Basen Tartışmasında Nişanı Bozdu, Tazminat Kazandı
Samsun’da nişanlısı ve ailesinin, nişan alışverişinde baseninin kontrol edilmesine öfkelenen genç kız nişanı bozdu. ’Basenin var’ denilerek eleştirilen gelin adayı, nişanlısı ve ailesi hakkında tazminat davası açtı. Mahkemenin ret kararını Yargıtay’a taşıyan genç kıza manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.

"BASENİ KONTROL ETMEK KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI"
Emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesine göre, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceğine dikkat çekti.
Manevi tazminatın, haksız bir eylemin sebep olduğu üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödence olduğu hatırlatılan Yargıtay kararında, yerel mahkeme kararının bozulduğu dile getirildi.
Kararda şu ifadelere yer verildi:
"Nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaşatması ve menfaatleri haberdar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez. Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir. Somut olayda; davacı ile davalının aileleriyle birlikte nişan öncesinde alışverişe çıktıkları, alışveriş sonrasında davalının davacının fiziksel yapısından rahatsızlık duyduğuna dair mesajlar gönderdiği, davalının nişan töreni öncesinde davacının basenlerini kontrol edilmesine izin vermemesi halinde nişanın yapılmayacağının söylediği anlaşılmaktadır. Davalının isteği üzerine bir sonraki gün kuaförde diğer davalı ile davalının kız kardeşinin davacının basenlerini kontrol ettikleri, bu olayların etkisinde kalan davacının aynı gün nişanı bozmak zorunda kaldığı ortadadır. Davalının davranışlarının davacıyı küçük düşürücü, kişilik haklarına zarar verici nitelikte bulunduğu, davacının üzüntü duymasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu kapsamda davalının davacıya yönelik eylemleri sonucu manevi tazminatın yasal koşulları oluşmuştur. Sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyecek, hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir."
Yargıtay’ın bozma kararından sonra dava dosyası geçen günlerde yeniden Samsun Adliyesi’ne gönderildi.
(Süleyman Aydın/İHA)
