Rüzgar Enerji Santralleri Betonlaşmayı Önlüyor
Çevreci ve yenilenebilir özellikleriyle dikkat çeken Rüzgar Enerji Santralleri (RES), Türkiye’nin giderek artan enerji ihtiyacına cevap verirken, RES’lerin bulunduğu alanlarda mevzuat gereği betonlaşmanın da önüne geçiliyor.

RES’lerin çevresiyle bütüncül ve doğaya saygılı yapılar olduğunu ifade eden Tolga Şallı, “Bazı araştırmalara göre rüzgar enerji santrali yapılan bölgelerde yaşayan hayvanların sayısında artış olduğu belirtiliyor. Rüzgar enerji santralleri, birçok faydalarının yanında, bulundukları bölgeleri insan müdahalesinden de koruyarak aşırı ve çirkin betonlaşmayı da önlüyor. Ülkemiz maalesef elektrik üretimi için gerekli ham madde temininde yüzde 70-75 oranında dışa bağımlı. Ulusal çıkarlarımızı korumamız gereken bu coğrafyada, yerli yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye almamız artık zorunluluk taşımaktadır” diye konuştu.
Avrupa ülkelerinin RES’lerin önemini kavradığını ve rüzgar enerjisinde rekorlar kırdığını kaydeden Tolga Şallı, 28 Ekim günü Avrupa’nın elektriğinin yüzde 24.6’sını rüzgar santrallerinin ürettiğini dile getirdi.
Şallı, sözlerine şöyle devam etti:
"Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği, WindEurope tarafından açıklanan verilere göre bu üretimin yüzde 21,8’ini karasal rüzgar enerjisi santralleri, yüzde 2,8’ini ise kıyı ötesi rüzgar enerjisi santralleri gerçekleştirdi. Bu yüksek üretim sayesinde rüzgar enerjisi, birçok Avrupa ülkesinin o günkü elektrik talebinin önemli bir bölümünü karşıladı. WindEurope verilerine göre bu oran Danimarka’da yüzde 109’a ulaştı. Aynı oran Almanya’da yüzde 61, Portekiz’de yüzde 44, İrlanda’da yüzde 34, Avusturya’da yüzde 33, İspanya’da yüzde 31 ve Birleşik Krallık’ta yüzde 29 seviyesine yükseldi."
