Ak Parti 21'inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülkede on yıllar boyunca, ortak değerlerimize dini değerlerimize, manevi değerlerimize yöneltilmiş baskıları kaldırırken, hiç kimsenin hayat tarzına kastetmiyor, tam tersine hayat tarzları kısıtlanmış vatandaşlarımızı rahatlatıyoruz. Türkiye'de yaşanan tam anlamıyla bir normalleşmedir" dedi.
Erdoğan, AK Parti 21. İstişare ve Değerlendirme Toplantısında yaptığı konuşmada, 11 yıldır attıkları her adımın, Türkiye'yi normalleştirme adımları olduğunu söyledi.
"Biz bir yandan imtiyazları ortadan kaldırırken, diğer yandan yandan on yıllardır horlanmış, ötekileştirilmiş kesimleri, bu ülkenin eşit vatandaşları haline getirmenin mücadelesini veriyoruz" diyen Başbakan Erdoğan, "Bundan dolayı hiç kimse üzülmesin, rahatsız olmasın, kimse hüzünlenmesin, hiç kimse kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş hissetmesin. Bu ülkede on yıllar boyunca belli kesimlere, belli inanç gruplarına, belli etnik kökenlere uygulanan ret, inkar ve asimilasyon politikalarını kaldırırken, hiç kimsenin haklarını sınırlandırmıyor, tam tersine gecikmiş hakları teslim ediyoruz" ifadesini kullandı.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu ülkede on yıllar boyunca, ortak değerlerimize dini değerlerimize, manevi değerlerimize yöneltilmiş baskıları kaldırırken, hiç kimsenin hayat tarzına kastetmiyor, tam tersine hayat tarzları kısıtlanmış vatandaşlarımızı rahatlatıyoruz. Türkiye'de yaşanan tam anlamıyla bir normalleşmedir. Normal olan dillerin yasaklanması değil, yaşayan her dilin özgürce konuşulmasıdır. Normal olan inançların gizlenmesi değil, özgürce yaşanmasıdır. Normal olan inançların gereğini yapmanın kısıtlanması değil, bunların önünün olabildiğince açılmasıdır. Başörtülü kızların üniversiteye girebilmesi değil, üniversite kapısından çevrilmesi anormaldir. Başörtülü bayanların TBMM'ye girmesi değil, bugüne kadar girememiş olması garabettir. Ne oldu? Bir şey oldu mu? İşte bakın normalleşti. Şimdi sevgi taçlandı, dayanışma taçlandı. Çok daha farklı bir zemine oturdu. Bu ülkede benim başı açık, başı kapalı kardeşlerimin arasında bir sıkıntı yok ki. Sıkıntı ne yazık ki karar vericilerin. Bu zaman oldu yasamada, yürütmede, yargıda hepsinde sıkıntı buralarda yaşandı. Yoksa halkın böyle bir sıkıntısı yoktu. Şimdi halk da rahatladı. İşte kamuoyu araştırmalarına bakıyorsunuz, yüzde 72-73,74 değişik şeylerde buralardan netice geliyor. Normalleşme."
Üniversitelerde, ortakokul ve liselerde farklı dil ve lehçelerin, Hazreti Peygamberin hayatının, Kur'an-ı Kerim'in seçmeli ders olarak okutulmasının, üniversitelerde farklı dil ve lehçelerde kürsülerin, enstitülerin açılması ve özel okulların kurulacak olmasının da garabet olmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, bunların bugüne kadar yapılmamasının eksiklik olduğunu bildirdi.
Başbakan Erdoğan, "Bugüne kadar yaptığımız hiç bir reform, birilerine imtiyaz sağlamak için yapılmamış, tam tersine eşitliği, normalliği tesis etmek için yapılmıştır. Başı örtülü kadınlarımız gibi başı açık kadınlarımızın da bu tercihleri bizim teminatımız altındadır" dedi.
-"Bu ülkeyi CHP değil, millet kurmuştur"-
Yaptıkları her şeyi adalet için, Türkiye'de normalleşmeyi sağlamak için yaptıklarını yineleyen Başbakan Erdoğan, "Şunu herkesin bilmeni istiyorum; bu ülkeyi, bu cumhuriyeti, CHP değil, millet kurmuştur, millet. Bunu iyi bilmemiz lazım. Bu ülkeye demokrasiyi CHP getirmemiş, CHP'nin direnişine rağmen, CHP'ye rağmen millet demokrasiyi getirmiştir bunu da iyi bilmemiz lazım" değerlendirmesini yaptı.
"Demokrasilerde bir siyasi partinin kalkıpta il başkanı o ilin valisi olur mu?" diye soran Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Ama biz bunları gördük, Türkiye'de bunların hepsi oldu. Şimdi bunlar çıkıp 'biz demokratız' diyorlar. 'Demokrasinin en sadık bekçisi biziz' diyorlar. İşte tarih bunları açık net bizim önümüzde gösteriyor. Neyin normal, neyin anormal olduğuna karar verecek olan CHP, ya da onun bazı kibirli milletvekilleri değil, 76 milyonun tamamıdır. O günler artık geride kalmıştır. Tek parti dönemi de tek parti zihniyeti de kendisini cumhuriyetin yegane sahibi görme hastalığı da artık geride kalmıştır. Herkesin ortak değerleri olan cumhuriyet üzerinden, bayrak üzerinden bir ayrışmaya, bir kutuplaşmaya gidilmesine bizim gönlümüz razı olmaz. İzmir'deki cumhuriyet coşkusuda bizim coşkumuzdur, İstanbul'daki Marmaray coşkusu da bizim coşkumuzdur. Ne cumhuriyet birilerinin tapulu malıdır, ne de Marmaray birilerinin tapulu malıdır. Milletin tümünündür. Cumhuriyet, demokrasi, ekkonomide elde ettiğimiz her başarı bizim ortak gururumuzdur. Biz emanetçiyiz, hizmetkarız. Biz görevimizi yapıyoruz. Bugün varız yarın yokuz. Eğer biz bunu başarılı bir şekilde yapıyorda milletimiz 'Allah bu iktidardan razı olsun' diyorsa ha en büyük zenginlik budur. Ama yok tam aksi olursa o zamanda millet sizi tarih boyunca lanetle anar. Birlerini andığı gibi. Bunu da çok iyi bilmemiz lazım."
-"Türkiye'yi farklı konuşacaksınız
Marmaray, hızlı tren ve yapımı devam eden şehir hastanelerine değinen Başbakan Erdoğan, "İnşallah 3 sene sonra, 14 vilayetimizdeki, bunların sayıları artacak, şu şehir hastanelerimiz bittiği zaman Türkiye'yi farklı konuşacaksınız, halkımız da çok farklı konuşacak" dedi.
Vatandaşların bu hastanelerdeki ilgiyi ve alakayı gördükleri zaman "Biz nasıl bir dünyada yaşıyoruz" diyeceklerini belirten Başbakan Erdoğan, Yatırım Destek Ajansı Toplantısı yaptıklarını, orada Dünya Bankası Başkanının "Sağlıkta dünyaya, Türkiye'yi örnek gösteriyoruz" dediğini hatırlattı.
Dünyanın ileri gelen gazetelerinin de Türkiye'deki sağlık reformları ile ilgili kendileri ile görüşme talepleri olduğunu bildiren Erdoğan, "Çünkü geliyorlar, geziyorlar, görüyorlar. Nitekim yine başka yatırımcı bir firmanın CEO'su o da İstanbul'da hastaneleri gezmiş, o da aynı şeyi söylüyor, 'Sağlıkta biz Türkiye'yi örnek alınacak bir ülke olarak gördük.' İnşallah eğitimdeki eksikliklerimizi de süratle giderdiğimiz anda Türkiye gençliği ile çok ciddi bir sıçramayı yaşayacak ve adeta bir merkez haline gelecektir" diye konuştu.
Eğitim alanındaki bu adımları Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün bir dayanışma içerisinde yürüteceğini anlatan Erdoğan, fiziki mekanların her geçen güzelleştiğini ancak öğrenci başına düşen akademisyen sayısının da artırılması gerektiğini vurguladı.
Dünya örnekleri gözönüne alındığında bitirilen fiziki mekanların gayet güzel olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ama yeterli değil. Burada dediğim gibi hocalar noktası çok çok önemli, inşallah bu açığımızı da gerek Milli Eğitim, gerek YÖK yoğun bir şekilde çalışarak, bunu da inşallah telafi edeceğiz" dedi.
-Yeni Türkiye-
"İstanbul'da ikinci tüp geçit, üçüncü köprü, havalimanları, tüm bunlar cumhuriyetin kazanımlarıyla beraber bizim ortak gururumuzdur" değerlendirmesini yapan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bayrak hiç bir zümrenin değil, 76 milyonun bayrağıdır, şehitlerimiz, hiç bir siyasi partinin değil, 76 milyonun şehitleridir. Cumhuriyet, hiç bir siyasi partinin değil, 76 milyonun cumhuriyetidir. Yeni Türkiye'de bayrak, şehitlerimiz, cumhuriyetimiz, ortak değerlerimiz. Özellikle de demokrasi ve insan hakları üzerinden bir kutuplaşmayı kabul etmiyoruz. Böyle bir kutuplaşmaya da asla bir zemin hazırlamıyoruz. Yeni Türkiye, Meclis'in açıldığı günkü Türkiye'dir. Bunu böyle görmemiz lazım. Yeni Türkiye, 76 milyonu bir, beraber, eşit gören bir Türkiye'dir. Yeni Türkiye imtiyazları ortadan kaldırmış, geleceğe umutla, güvenle bakan ortak hedeflere yürüyen bir Türkiye'dir. Tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi bugünün ve geleceğin Türkiye'sinde de ayrımcılığa inanıyorum ki yer bulunmayacak. Tıpkı ilk Mecliste olduğu gibi bugünün ve geleceğin Türkiye'sinde de aşağılama, horlama, red, inkar ve asimilasyon olmayacak. Yeni Türkiye'de inşallah, yeni acılar olmayacak. Yeni Türkiye'de geçmişin ağırlıkları, geçmişin prangaları, zincirleri olmayacak. Yeni Türkiye'de paryalar olmayacak, garipler olmayacak. Kendisine misafir gibi bakan veya kendisini misafir gibi hisseden, kendisini yabancı gibi hisseden, kendisine uzaydan gelmiş gibi muamele edilen kesimler olmayacak. 23 Nisan 1920'de nasılki hepimiz bu vatanın sahibiysek, bugün de yarın da kendimizi bu vatanın eşit sahip ve sahibeleri olarak hissedecek ve geleceği de böyle inşa edeceğiz. Buradan Yeni Türkiye'yi özüyle, ruhuyla, tarihiyle ve ecdadıyla yeniden kucaklaşan bu ülkemizi Türkiye'yi gönülden selamlıyor, Türkiye'nin ufku her daim açık olsun diyorum."
