ben 15 gün boyunca yemek yiyemedim. Yoğun bakım kapısından ayrılamadım. Ben kendim ve eşim için hiç kimseden bir kuruş para talep etmiyorum. Tek dileğim, şu yedi yaşındaki çocuğumu iyi bir doktora götürüp tekrar ayağa kalkmasını sağlamak, Muhammed’in ummedine katmaktır. Benim başka hiçbir dileğim yok Allah’tan. Ben devlet büyüklerimizin sırtını dönüp göz yummayacaklarını çok iyi biliyorum" ifadelerine yer verdi.

"BİR ANNE, BİR BABA BUNU NASIL KALDIRIR"

Çocuğuna çarparak olay yerinden kaçan şahsın ve ailesinin hiçbir şey olmamış gibi davranmalarının kendilerini daha da üzdüğünü dile getiren baba Usanmaz, "Ben de araç kullanıyorum. Yoldan geçerken bir kedi, bir hayvana bile çarpsam vicdan azabı çekerim. Benim çocuğum onca gündür burada ölümle pençeleşirken bir gün arayıp sormadı. Bir gün çıksın annesi gelsin, babası gelsin. Bizim büyüklerimize saygısızlık edecek halimiz yok, el kaldıracak halimiz de yok. Bir hayvana bile çarpsa hayvan hakları dernekleri pankartları alıp sokaklara çıkar, o da candır. Burada da benim 7 yaşına kadar baktığım çocuğum var, bir gün arayıp sormadılar. Onun da çocuğu olacakmış. Bir anne, bir baba bunu nasıl kaldırır, vicdanları nasıl el verecek ve yataklarına girip nasıl huzurlu uyuyacaklar. Ben bir insan olarak anlamıyorum" şeklinde konuştu.



"BU NASIL BİR VİCDAN, BU NASIL BİR İNSANLIK"

Oğluna arabanın çapma anını ve sonrasında yaşadıkları zorlukları anlatan anne Özlem Usanmaz, "Hastaydı okula göndermedim, sağlık ocağına götürdüm. Konuşa konuşa, sohbet ede ede giderken, hadi karşıya geçiyoruz, dedim. Fakat, dalgındım ben o esnada. Kızımın puseti ile karşıya geçerken oğlumun olmadığını fark edince bir irkilmeyle arkama döndüm. Önümüzden iki araç geçiyordu o sırada. ‘Çocuğa geçme’ diye el işareti yaptım. O an gelen arabanın süratini fark ettim. Elimi kaldırmasıyla çarpması bir oldu. Çarpınca ben hemen oğlumun üzerine kapandım, dua ettim Allah’a. Gözlerini kapattı o an. Karşıdan gelen bir abi hemen aracının kapısını açtı, bize hastaneye gitmemizde yardımcı oldu. Küçük kızımı orada bıraktım. Birinin derdine düşüp birini bıraktım. Aracın plakasını alıp, karakola giderek şikayetçi olduk. Çocuğuma çarpan adam adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış. Nezaretten çıktıktan bir saat sonra sosyal medya hesabından hanımı ile fotoğraf paylaşmış. Bir ay sonra hanımı ile çok mutlu, pozlar verebiliyor. Bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir insanlık" dedi.



"BENİM ÇOCUĞUM KIŞIN GELMESİNİ ÇOK İSTİYORDU, KIŞ GELDİ AMA HALA OĞLUM KALKMIYOR"

Yaklaşık 50 gündür çocuklarını yoğun bakım camının arasında sevdiklerini ifade eden Anne Usanmaz, "Benim çocuğum 23 gün komada kaldı, 50 gündür de burada yatıyor. Hala durumu, akıbeti ne olacak belli değil. Sadece gözlerini açıyor. Bana anne demesini özledim. Benim çocuğum kışın gelmesini çok istiyordu. Kış geldi ama hala oğlum kalkmıyor, kar yağacak oğlum hala yatakta. Bu çok zor bir şey. Tarif edilemez bu duygu, Allah kimseye vermesin. Karşı tarafın da vicdanını ben Allah’a bıraktım. Vicdan olsa bizi orada bırakmazdı. Arardı, ’Haksızım ya da haklıyım, bilerek ya da bilmeyerek böyle bir suçu işledim” derdi, ama hiçbir şekilde umursamadı. Ya bir hayvana vurduğunuzda dahi vicdanınız sızlar. Onda o vicdan yoktu" şeklinde konuştu.



"ARTIK AĞLAMAKTAN GÖZYAŞLARIMIZ KURUDU"

Muhammet’in kız kardeşinin de zeka geriliği ve epilepsi hastalığı ile mücadele ettiğini ifade eden anne Usanmaz, "Bizim ağlamadığımız saat mi var. Her gün her saat, her vakit ağlıyoruz. Artık ağlamaktan gözyaşlarımız kurudu. Benim dışarıda 10 aylık bir bebeğim mağdur, benim 9 yaşındaki epilepsi hastası çocuğum mağdur, yatakta yatan çocuğum mağdur. Hız limitinin 30 olması gereken fabrika çıkış kapısı, okul yönü olmasına rağmen adam 100-120 kilometre sürat ile gidiyor. Frene bile basmıyor, korna bile çalmıyor. Bu kadar duyarsızlığın olmaması bir yana, arayıp sormaması da ayrı bir yana" ifadelerine yer verdi.

"HASTAMIZ UZUN SÜREDİR OKSİJENSİZ KALDIĞI İÇİN SAĞLIK DURUMU İSTEDİĞİMİZ DÜZEYDE DEĞİL"

Muhammet Yusuf Usanmaz’ın sağlık durumu hakkında bilgi veren Doç. Dr. Mustafa Güneş, "Çocuk yoğun bakımımızda. Hasta yaklaşık 51 gündür ciddi manada tedavi almaktadır. Hasta şu anda beyin kanamasının ve oksijensiz kalmadan dolayı sık sık nöbetleri olmaktadır. Bu manada da gerekli tedbirler alınmaktadır. Hastamızın şu andaki durumunu soracak olursanız; hastamız pek dediğimiz karın duvarından mideye bir tüp konularak beslenme yoluna gidilmiştir. Hastamız uzun süredir oksijensiz kaldığı için sağlık durumu istediğimiz düzeyde değil. Hastamız muhtemelen bu süreçten sonra eve gönderilecektir. Palyatif tedavi uygulanacaktır" açıklamasında bulundu.

"HEKİMLERİMİZ CANI GÖNÜLDEN DESTEK VERMİŞLERDİR"

Olaya biraz da sosyal açılardan bakmak gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Mustafa Güneş "Bir anne olarak, bir baba olarak bakmak, onların duygularını yaşayarak konuşmak gerek. Empati yapmak gerekiyor. Gerçekten kolay bir şey değil. Siz canınız, ciğeriniz saydığınız çocuğunuzu her gün pencerenin arkasından seyrediyorsunuz. O duyguları yaşıyorsunuz, sıkıntıları yaşıyorsunuz. Allah sabırlar versin. Bu manada bizim çocuk servisindeki hekimlerimiz, özellikle yoğun bakımdan sorumlu hekimimiz Kezban Hanım, çocuk için canı gönülden destek vermiştir. Aslında buradaki hekimlerimiz o çocuğa dokunurken bir şefkatle, kendi öz çocuğuymuş gibi yaklaşıyor. Çocuğu için ne yapması gerekiyorsa veya bir yeğenine, bir yakınına ne yapması gerekiyorsa o ciddiyetle, o şuurla, o duygularla bu çocuğumuza da tedavisini uygulamıştır" dedi.

Muhammet’in hastaneden taburcu olması durumunda ise evde yine makineye bağlı olarak yaşama ihtimalinin olduğunu ifade eden doktorlar bu konuda aileye destek verilmesi gerektiğini de belirtti.

Taburcu olmasının ardından bir çok masraf ile karşı karşıya kalacak aile kendilerine uzatılacak bir yardım elini bekliyor.

(Murat Kanber - Refik Fidan/İHA)
Kaynak: İHA