Türkiye Kamu-sen Nevşehir Temsilcisi Çetin Açıklaması
Türkiye Kamu-Sen Nevşehir İl Temsilcisi Turgay Çetin, hükümet tarafından memurların iş güvencelerinin ellerinden alınmak istendiğini söyledi.
Çetin yaptığı açıklamada, son yıllarda Türkiye’de kamu çalışanlarının hükümete yakın bir sendikaya üye olmaları konusunda zorlandıklarını belirterek kamu görevlilerinin birçoğunun olan bitenin farkında olmadan en büyük kazanımları olan iş güvencelerinin ellerinden alınma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını kaydetti.
Demokratik tepkisini dahi vermekten imtina edenlerin, haklarını savunmaktan aciz bir görüntü içerisinde olanların kazanılmış tüm haklarını kaybettikleri gibi geleceklerini de kaybedebileceklerini söyleyen Çetin: “Bakın Türkiye’de kamu çalışanlarına yönelik ekonomik ve sosyal birçok yaptırım uygulanıyor. Kamu çalışanı adı ortadan kaldırılmak isteniyor ama maalesef bunun farkında olmayan yüz binlerce kamu görevlisi var. Kimin değirmenine su taşıdığını bilmeyen, bindiği dalı kesen, devlet memurlarının iş güvencesi ellerinden alınmak istenirken, iktidarın yandaşlığını yapmaktan başka hiçbir özelliği olmayan sarı sendikalara öbek öbek destek verenler var. Sayın Başbakan, ‘Kamu çalışanlarının iş güvencesi Türkiye’nin sıçrama yapmasına engel oluyor’ diyor. Kamu çalışanlarının iş güvencesi Türkiye’nin sıçrama yapmasına nasıl engel oluyor ben bunu anlamakta zorlanıyorum. Devlet demek kamu çalışanları demektir. Hakkari’de Van’ın köylerinde kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde devlet adına öğretmenlerimiz, imamlarımız, ebelerimiz, hemşirelerimiz vardır” dedi.
Türkiye’de memur sayısının fazla olduğunun ileri sürülerek kamuoyunun aldatıldığını belirten Çetin, oysa ki Türkiye’de AB ortalamasının yarısı kadar olduğunu ve AB seviyesinde hizmet oluşturabilmek için Türkiye’de üç milyon memura daha ihtiyaç olduğunu söyledi.
Kamu görevlilerinin adını tarihe gömmek ve iş güvencelerini ellerinden alınmak istendiğini ileri süren Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye Hukuk devleti ilkelerinden hızla uzaklaşıyor, Türkiye’de yargı kararları idare karşısında tamamen işlevsiz hale getirilmek isteniyor. Bu bir şekilde ifade edilir, bunun adı diktatörlüktür, otokratik yönetim şeklidir. Hazırlanan kanuna göre, bir memur haksız yere işten atıldı diyelim, gitti dava açtı ve kazandı. Yargı kararı gereği idare 30 gün içinde bu kararı uygulamalı ve işten attığı o kişiyi yeniden işine iade etmek zorunda ama iktidar şöyle bir düzenleme yapıyor, ‘Yargı kararı memur lehinde dahi olsa bile bu kararı 30 gün içinde uygulamam 2 yıl içinde uygularım’ diyor. Senin yaptığın yanlış mahkeme tarafından tescil edilmiş, sen neyin iki yılını bekleyeceksin? Bu kanunla idarenin mutlak hakimiyeti söz konusudur. Türkiye Hukuk devleti ilkelerinden hızla uzaklaşıyor, Türkiye’de yargı kararları idare karşısında tamamen işlevsiz hale getirilmek isteniyor. Bu bir şekilde ifade edilir, bunun adı diktatörlüktür, otokratik yönetim şeklidir. 17 Aralık operasyonundan sonra görevden alınan emniyet ve yargı mensupları görevlerine yeniden dönüyorlarmış diye böyle bir düzenleme yapıyorlar. Sen haksızlık yaparsan elbette dönecekler. Yani kısaca diyorlar ki, ben istediğim kişiyi görevden alayım istediğim yere süreyim, bu kişi yargıya gidip kazansa dahi iki yıl sonra uygulayayım. Yani yargının ya da haklının değil sadece benim borum ötsün diyorsunuz. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Türkiye bu uygulamalarıyla aklı başında olan insanların gözünde itibar kaybediyor. Gelişmiş ülkeler nezdinde de ayıplı bir ülke konumuna düşüyoruz. Hukuku tanımayan, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmak isteyen bir ülke konumundayız. Bunların sonrasında dönüp Avrupa Birliğine kızıyorlar, AB’ye girme aşkı yıllardır sizde var, bizim hiç böyle bir derdimiz de olmadı. AB yetkilileri diyor ki, yargı bağımsızlığına saygılı ol, yargı, emniyet ve kamu çalışanlarını ayırma, insan haklarından mahrum bırakma diyor. Şimdi siz ileri demokrasi derken kamu çalışanlarının anasından emdiği sütü burnundan getirmek, Hukuk’un ilkelerini, yargı bağımsızlığını hiçe saymayı mı kastediyorsunuz? Yazıklar olsun böyle ileri demokrasi anlayışına.”
