Grafikli - Yemen'de 'Kararlılık Fırtınası' Operasyonunun Bilançosu
Yemen'in başkenti Sana'yı 21 Eylül 2014'te işgal eden ve daha sonra önemli merkezleri ele geçiren Husi Ensarullah Hareketi'nin ilerleyişini durdurmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin başlattığı hava harekatı dün gece sona erdi. "Kararlılık Fırtınası" adı verilen operasyon boyunca 2 bin 415 hava saldırısı düzenlendiği belirtilirken resmi olmayan rakamlara göre 944 kişi öldü, 3 binden fazla kişi yaralandı.
Operasyonun lider ülkesi Suudi Arabistan, üç ana hedef belirlediklerini ve 27 gün devam eden hava akınları ile askeri hedeflerine ulaştıklarını, Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik tehditleri bertaraf ettiklerini açıkladı.
Operasyonun bitmesinin ardından Husilerin işgal ettiği kentlerden çekilip çekilmeyeceği ve Aden'deki çatışmaların varacağı nokta ilerleyen günler için en büyük soru işaretini teşkil ediyor.
Riyad'da bulunan Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin başkent Sana'ya dönüp dönmeyeceği bilinmezken, geri dönüş için Husilerin atacağı adımların belirleyici olacağı düşünülüyor.
Öte yandan, görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, koalisyon güçleri, operasyonun sona erdiğinin açıklanmasından yaklaşık iki saat sonra başkentin kuzeyindeki Dala Hemdan bölgesinde bulunan El-İstikbal askeri kampını vurdu.
- Operasyona katılan ülkeler
"Kararlılık Fırtınası" her ne kadar bir ''Körfez koalisyonu'' olarak görülse de Körfez ülkesi Umman Sultanlığı dışarıda kalırken, Mısır ve Fas gibi ülkelerin hava harekatına desteği operasyona bir ''Arap koalisyonu'' görünümü kazandırıyor. Suudi Arabistan'ın emir ve komutası altındaki "Kararlılık Fırtınası" operasyonuna Mısır, Fas, Ürdün, Sudan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn iştirak etmişti.
- Koalisyon uçakları 2 bin 415 sorti yaptı
Koalisyon güçlerine bağlı jetler başta Sana olmak üzere Husilerin hakim olduğu birçok kentte hava operasyonu düzenledi.
Hedef alınan kentlerde Husilerin askeri varlığının bulunduğu bölgeler öne çıkarken, yapılan bombardımanlarda bu askeri hedeflere öncelik verildi.
Operasyonda Husilerin kontrolündeki hava savunma sistemlerinin yüzde 95 ila 98'inin ve yine Husilerin kontrolündeki silah depolarının yüzde 80'inin yok edildiği ifade ediliyor.
Özellikle Sana'da bir çok silah ve mühimmat deposu vurulurken, bu depoların bazılarında Scud füzelerinin bulunduğu aktarıldı. Vurulan hedefler arasında yer alan birçok askeri kamp ve deponun da devrik lider Ali Abdullah Salih'e bağlı taraflar ve komutanlarca yönetildiği belirtildi.
Salih'in Husi hareketine desteği bilinirken, bu desteğin 2011 yılında kendisine yönelik halk ayaklanmalarından sonra başladığı belirtiliyor. Salih, 33 yıllık rejiminin sona ermesinden başta muhalif Islah Hareketi'ni (Yemen'deki Müslüman Kardeşler) ve ona destek verdiğini öne sürdüğü Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerini sorumlu tutuyor. Yemen'de farklı kesimler, Husilerin Yemen'deki geçiş sürecine ve siyasetine müdahalesini Salih'in ''bir intikamı'' olarak yorumluyor.
- "Umuda Dönüş" operasyonunun hedefleri
Suudi Arabistan'ın resmi haber ajansı SPA'da yer alan koalisyon güçlerinin açıklamasında ise yeni başlatılacak "Umuda Dönüş" operasyonunun hedefleri şöyle sıralandı:
"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 14 Nisan'da aldığı 2216 sayılı kararı, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) girişimi ve Yemen Ulusal Diyalog Konferansı sonuçları doğrultusunda ülkede hızlı şekilde siyasi bir çalışmanın başlatılmasının yanı sıra sivilleri koruma, terörle mücadele, ülkedeki yabancıların tahliyesi ile zarar gören bölgelere insani yardımların yapılması, Husi Ensarullah hareketinin ilerleyişinin durdurulması ile devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'e bağlı gruplara silah desteğinin engellenmesi."
- Ali Abdullah Salih kimdir?
Sanhan aşireti mensubu Ali Abdullah Salih 1942'de Beytu'l-Ahmar kasabasında doğdu.
Yemen Meclisi tarafından 17 Temmuz 1978'de cumhurbaşkanı ve silahlı kuvvetlerin başkomutanı seçilerek Yemen'in en yüksek rütbeli askeri görevlisi olan Salih 1990-94 arasındaki iç savaşta Suudiler tarafından desteklenen monarşi karşısında Mısır tarafından desteklenen cumhuriyetçi hükümet için mücadele etti.
Tek aday olarak girdiği 1982 ve 1988 seçimlerini kazanan Salih 1990 yılında kuzeydeki Yemen Arap Cumhuriyeti ile komünist Güney Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin birleşmesinde öncü oldu. Ancak Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle güney kesimi, kuzeyin yönetimindeki ülkede ekonomik koşullardan dolayı ayrılık talep etti.
Güney Yemen 1994 yılında yeniden bağımsızlığını ilan etmiş ancak iki ay süren bu ayaklanma Salih rejimine bağlı ordu birlikleri tarafından bastırılmıştı.
Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak'ı destekleyen Yemen, ağır ekonomik bedel ödedi.
Suudi Arabistan, 1 milyondan fazla Yemenli işçiyi sınırdışı ederken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de ambargo uyguladı.
Yemen'in eski Cumhurbaşkanı Salih 2007'deki Washington ziyareti sırasında ABD'nin insansız hava araçlarının (İHA) Yemen içindeki El-Kaide kamplarını bombalamasına izin vererek bu ülkeyle ilişkilerini düzeltti ve ekonomik destek sağladı.
Özellikle 2001'den sonra petrol gelirlerinin azalması nedeniyle kabilelere para aktaramayan Salih'e karşı aşiret ayaklanmaları başgösterdi. Nihayet 2011'de "Arap Uyanışı" etkisindeki "11 Şubat Yemen Devrimi" Ali Abdullah Salih'in 4 Haziran 2011'de yetkilerini yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi'ye devretmesiyle sonuçlandı. Böylece Yemen'de 33 yıllık Salih rejimi yıkıldı.
- Geçiş dönemi
Salih tarafından 3 Ekim 1994'te devlet başkanı yardımcılığı görevine atanan Abdurabbu Mansur Hadi, 3 Haziran 2011'de cumhurbaşkanlığı sarayına havan topuyla düzenlenen saldırıda ağır yaralanması üzerine cumhurbaşkanı vekili sıfatıyla yönetimi devraldı.
BM ve KİK garantörlüğünde Yemen'deki geçiş sürecini yönetmesi için desteklenen Hadi, 21 Şubat 2012 tarihinde yapılan başkanlık seçimlerinde tek aday olarak 25 Şubat'ta resmen Yemen Devlet Başkanlığı görevine başladı.
Hadi, başkent Sana'nın Husi Ensarullah Hareketi'ne bağlı milisler tarafından 21 Eylül 2014'te işgal edilmesiyle başlayan süreçte, cumhurbaşkanlığı sarayının da işgal edilmesi üzerine 22 Ocak 2015 tarihinde "artık ülkeyi yönetemez hale geldiği" gerekçesiyle istifasını açıklamıştı. Ancak 21 Şubat'ta Aden'e kaçmayı başaran Hadi, ülkenin meşru cumhurbaşkanı olduğunu belirterek çeşitli taraflarla görüşmelere başlamış, kimi ülkeler de büyükelçiliklerini Aden'e taşımıştı.
Husilerin, yayılmaya devam ederek Aden kapılarına dayanması üzerine Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a giden Hadi, görevine sürgünde devam ediyor. Suudi Arabistan dışişleri bakanlığı "Kararlılık Fırtınası" operasyonunu Hadi'nin çağrısı üzerine başlattığını açıkladığı gibi, yine Hadi'nin talebi üzerine sonlandırdığını açıklamıştı.
- Husi Ensarullah Hareketi
5 İmamcı Zeydi mezhebine mensup bir kabile olan Husiler, son yıllarda İran'ın bölgedeki "yumuşak güç" politikasının bir eseri olarak "velayet-i fakih" anlayışına sahip 12 İmamcı Şiiliğe doğru hızlı bir dönüşüm geçirdi. "Velayet-i fakih" anlayışı, ülkenin seçimle gelen meclis tarafından değil, Peygamber soyundan gelen "imam"larca yönetilmesini öngörüyor.
Ensarullah Hareketi'nin lideri Abdulmelik el-Husi Sana'nın kuzeyindeki Sadaa kentinin bir köyünde 1982 yılında doğmuş ve ilk eğitimini resmi bir okulda değil de babası Hüseyin Bedreddin el-Husi'den almıştır.
Husilerin ayaklanması sırasında 2004'te Hüseyin Bedreddin el-Husi'nin hayatını kaybetmesi üzerine örgütün liderliğine geçen Abdulmelik el-Husi, hareketi İran'ın politik yörüngesine oturtmasıyla dikkati çekiyor.
- Operasyon boyunca BM'nin etkisi ve mekik diplomasisi
"Kararlılık Fırtınası" operasyonu uluslararası kamuoyunda büyük destek bulurken, ABD'nin koalisyon ülkelerine lojistik yardım ve istihbarat desteği sağlaması operasyonun itici gücü oldu.
BM'nin Yemen Özel Temsilcisi Cemal bin Ömer aracılığıyla yürüttüğü uzlaşı çabaları 2011 yılından beri defalarca sekteye uğramış ve Husilerin ülke siyasetine müdahalesi ile BM girişimi çökmüştü.
Husiler ile Hadi arasında sık sık arabuluculuk toplantıları yapan Bin Ömer operasyona engel olacak sonuçları alamayınca Yemen'den çekilmişti. Bununla birlikte BM'nin operasyon sürecindeki en etkin adımının 2216 sayılı karar olduğu belirtiliyor.
Operasyonda mekik diplomasisi uygulayan ve ''Uzlaşı çabaları'' gösteren bir diğer ülke de Türkiye oldu.
Suudi Arabistan'ın Ensarullah Hareketi'nin ilerlemesini durdurmak amacıyla 26 Mart'ta Yemen'e başlattığı ve 27 gün süren askeri operasyona destek verdiğini ilan eden Ankara'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 7 Nisan'da İran'a yaptığı ziyaretten sonra taraflar arasında arabuluculuk ve ateşkes için Tahran yönetimiyle ortak hareket etme kararı alması Yemen'de ibreyi askeri çözümden siyasi ve diplomatik çözüme kaydırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tahran ziyareti sırasında İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yaptığı ortak basın toplantısında, "Ölen de, öldüren de Müslüman. Vuruşan tarafları masaya oturtarak bu kana son verelim" demesi, uzmanlar tarafından Ortadoğu'daki dengeleri yeniden düzenleyecek bir öneri olarak değerlendirildi.
Türkiye'nin attığı adımlar çerçevesinde operasyona müdahil olma inisiyatifi alan Pakistan da diplomatik çözümden yana olmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Pakistan Başbakanı Navaz Şerif'le yaptığı telefon görüşmesinde, Yemen'deki kötüleşen durumun barışçıl yollardan çözülebilmesi için çabaların yoğunlaştırılmasında mutabık kalınmıştı.
- BMGK'nın 2216 sayılı kararı
Yemen'de Husilere karşı hava harekatını yürüten koalisyon ülkelerince hazırlanan ve Ürdün tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan tasarı, 14 ülkenin desteği ve Rusya'nın çekimser kalmasıyla 14 Nisan'da konseyden geçerek 2216 sayılı karara dönüştü.
Kararda, Husilerden ön şartsız olarak şiddeti bırakmaları, ele geçirdikleri bölgelerden çekilmeleri, el koydukları askeri malzemeleri iade etmeleri, siyasi tutukluları ve çocuk askerleri hemen salıvermeleri istendi.
Tüm taraflardan yabancı ülke vatandaşlarının, yardım görevlileri ve diplomatların tahliyesine imkan sağlanması istenen kararda, insani yardım ulaştırılması için de Yemen hükümeti ile koordineli şekilde çatışmalara ara verilmesi talep edildi.
Karar ayrıca eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in oğlu Ahmed Ali Salih ile Husi liderlerinden Abdulmalik el-Husi'ye doğrudan veya dolaylı silah temini, satışı ve transferini yasaklıyor ve bu kişilere ambargo öngörüyor.
BMGK, kararın uygulanması için 10 günlük süre tanıdı.
- Bundan sonra ne olacak?
Suudi Arabistan'ın "Kararlılık Fırtınası" operasyonun bittiğini açıklamasının ardından tarafların tümünden ''zafer'' açıklamaları geliyor. Suudi Arabistan, operasyondaki tüm hedeflerine ulaştığını belirtirken, Yemen Cumhurbaşkanı Hadi de benzer açıklamalarda bulundu.
Hadi televizyon konuşmasında, "Zafere ulaşacağımızda şüphe yok. Yakında bu krizden çıkıp Sana'ya döneceğiz ve Yemen'i bütün halkıyla yeniden inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Husi Ensarullah Hareketi'nin televizyonu El-Mesire'de de benzer açıklamalar vardı. Bazı Husi liderler, operasyonların hareketin gücünü kıramadığını belirtirken Körfez ülkelerinin tüm güçlerine rağmen ''Zaferin kendilerinde olduğu'' açıklamasında bulundu.
Yemen'de Sana, Taiz, Hudeyde, İbb ve Aden gibi kentlerdeki Husi varlığının ve çatışmaların, ilerleyen günlerde Suudi Arabistan'ın açıkladığı ikinci evre olan ''Umuda Dönüş'' operasyonuna yön vermesi bekleniyor.
Husiler Sana ve diğer kentlerden çekilir ve Hadi'nin yeniden ülkeye dönerek hükümetin işleyeceği ortam tesis edilirse "Umuda Dönüş" operasyonunun ''siyasi ve diplomatik'' çerçevede ilerlemesi bekleniyor.
Ancak Aden'deki çatışmalar ve Husilerin ''ilerleme endeksli'' politikası sona ermezse, Umuda Dönüş'ün ''askeri'' adımlarının da atılması öngörülüyor. Husiler henüz geri çekilme ya da silah bırakma yönünde bir açıklama yapmazken, ilerleyen günlerdeki gelişmelerin bundan sonraki yaşanacaklar için belirleyici olacağı ifade ediliyor.
Kaynak: AA
Operasyonun bitmesinin ardından Husilerin işgal ettiği kentlerden çekilip çekilmeyeceği ve Aden'deki çatışmaların varacağı nokta ilerleyen günler için en büyük soru işaretini teşkil ediyor.
Riyad'da bulunan Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin başkent Sana'ya dönüp dönmeyeceği bilinmezken, geri dönüş için Husilerin atacağı adımların belirleyici olacağı düşünülüyor.
Öte yandan, görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, koalisyon güçleri, operasyonun sona erdiğinin açıklanmasından yaklaşık iki saat sonra başkentin kuzeyindeki Dala Hemdan bölgesinde bulunan El-İstikbal askeri kampını vurdu.
- Operasyona katılan ülkeler
"Kararlılık Fırtınası" her ne kadar bir ''Körfez koalisyonu'' olarak görülse de Körfez ülkesi Umman Sultanlığı dışarıda kalırken, Mısır ve Fas gibi ülkelerin hava harekatına desteği operasyona bir ''Arap koalisyonu'' görünümü kazandırıyor. Suudi Arabistan'ın emir ve komutası altındaki "Kararlılık Fırtınası" operasyonuna Mısır, Fas, Ürdün, Sudan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn iştirak etmişti.
- Koalisyon uçakları 2 bin 415 sorti yaptı
Koalisyon güçlerine bağlı jetler başta Sana olmak üzere Husilerin hakim olduğu birçok kentte hava operasyonu düzenledi.
Hedef alınan kentlerde Husilerin askeri varlığının bulunduğu bölgeler öne çıkarken, yapılan bombardımanlarda bu askeri hedeflere öncelik verildi.
Operasyonda Husilerin kontrolündeki hava savunma sistemlerinin yüzde 95 ila 98'inin ve yine Husilerin kontrolündeki silah depolarının yüzde 80'inin yok edildiği ifade ediliyor.
Özellikle Sana'da bir çok silah ve mühimmat deposu vurulurken, bu depoların bazılarında Scud füzelerinin bulunduğu aktarıldı. Vurulan hedefler arasında yer alan birçok askeri kamp ve deponun da devrik lider Ali Abdullah Salih'e bağlı taraflar ve komutanlarca yönetildiği belirtildi.
Salih'in Husi hareketine desteği bilinirken, bu desteğin 2011 yılında kendisine yönelik halk ayaklanmalarından sonra başladığı belirtiliyor. Salih, 33 yıllık rejiminin sona ermesinden başta muhalif Islah Hareketi'ni (Yemen'deki Müslüman Kardeşler) ve ona destek verdiğini öne sürdüğü Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerini sorumlu tutuyor. Yemen'de farklı kesimler, Husilerin Yemen'deki geçiş sürecine ve siyasetine müdahalesini Salih'in ''bir intikamı'' olarak yorumluyor.
- "Umuda Dönüş" operasyonunun hedefleri
Suudi Arabistan'ın resmi haber ajansı SPA'da yer alan koalisyon güçlerinin açıklamasında ise yeni başlatılacak "Umuda Dönüş" operasyonunun hedefleri şöyle sıralandı:
"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 14 Nisan'da aldığı 2216 sayılı kararı, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) girişimi ve Yemen Ulusal Diyalog Konferansı sonuçları doğrultusunda ülkede hızlı şekilde siyasi bir çalışmanın başlatılmasının yanı sıra sivilleri koruma, terörle mücadele, ülkedeki yabancıların tahliyesi ile zarar gören bölgelere insani yardımların yapılması, Husi Ensarullah hareketinin ilerleyişinin durdurulması ile devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'e bağlı gruplara silah desteğinin engellenmesi."
- Ali Abdullah Salih kimdir?
Sanhan aşireti mensubu Ali Abdullah Salih 1942'de Beytu'l-Ahmar kasabasında doğdu.
Yemen Meclisi tarafından 17 Temmuz 1978'de cumhurbaşkanı ve silahlı kuvvetlerin başkomutanı seçilerek Yemen'in en yüksek rütbeli askeri görevlisi olan Salih 1990-94 arasındaki iç savaşta Suudiler tarafından desteklenen monarşi karşısında Mısır tarafından desteklenen cumhuriyetçi hükümet için mücadele etti.
Tek aday olarak girdiği 1982 ve 1988 seçimlerini kazanan Salih 1990 yılında kuzeydeki Yemen Arap Cumhuriyeti ile komünist Güney Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin birleşmesinde öncü oldu. Ancak Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle güney kesimi, kuzeyin yönetimindeki ülkede ekonomik koşullardan dolayı ayrılık talep etti.
Güney Yemen 1994 yılında yeniden bağımsızlığını ilan etmiş ancak iki ay süren bu ayaklanma Salih rejimine bağlı ordu birlikleri tarafından bastırılmıştı.
Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak'ı destekleyen Yemen, ağır ekonomik bedel ödedi.
Suudi Arabistan, 1 milyondan fazla Yemenli işçiyi sınırdışı ederken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de ambargo uyguladı.
Yemen'in eski Cumhurbaşkanı Salih 2007'deki Washington ziyareti sırasında ABD'nin insansız hava araçlarının (İHA) Yemen içindeki El-Kaide kamplarını bombalamasına izin vererek bu ülkeyle ilişkilerini düzeltti ve ekonomik destek sağladı.
Özellikle 2001'den sonra petrol gelirlerinin azalması nedeniyle kabilelere para aktaramayan Salih'e karşı aşiret ayaklanmaları başgösterdi. Nihayet 2011'de "Arap Uyanışı" etkisindeki "11 Şubat Yemen Devrimi" Ali Abdullah Salih'in 4 Haziran 2011'de yetkilerini yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi'ye devretmesiyle sonuçlandı. Böylece Yemen'de 33 yıllık Salih rejimi yıkıldı.
- Geçiş dönemi
Salih tarafından 3 Ekim 1994'te devlet başkanı yardımcılığı görevine atanan Abdurabbu Mansur Hadi, 3 Haziran 2011'de cumhurbaşkanlığı sarayına havan topuyla düzenlenen saldırıda ağır yaralanması üzerine cumhurbaşkanı vekili sıfatıyla yönetimi devraldı.
BM ve KİK garantörlüğünde Yemen'deki geçiş sürecini yönetmesi için desteklenen Hadi, 21 Şubat 2012 tarihinde yapılan başkanlık seçimlerinde tek aday olarak 25 Şubat'ta resmen Yemen Devlet Başkanlığı görevine başladı.
Hadi, başkent Sana'nın Husi Ensarullah Hareketi'ne bağlı milisler tarafından 21 Eylül 2014'te işgal edilmesiyle başlayan süreçte, cumhurbaşkanlığı sarayının da işgal edilmesi üzerine 22 Ocak 2015 tarihinde "artık ülkeyi yönetemez hale geldiği" gerekçesiyle istifasını açıklamıştı. Ancak 21 Şubat'ta Aden'e kaçmayı başaran Hadi, ülkenin meşru cumhurbaşkanı olduğunu belirterek çeşitli taraflarla görüşmelere başlamış, kimi ülkeler de büyükelçiliklerini Aden'e taşımıştı.
Husilerin, yayılmaya devam ederek Aden kapılarına dayanması üzerine Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a giden Hadi, görevine sürgünde devam ediyor. Suudi Arabistan dışişleri bakanlığı "Kararlılık Fırtınası" operasyonunu Hadi'nin çağrısı üzerine başlattığını açıkladığı gibi, yine Hadi'nin talebi üzerine sonlandırdığını açıklamıştı.
- Husi Ensarullah Hareketi
5 İmamcı Zeydi mezhebine mensup bir kabile olan Husiler, son yıllarda İran'ın bölgedeki "yumuşak güç" politikasının bir eseri olarak "velayet-i fakih" anlayışına sahip 12 İmamcı Şiiliğe doğru hızlı bir dönüşüm geçirdi. "Velayet-i fakih" anlayışı, ülkenin seçimle gelen meclis tarafından değil, Peygamber soyundan gelen "imam"larca yönetilmesini öngörüyor.
Ensarullah Hareketi'nin lideri Abdulmelik el-Husi Sana'nın kuzeyindeki Sadaa kentinin bir köyünde 1982 yılında doğmuş ve ilk eğitimini resmi bir okulda değil de babası Hüseyin Bedreddin el-Husi'den almıştır.
Husilerin ayaklanması sırasında 2004'te Hüseyin Bedreddin el-Husi'nin hayatını kaybetmesi üzerine örgütün liderliğine geçen Abdulmelik el-Husi, hareketi İran'ın politik yörüngesine oturtmasıyla dikkati çekiyor.
- Operasyon boyunca BM'nin etkisi ve mekik diplomasisi
"Kararlılık Fırtınası" operasyonu uluslararası kamuoyunda büyük destek bulurken, ABD'nin koalisyon ülkelerine lojistik yardım ve istihbarat desteği sağlaması operasyonun itici gücü oldu.
BM'nin Yemen Özel Temsilcisi Cemal bin Ömer aracılığıyla yürüttüğü uzlaşı çabaları 2011 yılından beri defalarca sekteye uğramış ve Husilerin ülke siyasetine müdahalesi ile BM girişimi çökmüştü.
Husiler ile Hadi arasında sık sık arabuluculuk toplantıları yapan Bin Ömer operasyona engel olacak sonuçları alamayınca Yemen'den çekilmişti. Bununla birlikte BM'nin operasyon sürecindeki en etkin adımının 2216 sayılı karar olduğu belirtiliyor.
Operasyonda mekik diplomasisi uygulayan ve ''Uzlaşı çabaları'' gösteren bir diğer ülke de Türkiye oldu.
Suudi Arabistan'ın Ensarullah Hareketi'nin ilerlemesini durdurmak amacıyla 26 Mart'ta Yemen'e başlattığı ve 27 gün süren askeri operasyona destek verdiğini ilan eden Ankara'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 7 Nisan'da İran'a yaptığı ziyaretten sonra taraflar arasında arabuluculuk ve ateşkes için Tahran yönetimiyle ortak hareket etme kararı alması Yemen'de ibreyi askeri çözümden siyasi ve diplomatik çözüme kaydırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tahran ziyareti sırasında İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yaptığı ortak basın toplantısında, "Ölen de, öldüren de Müslüman. Vuruşan tarafları masaya oturtarak bu kana son verelim" demesi, uzmanlar tarafından Ortadoğu'daki dengeleri yeniden düzenleyecek bir öneri olarak değerlendirildi.
Türkiye'nin attığı adımlar çerçevesinde operasyona müdahil olma inisiyatifi alan Pakistan da diplomatik çözümden yana olmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Pakistan Başbakanı Navaz Şerif'le yaptığı telefon görüşmesinde, Yemen'deki kötüleşen durumun barışçıl yollardan çözülebilmesi için çabaların yoğunlaştırılmasında mutabık kalınmıştı.
- BMGK'nın 2216 sayılı kararı
Yemen'de Husilere karşı hava harekatını yürüten koalisyon ülkelerince hazırlanan ve Ürdün tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan tasarı, 14 ülkenin desteği ve Rusya'nın çekimser kalmasıyla 14 Nisan'da konseyden geçerek 2216 sayılı karara dönüştü.
Kararda, Husilerden ön şartsız olarak şiddeti bırakmaları, ele geçirdikleri bölgelerden çekilmeleri, el koydukları askeri malzemeleri iade etmeleri, siyasi tutukluları ve çocuk askerleri hemen salıvermeleri istendi.
Tüm taraflardan yabancı ülke vatandaşlarının, yardım görevlileri ve diplomatların tahliyesine imkan sağlanması istenen kararda, insani yardım ulaştırılması için de Yemen hükümeti ile koordineli şekilde çatışmalara ara verilmesi talep edildi.
Karar ayrıca eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in oğlu Ahmed Ali Salih ile Husi liderlerinden Abdulmalik el-Husi'ye doğrudan veya dolaylı silah temini, satışı ve transferini yasaklıyor ve bu kişilere ambargo öngörüyor.
BMGK, kararın uygulanması için 10 günlük süre tanıdı.
- Bundan sonra ne olacak?
Suudi Arabistan'ın "Kararlılık Fırtınası" operasyonun bittiğini açıklamasının ardından tarafların tümünden ''zafer'' açıklamaları geliyor. Suudi Arabistan, operasyondaki tüm hedeflerine ulaştığını belirtirken, Yemen Cumhurbaşkanı Hadi de benzer açıklamalarda bulundu.
Hadi televizyon konuşmasında, "Zafere ulaşacağımızda şüphe yok. Yakında bu krizden çıkıp Sana'ya döneceğiz ve Yemen'i bütün halkıyla yeniden inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Husi Ensarullah Hareketi'nin televizyonu El-Mesire'de de benzer açıklamalar vardı. Bazı Husi liderler, operasyonların hareketin gücünü kıramadığını belirtirken Körfez ülkelerinin tüm güçlerine rağmen ''Zaferin kendilerinde olduğu'' açıklamasında bulundu.
Yemen'de Sana, Taiz, Hudeyde, İbb ve Aden gibi kentlerdeki Husi varlığının ve çatışmaların, ilerleyen günlerde Suudi Arabistan'ın açıkladığı ikinci evre olan ''Umuda Dönüş'' operasyonuna yön vermesi bekleniyor.
Husiler Sana ve diğer kentlerden çekilir ve Hadi'nin yeniden ülkeye dönerek hükümetin işleyeceği ortam tesis edilirse "Umuda Dönüş" operasyonunun ''siyasi ve diplomatik'' çerçevede ilerlemesi bekleniyor.
Ancak Aden'deki çatışmalar ve Husilerin ''ilerleme endeksli'' politikası sona ermezse, Umuda Dönüş'ün ''askeri'' adımlarının da atılması öngörülüyor. Husiler henüz geri çekilme ya da silah bırakma yönünde bir açıklama yapmazken, ilerleyen günlerdeki gelişmelerin bundan sonraki yaşanacaklar için belirleyici olacağı ifade ediliyor.
