Hak Par Diyarbakır İl Örgütü 5. Olağan Kongresi Yapıldı
Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak Par) Diyarbakır İl Örgütü 5. Olağan Kongresi, Hak Par Genel Başkanı Bayram Bozyel, Kürt siyasetçi yazar Kemal Burkay ve delegelerin katılımıyla gerçekleşti.

Divan yönetiminin seçilmesinin ardından 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşu sonrası Hak Par Genel Başkanı Bayram Bozyel açıklamalarda bulundu. Bozyel, kongrenin, partilerine halka ve demokrasi güçlerine hayırlı uğurlu olmasını diledi. Hak Par'ın, taleplerin dibe vurduğu birdönemde, Kürt hareketine doğru perspektifler sunduğunu belirten Bozyel, Kürt halkının belirli aralıklarla olsa bile kesintisiz bir biçimde kendi onuru ve özgürlüğü için mücadele ettiğini kaydetti.
Bozyel, iç ve dış koşulların etkisi ve katkısıyla halkımızın Türkiye'de sürdürdüğü özgürlük mücadelesi sistemi işlemez hale getirdiğini aktararak, "Kürt halkına karşı işlenen inkar politikaları, kölelik zinciri artık iş görmez hale gelmiştir. Bugün Kürt sorunu tartışılıyor, haklı talepleri kabul görüyor, Kürtsorununa ilişkin tabular tek tek yıkılıyor. Bu son derece önemlidir. En önemlisi de bu halkımızın kararlı mücadelesinin sonucudur. Ancak gelinen bu olumlu noktaya rağmen, Kürt sorunu bütün yakıcılığıyla orta yerde duruyor. Sabah akşam hayatın bütün aşamalarında Kürt halkına karşı asimilasyon politikaları devam ediyor. Halen Kürtler anadilde eğitim olanaklarına kavuşmuş değiller. Kürtler kendilerini özgürce ifade edemiyor, siyasal sürece katılamıyor, kendi kimlikleriyle parti kuramıyorlar. Halen Kürtleranayasal düzeyde yok hükmündedir. Kürtler şehirleriyle, dağlarıyla, isimleriyle, mezar taşlarımız bile bu sistem tarafından yok sayılıyor, yok hükmündedir. Kat ettiğimiz bütün bu olumlu gelişmelere rağmen daha gidilecek uzun bir yol var. Gelinen aşamada, mevcut durumuyla sistemin devam edemeyeceği ortadadır" dedi.
"SİLAHLAR SON BULMALIDIR"Son dönemlerde hükümet çerçevesinin muhataplık gündemi adı altında bir duruş sergilendiğini dile getiren Bozyel, şunları söyledi:"Sanki hükümet bu sorunu çözmeye hazırmış, elinde bir yol haritası varmış, tek sorun bir muhatap eksikliğiymiş gibi bir durum yansıtıyor. Bu sorunu zamana yaymaktır. Bu anlayışla çözüm önündeki umutlar giderek tükenmektedir. Bu hükümet bu sorunu çözmek istiyorsa, muhatap arayışından önce soruna nasıl baktığını, çözüm için neler önerdiğini kamuoyuna paylaşmalı, bizden de talepte bulunmalıdır. Böyle bir tutum karşısında Hak Par bütün birikimiyle buna katkı sunmaya hazırdır. Kürt halkının kimliği buanayasada yer almalıdır. Kürt halkının kimliğini kabul etmeyen bir anayasada başka halklar, başka beklentiler beklemek safça bir yaklaşım olur. Silahlar sadece legal demokratik alanı bloke etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu sorunu şiddet ve terör olarak yansıtmak isteyen devlete de önemli olanaklar sunuyor. Silahlar son bulmalıdır. Kürtler bakımından legal demokratik yöntemlerle bütün sıkıntılara rağmen yol almak mümkündür. Barışçıl demokratik yönetmelerle, meşruiyet temelinde alanlara dökülmek, enerjisinihayata geçirmek, Kürt halkının kazanamayacağı hiçbir şey yoktur."
"KÜRT SORUNU KÜRT HALKININ ÖZGÜRLEŞMESİYLE SONUÇLANACAK"
Daha sonra konuşan Kürt siyasetçi yazar ve Hak Par üyesi Kemal Burkay ise 12 Eylül öncesi ile bugünkü arasında önemli bir değişiklik bulunduğunu söyledi.
Kendilerinin o dönemde illegal örgütlenme zorunda kaldıklarını belirten Burkay, "Hatta sistem bir bölümümüzü Türkiye'nin sol güçlerini, Kürt halkının güçlerinin bir bölümünü silahlı mücadeleye itti. Baskı ve şiddet kendi karşıtını yarattı. Eğer sistem bu kadar zalim olmasaydı, daha on yıllar öncesinde Kürt halkının meşru haklarını tanısaydı,taleplerimizi demokratik biçimde dile getirmemize imkan tanısaydı, ihtimal ki o kadar acılar yaşanmayacaktı. Yüzyılın başından beri yüz binlerce insan hayatımızı kaybetmeyecekti, ülkemiz alt üst olmayacaktı, bu kadar büyük bedeller vermeyecekti. Bu yalnız Kürt halkına değil Türkiye'ye de büyük zararlar verdi. Türk halkına da büyük bir bedele mal oldu. Şimdi geldiğimiz nokta pek çok insan bunu anlıyorlar. Ama bir bütün olarak halen siyaset gerekli dönüşümü yapabilecek mi, henüz o net değil. Elbet zamaniçerisinde iyimserim. Kürt sorunu mutlaka Kürt halkının haklı taleplerinin elde etmesiyle sonuçlanacak, Kürt halkının özgürleşmesiyle sonuçlanacak. Ama bu daha ne kadar sürecek? Son yıllarda hükümet adamları da artık bir Kürt sorunu var dediler. Bu sorun şiddet yöntemleriyle çözülmez dediler. Bu olumlu bir gelişme. Ama ne yazık ki devam etmedi bu açılım. O konuda hükümeti teşvik ettik. Bu konuda fazla iyimser değilim. Çünkü Türkiye'nin durumunu biliyorum. Halen statükonun ne kadar güçlü olduğunu, halenKürt sorununun çözümüne karşı olan şoven güçlerin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum. Hükümete karşı çıkıyorlar, Habur olayında bu ortaya çıktı. Hükümet de kararlı davranmadı, ısrar etmedi. Hükümet bu açılım sürecini başlattığı zaman, net açık, Kürt sorununun çözümü için bir net projesi yoktu. Görünen o ki halen de yok. Tarihsel gelişmeler artık bu değişimi Türkiye'nin önüne koymuştur. Artık Türkiye cesaretle, ciddi adımlar atarak, çözmek zorundadır" diye konuştu.
"ANAYASADA KÜRT SORUNUNA FEDERATİF OLARAK YER VERİLSİN, ÖYLE OLMALI"
Kürtlerin küçük bir göçmen grup olmadığını vurgulayan Burkay, şöyle konuştu: "Kürtler küçük bir azınlık değil. Nüfusu birçok devlet kuran halktan daha fazladır. Böylesine bir sorun ancak eşitlik temelinde çözülür. Ben Irak'ı bu bakımdan misal veriyorum. Kürdistan Federal Yönetimi'ni örnek veriyorum. Belçika'ya, Kanada'ya, Rusya Federasyonu'na ABD'yi örnek vermeye gerek yok. Ama yanı başımızda zaman zaman belki küçümsediğimiz, Irak'ı örnek alabiliriz. Anayasada Kürt sorunu federatif olarak yer verilsin, öyle olmalı. Ama siyasi partiler bunu başarabilecek mi? Ciddi kuşkularım var.Bu konuda üç adım at'ım olur. Silahlar sadece legal demokratik alanı bloke etmekle kalmıılırsa, bu olabilir. Kürt kimliğini anayasada belirlemek ya da tüm kimliklere eşit bir vatandaşlık tanımı yapmak. İkincisi anadilde eğitimin önünün açılması. Kürtçe başta olmak üzere, Türkçe'nin dışındaki diğer canlı dillere anadilde eğitimi mümkün kılması. Üçüncüsü Türkiye'nin yönetim anlayışının değiştirilmesi lazım. Üniter devlet anlayışının terk edilmesi gerekiyor. Türkiye çok renkli bir ülke olduğu için, Adem imerkeziyetçilik bir yönetimle yönetilirse gerçeği yakalamış olur. Kürt hareketi sağlıklı bir birlikten yoksun. Doğru ya da yanlış, ama gelinen aşamada artık silahların her iki taraftan da verebileceği bir sonuç yok. Türk devleti, sistem, rejim baskıyla, şiddetle Kürt halkını yok edebildi, ne de yok edebildi, ne de sindirebilir, susturabilir. Buna karşılık Kürt cenahında da silahlı mücadele ile sonuç alamayacakları anlaşıldı. Silahların karşılıklı susması lazım. Yeni yöntemlerle siyasete şans tanınmalıdır.Kürt siyaseti, Kürt politikası normalleşecek. Yeni dönemdeki dünya, bölgenin değiştiği bir dönemde mücadeleyi legal, demokratik, barışçıl yöntemlerle sürdürmek gerekiyor. Silahların susması ve siyasete şans tanınması gerekiyor."
Konuşmaların ardından maliye bütçeleri okundu. Yapılan oylamanın sonunda kongreye tek liste halinde giren Vasıf Kahraman Hak Par Diyarbakır İl Başkanlığı'na seçildi .
