Çin Halk Cumhuriyeti’nin etnik
soykırım uyguladığını söyleyen Maral, "Dünya üzerindeki en büyük vahşetlerden birisi Bosna Hersek’te Boşnaklara yapılanlar gibi şu anda Doğu Türkistan’da yaşanmaktadır.
Doğu Türkistan vatandaşları inançlarını yaşayamamakta, hukuksal hakları yok sayılmakta ve bunların en ağırı ise yaşama hakları ellerinden alınmaktadır.
Çin Halk Cumhuriyeti etnik
soykırım uygulamaktadır. Kadın, yaşlı, çocuk,
bebek demeden soykırımını gizli gizli yapıyor ve bu işkencelere, cinayetlere tanıklık edip
sosyal medya ile dünyaya duyurmaya çalışan Türk vatandaşları idam ile cezalandırılıyor. Türklerin çocuk doğurması yasak, hamile olan Türk kadınlarının bebekleri
kürtaj ile alınıp ölmeleri sağlanıyor, hali hazırda doğmuş olanlar ise
Çin devleti tarafından zorla alınıp asimile ediliyor.
Doğu Türkistan halkına akıl almaz zulüm ve işkenceleri reva gören
Çin, anne karnındaki 7-8 aylık çocukları dahi gözünü kırpmadan
kürtaj yaparak katleden Çinliler, mahalle aralarında parayla tuttukları Çinlilerin ihbarlarını gece gündüz takip ederek evlere baskın düzenliyor. Şehir merkezinde tek çocuk, kırsal alanda iki çocuk politikası gibi gizli bir
soykırım mücadelesinin arkasına gizlenen caniler, henüz dünyaya gözünü açmamış
Müslüman Türk çocuklarından bile intikam alır gibi hareket ediyor. Doğu Türkistanlılar’ın aile geleneklerini söndürmek, neslinin artmasını ve iffetli annelerin azalmasını hedefleyen
Çin,
Doğu Türkistan Uygur Türklerini tarih sahnesinden ve coğrafyadan silmeye çalışıyor.
Uygur Türkleri Çin işkencesine maruz kalıyor. Bu olaylar bir
Avrupa ülkesinde olsaydı ya da bir
Avrupalı bebek veya çocuk bunları yaşasa idi
Unicef,
Avrupa insan hakları konseyi, Birleşmiş milletler çoktan ayağa kalkmıştı. Yaşama hakkı, konu
Müslümanlar olunca devre dışı kalıyor nedense! dünya ve
Avrupa insan hakları sözleşmesi gereğince bu vahşi ülke için bir takım adımlar atabilecekken neden kör, sağır, dilsiz kalıyor. Bu vahşetin devam etmesi ve buna göz yumulması insanlığın bittiği anlamına geliyor. Gerçekleşen vahşetin durdurulması,gerekenin bir an önce yapılması için
Türkiye Cumhuriyeti Devleti başta olmak üzere,tüm Türk Devletleri ve vatandaşlarının,sivil toplum kuruluşlarının harekete geçmesi gerekmektedir" dedi.